|
| |
|
| |
Ana Sayfa |
| |
| |
Makaleler |
| |
| |
Konu Anlatımları |
| |
| |
Nazar-ı Edebiyye |
| |
| |
Bizden |
| |
|
|
|
|
|
|
Şu an sitede 13 ziyaretçi bulunuyor.
|
|
|
|
|
|
|
| Salih Taş : " Saat sabahın yedisi… Güneş bulutların arasında “ben geldim” kelimelerini seslendirerek, yeni bir güne umutlarımın uyuşukluklarını atarcasına giriyor. Kar güneşe nispet gülümsüyor, gülmeyi unutmuş nice gölgeye. Şubat’ın keskin soğuğunu tıpkı bir anne gibi, alıyor koynuna milyonlarca kar tanesi."
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ANI- İNTİBAH
“Çık da bir seyret baharın cuş-ı renga-rengini Nefh-i Sur’un dinle mevca-mevc ahengini! Bir yeşil kan, bir yeşil can yağdırıp kudret yere; Yemyeşil olmuş feza; gömgök kesilmiş dağ, dere. En kısır toprak doğurmuş, emzirir bir çok nebat; Fışkırır bir damlacık ottan tutup sıksan , hayat!
|
|
|
|
|
|
|
| “bir çiçek bulutunda saksılar” |
|
İstanbul’un bir dönemini yaşamışlar, leylâk kolonyası süren yaşlı hanımları unutamazlar. Bahçede, mevsimi gelince açan yasemini de. O bahçelerde mutlaka bir leylâk ağaççığı olurdu, bazen manolya; tarhlarda güller, ortancalar, anasına babasına pay verenler, bazan hercai menekşeler. Bahçeler böylesine bitmemişti ve çocuklar çiçekleri yaşayarak büyüyordu.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Tevfik Fikret, kayınpederinin Rumelihisarı'ndaki yalısında bir sabah uyandığında penceresinin önüne âdeta kalın, beyaz bir duvarın örülmüş olduğunu gördü.
İstanbul gecenin karanlığından sıyrılmış, fakat beyaz bir karanlığa gömülmüştü.
|
|
|
|
|
|
|
| Dilde Sadeleştirme ve Yahya Kemal |
|
Hilmi Yavuz'un bir yazısını hatırlıyorum. Uzun yıllar önce, belleğim yanıltmıyorsa, Milliyet Sanat Dergisi'nde yayımlanmıştı. Yaman bir ironi eşlik ediyordu bu yazıya. Çünkü Hilmi Yavuz, Halid Ziya Uşaklıgil'in bir öyküsünden bir paragraf alıntılıyor; sadeleştirile sadeleştirile bu paragrafın nasıl tanınmaz bir dil edindiğini gözler önüne seriyordu.
|
|
|
|
|
|
|
|
| Hatıratımı tahrire mezun değilim efendiler, çünkü... |
|
| Aziz Türkiyamız’ın nâdir kültür adamlarından Ahmet Hamdi Tanpınar bey merhûmun hâtıratı neşrolunca, saik-i merak ile tedârik ediben bir mikdar tedkik buyurdum. Esasen buna hâtırat denmez; adamcağız, kendince bir akıl defteri tutmuş ve hissiyâtını da diline geldiği gibi çiziktirmiş.
|
|
|
|
|
|
|
| ‘Yu-Tub’a, ‘Si-Di’ye, Seyfullah Bey Evladıma ve ‘Hebenneka'... |
|
Canımdan muazzez kaarilerim, Rabb’ime binlerce hamd ü senalar olsun tekrardan mülaki olduk. Nasılsınız, eyi misiniz? Ben fakiyri sorup sual edecek olursanız, şükürler olsun, çok eyiyim. Tabii, umumiyetle evimdeyim. Kombim çıtır çıtır yanayor, pencereden puslu bir Üsküdar görünmektedir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| Fatih Uzuner : "Uzun bir kışın ardından ilkbaharın sersemletici kokusu ve delirtici etkisi başladı nihayet.Ben ve bir kaç kişi daha yürüyoruz.Aramızdan bazıları kanatlarını kullanmamaya karar verdi.Bu belki daha önce hiç deneyimlemedikleri bir acıyı deneyimleyecekleri anlamına geliyor.Ama sorun değil.Ayaklarımız ve vücudumuz çıplak."
|
|
|
|
|
|
|
|
Cihad Kaya : "İnandığın gibi yaşa! Asla vazgeçme,sonuna kadar savaş,hakedene hakettiğinden fazlasını verme ve sen hakettiğinden fazlasını isteme.Senin olanın peşine düş bırakma.Ağlama ve sakın ağlatma.Geride bıraktıklarını,pişmanlıklarını sakın düşünme.Başkalarını değil daima kendini yargıla.Neyi nerede nasıl yapacağını iyi düşün.Sakın korkma unutmaki : ' diz üstünde yaşamaktansa,ayakta ölmek daha gurur vericidir."
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Zekeriya Maral : " Seccadem... Sevdalı gönlünü, tertemiz endamınIa açarken ve tevazu kanatlarını sererken sereserpe, benide bas bağrına, beraber kurban olalım Sevgilinin uğruna...Yaradan'la buluşma anlarımda, buseler konduruyorsun anlıma. Şairin dediği gibi; "öp beni anlımdan, öp beni seccadem..." Dudakların dokunsun kalbime, Ellerim değsin avuçlarına, benim vefalı yârim seccadem...
"
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
| |
Türk Dili ve Edebiyatı Sitesi ve Meşveret Divânı
{forum} edebiyat, divan
şiiri dersleri,metin şerhi,makaleler,roman özetleri,yeni
edebiyata dair,meşveret bölümleri,deneme ... |
|
|
|
|