Archive for Eylül, 2009

Eyl

28

İki kelimelik bir yazı(Mehmet BAKİ)

By mehmet baki

“Ekseriyatla yazdıklarımı beğenmem ve atarım!” Bir yazının başlangıçı için garib bir cümle, biliyorum! Eğer benim gibi zor beğenen ve kolay kolay ikna olmayan bir insansanız bu girizgahın nereye varacağını tahmin edebilirsiniz. Beğenmek ve beğenilmek! İnsanın en vahşi tarafı bu iki kelime üzerine inşa edilmiş. Yabani değil vahşi… Yabani olanın dizginlenmesi mümkünken vahşi olanın dizginlenmesi mümkün […]

Eyl

28

NABIZ -1 (Serter SAFA)

By Serter Safa

Toplumlar kendi iç dinamiklerini oluşturmuş ciddi boyutta güçlerdir. Bu güçler devlet kurar,devlet yönetir,devlet yıkarlar. Toplumlar kendini var eden bireylerin aynalarıdır ; adam ne ise adamların tavırları da o olacaktır.Kanser olmuş bir birey bütün toplumu kanser edebilir demek ki insan özünde toplumu dolayısı ile devleti barındırır. ** Bu günlerde kulağıma çokça gelmeye başlayan ve kimi zaman […]

Eyl

28

Sâkıya mey sun ki bir gün lâlezâr elden gider

By Mustafa Kaya

Sâkıya mey sun ki bir gün lâlezâr elden gider Îrüşür fasl-ı hazân bağ ü bahâr elden gider Her nice zühd ü salâha mâil olur hâtırım Gördüğümce ol nigârı ihtiyâr elden gider Şöyle hâk oldum ki âh etmeğe havf eyler gönül Lâcerem bâd-ı sabâ ile gubâr elden gider Gırre olmâ dilberâ hüsn ü cemâle kıl vefâ […]

Eyl

27

Hz. İbrahim’in Mucizevi Hayatından Türk Şiirine Yansımalar

By Mustafa Kaya

Gerek dinî- tasavvufî Türk halk şiirinde, gerekse divan ve modern Türk şiirinde olsun iirin mimarî, estetik ve anlam yapısını teşkil eden kelimeler hiçbir zaman gelişi güzel seçilmez e gereksiz yere kullanılmazlar. Hattâ fikir, ahenk, dil ve duyuş bakımından büyük bir sabır ve tinayla seçilip, şiire alınan bu kelimelere bazı hâllerde öyle mistik temayüller, toplumun kollektif […]

Eyl

27

Fâriğ olmam eylesen yüz bin cefâ sevdim seni

By Mustafa Kaya

Fâriğ olmam eylesen yüz bin cefâ sevdim seni Böyle yazmış alnıma kilk-i kazâ sevdim seni Ben bu sözden dönmezem devr eyledikçe nüh felek Şâhid olsun aşkıma arz u semâ sevdim seni Bend-i peyvend-i dilim ebrû-yı gaddârındadır Rişte-i cem’iyyetim zülf-i siyeh-kârındadır Hastayım ümmîd-i sıhhat çeşm-i bîmârındadır Bir devâsız derde oldum mübtelâ sevdim seni Ey hilâl-ebrû dilin […]

Eyl

27

hâliya feyz-i hazret-i Gâlib

By Mustafa Kaya

hâliya feyz-i hazret-i Gâlib cân-ı Esrâr nâ be-sâmândır bana her bir nigâh-ı merhameti hastaya tâb, mürdeye cândır dem be dem iltifat ü eltafı başka in’am, başka ihsândır sergüzeştim o şâh ile gûyâ kıssa-i mûr bâ Süleymân’dır Mehmet Esrar Dede (şimdiki halde hazreti galib’in feyzi olmasa esrar’ın canı perişandır) (bana her merhametli bakışı, hastaya güç, ölüye […]

Eyl

27

Şevkız ki dem-i bülbül-i şeydâda nihânız

By Mustafa Kaya

Şevkız ki dem-i bülbül-i şeydâda nihânız Hûnuz ki dil-i gonca-i hamrâda nihânız Bu cism-i nizâr üzre döküp jale-i eşki Çün rişte-i can gevher-i mânâda nihanız Mahrem yine her hâlimize bâd-i sabâdır Dâim şiken-i zülf-i dilârâda nihânız Olsak n’ola bî nâm-u nişân-ı şöhre-i âlem Biz dil gibi bir turfe muammâda nihânız Hem gül gibi rengînî-i mânâ […]

Eyl

27

Yazmak

By Edebiyat Türkiye

Yazmak, kelimelerin büyülü dünyasında yaşamak, hür olmak cümlelerin uçsuz bucaksız diyarında. yazmak kelimesinin sözlüklerde bilinen bazı tanımları vardır. Örneğin TDK der ki; “Yazmak, söz ve düşünceyi özel işaret veya harflerle anlatmaktır”. Bu kitabi tanımdan sonra bir de bu yazar tanımlamak ister “Yazmak” kavramını. “Yazmak, coşkun bir ırmakcasına gönülden akan duyguların kelimeler aracılığıyla satırlara nakşedilmesidir”. Bazen […]

Eyl

26

Cillop Gibi… (Ömer SALMAN)

By Ömer Salman

Sıkça kullandığımız bir halk tabiri vardır: Cillop gibi. Bu deyimi daha çok, kahkahaların gökyüzüne taştığı muhabbetlerimizde, sohbetlerin en neşeli anlarında cümlelerimizin arasına sıkıştırıveriyoruz. Sevilen, hoşlanılan bir şeyi biraz mübalağa çeşnisiyle anlatmak için başvurduğumuz bu kalıplaşmış söz grubu ekseriyetle erkekler arasında  söz dönüp dolaşıp bir güzele geldiğinde Heredot Cevdet misâli “Cillop gibi bir manita ya da […]

Eyl

24

Ş Harfi Yerine Dolar İşareti Kullanarak Dilini Katleden Türk İnsanı

By Edebiyat Türkiye

dolar işareti ($) bilindiği gibi normalde abd’nin para birimi olan doları simgelemek amacıyla kullanılan bir semboldür. son yıllarda özellikle interaktif sözlüklerin ülkemizde gelişmesiyle maalesef yazı dilinde ş harfi yerine normalde dolar sembolü olarak kullanılan ($) işareti kullanılmaya başlanmıştır. bu sembolün amacı dışında kullanımının ülkemizde gelişimine bir göz atarsak, bilindiği gibi türkiye’de interaktif sözlük oluşumunun başlangıcı […]

Eyl

24

Kısaltarak Dilini Katleden Türk İnsanı

By Edebiyat Türkiye

kısaltma dediğimiz konu aslında doğru yapıldığı sürece tüm dillerde olan güzel bir kavramdır. örneğin amerika birleşik devletleri’ni abd diye kısaltmak dile rahatlık sağlar. fakat benim başlıkta da görüldüğü gibi eleştirdiğim konu özellikle son yıllarda gelişen teknoloji sayesinde iletişimin daha geniş kitlelere erişmesi sonucu günlük yaşamda sıkça kullanılan kelimelerin anlamsız bir şekilde kısaltılmasıdır. bu kısaltmalar ilk […]

Eyl

23

Gönülde bin gâmım vardır ki…

By Mustafa Kaya

Gönülde bin gâmım vardır ki pinhân eylemek olmaz Bu hem bir gam ki il ta’nından efgân eylemek olmaz Ne müşkil derd olursa bulunur âlemde dermânı Ne müşkil derd imiş aşkın ki dermân eylemek olmaz Fena mülküne çok azm etme ey dil çekme zahmet kim Bu tedbîr ile def’i derd-i hicrân eylemek olmaz Sakın gönlüm yıkarsın […]

Eyl

23

Aşkta kanun imiş âşıklara cevr eylemek

By Mustafa Kaya

Aşkta kanun imiş âşıklara cevr eylemek Âşık oldur kim cefâ-yı yâre sabretmek gerek Aşk nâz ü şîve evvel gösterir âşıklara Âşık ol demde ona cânı fedâ etmek gerek Âşıkın ancak murâdı dostunun maksûdudur Çekse de bin derd ü mihnet hep sebât etmek gerek Arzû-yı dü-cihândan geçmedir aşka nişân Terk-i cân edip reh-i cânâna azm etmek […]

Eyl

23

Yâ Rab ol düşman bakışlu yara n’itdüm …

By Mustafa Kaya

Yâ Rab ol düşman bakışlu yara n’itdüm n’eyledüm Sevdüğümden gayrı ol dil-dâra n’itdüm n’eyledüm Ben gedâ bir kimsemin yatur itin kaldurmadum Yar işiğinde olan ağyara n’itdüm n’eyledüm Gül yüzine bakmadum şimşâdun adın anmadum Ol kamer-ruhsâr ü hoş-ref tara n’itdüm n’eyledüm Gûşe-i meyhanede geh mest oluram geh humar Böylelikden zâhid-i hüş-yâra n’itdüm n’eyledüm Altına aldı gam […]

Eyl

23

Ezelden şâh-ı ışkun bende-i fermânıyuz cânâ

By Mustafa Kaya

Ezelden şâh-ı ışkun bende-i fermânıyuz cânâ Mahabbet mülkinün sultân-ı âlîşânıyuz cânâ Sehâb-ı lütfün âbın teşne-dillerden dirîg itme Bu deştün bağrı yanmış lâle-i nu’mânıyuz cânâ Zamâne bizde cevher sezdügiçün dil-hırâş eyler Anunçun bağrumuz hûndur maârif kânıyuz cânâ Mükedder kılmasan gerd-i küdûret çeşme-i cânı Bilürsin âb-ı rûy-i mülket-i Osmânî yüz cânâ Cihânı câm-ı nazmum şi’r-i Bâkî gibi […]

Eyl

23

Dehenin derdine dermân dediler cânânım

By Mustafa Kaya

Dehenin derdine dermân dediler cânânım Bildiler derdimi yoktur dediler dermânın Olsa mahbubların ışkı cehennem sebebi Hûr u gılmânı kalır kendisine Rıdvân’ın Geçti meyhâneden il mest-i mey-i ışkun olub Ne meleksen ki harâb ettin evin şeytânın Urmazam sıhhat için merhem onun yarasına İsterem çıkmaya zevk-i elem-i peykânın Ne bilir okumayan Mushaf-ı hüsnün şerhin Yere gökten ne […]

Eyl

23

Daimonion (Serter SAFA)

By Serter Safa

Herkes ekolünce başladı malumunuz bendeniz de bu ekolle yetiştim;o zat hakkında küçük , kısa ama önemli bir bilgi vermek kaygısıyla… Fırsat veren arkadaşlara teşekkür ve şükranlarımı sunarım Atina’da bir adam doğdu ; Heykeltraş bir baba ve ebe bir anneden. Baba olan; Sophroniskos dış dünyaya olmasını istedği şekli veren bir yontucu, kaba kil ve toprağa görüntüsüne […]

Eyl

23

Egzistansiyalizm (Varoluşçuluk)

By Mustafa Kaya

Yazın ile Felsefenin Eylemde Buluşması Yirminci yüzyılın ilk yarısının sonlarına yaklaşılırken Fransa’da yaygınlık kazanan varoluşçuluk her şeyden önce bir felsefe akımıdır. Konu ile uğraşanların dediklerine göre kökleri Pascal’a, Saint-Augustin’e, hatta daha da gerilerde stoacılara, Sokrates’e uzanan bu felsefenin asıl gelişimi on dokuzuncu yüzyılda başlar. Schelling ile Kierkegaard, o zamana dek düşünürlerin üzerinde pek durmadıkları varoluş […]

Eyl

23

Ekspresyonizm (Dışavurumculuk)

By Mustafa Kaya

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Alman sinemasında uygulanan bir sanat akımıdır. Bu sanat akımı, insanların en gizli yönlerini açığa vuran anlatım biçimidir. Sanatta, sanatın iç meselelerinden önce, insanla ilgili yöne önem vermiştir. Hayatın dış görünümünde çok, iç gerçeğini anlatır. XX. yüzyılın başlarında, empresyonizme karşı bir tepki olarak kurulan ve “dışadevrimcilik” adı da verilen bu çığır, dış […]

Eyl

23

Sürrealizm(Gerçeküstücülük)

By Mustafa Kaya

Sembolizmin yeşerdiği 1870-1914 yılları arasında Avrupa sürekli bir barışı yaşadı. 1914’ten sonra ise sürekli değişimle­re, devinim ve dengesizliklere tanık oldu. Bu değişimler, bu­nalımlı bir yüzyıl ve bunalımlı bir kuşak yarattı. İşte gerçe­küstücülük bu bunalım’ın, angoisse’ın ürünü. Akım geniş ölçüde Freud düşüncesinden kaynaklandığına göre buna­lım’ın ne olduğunu, yine Freud açısından araştıralım. Avusturyalı ruhbilimci, L’angoisse et la […]

Eyl

23

Fütürizm(Gelecekçilik)

By Mustafa Kaya

Geçen yüzyılın sonlarında filizlenip boy atmaya başlayan, ama tohumunu Nerval-Baudelaire-Rimbaud kuşağından alan, XX. yüzyıl Fransız şiirinin belli bir döneminin, dünyanın her bir yanın­da “gelecekçilik” (fütürizm) adıyla bili­nen evresini, şiir dünyasının kendine özgü çizgileri içerisinde çözümlemeye çalışacağım. Bu güç işi yaparken şiirin, hiç kuşkusuz onun koşutunda da resim, yontu gibi öteki tikel sanat dallarının tarihsel ve […]

Eyl

23

Kübizm

By Mustafa Kaya

Yirminci yüzyılın başında ortaya çıktı. Önce resim alanında, sonra diğer sanat dallarında ve özellikle şiirde kendini gösteren kübizm, gerçeküstücülük yolunda basamak oldu. Kübist sanatçılar, geçici bir anı değil, kişilerin ve eşyanın ebedî özünü, şuuraltının gizlerini yansıtmak istediler. Nesnelerin tabiî düzenini bozup, onları değişik açılardan ele aldılar. Konuları bir yönüyle değil, üç boyutuyla derinlemesine ve geometrik […]

Eyl

23

Ünanimizm

By Mustafa Kaya

Ünanimizm, XX. yüzyılın başlarında bireyci dünyagörüşüne ve simgecilik akımına bir tepki olarak doğmuştur. Çağcıl yaşamın, artık makineleşen toplumları ve alabildiğine serpilip saçılan kentleriyle bireyi topluluk içinde yaşamaya zorladığını vurgulayan bu yeni akım, bir arada yaşamanın yarattığı ortak kanı ve duyguları dile getirmeyi amaçlamaktadır. Topluluk bilincini ve bu bilince göre bireyin varoluşunu, yaşamı belli belirsiz yönlendiren […]

Eyl

23

Empresyonizm (İzlenimcilik)

By Mustafa Kaya

İzlenimcilerin bıraktığı etkiyi olduğu gibi göstermeyi gaye edinmiş sanat akımıdır. Fransa’dan Avrupa’ya, oradan da diğer kıta ülkelerine yayıldı. Yirminci yüzyılda dış âlemi bırakıp iç âlemi anlatmayı amaç kabul etti. Doğayı, yani tabiatı, gerçekte olduğu gibi tüm ayrıntılarıyla değil, buna bağlanarak değil, sadece ondan edindiği izlenim ve intiba ölçüsünde anlatmaktadır. Bu nedenle bu akım izlenimcilik, intibacılık […]

Eyl

23

Letrizm(Harfçilik)

By Mustafa Kaya

Öncülüğünü Isidore Isou’nun yap­tığı, İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan ve şiirde en küçük birim olarak sözcüğü değil de harfi temel alan, bu yolla da yeni bir şiiri, yeni bir müziği yazmayı amaçlayan bir karşı yazın akımı niteliğindedir letrizm. 1946 yılında kur­duğu, “letri” adıyla da anılan akımın tanımını Romen asıllı Isidore Isou şu sözlerle yapmaktadır: […]

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 İleri

Hosting Sponsoru

sponsor