Edebiyat Türkiye

Sitemize içerik göndermek için lütfen Tıklayınız.

TÜRK DİLİNİN GÜCÜ-1

Türk dili üzerine yapılan son araştırmalar, özellikle ünlü dilbilimcimiz Osman Nedim Tuna’nın yapmış olduğu karşılaştırmalı araştırmalar, bize dilimizin tarihinin milattan önceki dönemlere dayandığını göstermektedir. Nitekim dilbilimcilerin ellerindeki veriler incelendiğinde 5000 yıldan daha eski bir geçmişe sahip olduğunu söylememiz mümkündür.

Şu gerçeği vurgulamak istiyorum ki, dilimize ait eserler hala tam anlamıyla okunmuş, ortaya çıkarılmış değildir.Bilinen en büyük gerçek ise Türkçe eserlerin hala okumakla bitirilemediğidir.Evet, bu çok net bir gerçektir ki bu noktada hala yayınlanmamış eserlerin varlığı, hala Osmanlıca’dan Türkçe’ye aktarılamamış eserlerin varlığı bu durumun çok açık bir kanıtıdır.

Dilimiz, muhteşem bir gelişim çizgisi takip etmiştir. Zamanla ağırlaşan bir grafik çizmiş olsa da özüne sadık kalınmış olması ve hala günümüzde bir Türk Dili denildiği zaman gerek coğrafik gerekse demografik bir üstünlükten bahsediliyor olması, dilimizin gücünü ispatlar niteliktedir.

Dilimiz, yüzyıllardan yüzyıllara gerek şahsiyete bağlı olarak gerekse anonim bir tarzda gelişim göstererek bugünlere ulaşmıştır.13.yüzyılın yapıtaşlarından olan Yunus Emre’nin;

“Çıktım erik dalına

Anda yedim üzümü

Bostan ıssı kakıyup

Der ne yesin kozumu” söyleyişindeki saflığa, temizliğe bakıp da bu dile hayran olmamak elde mi? Peki ya Ahmet Yesevi’nin ;

“Tatlı canımı versem,

Karanlık yere girsem,

Münker, Nekir’i görsem,

Şu halim nice olur?”

deyişine bakıp da bir kez daha bu dilin gücüne şahit olmamak mümkün mü?

“Dil mızraktan daha derin yaralar” diyen Hacı Bektaş-ı Veli’nin bu sözünü anımsayıp da tüm bu söylediklerimi bir kez daha gözden geçirmekte fayda olduğunu düşünüyorum.

Örnekleri sıralarken burada Karacaoğlan’ın;

“Ala gözlerini sevdiğim dilber

Göster cemalini görmeye geldim

Şeftalini derde derman dediler

Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim”

söyleyişine de yer vermeden edemeyeceğim. Bu ve benzeri örneklerle Türkçemizin oldukça güzel kullanımlarını sergilememiz mümkündür.

Türk Dili son zamanlarda teknoloji karşısında her ne kadar diğer dillerle bir mücadele içerisinde olsa da geçmişinin köklülüğü onu her daim zafere götürecektir. Son zamanlarda Türk Dili üzerine yapılan araştırmaların artıyor olması ise sevindirici bir durum arz etmektedir.

Türk Dili kullanımı son zamanlarda daha bir özendirilmeye çalışılıyor. Her ne kadar internet kullanımı içerisinde, güzel Türkçemizin parça parça edildiğini görmek sıkıntı verici bir durum olsa da, bu durumun düzeltilmesi için harcanan çabalar da gözardı edilmemelidir.

Geçenlerde, düşünce paylaşım yerlerinde (forumlarda) teknolojik kullanımların Türk Dilinin gücü noktasında bir zarara sebep olup olmayacağı sorusuyla karşılaştım. Bu soruya da burada cevap vermeyi uygun buluyorum ki Türk Dilinin bilim dili olmaya en uygun dillerden biri olduğu gerçeğini ilk olarak kabul etmemiz gerekir. Neden mi? Çünkü yazıldığı gibi okunan bir dilin, bilim dili olmaya en uygun vasıflar taşıdığını bilmek gerekir. Türk Dili, yazıldığı gibi okunan bir yapıyla karşımıza çıktığı için bilimsel verilerde kullanımı da bir o kadar kolay bir görüntü çizmektedir. Burada şunu belirtmekte fayda görüyorum ki dilimiz her daim kullanım kolaylıklarını bünyesinde taşımıştır. Bu durumu verdiğim şiir örneklerinde de açıkça görmekteyiz.

Görüldüğü üzere dilimiz gücünü adeta haykırır bir gelişim çizgisi izlemiştir. Bizler de bu durumda, daima bu gerçeklerin farkındalığının vermiş olduğu bir güçle, dilimize sahip çıkmayı bir görev saymalıyız.

HAFTANIN SÖZÜ ; “Bir insan diline sahip çıkmayı düşünüyorsa, bağımsızlığını düşünüyor demektir.” (R.Bayındır)

RÜŞTÜ BAYINDIR

Diğer Yazılar

Benzer yazılar

Yorumlar


Hosting Sponsoru

sponsor