Edebiyat Türkiye

Sitemize içerik göndermek için lütfen Tıklayınız.

Afşarların Karahacılı Aşireti ve Sarıabalı Köyü

Yurdum, memleketim, varım, yoğum, diyar-ı Cumhuriyet’im, aşiretim, soyum, yörüğüm ve ailem…

Ben Sinem Özaşgın… Diyar- ı Gül şehrinin gurbetçi kızı… Kuvay-ı Milliye’yi başlatan Yörüğun son dönem kuşağının ilk varisi… Biricik Akdenizin insanı…

Sarıabalı yörüğü zamanında en kalabalık aşiretlerinden olan Afşarların Karahacılı aşiretine mensup yörükler tarafından kurulmuştur. Anadoluya gelişleri iki şekilde rivayet edilmektedir. İlki beylik öncüsü olan Kara Osman Horasandan çıkıp Erzurum üstünden Isparta’ ya gelindiği, başka rivayette ise Adana üzerinden gelindiği rivayet edilir ki zaman ve zahmet bakımından incelersen Adana rivayeti daha akla yatmaktadır. Burada bulunan Hamitoğullarını ortadan kaldırılıp bu bölgeye hakşm olunmuştur.

Karahacılı aşireti ise Prof. Dr. Faruk Sümer’e göre Akkoyunluların kurucu aşiretlerinden biri olarak bahsedilmektedir. Afşar boyundan olan Karamanoğullarının Osmanlı’ya rakip olması ve sonrasında Afşarlıların Osmanlıya karşı ayaklanmaları sonucu Karahacılılar xzorunlu göç ve iskana tutularak Anadolu’nun dört bir yanına dağıtılmışlardır. Bu tarihi süreçte Mustafa Kemal’in ailesi Karaman civarında aynı şekilde zorunlu göç’e tabii tutulmuştur. Makedonya’nın kocacık köyüne göç ettirilmiş olup tarih vesikalarla bu bilgi sabittir. Yine söz konusu açılmışken önemli devlet adamlarımızdan olan Rauf Denktaş köken itibariylen Karaman’dan alınarak Kıbrıs’a zorunlu göç ettirilmiştir. Yine Arpaslan Türkeş’in ailesi de Kayseri/Pınarbaşı afşarlarından olup, 19.yy da da Kıbrıs’a zorunlü göç ettirilmiştir. Sözün kısası Karamanoğullarının parçalanıp dağıtılmasıyla Karahacılılar da nasibini almış ve Anadolu da geniş bir coğrafyaya dağıtılmışlardır.

Karahacılı aşireti gerek devlet ve askeri yönetiminden tut edebiyatımıza kadar önemli isimler vermiş olup işlerinde başarılı olmuşlardır. Çaldıran Savaşı’nda Şah İsmail’in ordusunun sol kanadı, Karahacılı Aşireti’nden Mehmet Han Kumandası altındadır. Aynı zamanda Dadaloğlu da Karahacılı Aşireti’ne mensup halk ozanımızdır.

Karahacılı Aşireti, Şarkikaraağaçtan (Isparta), Beyşehir’e kadar uzanan ve Aliefendi yaylası genellemesi altında; Ayas Çiftliği, Çataloluk, Anamas, İslibucak, Körmenlik, Gökova, İndirme, Melikler, Çamurluk, Dumanlı gibi yerleşim birimlerini kapsayan bu yörede tutunmak için mücadeleler vermişlerdir, hatta parayla toprak alma girişimlerinde bulunmuşlardır. Bu süreçte de aşiretin bir kısmı Bolu/Seben tarafına göç ettirilmişlerdir. Osmanlı’dan izin alamayan aşiret mensupları Polatlı’ya bağlı Sarıoba( Sarıaba) köyünü kurmuşlardır. Başka bir kısmı da Adana’ya göç etmişlerdir. Bugün Adana’da bu aşiret mensubu olan Sehlikoğulları adında bir aile bulunup, Kozan’da Kuva-yı Milliye hareketini bu aileden Sehlikoğlu Hasan Efendi başlatmıştır. Dahası Hasan Efendi’nin Ekim 1919’da Sivas’ta Mustafa Kemal ile görüştüğü ve savaştan sonra bizzat Atatürk’ün imzasını taşıyan bir İstiklal madalyası ile ödüllendirildiği sabittir. Kıbrıs’ın Fethi ile birlikte adaya yerleşenler de Karahacılılardır.

Yayladaki mücadeleler sırasında Aşiret beyi Osman Bey’in olu Veli Bey atıyla giderken hasımlarının kurduğu pusuda hayatını kaybeder. Sonrasında 1800’lü yıllarda Sarıabalıların(Reşit bey) öncülüğünde Hacıhamzalı, Kaldırıcılar, Solaklı, Hacıheseli, Eskiyörük, Honamlı, Çöngüşlü gibi obalar Serik ovasına inmeye başlarlar. Köprüçay ile Aksu Irmağı arasında dağların eteklerine yerleşirler. Reşit Bey’den sonra geçen Yusuf Bey Serik’te aşiretin sorunu olan iskan politikasını büyük ölçüde halletmiştir ama ne yazık ki yayladaki toprakları zaptı ile meşgulken düşmanları tarafından pusuya düşürülüp öldürülür. Mezarı yayladadır. Sonrasında oğlu Dolu geçse de sorunlar Beyliğin peşini bırakmaz. Dolu bey’in iki kardeşi Çanakkale Harbine katılır ve geri dönemezler, diğer kardeşini de halka eziyet eden bir Jandarma müfrezesiyle(geçici grup) tek başına girdiği silahlı çatışmada hayatını kaybeder.

Karahacılı (Sarıabalı) Beyliği, Serik’ de bir süre devam eder. 1875 Konya Salnamesine göre Serik’e yerleşen aşiretin 311 Hane ve 1157 nüfustan oluştuğunu; aşiretin hanedan kolu olan Sarıabalı obasının ise 139 hane ve 287’si kadın, 169’u Erkek, toplam 456 kişi olduğu sabittir. Betlik mührü Sehlikoğlu Veli Bey’den başlayıp, sırasıyla Osman Bey, Veli Bey, Reşit Bey, Yusuf Bey, Dolu Bey olarak devam etmiştir. Cumhuriyetin ilanıyla beylik fiilen son bulmuştur.

1928de yapılan idari düzenlemeler sonucu ile obalar köy hüviyeti kazanmış, Sarıabalı Obası, Sarıabalı Köyü olarak kayıtlara geçmiştir. Köy sınırı Serik’ten başlar ve Belkıs, Köprüçay, Akbaş, Deniztepesi ve Üründü olarak devam eder. Alan olarak Serik’ in en büyük köylerinden biridir. Ama aşiretin büyük olması hasebiylen Manavgat ırmağı ve Köprüçay arasında Tugayoğullarından kilimli satın alınarak obanın bir kısmı oraya yerleştirilmiştir. Yarı bataklık halinde bulunan Karagöl ıslah edilerek tarıma açılmıştır. Herdem Mahallesi Bucakköy’den satın alınmıştır.

Sarıabalı adı, Karahacılı Beyi’nin çocuklarından birinin sarı renkli aba giymesi ve insanların Bey’in bu çocuğundan bahsederken ‘Sarı Abalı’ diye söz etmesinden türemiştir. Sonrasında da halk arasında söylenen Sarı Abalı’nın çocukları, Hacı Hamza’nın çocukları gibi söylemler oba ismi olmuştur. Sarıabalıların boyları ortalamanın üzerinde, yüzleri uzunca ve elmacıkları barizdir. Burunları oldukça ince, cilt renkleri açık ve buğday rengidir. Gözleri küçük ve yarı çekiktir. Dil olarak bölgedeki diğer Yörüklerden ayrılırlar. Türkçenin büyük ve küçük ünlü uyumu kuralına uygun kibar bir Yörük şivesi kullanırlar. Köyün erkeklerinin av ve güreş merâkına, kadınların elişi uğraşısı eşlik eder. Köy halkı millî konularda oldukça duyarlıdır. Misâl Çanakkale’ye gidip dönmeyenlerin listesi Yusuf Bey oğlu Süleyman, Hacı Osman oğlu Mustafa, Osman oğlu Mehmet, Durmuş oğlu Mulla (Molla) Ahmet, Hüseyin oğlu İbrahim, Kara Nebi oğlu Koca Ahmet… diye uzayıp gider. Aşirete mensup Pepe Efe’nin, Yörük Ali Efe ile güç birliği yaparak Kuva-yı Milliye hareketine katıldığı anlatılmaktadır. Yine köyün gençlerinden Âdem Küçükkavradım Güneydoğu’da şehit olmuştur. Kahvehanesi bulunmayan ender köylerden biridir. Köy halkı arasında içki, sigara, kumar gibi kötü alışkanlıklar yaygın değildir. Sarıabalıların haksızlığa gelemeyen, çabuk parlayan, hırslı, inatçı, kavgacı bir yapıları vardır. Bununla birlikte oldukça misafirperver ve dost canlısı insanlardır. Aile kavramına ve hısım-akrabalığa çok önem verirler. Okumaya karşı ilgi büyüktür. Neredeyse her evden bir üniversite mezunu çıkmıştır. En gözde meslek öğretmenliktir. Buna rağmen köyde sekiz yıllık bir ilköğretim okulu bulunmamaktadır. Köyde iktisadî hayat oldukça canlıdır. Köyden çıkan memur ve esnaf sayısı da oldukça fazladır. Tarım, hayvancılık, turizm başlıca geçim kaynaklarıdır. Tarihî Aspendos kentinin su ihtiyacını karşılayan su kemerlerinin kalıntılarının bir bölümü köyün sınırları içinde bulunmaktadır. Köyün Ekşilibelen mahallesinde bulunan Deligöz çeşmesi ile Koyak mahallesindeki Kükürt çeşmesi sularının kalitesi ile meşhûrdur. Köy sınırları içinde bulunan Köprüçay mesire alanı özellikle yaz aylarında büyük rağbet görmektedir. Sarıabalılar Side, Belek gibi turistik beldelere gidip işyerleri açarak ilçe halkına da öncülük etmişlerdir.

Tabii günümüz Sarıabalı yörüğü daha farklı beldelere yayıldıkları için daha değişik lisanlar, fiziksel özellikler ve kültürlere sahiplerdir.

Boy’um, yörem, yörüğüm aşiretim, torosların eteklerine kadar çıkan deniz’in kokusuyla kokar benim memleketim…

Sevgi ve saygıyla…

E F T E L Y A…
(Akdenizi cebinde taşıyan kız… )

Gönderen İsim: Sinem özaşgın

Benzer yazılar

Yorumlar


Hosting Sponsoru

sponsor