mehmet baki
"reis'ul divan"
İleti Sayısı: 1386
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #90 : 19 Ekim 2009, 17:20:46 » |
|
Sınırın açılması, ticaretin gelişmesi, iktisadi hayatın canlanması Erivan'ın bu adımları atmasını kolaylaştıracaktır. üzerinde konuşulması lazım gelen bir cümle.
|
"hiç arı görmemiş bal ister benden..."
|
|
|
evla
İleti Sayısı: 3239
Çevrimdışı
VeBa
|
 |
« Yanıtla #91 : 20 Ekim 2009, 00:46:15 » |
|
(O kadarcık bir siyasi manevra alanını Sarkisyan'a çok görmeyelim) ne hoş görülü insanlarız...ılıtıyoruz,örtüyoruz,kapaklıyoruz ve nasıl olsa bir şekil de top doksan dan kaleye girmese de bir güzel o köşeyi dönüyoruz.Afferin bizlere afferin... Türk insanı başkadır başka!
|
Biz ha isek sizde ha'sınız Siz hu iseniz bizde hu'yuz. Ha'dan gelen hu'ya gider...
|
|
|
Uluğbey
"reis'ul divan"
İleti Sayısı: 2090
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #92 : 21 Ekim 2009, 19:04:19 » |
|
PKK’lıların memlekete gelişi, tüm yurtta, dış temsilciliklerimizde ve KKTC’de törenlerle kutlandı.
Terörist olmadıkları, olsa olsa terörişko oldukları açıklanan PKK’lılar, sınır kapısına serilen kırmızı halı üzerinde, protokol tarafından, çiçeklerle karşılandı.
Yetkililerin, gözyaşlarıyla birbirlerine sarılarak, çak yaptıkları görüldü. Giriş işlemlerini önceden hazırlamayarak, 4 saniye beklemelerine sebep olan memur, görevden alındı, mağdur PKK’lılardan özür dilendi, araya Ahmet Türk girdi, tatsızlığın büyümesini önledi, Ahmet Türk’e teşekkür plaketi verildi. Bando eşliğinde üstü açık arabaya bindirilen PKK’lılar, resmi geçit kortejine katılarak, halkı selamlaya selamlaya Silopi’ye girdi. Temsili karakol baskınının gerçekleştirildiği törenlerde, temsili bir askerin, tahta tüfekle sağa sola ateş ediyormuş gibi yapması, coşkuya gölge düşürdü. Divan-ı harbe verilen askerin, akli dengesinin bozuk olduğu ortaya çıktı. 25 atletin İmralı’dan getirilen toprağı PKK’lılara sunmasının ardından, güzergâh üzerindeki devlet dairelerine molotof atıla atıla, Vilayet Konağı’na geçildi. Makam aracını PKK’lılara tahsis ettiği için yürüye yürüye gelen Vali’nin kapıda karşılamaya gecikmesi, PKK’lıları tek başına karşılamak zorunda kalan ABD Elçisi tarafından skandal olarak nitelendirildi. Sinirlenen elçi, “Bu memleketin sahibi yok mu kardeşim, her şeyi biz mi yapacağız” diye bağırdı, araya Emine Ayna girdi, tatsızlığın büyümesini önledi, ona da teşekkür plaketi verildi.
* * *
Karayoluyla Diyarbakır’a giden PKK heyeti, oradan, havayoluyla Ankara’ya geçti. Ancak, bu seyahat için, başbakanlığa yeni alınan 18 koltuklu DAP uçağının tahsis edilmesi, krize sebep oldu. PKK’lıların “Sıkış tepiş olacağını bilseydik, gelmezdik” diye yakınması üzerine, derhal 40 koltuklu Ana uçağı tahsis edildi. Bu bekleme sırasında VIP’te yürekleri ağızlara getiren bir sabotaj girişimi yaşandı ve “Türk” kahvesi ikram edildi... Irkçı muameleye maruz kaldıklarını söyleyen PKK’lılar, “Kalkın, dönüyoruz Kandil’e” dedi. Allah’tan Sırrı Sakık devreye girdi, “Espresso olmadığında ben bile Türk kahvesi içiyorum” diyerek, tatsızlığın büyümesini önledi. Faşist garson gözaltına alındı.
Sırrı Sakık’a da teşekkür plaketinin yanı sıra Beluga havyarı takdim edildi.
* * *
Başkent’e inen PKK’lılar, gündüzdü ama havayi fişeklerle karşılandı, deve kesildi, nazar değmesin diye alınlarına sürüldü, TOKİ’nin hediyesi dubleks dairelerin anahtarları hediye edildi. Limuzinlerle TBMM’ye geçen PKK’lılar, önce, Meclis Lokantası’nda AB büyükelçileriyle basına kapalı yemek yedi, sonra, DTP grup toplantısına katıldı; Şeş TV’nin yanı sıra, Roj TV’den de naklen yayınlandı. Ayak altında dolaşmasınlar diye, CHP ve MHP grup toplantıları iptal edildi, “Çok istiyorsanız gidin orada yapın” denilerek, ilk meclis tahsis edildi.
* * *
PKK’lıların yarın İstanbul’a geçmesi, Savarona’yla Boğaz turu atması, akşam da Çırağan Sarayı’nda gazetecilerle yemek yeyip, topluca Reina’ya gitmeleri bekleniyor.
Yılmaz ÖZDİL
|
|
|
|
|
Dilşâd
"reis'ul divan"
İleti Sayısı: 1737
Çevrimdışı
Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
|
 |
« Yanıtla #93 : 21 Ekim 2009, 19:22:38 » |
|
Hollywood yıldızlarını karşılıyoruz olacak o kadarcık şölen. Hem onlar barış elçileri dağlardan topladıkları sevgi kelebekçiklerini üzerimize salmak için geldiler. Bize ancak uslu uslu oturup renk cümbüşünü izlemek düşer. Yeterki gelsinler başımızın üstünde yerleri var!!!!!!!
|
Korkutmağa düşme bî-mahaldir Vuslat dediğim benim eceldir
|
|
|
mehmet baki
"reis'ul divan"
İleti Sayısı: 1386
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #94 : 21 Ekim 2009, 19:23:31 » |
|
yılmaz özdil hükümete vurarak patronunu kollamasın! adam olsun kafi!!! özdil ile meseleye bakışımız temelinden farklı!
|
"hiç arı görmemiş bal ister benden..."
|
|
|
Uluğbey
"reis'ul divan"
İleti Sayısı: 2090
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #95 : 21 Ekim 2009, 19:30:03 » |
|
yazıyı kimin kaleme aldığı pek de mühim değil; sadece verilmek istenenlere dikkat çekmek istiyorum. bir doğruyu bir yanlış kalem ele aldı diye bu doğruya yanlış demek bence yanlış. yazıyı okurken hepiniz eminim çok aşırı bir şekilde şaşırmadınız, yani yapılması muhtemel durumlar olarak gördünüz.yani buradakiler harfi harfine gerçek olsaydı, hiçbirimiz imkansız diyemezdik. zira özellikle bu bölgede ve bu kolonilerin bulunduğu bölgelerde bayram ilan edilmiş ve bu hainlere bu vatandaşlar muzaffer olarak bakmaktadırlar. ve dedikleri şey belli, açılım falan hikaye, biz öcalan istediği için geldik. olay nereye gelecek? öcalanın affının altının kuvvetlendirilmesine gelecek. öcalan affını savunanlar diyecek ki: bakınız öcalanın ufak bir sözüyle bu kadar kişi dağdan indi, siz onu affediverin ve bu terör olayı bitsin. liderlerini dinlerler onlar.
meseleye özdil ya da partonları gözünden bakmayın lütfen ! dedik ya durmuş saatler dahi günde 2 kere doğruyu gösterebilir.
|
|
|
|
|
kelimelerin_ahengi
İleti Sayısı: 160
Çevrimdışı
İnsan,dilinin altında saklıdır...
|
 |
« Yanıtla #96 : 21 Ekim 2009, 19:31:09 » |
|
Yılmaz Özdil'inki Deniz Baykal gibi muhalefetlik yapmaktan başka bir şey değil. Duruma bakış açımız Mehmet Baki hocamın da dediği gibi ondan farklı bir perspektiften olmalı. Yılmaz Özdil'in yaptığı, elinde Türk bayraklarıyla Cumhuriyet mitingine gitmekten farksız değil.
|
"Gâmım pinhan tutardım ben didiler yâre kıl rûşen Disem ol bi-vefa bilmen inanur mu inanmaz mı"
Fuzuli
|
|
|
mehmet baki
"reis'ul divan"
İleti Sayısı: 1386
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #97 : 21 Ekim 2009, 19:43:13 » |
|
paşam haklısın elbette... lakin aklıma medinedeki hurmalıkları için müslümanların safında harbe iştirak eden adam geldi. sen haklısın, kelimelerin_ahengi muhterem de haksız değil! ben ise hiç haksız değilim.  en azından ben böyle düşünüyorum.  hürmetler canım kardeşim.
|
"hiç arı görmemiş bal ister benden..."
|
|
|
kardelen
İleti Sayısı: 1451
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #98 : 21 Ekim 2009, 19:57:02 » |
|
PKK’lıların memlekete gelişi, tüm yurtta, dış temsilciliklerimizde ve KKTC’de törenlerle kutlandı.
Terörist olmadıkları, olsa olsa terörişko oldukları açıklanan PKK’lılar, sınır kapısına serilen kırmızı halı üzerinde, protokol tarafından, çiçeklerle karşılandı.
Yetkililerin, gözyaşlarıyla birbirlerine sarılarak, çak yaptıkları görüldü. Giriş işlemlerini önceden hazırlamayarak, 4 saniye beklemelerine sebep olan memur, görevden alındı, mağdur PKK’lılardan özür dilendi, araya Ahmet Türk girdi, tatsızlığın büyümesini önledi, Ahmet Türk’e teşekkür plaketi verildi. Bando eşliğinde üstü açık arabaya bindirilen PKK’lılar, resmi geçit kortejine katılarak, halkı selamlaya selamlaya Silopi’ye girdi. Temsili karakol baskınının gerçekleştirildiği törenlerde, temsili bir askerin, tahta tüfekle sağa sola ateş ediyormuş gibi yapması, coşkuya gölge düşürdü. Divan-ı harbe verilen askerin, akli dengesinin bozuk olduğu ortaya çıktı. 25 atletin İmralı’dan getirilen toprağı PKK’lılara sunmasının ardından, güzergâh üzerindeki devlet dairelerine molotof atıla atıla, Vilayet Konağı’na geçildi. Makam aracını PKK’lılara tahsis ettiği için yürüye yürüye gelen Vali’nin kapıda karşılamaya gecikmesi, PKK’lıları tek başına karşılamak zorunda kalan ABD Elçisi tarafından skandal olarak nitelendirildi. Sinirlenen elçi, “Bu memleketin sahibi yok mu kardeşim, her şeyi biz mi yapacağız” diye bağırdı, araya Emine Ayna girdi, tatsızlığın büyümesini önledi, ona da teşekkür plaketi verildi.
* * *
Karayoluyla Diyarbakır’a giden PKK heyeti, oradan, havayoluyla Ankara’ya geçti. Ancak, bu seyahat için, başbakanlığa yeni alınan 18 koltuklu DAP uçağının tahsis edilmesi, krize sebep oldu. PKK’lıların “Sıkış tepiş olacağını bilseydik, gelmezdik” diye yakınması üzerine, derhal 40 koltuklu Ana uçağı tahsis edildi. Bu bekleme sırasında VIP’te yürekleri ağızlara getiren bir sabotaj girişimi yaşandı ve “Türk” kahvesi ikram edildi... Irkçı muameleye maruz kaldıklarını söyleyen PKK’lılar, “Kalkın, dönüyoruz Kandil’e” dedi. Allah’tan Sırrı Sakık devreye girdi, “Espresso olmadığında ben bile Türk kahvesi içiyorum” diyerek, tatsızlığın büyümesini önledi. Faşist garson gözaltına alındı.
Sırrı Sakık’a da teşekkür plaketinin yanı sıra Beluga havyarı takdim edildi.
* * *
Başkent’e inen PKK’lılar, gündüzdü ama havayi fişeklerle karşılandı, deve kesildi, nazar değmesin diye alınlarına sürüldü, TOKİ’nin hediyesi dubleks dairelerin anahtarları hediye edildi. Limuzinlerle TBMM’ye geçen PKK’lılar, önce, Meclis Lokantası’nda AB büyükelçileriyle basına kapalı yemek yedi, sonra, DTP grup toplantısına katıldı; Şeş TV’nin yanı sıra, Roj TV’den de naklen yayınlandı. Ayak altında dolaşmasınlar diye, CHP ve MHP grup toplantıları iptal edildi, “Çok istiyorsanız gidin orada yapın” denilerek, ilk meclis tahsis edildi.
* * *
PKK’lıların yarın İstanbul’a geçmesi, Savarona’yla Boğaz turu atması, akşam da Çırağan Sarayı’nda gazetecilerle yemek yeyip, topluca Reina’ya gitmeleri bekleniyor.
Yılmaz ÖZDİL

|
Bir ah ile bu alemi viran eylerim ben
|
|
|
Türkistan
İleti Sayısı: 356
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #99 : 26 Ekim 2009, 01:45:27 » |
|
Ateşle oynayan akılsızlar Çok zor günlerden geçiyoruz. Âdeta bir ateş çemberi içindeyiz. Türkiye, bu zor günleri geride bırakabilir mi bilmiyorum? Bildiğim bir şey varsa, tarihlerin yazdıklarıdır. Biz, dünyada en çok devlet kuran milletlerin başında bulunuyoruz. Kurduğumuz devletlerin sayısı 117’dir: (38 devlet, 32 Beylik, Orta Asya’da ve Azerbaycan’da 17 Hanlık, 16 imparatorluk, 4 Atabeylik ve 10 cumhuriyet...) Dünyada, bizden daha çok düşmanı olan ikinci bir millet de yok. Şimdi, birtakım iç ve dış kaynaklar, bizi 118. devletimizi kurmaya zorluyorlar. Acaba, bu fırtınalı, bu buhranlı yılları geride bırakabilir miyiz? Acaba, aklımızı başımıza alarak, yaklaştığımız uçurumun ucundan geriye çekilebilir miyiz bilmiyorum. Bazı PKK mensuplarının Kuzey Irak’tan Türkiye’ye gelmeleri akıl, iz’an, insaf duygularımızı silip süpürmeye devam ediyor. Vatan bütünlüğümüzü, millet beraberliğimizi bölmeye çalışanlar eşi menendi görülmemiş kahramanlar gibi karşılanıyorlar. Hava gittikçe geriliyor. İnsanlar gittikçe daha çok öfkelenmeye başlıyorlar. Bazı TV kanallarında gösterilenler dehşet verici: 13-15 yaşındaki doğulu çocuklar, ellerindeki yapma silahlarla ortalığa düşmüşler. “Mehmetçiklerimizi öldürmek istediklerini” söylüyorlar. PKK militanlarından, “Bizim gerillalar!“ diye bahsediyorlar ve “Eğer bizim gerillalar olmasaydı Tayyip Erdoğan hepimizi öldürecekti!“ diyerek zırvalıyorlar. Bu çocukların körpe dimağlarını, devletimiz, milletimiz, ordumuz aleyhinde kim zehirliyor? Bu müthiş düşmanlıkları, yalanları, iftiraları, zavallı çocuklarımıza kimler aşılıyorlar? “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur!“ diyenlerin haklı oldukları bir kere daha ortaya çıktı. Hıristiyan Batı dünyasının ŞARK MESELESİ‘ni bilmeyenlere, Türk düşmanlığını anlatmak mümkün değil. Hiç kimsenin düşündüğü yok: 3. Murat devrinde, 1595 yılında, devletimizin yüzölçümü 23 milyon 334 bin 700 km2 idi. Bugün 780 bin km2 üzerindeyiz. Demek ki 414 yıl içinde, bugünkü Türkiye’nin 25 misli toprağımızı kaybettik. Şimdi bize bu vatan topraklarını da çok görenler var. Daha ne kadar küçüleceğiz? Batı dünyasının Türk düşmanlığı iki kaynaktan besleniyor: Biz asırlarca, İslâmiyetin bayrağını en yücelerde dalgalandırdık. İslâm, bizimle birlikte daha da büyüdü, yayıldı ve kök saldı. Sonra biz, Malazgirt Zaferiyle, Hıristiyan dünyasının en kutsal topraklarına sahip olduk. Anatolia’yı Anadolu, Kostantinapolis‘i İstanbul yaptık. Hıristiyan Batı, bizi, Anadolu topraklarından tamamen çıkarıp atmak istiyor. ŞARK MESELESİ‘nin esası, özü, kökü budur. Anadolu toprakları, vakt-i zamanında Kürdistan olsaydı, Batılı müttefiklerimiz (!) Kürt düşmanlığıyla yatıp kalkacaklardı. Anatolia’dan Kürtleri temizlemeye çalışacaklardı. Birtakım diplomalı gâfillerimiz, kör gözleriyle, sağır kulaklarıyla, idraksiz beyinleriyle ortalığa düşmüşler. “Türkiye’yi bugünkü bölünme noktasına ülkücüler getirdi“ diyorlar. Başlarına ülkücüler kadar taş yağacaktır! 1683 Viyana bozgununa ülkücüler sebep oldu! Balkanlar’daki 500 yıllık hakimiyetimizin çökmesine ülkücüler yol açtı! Osmanlı’yı ülkücüler yıktı! Batı Anadolu’ya Yunan ordularını Doğuya Rus, Güneye İngiliz ve Fransız kuvvetlerini ülkücüler çağırdı değil mi? Nerdesin ey akıl! Nerdesin ey insaf? Nerdesin ahlâk?..
Yavuz Bülent Bâkiler
|
|
|
|
|
|