yagmursonsuzadek
İleti Sayısı: 34
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #10 : 24 Mart 2007, 21:23:58 » |
|
aslında 1-2 yıldır zihnimi kurcalayan ama hala kesin bir sonuca varamadığım bir konuya değinmişiz bu hafta :çocuk ve kitap. Çocuklar özellikle soyut düşünmenin henüz gelişmediği 9 yaşa kadarki dönemde hayal ve gerçek kavramlarının ayrımında zorlanıyorlar. Örneğin 3-5 yaş aralığındaki çocuğun hayali arkadaşları (ki bize göre hayali kendisine göre gerçek ) ya da bazı olmamış şeyleri olmuş gibi anlatması konusunda okuduğum bir yazıda "çocuğun gerçek ile hayali ayırmada güçlük çektiği anlarda kafasından geçen şeyi yaşanmış bir gerçek olarak algıladığını" öğrenmiştim. Hani bazen bize anlatır çocuklar bugün şu kişiyi gördüm konultum... filan , ama aslında görmemiştir ; bu çocuğun yalanı değil aklından geçeni gerçek ile ayıramamasıymış. Şimdi neden bunlardan bahsettim : Dede Korkut hikayeleri ya da Türk Destanları'nı kendi kızıma okuyup okumamakta hala kararsızım (yaş:4) çünkü oradaki gerçek dışı unsurları ayıklayabilecek yetide değil. Aynen supermen'i izleyip de kendisinin de uçabileceğini düşünmesi gibi. Ki böyle bir haber hatırlıyorum eskilerden ; çocuk balkondan atlamış uçmak için . Masal okuyoruz birlikte ama itiraf etmek gerekirse gün içinde yaşananlara uygun öğüt verici masalları bizzat kendim uydurduğum da olmuyo değil  İleri yaş grubu içinse mesela okulda elbette öncelik kendi kültürümüze ait öğelerdedir. Daha küçük yaşlar için , okumdan çok konuşma ve anlatma yöntemleriyle kültürümüz temellerinin atılabileceğini düşünüyorum.
|
"VERDİĞİNİ HATIRLAMAYAN , ALDIĞINI UNUTMAYAN İNSAN KUTSALDIR."
|
|
|
Dilşâd
"reis'ul divan"
İleti Sayısı: 1737
Çevrimdışı
Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
|
 |
« Yanıtla #11 : 24 Mart 2007, 23:39:23 » |
|
aslında 1-2 yıldır zihnimi kurcalayan ama hala kesin bir sonuca varamadığım bir konuya değinmişiz :çocuk ve kitap. Zihninizi kurcalayan bu konuyla ilgili Prof.Dr. Harun AVCI'nın bazı tespitleri ve tavsiyeleri var. Yukarıdaki yazının devamıydı fakat ben uzun olduğu için parçalamıştım. Şimdi yazının tamamını alıyorum buraya. Faydalı olmasını umut ediyorum. Okumanın yaşı yoktur...
'Okumanın yaşı yoktur.' Bu söz genellikle büyükler için söylenir. Böyle algılandığı için de, çocuklarımızın okuma problemi yokmuş gibi düşünürüz. Oysa esas problem, çocukların okumaması veya çocuklara kitap okunmamasıdır. Anne-babalar çocuklarını nasıl eğitecek? Kültürümüzü ona nasıl verecek? Kahramanlarımızı ve değerlerimizi nasıl tanıtacak? Mevcudattaki güzelliği, yardımlaşmayı, çeşitliliği ve sayıca çokluk içindeki birliği, çocuğa başka türlü nasıl anlatacak? Eğlence ihtiyacı nasıl karşılanacak? Çocuklar için hazırlanan kitapları onlara okumayan veya okutmayan kaç anne, çocuğa basit bilgiler dışında bir şeyler verebilir? Anne-babalar şimdi bu sorulara cevap arıyor. Okuma ciddiye alınmadığı sürece, çocuğun iyi yetiştirilemeyeceğini onlar da biliyor. Ancak pek çok anne-baba çocuğa hangi yaşta ne verileceğini bilmediğinden, seviyesinin üstünde bilgiler yükleyerek; onu okumadan, öğrenmeden ve bilgi edinmeden nefret ettiririm endişesi taşıyor. O halde anne-baba, öğretmen ve rehberlere düşen vazife, çocuğa kitap okumayı sevdirerek; doğru kitapları, doğru zamanda okutmaktır, diyebiliriz.
Okul öncesi dönemde kitap okuma...
Pek çok anne-baba şu soruyla karşılaşır: Çocuğuma kitap okumaya ne zaman başlamalıyım? Bütün anne-babalar bilmelidir ki, okumaya başlamanın yaşı yoktur. Onunla kitap okumaya ne kadar erken başlarsanız o kadar iyi olur. Küçük çocuklara kitap okumak onlarla ilgilenmenin en güzel yollarından biridir. Çocuğun kişiliği büyük nispette bu yaş döneminde geliştiği için ona söylenen ve telkin edilen şeyler onun kişiliğinin şekillenmesine tesir eder. Peygamber Efendimiz (sas)'in, çocuk doğar doğmaz kulağına ezan ve kamet okumayı tavsiye etmesi ve kendisinin de bizzat bunu uygulaması çok manidardır. Demek ki çocuğun ruhunu beslemek için daha ilk günden başlayarak onun kulağına birşeylerin söylenmesi ve onunla konuşulması gerekmektedir. Bugün çocuk gelişimi üzerinde çalışanların tespitleri de bundan başka bir şey değildir.
Çocuk görmeye, renkleri ve şekilleri ayırt etmeye başladığında, onunla kitaplar aracılığıyla konuşmaya geçebiliriz. Bir resim veya şekil çocuğun ilgisini çeker. Eğer bir konuyu çocuğa uygun bir resim, fotoğraf veya şekille anlatırsak, işitme ve görme duyusunu birlikte kullanacağından, söylenen daha kalıcı olur. Bundan dolayı daha bebek iken; onu kucağımıza aldığımızda resim kitabını açarak hem resmi ona gösterir, hem de resimle ilgili konuşmalar yaparsak, onu kitapla erkenden tanıştırmış oluruz. Bu uygulama, anne-babaya yakın temas sebebiyle çocuğa sevildiğini hissettirmenin yanında, dil gelişimi ve anne-baba ile diyalog kurma bakımından da faydalı olur. Daha büyük bir fayda ise, erken yaşta çocuğun hayatına kitabın girmesi ve kitaba karşı alâkanın uyanmasıdır. Artık kitap onun için sıcak bir arkadaş olur ve okuma sürekli bir ihtiyaç haline gelir. Victor Hugo'nun dediği gibi, 'Okuma ihtiyacı barut gibidir, bir kere tutuşunca artık sönmez.' Batı, okul öncesi döneme ait çocuk kitabı çeşitliliği, kalitesi ve sayısı bakımından bizimle kıyaslanamayacak kadar ileridir. Ancak bizde de son yıllarda bu konuya daha fazla önem verilmekte ve bu sayede okul öncesi kitap ve dergi yayımcılığında takdir edilecek bir gelişme yaşanmaktadır. Bu kitapların çocuklara ulaştırılması ve okunmasında okul öncesi eğitim kurumları önemli rol oynamaktadır. Pek çok anne-babanın çocuk yetiştirme hususunda bilgisiz veya ilgisiz olduğu dikkate alındığında, ülkemizdeki problemin sadece kitap yayımlama olmadığı, bunun yanında anne-babalara rehberlik hizmetinin de çok eksik olduğu söylenebilir. Okul öncesi dönemde anne-baba her gün çocuğa kitap okuduğunda onun kelime hazinesi genişler, düşünme kabiliyeti ve buna bağlı olarak zekâsı gelişir. Dinlemeyi ve konuşmayı öğrenir. Kitap okumayı seven bir fert olarak yetişir. Hikâye okunurken o sık sık soru sorar. Çocuk soru sorarak öğrendiğinden buna izin verilmelidir. O, kelimeler, hikâye kahramanları veya kitap hakkında konuşmak istediğinde hemen sözü kesilmemeli, konuşması sağlanmalıdır. Onun sorularına mantıklı, doğru, tatmin edici cevaplar verilmelidir. Asla yalan yanlış şeyler söyleyerek soruları geçiştirilmemelidir. Çocuklar aynı hikâyeyi tekrar tekrar dinlemekten sıkılmazlar. Bildikleri hikâyeleri defalarca dinlemeyi sevdikleri gibi aynı kitabın tekrar tekrar okunmasını da severler. Bu işlem, kelimelere aşina olmaya yardımcı olduğu gibi kitapta verilmeye çalışılan mesajın akılda kalmasına da yarar.
|
Korkutmağa düşme bî-mahaldir Vuslat dediğim benim eceldir
|
|
|
Dilşâd
"reis'ul divan"
İleti Sayısı: 1737
Çevrimdışı
Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
|
 |
« Yanıtla #12 : 24 Mart 2007, 23:42:27 » |
|
Çocuğu, kitaba ve okumaya nasıl yönlendirebiliriz?
Okumayı sevdirmenin sihirli bir yolu yoktur. Bununla birlikte okumayı sevdirmek için değişik yollar denenebilir. Okul öncesi dönemde uygulanabilecek olan bazı metotlara yukarıda temas edilmişti. İlâve olarak, değişik yaştaki çocuklara uygulanacak pek çok yol bulunabilir. Her şeyden önce aile büyükleri evde devamlı olarak kitap okuyor ve kitaptaki konuları veya kahramanları ailedeki diğer kişilerle paylaşıyorsa, bu ortamda yetişen çocuk, kitap okumaya ilgi duyar. Okuma, önce ailede başlar. Okuma bilmeyen çocuk bile kitabı eller, sayfaları açar, resimlere bakar, onlarla ilgili sorular sorar, âdeta yeme-içme gibi kitapla iç içe büyür. Kısaca okuma bizim hayat tarzımız ise, çocuk da okur.
Kitap bir bilgi aktarma aracı olarak gösterilmemelidir. Kitabın eğlenceli ve sıcak yüzü ön plâna çıkarılmalıdır. Çocuk kitapla bir dost, bir arkadaş niyetiyle tanışmalıdır. Çocuğun ilgisini çekecek kitaplar, genellikle resimli hikâyeler, romanlar, bilmece, bulmaca ve fıkra kitaplarıdır. Bu kitaplarla karşılaşan çocuk, onları oyuncak veya eğlence aracı olarak görür. Bu yakınlık çocuğu okumaya hazırlar.
Çocuklarla birlikte kitap okunmalıdır. Çocuğun okuyacağı kitabı birlikte okumak onun hoşuna gider. Kitap okurken ses tonu kahramanlara göre ayarlanmalı ve okumaya canlılık kazandırılmalıdır. Hep anne veya baba okursa, bu çocuğu sıkar. Bazen o okumalı anne-baba dinlemelidir. Bazı aileler uyku öncesi hikâye okumayı düzenli bir alışkanlık haline getirmişlerdir. Bu alışkanlık çoğu ailenin uygulayabileceği pratik bir metottur. Çocuk, kitap fuarları ve kitap satış merkezlerine de götürülmeli, burada kitapları inceleyebilmesi için yeterli zaman ayrılmalıdır. Tamamını olmasa bile, çocuk, ilgi duyduğu kitapları kendisi seçmeli ve kendisi almalıdır. Ancak alınan kitaplar, çocuğun yaşına uygun olmalıdır. Kitap üzerinde yaş grubunun yazılması okuyucuya kitap seçiminde büyük kolaylık sağlar. Kitabın iyi bir dil, güzel resimler ve iyi bir baskıyla hazırlanmış olması gerekir. Kitap okumayı sevdirme bakımından okul da önemli bir faktördür. Bu gâye ile günlük programa okuma saatleri konulabilir. Kitap okuma yarışmaları düzenlenerek, çok okuyanlara mükâfat verilebilir. Öğretmen çocuğun okuduğu kitap hakkında onunla konuşmalı ve okuduklarını paylaşmalıdır. Kantinlerde kitap satılması da teşvik edilmelidir. Okullarda kütüphane olmalı fakat kitaplar dolaplarda kilitli olarak tutulmamalı, çocuk kitapla daima haşir neşir olabilmelidir.
Netice olarak, uygun yollarla yaklaşılırsa her çocuk kitap okumayı sever. Ancak baskıyla çocuğa kitap okutulamaz. Okumayı sevdiremiyorsak, hiç olmazsa okumadan nefret ettirmeyelim. Çünkü okumadan nefret eden kişi, en uygun vasatta bile kitaba kolayca ısınamaz.
Prof.Dr. Harun AVCI
|
Korkutmağa düşme bî-mahaldir Vuslat dediğim benim eceldir
|
|
|
|
ZeRRe
|
 |
« Yanıtla #13 : 05 Kasım 2007, 15:18:24 » |
|
Çok önemli bir konuya değinmişsiniz teşekkürler... bence bu durum yıne bizimle çözümlenecektir eğitimciler anneler babalar vs çocuklarımıza önce kendi kültürümüzü öğretmeliyiz.
|
|
|
|
|
hamza kutluay
İleti Sayısı: 653
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #14 : 06 Kasım 2007, 21:29:07 » |
|
çocuklarımız yabancı artislere hayrenken yabancılara özenirken yabancılar gibi yaşayıp örf adet ananelerimizi unuturken mi ?
bir devleti işgal askerle ama beyinleri işgal yani en kötüsü kültürle olur
söyleyin bakalım mcdonalds a gitmeyen carrefourlarda alışveriş yapmayanımız var mı
kendimi de dahil ediyorum tabii kıyafetlerimize yediklerimize içtiklerimize ve tabii dilimize sahip çıkalım çocuklarımıza geleceğimize sahip çıkmak istiyorsak bu böyle olur kültür erozyonunu hafif atlatmamız dileğiyle
|
bir işi murad etme olduysa inad etme Haktandır o reddetme Mevla görelim neyler neylerse güzel eyler İbrahim Hakkı hz.
|
|
|
yörük
İleti Sayısı: 27
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #15 : 28 Aralık 2007, 22:40:24 » |
|
Gerçekten çok önemli bir konuya değinmişsiniz. bence bu içler acısı durum eğitimcilerimle düzelecektir. Eğer eğitimcilerimiz kendi kültürlerini öğretirlerse yani bu işi becerirlerse onlara helal olsun demekten başka bişi düşmez bile galiba
|
Dinin şiddetle men ettiği şey, fitne ve anarşidir. Çünkü anarşi hiçbir hak tanımaz. İnsanlık ahlakını ve medeniyet eserlerini canavar hayvanlar ahlakına çevirir (Bediüzzaman Said Nursi)
|
|
|
kartanesi
İleti Sayısı: 640
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #16 : 04 Şubat 2008, 22:26:14 » |
|
Öncelikle konuyu başlatan arkadaşımıza teşekkür ediyorum. Bende bugün bu konuyu düşünmüştüm bu sayfayı görmem tevafuk oldu. Biliyoruz ki ülkemizde hızla yaygınlaşan okulöncesi eğitim kurumları var.Arkadaşlar korku ve endişelerinizi anlıyorum ancak şunu söylüyebilirimki durum çokta vahim değil. Bu konuda Timaş yayınları,Zambak yayınları... Çok güzel kitaplar çıkardı.Birkaç yıldır ciddi hareketlenmeler var. İlgilenenler NTlerden temin edebilirler...
|
''Hakiki imanı elde eden,kainata meydan okur.''
|
|
|
|