ben de uluğbeyin sorduğu şu kırılma noktasına takıldım. bence kırılma noktası aydınlanma değil. aydınlanma sonrası. aydınlanmanın ürünü olanlar vaaddettikleri mutluluğu gerçekleştiremeyince, kirli çamaşırlar birbir ortaya çıktı ve insanların bu -izmlere olan güveni azaldı. dolayısıyla din düşmeye yüz tuttuğu koltuğuna yeniden yerleşmeye başladı. bir başka nokta ise aydınlanmanın dine alternatif getirememesi. çünkü siz kekin içinden bir malzemeyi çıkarıyorsanız, onun vereceği tada eşit bir başka malzemeyi keke eklemeniz gerekir.
Ama burada bir problem var gülücüğüm: Sen dindarlığın artması konusunda bir kırılma noktasından bahsetmişsin ben azalması.. Bu nedenle Aydınlanma'da, öncesinde ve sonrasında bir yerlerde olmak şartıyla farklı zamanlardan bahsediyoruz.. Ama mihenk taşı Aydınlanma, sanırım bunda hemfikiriz

Uyanışla ilgili ifadelerini ise hem İslam hem Avrupa adına söyleyebiliriz.. Hatta bunlar İslam için daha da önemli.. Nitekim Tanzimat sonrası bu izmler öncesine sonrasına ve hangi noktaya koyulduğuna bakılmaksızın İslam topraklarında da uygulandı.. Tabi doğal olarak tutmadı.. Sonrasında İslam'a sarılmaya çalışıldı yeniden.. Biraz da dolaştı ayaklar; hâlâ çabalıyoruz..
Hocam peki onlar olmıcakta kim olucak
oturalım ve (tövbe haşa)bizde onlar gibi yazılan tüm dini kitapları masanın üstünde sallayıp sadece 4 kitabı bırakalım bak bakalım ozaman bizim yurdumuz nasıl dindar oluyor en basiti şarap kutsal onlarda:)bizde haram
hem zaten misyonerliği yapan ilk ülkeler arasındalar onlar dindar olmayacaklarda biz mi olucaz...
Hocam peki Avrupa hagi dine mensup? Mesela Fransa.. Ya da onların kaç kutsal kitabı var? Evharistiya, yok mu Avrupa'da..