Evvelen; yazdığınız yazının ilk kısımlarını anlayamadım. Kıt vehmim müsaade etmedi.
hangi yazının hangi kısımları acaba? malumdur zahir, bu başlıkta zikredilen mevzua dair birkaç kez yazmıştım.
Saniyen; dünyanın bize ait olması demek değildir ki hükümdar biz olalım. Cola şişesinin kapağının altına düşmek, kot pantolona mahkûm olmak, tek azığımızın neredeyse hamburger vs olması dünyayı kendimizin sanmamızın sebebidir.
muhtemelen size bu sözleri söyleten saik "bize ait dünya" denilmesi. önceki yazdıklarımdan birinde şöyle demiştim:
"bir şeyin tasarruf hakkına sahib olmak ile aynı şeyin mülkiyet hakkına sahib olmak birbirinden farklı manaya gelir ve bir şeyin ırzına ekseriyatle o şeyi tasarruf edenler geçer!" tarla-kapı-yarın mefhumları düşünüldüğü zaman görülecektir ki dünya ile kurulması lazım gelen ilişkinin yüzü mülkiyete değil tasarrufa dönüktür. o tasarruf dahi mümkün mertebe asgari seviyede tutulmalıdır zira dünyanın yüzü güleçtir!
Salisen; yarın insanların karşısına geçip de böyle bir şey söyleyecek olan adamın alacağı tepki de bellidir. Yaftalar hazır duruyor. Komünist, diktatör... Buna cesaret etmek zor iş... İnsanların sabrını sakın açlıkla sınamaya bir devlet başkanı. En tahammül edilemeyecek sınırdır, o. Bu yüzden direk kovup istediğini yapmak yerine yavaş yavaş kendine yetmeye çalışmalı, ondan sonra sınırları zorlamalıdır. Yoksa hiçbir şey yapamadan kötü gidişat(!) sebep gösterilip bir darbeye muhatap kalır.
verdiğim "siyasi parti başkanı" misali, insan -bilhassa müslüman- ile dünya arasındaki haddi aşan irtibata işaret içindi. elbette bir şeyleri iyileştirmek ancak ciddi bir şekilde hesablama/hesablaşma ile mümkün olur. amenna! mesele bu değil zaten. verdiğim misalin siyasi unsurlar içermesi sadece siyaseten böyle yapılması gerektiğini düşündüğümden değil. verdiğim misaldeki asıl can alıcı unsur "bir şeyin varlığı ile yokluğunu bir gören bir ahlaka" mensub olunmasına rağmen -ama bilerek ama bilmeyerek- inanılanın fiiliyata dökülememesidir.
belki şunu artık kabul etmem lazım: dünya artık yeni bir dünya! kendi kendime bu yeni dünyaya boyun eğmeyeceğimi telkin edecek kuvvet ve takata şimdilik sahibim. yani bu "yeni" dünyaya şimdilik "hayır!" diyebiliyorum! fikri, şahsiyeti, namusu, ırzı, ahlakı, vakarı, vatanı, aileyi hasılı insanı insan yapan ne varsa topyekun hepsini birden yok edecek toslamaları yok edemem belki ama en azından savuşturabilirim!
en iyisi benim yolumdur demiyorum ama şunu rahatlıkla iddia edebilirim: en az kirletecek yollardan biri budur!