aslında bir önerim yok.

lakin her meselemizde müesseseleşmek lüzumu hissetmek yahut "bir müessese teşkil edelim" fikri -nedendir bilmem- garib geliyor bana. müessese fikri muhtemelen dünyanın değişmesinden ötürü. emin değilim...
aslında müesseselerimiz var. mesela camii ve seninde, içlerinde bu işi layık-ı vechi ile yapacak kişilerin var olduğunu ifade ettiğin üniversitelerimiz bence iki mühim müessesedir. bence mesele müessesenin varlığından ziyade böyle bir eksikliğin/ihtiyacın bünye tarafından fark edilmesinin şart olduğu. aklıma yeniçeri ocağının lağvedilmesi geldi. yerine yenisi kuruldu ama elin gavuru bile "yeniçeri ocağını kaldırmak hataydı olması lazım gelen ıslah etmekti" diyor. bence yeni müessese yerine mevcut olanlar muhafaza edilmeli ama ıslah edilmeli. nasıl olacak pekiyi? bilmiyorum

bu işin planlamasını yapmaktan acizim ama şunu rahatlıkla ifade edebilirim: her ferd vahid evvelen nefsinden başlayacak. bu başlama işindeki ilk basamak "acaba" mefhumu... mesela: "böyle yapıyorum ama acaba..." bunu diyor ama acaba..." gibi. basit ama tesirli bir yol bence.
polatı öldürmek kolay lakin polatı öldürenin polat olmayacağından emin miyiz? hayır. "ak sütün içindeki ak kılı görecek" nesil yetiştirmek için her evin bir suffa meclisi olması lazım! ana-babaya suffa ehlini anlatmak ayrı onlardan suffa ehlinin tavrını beklemek ayrı...ve sanırım işin ince noktası şu: muhatab insan olunca ne yaparsan yap "evdeki hesab çarşıya uymuyor!" bir yerlerden muhakkak pot veriyor.
buraya kadar konuşan "ben" mülayim olan ben'di.

bir yanımda diyor ki bu memlekette düzgün bilinen ne kadar şey varsa hepsi eğri. şu halde "eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz" fehvasınca ne var ne yoksa ilk olarak inkar hatta red edilmeli! hani şair diyor ya: "ana adına anadan, aile adına aileden, vatan adına vatandan hasılı asılları adına bütün taklit oluş ve gidişten tiksiniyorum" o hesab... tiksinmek şart! hem mide hem gönül kaldırmayacak ki adam olalım!