Dilşâd
"reis'ul divan"
İleti Sayısı: 1737
Çevrimdışı
Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
|
 |
« : 11 Mart 2009, 14:51:07 » |
|
Berceste mısra dedik, berceste beyit dedik, bütünlüğünü bozamadığımız ve okuduğumuzda gönlümüzde hoş lezzetler bırakan gazellerin köşesi de burası olsun. Bir tane ile başlayalım:
Ganîdir aşk ile gönlüm ne mülküm ne menâlim var Ne vasl-ı yâra handânam ne hicrândan melâlim var
Ne sağ olmak murâdımdır ne ölmekten kaçar cânım Cihânda hasta-i aşk olalı bir hoşça hâlim var
Ben ol hayrân-ı aşkım ki yitirdim akl u idrâki Ne âlemden haberdâram ne kendimden hayâlim var
Ne meyl-i külbe-i ahzân ne seyr-i sohbet-i yârân Ne ta’n-ı zâhid-i nâdân ne ceng ü ne cidâlim var
Cihân fânidir ey Yahyâ Hüvel-Hayyü Hüvel-Bâkî Değişmem atlas-ı çarha benim bir köhne şâlım var
Taşlıcalı Yahyâ
[Mal-mülk sahibi değilim; gönlüm aşk ile zengin. Yâra kavuşma arzusu da taşımıyorum, ayrılıktan gam çektiğim de yok.]
[Sağ olmak arzum da yok, ölmekten korkum da. Şu dünyada aşk hastası olduğumdan beri bir hoş haldeyim.]
[Aşkın hasıl ettiği hayranlıkla öylesine yitirdim ki aklı ve idrâki; âlemden de kendimden de haberim yok.]
[Hüzünler kulübesinde bulunma arzum olmadığı gibi; ham softa-kaba yobaz tipindeki sığ ve mürâî dindarı eleştirmeye de bakmam; kavga-gürültü içinde de değilim.]
[Her şey fânî; Bâkî olan yalnız Allah. Dilenci kıyafetini andıran elbisemi, paha biçilmez kumaşlara vermem ben. Rıza makamındayım.]
|
Korkutmağa düşme bî-mahaldir Vuslat dediğim benim eceldir
|
|
|
meddah
İleti Sayısı: 156
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #1 : 11 Mart 2009, 16:13:02 » |
|
Öyle sermestem ki idrak etmezem dünya nedir Ben kimem saki olan kidir mey i sahba nedir
Gerçi canandan dili şeyda için kam isterem Sorsa canan bilmezem kam ı dil i şeyda nedir
Vasl içün aşıkı müstağni eyler bir visal Aşıka maşuktan her dem bu istiğna nedir
Hikmeti dünya VÜ MAFİHA BİLEN ARİF DEĞİL Arif odur bilmeye dünya vi mafiha nedir
Ah u feryadın fuzuli incidiptir alemi Ger belayı aşk ile hoşnudsan gavga nedir
bu bölüm harika .
|
yoluna cana revan etsem gerek canım dedim yüzüme bin hışım ile baktı edi canın mı var
|
|
|
dedeefendi
İleti Sayısı: 355
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #2 : 11 Mart 2009, 18:02:45 » |
|
Misli var mı kaddünün didüm didi Tûbâ meğer Yâ yüzün mânendi dir mihr-i cihân-ârâ meğer
Ölmüş iken bir nefesden yini cân virdi bana Kimse cân-bahş olmaya la'lün gibi Îsâ meğer
Dün gice deryâya düşdüm düşde gark oldum sanup Uyanup gördüm gözüm yaşı imiş deryâ meğer
Bûse umsam lutf ile ferdâ diyü virür cevâb Bildüm âhir kim kıyâmet imiş ol ferdâ meğer
Nağme-i efgân-ı Cem'den her seher ta'lim olur Nâlişimden hâlet aldı bülbül-i gûyâ meğer
Açıklamaya gerek yok sanırım.Açık ve net.Cem Sultan'ın dili birçok şiirinde böyle sade. Cem Sultan Dîvânı'nı okuyan böyle içli şiirler görebilir.Dîvânı okurken beni en çok etkileyen beyitin olduğu bu gazeli sizlerle paylaşmak istedim. "Dün gice deryâya düşdüm düşde gark oldum sanup Uyanup gördüm gözüm yaşı imiş deryâ meğer"
Cem Sultan Dîvânı'nı çamaşır gibi sıkın gözyaşı ve kan akar.Büyük acılar çekmiş birisinin bu güzel şiirlerini herkesin okuması gerektiğine inanıyorum.
|
Kûs-ı rihlet çaldı mevt ammâ henüz cân bî-haber
|
|
|
meddah
İleti Sayısı: 156
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #3 : 20 Mart 2009, 17:30:18 » |
|
Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı Garazım yok reh-i aşkında fenâdan gayrı
Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver Oda yanmış kuru cismimde hevadan gayrı
Perde çek çehreme hicran günü ey kanlı sirişk Ki gözüm görmeye ol mâh-likaadan gayrı
Yetti bî-kesliğim ol gaayete kim çevremde Kimse yok çizgine girdâb-ı belâdan gayrı
Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı
Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyem Ne temettu’ bulunur bende sadâdan gayrı
|
yoluna cana revan etsem gerek canım dedim yüzüme bin hışım ile baktı edi canın mı var
|
|
|
Dilşâd
"reis'ul divan"
İleti Sayısı: 1737
Çevrimdışı
Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
|
 |
« Yanıtla #4 : 21 Mart 2009, 01:03:50 » |
|
"Bir insanin kalbindeki sevgiyi bir kelime ile simgeleştirip bunu sevilene söylemesi hayatın olağan vakalarından biridir...Günümüzde; gülüm, aşkım, canım, hayatım, bitanem gibi anlamı müspet ama sıradan olan sözcükler bu olağan vakalarda kullanılmaktadır.Sıradan anlama sahip sözcükler dışında ise; kuşum, balım, böcegim, tırtılım gibi lakayt sözcükler de günümüzün anlamsızlığı içinde anlamlıymış gibi kullanılmaktadır.Peki eskiler sevilene sevgilerini hangi sözcüklerle ifade ederdi?..Gelin bu sorunun cevabını 14. yüzyılda Anadolu'da yaşamış olan Seyyit Nesimi'den alalım..."
GAZEL
Nigârım dilberim yârim nedîmim munîsim cânım Refîkim hem-demim ömrüm revânım derde dermânım
Şehim mâhım dil-ârâmım hayâtım dirliğim ruhum Penâhım maksadım meylim medârım fikrim u cânım
Kamer-çehre perî-rûyum zarîfim şûhum u şengim Semen-bûyum gül-endâmım zihî serv-i gülistânım
Zarîfim nâziğim hûbum habîbim turfa mahbûbum Hicâz'ım Ka'be vü Tûr'um behiştim hûr u rıdvânım
Gülüm reyhânım eşcârım abîrim anberim 'udum Dürrüm mürvâridim kânım akîkim la'l u mercânım
Dil-efrûzum vefâ-dârım ciğer-sûzum cefâ-kârım Hüdâvendim cihân-dârım emîrim beğim u hânım
Çerâğım şem'im ü nûrum ziyâ'ım yıldızım şemsim Hezârım bülbülüm kebkim Nesîmî-i hoş-elhânım
NESİMİ
|
Korkutmağa düşme bî-mahaldir Vuslat dediğim benim eceldir
|
|
|
meddah
İleti Sayısı: 156
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #5 : 21 Mart 2009, 17:49:13 » |
|
Çıkalu göklere ahum şereri döne döne Yandı kandil i sipihrün ciğeri döne döne
Ayağı yer mi basar zülfüne ber-dar olanun Zevk ü şevl ile virür can u seri döne döne
Şam ı zülfünle gçnül mısrı harab oldu diyü Sana iletdi kebuter haberi döne döne
Sen durup raks idesen karşuna ben boyun eğem İne zülfün kuca sen sim-beri döne döne(*)
Ka'be olmasa kapun ay ile gün leyl ü nahar Eylamezlerdi tavaf ol güzeri döne döne
Sen olasın diyü yir yir asılup ayineler Gelene gideni eyler nazarı döne döne
Ey NECATİ yaraşur murtibi şeh meclisinün Raks urup okuya bu şi'r-i teri döne döne
|
yoluna cana revan etsem gerek canım dedim yüzüme bin hışım ile baktı edi canın mı var
|
|
|
kelimelerin_ahengi
İleti Sayısı: 160
Çevrimdışı
İnsan,dilinin altında saklıdır...
|
 |
« Yanıtla #6 : 21 Mart 2009, 21:57:53 » |
|
GAZEL
Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne
Rîze-i elmâs eker her açtığı zahma o şûh Lutfu var olsun eder ihsân ihsân üstüne
Dilde gam var şimdilik lutfeyle gelme ey sürûr Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne
Yârdan mehcûr iken düşdük diyâr-ı gurbete Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne
Hem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkına Eylemişler Râsih’e bühtân bühtân üstüne
Râsih Bey
|
"Gâmım pinhan tutardım ben didiler yâre kıl rûşen Disem ol bi-vefa bilmen inanur mu inanmaz mı"
Fuzuli
|
|
|
meddah
İleti Sayısı: 156
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #7 : 22 Mart 2009, 00:16:01 » |
|
N'ideyin sahn ı çemen seyrini cananum yok Bir yanumca salınur serv-i hıramanum yok
Emdürür gerçi lebin vaslına canlar virene Leb-i can-bahşını emsem dimeğe canum yok
Bağrumun başına dağ-ı gamı odlar yakalı Kaldum ayakda kara başuma dermanum yok
Nice da'vet ideyin ol periyi da'ireye Hatem'i la'li gibi mühr'i süleymanum yok
ENVERİ gülşen'i kuyunda figanlar eyler Dime iy gonca-dehen bülbül'i nalanum yok
|
yoluna cana revan etsem gerek canım dedim yüzüme bin hışım ile baktı edi canın mı var
|
|
|
meddah
İleti Sayısı: 156
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #8 : 22 Mart 2009, 13:47:19 » |
|
Lale hadler yine gülşende neler etmediler Serviyi yürütmediler goncayı söyletmediler
Taşradan geldi çemen mülküne bîgâne deyu Devr-i gül sohbetine lâleyi iletmediler
Adet-i hûbların cevr ü cefadır ammâ Bana ettiklerini kimselere etmediler
Hamdülillah mey-i can-bahş ile sâkîlerimiz Ab-ı hayvân ile kevser suyun istetmediler
Hele oy kaşları ya okları peykânlarını Sîneden çekmediler yüreği oynatmadılar
Bin güzeller bulunur Yusuf' mânend ammâ Bu kadar var ki bular kendilerin satmadılar
Ey Necâtî yürü sabr eyle elinden ne gelir Hûblar cev ü cefâyı kime öğretmediler
|
yoluna cana revan etsem gerek canım dedim yüzüme bin hışım ile baktı edi canın mı var
|
|
|
meddah
İleti Sayısı: 156
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #9 : 24 Mart 2009, 15:54:55 » |
|
Noldun inlersin felek hercâyi canânın mı var Her makamı seyreder bir mâh-ı tabânın mı var
Benzini ey bûstân fasl-ı hazân mı etdi zerd Yoksa başı taşra bir serv-i hırâmânın mı var
Ağlayıp feryâd edersin her nefes andelib Hâr ile hem-sâye olmuş verd-i handânın mı var
Yoluna canâ revân etsen gerek canım dedim Yüzüme bin hışım ile bakdı dedi canın mı var
Zülf-i dilber gibi ey Zâtî perişansın yine Cevr-i bî-had yoksa bir yâr-ı perişanın mı var
|
yoluna cana revan etsem gerek canım dedim yüzüme bin hışım ile baktı edi canın mı var
|
|
|
|