Metin Şerhi


Kullanıcı Adı: Sürekli Bağlı Kal
Şifre:


Divanda Arama Yapın
Sayfa: [1] 2 3 ... 12   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: Metin Şerhi  (Okunma Sayısı 9853 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Uluğbey
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 2090

Çevrimdışı Çevrimdışı


Site
« : 26 Mart 2007, 01:27:58 »

Bir beyit verip üzerinde şerh denemeleri yapmayı deneyelim bakalım.Kimler katılacak,kimler umursamayacak,konunun vadesi ne kadar olacak...

Kişisel kanaatim katılım yine düşük olacak... Gülümseme



Sanman  taleb-i devlet ü cah etmege geldik
Biz aleme bir yar için ah etmeye geldik

Yenişehirli Avni[19 yy.]

Nesir
: Dünyaya gelişimiz ne mevki ne makam ne de mal ve mülk peşinde koşmak içindir.Biz bu dünyaya bir sevgili için ah etmeye geldik...



Beyitler vardır,okunduğunda insanın damağında hiç unutululmayacak bir tat bırakır,beyitler vardır anlık duyguları yansıtır ve yine beyitler vardır bütün bir hayatı yansıtır.Dünyaya geliş sebeplerini saymaya kalkarsak bunda ne benim dilim yeterli kalır -sanırım-ne de sizin anlama gücünüz yeterli kalır.Beyit üzerinde düşünecek olursam...

Öncelikle beyitte bir ahenk var.[bence]Sizce?
Okudukça uzun "a"harfleri kulağa çalınıyor ve güzel bir ritm ortaya çıkıyor.Beyite birkaç açıdan yaklaşmak mümkün sanırım.Hepinizin anladığı gibi beyit buram buram tasavvuf kokuyor.Bir yar için ah etmek tabiri de bence sanatlı bir tabir.Her ne kadar Fuzulivari bir beyit olmasa da yani sehl-i mümteni tarzı bir beyit olmasa da aruzun kusursuzluğundan ve beyitte sağlanan ahenkten ve anlamdan ilgili şairin gücünü anlıyoruz.

 UtandımSanırım ben iyiden iyiye beyiti şerhe başlamışım Neyİyi de benim amacım bu değilki.Herkesin beyitte neler gördüğünü öğrenmek istiyordum ben.Beyiti tam anladığımıza kanaat getirince yeni bir beyite geçeriz.

Evet divan edebiyatı mübtelası arkadaşlar neler denilebilir bu beyit hakkında?

Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
Dilşâd
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 1737

Çevrimdışı Çevrimdışı

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.


« Yanıtla #1 : 26 Mart 2007, 19:42:59 »

 
Çok teşekkürler bu geç kalınmış uygulama için. Kahkaha
İnşallah gerekli ilgiyi görür. 


Sanman taleb-i devlet ü cah etmege geldik
Biz aleme bir yar için ah etmeye geldik



"Dünyaya gelişimiz ne mevki ne makam ne de mal ve mülk peşinde koşmak içindir.Biz bu dünyaya bir sevgili için ah etmeye geldik"

Evet dünyaya geliş sebebimiz gayet açık. Peki bizim anladıklarımız neler ben bunlar üzerinde durmak istiyorum.
Eski devirlerde insanlar yüzlerce yıl yaşamışlar,ama bizim dönemimizde (yani ahir zamanda) en uzun yaşayan insan ortalama 60-70 ya da 80 yıl yaşıyor.
Bu süre de ev bark kurup, dünyadaki hayatı garanti altına alıncaya kadar geçip gidiyor. Yani kısacık ömrümüzü sadece âlem-i esbâba hizmek ederek çürütüyoruz; bu dünyaya asıl gönderilme sebebimizi unutarak...
Âlemlerin Rabb'bi bilinmek istedi, kainatı yarattı ve  isimlerini her mahlukta özellikle de eşref-i mahlûkat sayılan insan üzerinde tecelli ettirdi.
Peki bizler ne yaptık? Bunu görebildik mi? Yada görmeye ve anlamaya çalıştık mı? Kalp gözümüzü kapattık bir güzel.
Bilmeyenin sorumluluğu yoktur bahanesinin altına sığındık, doğru düzgün aramadan...
Gerçek sevgiliye özlem duymayı beceremedik, İlâhi aşkı, aşktan bile saymadık. Beşeri göklere çıkardık.
Evet O'nun için âh etmeye  geldik bu dünyaya ama nefsimizin sınırsız arzularının kurbanı olduk. Şan şöhret, makam mevki,mal mülk sevdası asıl gayemizin önüne geçti maalesef.

Neyse çok uzattım,katılım oldukça devam ederim.
Yenişehirli Avnî iki mısraya bütün bir hayatı sığdırmış.Rûhu şâd olsun.

 

Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Korkutmağa düşme bî-mahaldir
Vuslat dediğim benim eceldir
Uluğbey
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 2090

Çevrimdışı Çevrimdışı


Site
« Yanıtla #2 : 27 Mart 2007, 02:40:49 »

    Bezm-i elestte yaradanına söz veren insanın yeryüzüne gelme amacı aslında önceden belliydi.Bazı insanlar bunun farkında olandır,bazıları ise kesret içinde olandır.Kişinin dünyaya ne için geldiğini bilmesi,nereye gideceğini bilmesi ve bu yolda ilerlemesi onun insan-ı kamil olmaya iter.Bildiğiniz gibi mutasavvıf şairler kainatı yaradanın bir yansıması olarak görürler ve ulaşılması gereken tek aşık olarak nitelendirirler.Aşığında vuslata erişmesi için durmadan acı çekmesi gerekir.Zaten bu konu -divan şiiriyle ilgili arkadaşlar bilecektir-klasik şiirimizde çok sık olarak kullanılagelen unsurlardandır.Acı çekmekten zevk alan ,yare kavuşmayı istemeyen bir aşık profili çizerler hep şiirlerinde şairler.Nitekim Leyla vü Mecnun da da öyle değil midir?
    Bu beyitte şairimizin kullandığı kelimelerin ahengenden bahsetmiştim bir önceki yazıda.Benim şimdi de dikkatimi çeken kelime "ah" kelimesi bilinçli kullanılan bir kelime.Burada çekilen ah da şikayet edilen bir durum neticesinde söylenen "ah" değil.Hatta tam tersi de diyebiliriz.Zira insan acı çekeceğini,sevgiliye ulaşmak için çeşitli mertebelerden-tasavvufi ıstılahlardan-geçmesi gerekecektir.Şairin de bunlardan haberdar bir şekilde mevki makam için değil de senin için[sevgili için]geldim ben demesi bir kabullenmenin göstergesidir.
    Ayrıca beyitin ilk kelimesi "sanman" olduğuna göre,şair birilerine sesleniyor.Ya da başka bir ihtimal benim hakkımda yanlış düşünmeyin ben mevki makam istemiyorum diyor.

Beyitte kullanılan edebi sanatlara gelecek olursak.[eksik bıraktığım varsa lütfen tamamlayın:) bütün sanatlar aklımda değil bu saatte]...

Tenasüb,teşbih

Konu ilerlerse devam edebiliriz bu beyite.

Bu arada dil-şad katılımın için çok teşekkür ederim.Eğer kimse katılmazsa bile ,karşılıklı şerh denemeleri yaparız inş.Beyitler üzerinde tek başına düşünmekten daha iyidir sanırım...

Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
Lamia
« Yanıtla #3 : 27 Mart 2007, 14:19:33 »

Divan şiirinin özelliklerine bakarsak her beyit gibi derin anlamlar içeren bir beyit. Sadece yazıldığı zamana değil düne, bugüne ve yarına sesleniyor. Hiçbir zaman geçerliliğini kaybetmeyecek bir konuyu ele almış olan bu beyit, bize bu dünyada niçin var olduğumuzu hatırlatıyor. Ve bizi kendimize gelmeye davet ediyor. Unuttuğumuz, ya da bazılarının unuttuğu şeyi bize hatırlatıyor. O kadar şey söylenebilir ki beyit üzerine. Ama tek bir cümle ile özetleyelim. Kimse bu dünyada kalıcı değildir ve gerçek aşk da ilahi aşktır, bunun dışında her şey ama her şey boştur. Bu dünyanın bir sınav olduğunu unutmayalım, lütfen ona göre davranalım. Bizi yaradan her şeyi öyle güzel tertip etmiş ve o kadar muntazam bir şekilde düzenlemiş ki bunu görmeyen insan kördür. Her gün çevremizde karşımıza çıkan ölümlerde mi bize bir şey hatırlatmıyor. Adem'in bir dane için yaptığını biz de dünya malı için neden yapıyoruz. Neden bu dünyaya ve onun geçici güzelliklerine bu kadar tapıyoruz. İnsanlarımızı bu kadar nefsine düşkün olmaya iten nedir? Her insana düşünmesi için bir beyin verildiyse onu neden kullanmıyor?
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
Dilşâd
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 1737

Çevrimdışı Çevrimdışı

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.


« Yanıtla #4 : 27 Mart 2007, 14:45:39 »

    Eğer kimse katılmazsa bile ,karşılıklı şerh denemeleri yaparız inş.Beyitler üzerinde tek başına düşünmekten daha iyidir sanırım...
Anladığım şeyi kasdetmediğini biliyorum ama yinede "Beyitler üzerinde tek başına düşünmekten daha iyidir sanırım" cümlesini sevmedim pek."Hiç yoktan iyidir" gibi bir şey olmuş Kahkaha Teşekkürler.

Neyse Lamia'nın
Adem'in bir dane için yaptığını biz de dünya malı için neden yapıyoruz.
sözünü de açıklığa kavuşturacak bir beyit geldi aklıma. Yukarıdaki beyitle ilgili yorumlar bitince buna da bir bakılabilir. 

Hem hırmen-i şefâ'atinün hûşe-çinidür
Adem ki dâne hırsı ile eyledi hatâ
                             Şeyhî


Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Korkutmağa düşme bî-mahaldir
Vuslat dediğim benim eceldir
Uluğbey
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 2090

Çevrimdışı Çevrimdışı


Site
« Yanıtla #5 : 27 Mart 2007, 16:00:10 »

Anladığım şeyi kasdetmediğini biliyorum ama yinede "Beyitler üzerinde tek başına düşünmekten daha iyidir sanırım" cümlesini sevmedim pek."Hiç yoktan iyidir" gibi bir şey olmuş Kahkaha Teşekkürler.



Beyitler üzerinde tek başına düşünmekten iyidirden senin anladığın tarzda bir şey demedim.:)Zaten sen de demişsin zaten "anladığım şeyi kastetmediğimi biliyorum "diye.Ama yine de bir açıklama yapma gereği duydum ;)Ben bu konuyu çok öncelerde açmıştım.Ama kimse katılmadığı için kaldırmıştım.Şimdi katılımın olması beni sevindirdi,ondan dolayı söylenmiş bir cümle dil-şad.Ayrıca konuyu okuyanları katılmaya sevketmek üzere söylenmiş bir cümle
Kahkaha...


Ben senin aktardığın beyit hakkında düşünmeye başlayayım.Aklımdakiler belli bir seviyeye gelince beyit hakkındaki görüşlerimi paylaşacağım inşAllah.Ayrıca konuyu okuyan diğer arkadaşlar da ister ilk beyit isterlerse de diğer beyit üzerinde görüş ve düşüncelerini paylaşabilirler vesselam...
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
Lamia
« Yanıtla #6 : 27 Mart 2007, 16:24:27 »

Divan şiirinde güzel ve dikkat çeken beyitleri burada paylaşmak çok güzel bir fikir. Divan şiirini anlamak için çaba gösteren arkadaşlarmız da anladıkları kadarıyla beyitleri şerh etme gayreti içinde bulunurlarsa, Divan edebiyatını anlama konusunda adım atarız dolayısıyla da severiz. Analayan herkes Divan edebiyatını sever düşüncesindeyim
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
Lamia
« Yanıtla #7 : 27 Mart 2007, 16:35:47 »

                                 Hem hırmen-i şefâ'atinün hûşe-çinidür
                                 Adem ki dâne hırsı ile eyledi hatâ
   Beyti gerçekten çok güzel bir beyit. Peygamber Efendimizin şefaatine nail olmak her insanın elde edebileceği şeylerden değildir. Ayrıcalıktır. Onun şefaatinin büyüklüğünü  göstermek için harman kelimesine yer veren şair, beytin genelinde Peygamber Efendimizin Şefaatine muhtaçlığımızı anlatmıştır. Her insan hata yapabilir. Bunlardan ders çıkarmak önemli. İnsanoğlu beşer, şaşar demişler. Allah'ın yaratmış olduğu ve sayısız nimetler verdiği Adem bile yasağa el uzatmıştır. Allah ne kadar affedici ise Peygamber Efendimiz de onun kadar affedicidir. Şefaatini biz insanlardan esirgemeyecektir. Biz  onun şefaatine nail olmak için ne yapıyoruz?
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
Uluğbey
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 2090

Çevrimdışı Çevrimdışı


Site
« Yanıtla #8 : 08 Nisan 2007, 02:15:02 »

   Öncelikle bu bölüme gereken önemi veremediğim için kusuruma bakmayın.Bu aralar gerçekten yoğunum.Bıraktığım yerde kalmış maalesef.Dil-şâd'ın paylaştığı beyitte yani.


        Malumunuz olduğu üzere Şeyhi erken dönem Divan Edebiyatı şairlerindendir ve divan edebiyatının gelişmesine büyük katkısı olmuştur. Tasavvufi bir kişilik olmasına ve tasavvuf eğitimi almış olmasına rağmen eserlerinde genellikle tasavvufi öğeler bulunmamaktadır. Din dışı şiirler yazmayı tercih etmiştir.Ancak bahsi geçen beyitte sevgili Lamia'nında arzettiği gibi şefaati konu alan bir beyit.Beyite ciddi anlamda ilk defa bakıyorum ve bu beyitle daha önce karşılaşmadım.Ama klasik olarak tüm divan şairlerinin şiirlerinde görülen derin bir hayat tecrübesi bu beyitte de seziliyor.Yukarıda da belirttiğim gibi Şeyhî'nin beyitlerinde pekde fazla tasavvufi ıstılahlar bulunmaz.Nitekim bu beyitinde de her nekadar şefaatten hırstan bahsediyor olsa da klasik tasavvufa dair unsurlar göremedim.Yani bir önceki beyitteki gibi değil.İnsanın hatasının küçük yada büyük şeylere sahib olmak için hırsa bürünmesi sonucunda şefaatten mahrum kalabilir.Hırs ile her şey mümkündür.Zira gözünü hırs bürümüş insanın kimseden korkusu yoktur.Şeyhî de  beyitte şefâ'ati arzuladığını belirtmiştir.Peygamberin(sav)şefaatinden mahrum olma ihtimalinin ye'si içindedir.Bundan mahrum olmamak için de kişi Allah'a bağlanmalı,gözünü hırs bürüyerek iş yapmamalıdır.

...........
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
Dilşâd
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 1737

Çevrimdışı Çevrimdışı

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.


« Yanıtla #9 : 08 Nisan 2007, 13:21:13 »

Uluğbey, öncelikle Şeyhî’nin eserlerinde tasavvufi unsurların bulunmadığına ve din dışı şiirler yazdığına dair bilgiyi hangi kaynaktan okuduğunu bilmek isterim.  Çünkü N. Sami Banarlı Şeyhî’nin eserlerinde tasavvuf kültürünün derin izleri olduğunu söyler. Hatta Kur’an, hadis, tefsir, kısas-ı enbiya gibi kaynakları şiirine ustalıkla kullandığına dair bilgiler de verir.  Buna mukabil Ahmet Kabaklı, Şeyhî’nin tasavvufa ait terim ve mazmunları çok güzel kullandığını, fakat Nesîmî ya da Kadı Burhaneddin gibi coşkun bir mutasavvıf sayılamayacağını söyler. Yani Şeyhî’nin şahıs olarak dünya malına tama eder bir yanı da vardır ama kanaatimce mutasavvıflığını eserlerinde çok güzel kullanmıştır.  Verdiğim beyit de onun Nât’ından alınmıştır. Ve yukarıda saydığım tasavvufî unsurlar bu Nât’ın tamamında gayet güzel bir şekilde kullanılmıştır. Hatta bunu sadece bu beyitten bile anlamak mümkündür bence. Neyse beyite döneyim:

Hem hırmen-i şefâ'atinün hûşe-çinidür
Adem ki dâne hırsı ile eyledi hatâ


Beyitte Adem(as)’in cennetten kovulması hadisesine bir gönderme yapılmış, fakat bu kovulma güzel bir sebebe bağlanmıştır.
Hz. Adem, cennette her türlü nimetin bolluğu içinde yaşadığı halde yasak meyveye yönelmiş ve dünyaya kovulmuştur. Şeyhî’ye göre Adem(as), dünyaya kovulmayı kendisi istediği için yasak meyveye dokunmuştur. Çünkü Hz. Peygamber’in şefaat harmanı dünya üzerindedir. Onun şefaatine nail olabilmek için de Adem(as) dünyayı tercih etmiştir.
Ya da diğer bir ifadeyle Adem(as), O’nun şefaatine erişebilmek aşkı yüzünden, dâne hırsı ile hata işlemiştir. Ama burada dikkat çekilen asıl husus hatadan ziyade, Hz. Peygamber’in şahitliğine duyulan arzudur. Adem(as), beyite göre, bu aşkla cennetten vazgeçmiştir.

Bu sebepten ben bu beyiti çok seviyorum.
Acaba biz O’nun şefaatine nail olabilmek için nelerden vazgeçebiliriz?
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Korkutmağa düşme bî-mahaldir
Vuslat dediğim benim eceldir
Sayfa: [1] 2 3 ... 12   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir

 
Gitmek istediğiniz yer:  


 
Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!