Şeyhî üzerinde özel bir inceleme yapmadım.Klasik edebiyat derselerinden aklımda kalan bilgilere dayanarak böyle dedim.Ama bilgilerimden emin olmak için nette bir araştırma yaptım.Nitekim internet üzerinde en iyi online ansiklopedi sitesi olan Vikipedi'de yer alan Şeyhî maddesinden faydalanarak bu tarz bir açıklamada bulundum.Bakınız(
http://tr.wikipedia.org/wiki/Şeyhi)
Şimdi bizim tasavvuftan anladığımız şeye bağlı bu durum.Divan edebiyatında divanında naatın yer almadığı kaç şair sayılabilir ki?Onun birkaç şiirinde tasavvufi unsurlar bulunması ya da dini unsurlar bulunması onu mutasavvıf bir şair yapar mı?N.Sami Banarlı tamam eserlerinde tasavvuf kültürünün derin izleri olduğu söyleyebilir.Zaten bu konuda eğitim yapmış olan biri,ki kendi yazımda da aktarmıştım bu unsurları kullanmaması düşünülemez.Kişinin okudukları yazdıklarına tesir eder.Benim orda söylediğim,bizim bildiğimiz anlamda bir tasavvufun yer almadığı.Yani vahdet-i vücût felsefesinin olmadığı.Ben tasavvufu genellikle özellikle usta şairlerin beyitlerinde (eğer beyiti baklava dilimine benzetirsek)3.kısmında görebiliyorum ancak.Direk olarak tasavvufi unsurların,yani ilk okuyuşta tasavvufun gözümüze sokulduğu beyitlere rast gelmedim pek.Ama bu bunların olmadığını da göstermez elbet.
Ve yukarıda saydığım tasavvufî unsurlar bu Nât’ın tamamında gayet güzel bir şekilde kullanılmıştır. Hatta bunu sadece bu beyitten bile anlamak mümkündür bence
Dediğim gibi,kişinin naatı olması onun tasavvufi bir şair yani mutasavvıf bir şair olduğunu gösterir mi?
Tasavvuftan anladığımız anlam çok önemli bu beyiti şerh ederken.Şayet tasavvuftan kasıt dini unsurlarsa tamam kullanılmıştır.Ve beyitin bir naatta kullanılması zaten başlı başına bir göstergedir.Ama ben tasavvuf denilince daha çok girift olan beyitleri anlıyorum.Örneğin su kasidesi...
Buna mukabil Ahmet Kabaklı, Şeyhî’nin tasavvufa ait terim ve mazmunları çok güzel kullandığını, fakat Nesîmî ya da Kadı Burhaneddin gibi coşkun bir mutasavvıf sayılamayacağını söyler
Benim mutasavvıf şairden anladığım anlam Şeyhî değil malesef.Ahmet Kabaklı'nın dediği gibi Nesîmî gibi şairleri mutasavvıf şair olarak görüyorum.Yukarıdaki iletide
din dışı şiirler yazmayı tercih etmiştir cümlesi yer almakta.Bu cümleden bu şairin tasavvufi unsurlar içeren şiir yazamayacağını,şiirleri olmadığını anlayamayız.Bu bir tercih hakkıdır.Bu cümle onun bütün şiirlerinden hareketle söylenmiş bir cümledir.Konu hakkında kesin bir bilgi sağlamak için divanını alıp incelemek gerekir.İlerde vakit olursa divanı üzerinde çalışarak bu konuda bilgi sahibi olabilirim/olabiliriz.Ya da üstadların bu konuda ne dediğine bakarak kesin karar verebilirz.
Beyitin güzelliğine diyeceğim yok

Acaba biz O’nun şefaatine nail olabilmek için nelerden vazgeçebiliriz?
Her şeyden...
Ya da bilmiyorum,insanın düşünceleri ile yaptıkları bazen birbirini tutmayabiliyor.Burada birçok kişi her şeyden diyebilir eminim.Ama önemli olan vazgeçebilmek.Şefaatine nail olabilmek için zaten yapılması gerekenler belli.Aslında pek bir şeyden de vazgeçmemiz gerekmiyor.Vazgeçilmesi gerekenler mutlaka kişiye zararı dokunan şeylerdir.Hiçbir şey yoktur ki yasaklanmış olsun ve zararı olmasın...