Metin Şerhi


Kullanıcı Adı: Sürekli Bağlı Kal
Şifre:


Divanda Arama Yapın
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 12   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: Metin Şerhi  (Okunma Sayısı 9852 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Uluğbey
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 2090

Çevrimdışı Çevrimdışı


Site
« Yanıtla #10 : 08 Nisan 2007, 15:01:16 »

Şeyhî üzerinde özel bir inceleme yapmadım.Klasik edebiyat derselerinden aklımda kalan bilgilere dayanarak böyle dedim.Ama bilgilerimden emin olmak için nette bir araştırma yaptım.Nitekim internet üzerinde en iyi online ansiklopedi sitesi olan Vikipedi'de yer alan Şeyhî maddesinden faydalanarak bu tarz bir açıklamada bulundum.Bakınız(http://tr.wikipedia.org/wiki/Şeyhi)

Şimdi bizim tasavvuftan anladığımız şeye bağlı bu durum.Divan edebiyatında divanında naatın yer almadığı kaç şair sayılabilir ki?Onun birkaç şiirinde tasavvufi unsurlar bulunması ya da dini unsurlar bulunması onu mutasavvıf bir şair yapar mı?N.Sami Banarlı tamam eserlerinde tasavvuf kültürünün  derin izleri olduğu söyleyebilir.Zaten bu konuda eğitim yapmış olan biri,ki kendi yazımda da aktarmıştım bu unsurları kullanmaması düşünülemez.Kişinin okudukları yazdıklarına tesir eder.Benim orda söylediğim,bizim bildiğimiz anlamda bir tasavvufun yer almadığı.Yani vahdet-i vücût felsefesinin olmadığı.Ben tasavvufu genellikle özellikle usta şairlerin beyitlerinde (eğer beyiti baklava dilimine benzetirsek)3.kısmında görebiliyorum ancak.Direk olarak tasavvufi unsurların,yani ilk okuyuşta tasavvufun gözümüze sokulduğu beyitlere rast gelmedim pek.Ama bu bunların olmadığını da göstermez elbet.

Alıntı
Ve yukarıda saydığım tasavvufî unsurlar bu Nât’ın tamamında gayet güzel bir şekilde kullanılmıştır. Hatta bunu sadece bu beyitten bile anlamak mümkündür bence


Dediğim gibi,kişinin naatı olması onun tasavvufi bir şair yani mutasavvıf bir şair olduğunu gösterir mi?

Tasavvuftan anladığımız anlam çok önemli bu beyiti şerh ederken.Şayet tasavvuftan kasıt dini unsurlarsa tamam kullanılmıştır.Ve beyitin bir naatta kullanılması zaten başlı başına bir göstergedir.Ama ben tasavvuf denilince daha çok girift olan beyitleri anlıyorum.Örneğin su kasidesi...

Alıntı
Buna mukabil Ahmet Kabaklı, Şeyhî’nin tasavvufa ait terim ve mazmunları çok güzel kullandığını, fakat Nesîmî ya da Kadı Burhaneddin gibi coşkun bir mutasavvıf sayılamayacağını söyler

Benim mutasavvıf şairden anladığım anlam Şeyhî değil malesef.Ahmet Kabaklı'nın dediği gibi Nesîmî gibi şairleri mutasavvıf şair olarak görüyorum.Yukarıdaki iletide din dışı şiirler yazmayı tercih etmiştir cümlesi yer almakta.Bu cümleden bu şairin tasavvufi unsurlar içeren şiir yazamayacağını,şiirleri olmadığını anlayamayız.Bu bir tercih hakkıdır.Bu cümle onun bütün şiirlerinden hareketle söylenmiş bir cümledir.Konu hakkında kesin bir bilgi sağlamak için divanını alıp incelemek gerekir.İlerde vakit olursa divanı üzerinde çalışarak bu konuda bilgi sahibi olabilirim/olabiliriz.Ya da üstadların bu konuda ne dediğine bakarak kesin karar verebilirz.

Beyitin güzelliğine diyeceğim yok Gülümseme

Alıntı
Acaba biz O’nun şefaatine nail olabilmek için nelerden vazgeçebiliriz?


Her şeyden...
Ya da bilmiyorum,insanın düşünceleri ile yaptıkları bazen birbirini tutmayabiliyor.Burada birçok kişi her şeyden diyebilir eminim.Ama önemli olan vazgeçebilmek.Şefaatine nail olabilmek için zaten yapılması gerekenler belli.Aslında pek bir şeyden de vazgeçmemiz gerekmiyor.Vazgeçilmesi gerekenler mutlaka kişiye zararı dokunan şeylerdir.Hiçbir şey yoktur ki yasaklanmış olsun ve zararı olmasın...

 
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
Dilşâd
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 1737

Çevrimdışı Çevrimdışı

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.


« Yanıtla #11 : 08 Nisan 2007, 23:21:46 »

Üşenmeyip cümlelerime tek tek açıklama yaptığın için teşekkür ederim. Ama ben Vikipedi'nin bu açıklamasını çok iddialı buldum.Özellikle de "din dışı şiirler yazmıştır" ifadesi kafamı kurcaladı. Açıkçası onlar bunu hangi temele dayandırıyorlar onu da merak ediyorum. Ama konu üzerinde küçük çaplı bir araştırma yapabilirim. Soru işaretlerinden kurtulmanın başka yolu yok çünkü. 

Kişinin nâtının olması onun  mutasavvıf bir şair olduğunu gösterir mi demişsin. Sadece nât yazmakla mutasavvıf şair olunmaz tabi. Ama Şeyhî nâtında tasavvufu buram buram estirmiş.  Mutasavvıflığı ne kadar savruk olursa olsun islami ilimleri bu şiirinde mükemmel diyebileceğim bir seviyede kullanmış. Ama daha sağlam bilgiler verebilmek için divanını incelemek gerektiği doğru.
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Korkutmağa düşme bî-mahaldir
Vuslat dediğim benim eceldir
sen422


İleti Sayısı: 1

Çevrimdışı Çevrimdışı


« Yanıtla #12 : 23 Mayıs 2007, 00:09:54 »

Sanman ki taleb-i devlet ü cah etmege geldik
Biz aleme bir yar için ah etmeye geldik

Çok güzel bir beyit seçmiş arkadaş. Şair her ne kadar Encümen-i Şuara'dan Yenişehirli Avni ise de üslubu belirgin bir şekilde hikemi tarzın öncüsü Urfalı Nâbî'yi çağrıştırmakta. Beytin şerhine şöyle bir ilave yapmak istiyorum. Yukarıda beytin şerhi ile ilgili olarak dile getirilenler, şerhi gerçekleştirenler açısından bakıldığı zaman yerinde söylenebilir. Sanmayınız kelimesini şairin vezin gereği sanman şeklinde okuduğunu belirterek şerhe başlamak gerekir. Birinci mısradaki tevlet ve câh kelimeleri anlam itibariyle birbirine yakın sayılabilir. Devlet kelimesinin mutluluk, makam, mevki, ün, şan, şöhret gibi anlamlarına paralel bir şekilde câh kelimesinin de makam, mevki gibi anlamları vardır. Şair birinci mısrada bizi bu dünyaya makam-mevki, şan-şöhret ziçin geldiğimizi sanmayınız dedikten sonra asıl anlatmak istediğini, bu dünyaya geliş amacını belirtiyor ve " biz bu dünyaya bir yâr/sevgili için âh etmeğe geldik" diyor. Mısranın anahtar kelimeleri "yâr/sevgil" ve "âh"tır. Sözü fazla uzatmadan beytin tasavvufî açıdan şerhini şöyle yapabiliriz. Beyitteki yâr/sevgiliden kasıt, gerçek sevgili yani Allah'tır. Kul olarak bizler bu dünyaya "küntü Kenzen mahfiyyen" sırrına nail olmak amacıyla gönderildik. Yani Cenab-ı Allah meşhur hadis-i kudsisinde ben bir gizli hazineydim, bilinmek sevilmek amacıyla insanları yarattım" diyor. Demek ki yaratılışın özünde bir sevgi var. Sevgi olduğuna göre sevginin de iki tarafı vardır. Seven/âşık v sevilen/maşuk. Burada temel soru şu: âşık-maşuk-aşk üçgeninde kul/âşık olarak bizden istenen nedir? Maşuka karşı aşkımızı ispatlamak için ne yapmalıyız. Öncelikle âşık neden âh etmektedir. Âşık âh etmektedir, çünkü ezeli ve ebedî sevgiliden ayrı kalmıştır. Elest meclisinde tattığı zevke, içtiği ilahi aşk şarabının lezzetine bu dünyaya geldikten sonra hasret kalmış ve sürekli bir şekilde inleyip durmaktadır. Ancak burada belirtilen "âh" kuru bir ah değildir. Çünkü eski yazıda âh kelimesi Elif ve güzel ile yazılır ve bu yazılış aynı zaman Allah lafzının kısaltması durumundadır. bu nedenle şair bu dünyada biz bir sevgili için âh etmeğe geldik derken aynı zamanda her âh edişyte Cenab-ı Allah'ı zikrettiğini belirtmek istiyor. Ayrca şairin birinci çoğul şahısla "geldik" biçimindeki anlatımı da bizi şiirin tasavvufî anlamına götürmektedir. Çünkü tasavvufta "ben" yerine biz tercih edilir ve bu şekilde bir anlatımla,kendi nefsini ortadan çıkarmayı niyet edinir.
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
su


İleti Sayısı: 9

Çevrimdışı Çevrimdışı


« Yanıtla #13 : 23 Mayıs 2007, 03:32:27 »

"Çok da mağrur olma kim meyhane-i ikbalde
Biz  hezaran  mest-i mağrurun  humarın görmüşüz."


Nabi'nin bu beytine de bir şerh düşelim. Devamı da var fakat bu kısım benim çok hoşuma gider. Tercümesini yapmak zor değil fakat kelimelerin içini doldurmanın bu beytte hakikaten uğraş verici bir zorluğu olsa gerek.

Hezaran:(meyhane) bülbülleri, 
Humar: sarhoşluktan doğan sersemlik
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
Dilşâd
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 1737

Çevrimdışı Çevrimdışı

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.


« Yanıtla #14 : 26 Mayıs 2007, 15:54:59 »

"Çok da mağrur olma kim meyhane-i ikbalde
Biz  hezaran  mest-i mağrurun  humarın görmüşüz."


Hezaran:(meyhane) bülbülleri, 
Humar: sarhoşluktan doğan sersemlik
İkbâl: 1.birine doğru dönme
   2.baht, talih
   3.işlerin yolunda gitmesi;bahtlı, saadetli, mutlu olma
   4.arzu, istek
   5.eskiden sarayın hareminde padişahın eşi, gözdesi olmaya namzet cariye


Talih meyhanesinde çok fazla (saadete ve şöhrete sahip olduğun için) kibirlenme. Çünkü biz, mağruriyet sarhoşu olan meyhane bülbüllerinin (bu sarhoşluk neticesinde) serseme döndüklerini gördük.

Meyhâne-i ikbal sözüyle dünya, hezarânla da istiare yoluyla insanlık kastedilmiştir.  Bulunduğu makamı ve mevkiyi bâkî zannederek onunla övünmeye kalkanlar, vakit gelip zaman döndüğünde altüst olacaklar ve zavallı durumuna düşeceklerdir. Tarih sayfaları bunun örnekleriyle dolup taşmıştır. Nabî’nin hikemî kaygıyla kaleme aldığı bu mısralar bizlere aşağıdaki ayetleri de hatırlatmıyor mu?
 
“Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez. Yürüyüşünde tabiî ol, sesini de alçalt. " (Lokman, 31/18).

"Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden yüz çevirteceğim. Onlar bütün ayetleri görseler yine de inanmazlar; doğru yolu görseler, yol olarak benimsemezler... (A'râf, 7/146).

"Kibir, önce kişinin inanç dünyasına tesir ederek, hak ve doğruya inanmasına engel olur, Allah'ın birliğine, peygamberlere ve âhiret gününe inanmayanların inançsızlığa kibir yüzünden sürüklendikleri anlaşılmaktadır." (Nahl,16/22;Sâffât, 37/35;Bakara, 2/87; A'râf, 7/75-76, 88; Nûh, 71/7; Yunus, 10/75; Mü'minûn, 23/27, 46-47).

"Meleklere, Âdem'e secde edin' demiştik. İblis müstesna hepsi secde ettiler. O kaçındı, büyüklük tasladı ve inkâr edenlerden oldu." (Bakara, 2/34).
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Korkutmağa düşme bî-mahaldir
Vuslat dediğim benim eceldir
Dilşâd
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 1737

Çevrimdışı Çevrimdışı

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.


« Yanıtla #15 : 28 Ağustos 2007, 23:08:02 »

Çok değerli Edebiyat Türkiye sakinleri birazcık da bu bölüme kafa yorsak hep birlikte nasıl olur acaba. Müdavimlerimizin bu taraflara hiç uğramadıklarını farkettim de iki küçük beyitle davet edeyim dedim, icabet edilir inşallah...

An gerek mahbûbda kim el üzre tuta halk
Yohsa bir hatemde dahi bulunur göz ile kaş

Mecnûn alalı başına mürg âşiyanını
Dîvânelik vilâyetünün tâc-dârıdur


Kelimelerin anlamlarını vermedim çünkü hocalarımız bilmediğiniz bir kelimeye bakarken yanında birkaç kelime daha öğrenmiş olursunuz derlerdi, geleneği devam ettireyim ben de... Kolay gelsin...
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Korkutmağa düşme bî-mahaldir
Vuslat dediğim benim eceldir
gülücüğüm
« Yanıtla #16 : 29 Ağustos 2007, 00:09:35 »

.
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
Lamia


İleti Sayısı: 421

Çevrimdışı Çevrimdışı


« Yanıtla #17 : 29 Ağustos 2007, 23:45:57 »



   
   
An gerek mahbûbda kim el üzre tuta halk
Yohsa bir hatemde dahi bulunur göz ile kaş

 

  Sevgiliye huy güzelliği gerek ki halk onu el üzerinde tutsun, yoksa bir hatemde de kaş ile göz var.
 


Mecnûn alalı başına mürg âşiyanını
Dîvânelik vilâyetünün tâc-dârıdur


  Divanelik ülkesinin sultanı olmak için Mecnun olup başına kuşların yuva yapmasını beklemek gerek.
 
  Dil-şâd ben sadece biraz sadeleştirerek nesre çevirdim sen de asıl anlatılmak isteneni anlat, şöyle başlı başına bir şerh et şerhçi olan sensin ne de olsa...





   


Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Layık olan sana ey dost hüsn-ü sûhândır
Alemdeki en yüce şey ayn-ı yârândır
Mest eyleyen gönülleri aşk-ı nihândır
İz sürerek kulak ver sen karanlıklara
Âh ederek hasret çeken bil ki cânândır
mai


İleti Sayısı: 25

Çevrimdışı Çevrimdışı


« Yanıtla #18 : 30 Ağustos 2007, 00:11:08 »

"Mecnûn alalı başına mürg âşiyanını
 Dîvânelik vilâyetünün tâc-dârıdur"

mürg: kuş
aşiyan: kuş yuvası
tac-dar: tac giyen, padişah

Mecnun başına kuş yuvasını giydiğinden beri , delilik vilayetinin padişahı olmuştur.

Bİlindiği gibi Kays'a aşkı sebebiyle Mecnun(deli) ismi verilmiştir. Mecnun Leyla'nın aşkı sebebiyle öyle perişandır ki başına kuşların yuva yapmasına aldırmaz.Mecnun'un saçına kuşların yuva yapması Fuzuli'nin

  Aşiyan-ı mürg-i dil zülf-i perişanındadır
  Kande olsam ey peri gönlüm senin yanındadır

beyitinde de ifade edilerek mecnun mazmun olarak kullanılmıştır. Şair birinci beyitte  bilinen bu olayı kullanmış. İkinci beyitte   debu durumun sonucu olarak Mecnun'un ancak delilikler ülkesine padişah olacağını ifade etmiş.Ayrıca benim kanaatime göre kuş yuvası şekil itibariyle tacı çağrıştırılarak kullanılmıştır.

Not: Forma yeni üye oldum ve ilk şerh denemem inşaallah iyi bir başlangıç olur..

Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Efsane-i ye'se olma mutad
Düşdünse de aşka etme feryad
                                           Şeyh Galib
Dilşâd
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 1737

Çevrimdışı Çevrimdışı

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.


« Yanıtla #19 : 30 Ağustos 2007, 00:36:01 »

Not: Forma yeni üye oldum ve ilk şerh denemem inşaallah iyi bir başlangıç olur..

Aramıza hoş geldin mai, iyi bir başlangıç yapmışsın şerh denemen de gayet güzel. Elin değmişken ahenk unsurlarına ve söz sanatlarına da değinmek istersin belki.  Teşekkürler...

Dil-şâd ben sadece biraz sadeleştirerek nesre çevirdim sen de asıl anlatılmak isteneni anlat, şöyle başlı başına bir şerh et şerhçi olan sensin ne de olsa...

Estağfurullah daha şerhçi olmamıza çoook var. Hem bak bana hiç gerek kalmadı bir beyit gayet güzel açıklandı, diğerini de artık gurbetten döndüğünde genel yöneticimiz halleder. Belki de ona bile gerek kalmaz kim bilir... 
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Korkutmağa düşme bî-mahaldir
Vuslat dediğim benim eceldir
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 12   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir

 
Gitmek istediğiniz yer:  


 
Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!