Şiir Harmanı


Kullanıcı Adı: Sürekli Bağlı Kal
Şifre:


Divanda Arama Yapın
Sayfa: 1 [2] 3   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: Şiir Harmanı  (Okunma Sayısı 965 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Dilşâd
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 1737

Çevrimdışı Çevrimdışı

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.


« Yanıtla #10 : 29 Temmuz 2009, 21:15:47 »

SİYAH GÖZLERİNE BENİ DE GÖTÜR

siyah gözlerine beni de götür
daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşuşun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür


artık bu yerlere sığamıyorum
pembe uçurtmalar yollandığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor; ben kalıyorum
avareyim, asûdeyim, yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor; ben kalıyorum

binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharın koynundan koparıp sana
ipek bir mendile sardığım yüreğimle
şehzade gülleri gönderiyorum
umutlar kalıyor; ben gidiyorum

bütün yelkenlileri, deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan
yanından geçen küheylanların
korku tûfanına yakalandığı
siyah gözlerine beni de götür
güneş ülkesinden gelen yiğitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat, ayrılığın boynunu vursun

usul usul intizârı çürüten
bu hercai diken, bu çılgın arzu
sürüklüyor imkânsız muştuların
eşiğine gönül vâdilerini
bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı kırlangıçları
ya da bu vefâsız şarkıyı bitir
özgürlüğe giden tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni de götür

                                                   Nurullah Genç
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Korkutmağa düşme bî-mahaldir
Vuslat dediğim benim eceldir
Dilşâd
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 1737

Çevrimdışı Çevrimdışı

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.


« Yanıtla #11 : 28 Ağustos 2009, 01:51:17 »

Geri Gelen Mektup

Rûhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervâne olan kendini gizler mi alevden?
Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...

Gün senden ışık alsa bir renge bürünse;
Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
Yalnız o yeşil gözlerinin nûru görünse...

Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!..
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince,
Çehren bana uğrunda ölüm hâzzı verince,
Gönlümdeki azgın devi rüzgârlara attım;
Gözlerle günâh işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlâh'ın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silâhın,
Vur şanlı silâhınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!

Bir başka füsûn fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
Dinmez! Gönlün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
Görmek seni ukbâdan eğer mümkün olaydı.

Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
Tek bendeki volkanları söndürse denizler...
Halâ yaşıyor gizlenerek rûhuma "Kaabil";
İmkânı bulunsaydı, bütün ömre mukabil
Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur,
Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik!
 

                                                          Hüseyin Nihal Atsız
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Korkutmağa düşme bî-mahaldir
Vuslat dediğim benim eceldir
derinsu


İleti Sayısı: 772

Çevrimdışı Çevrimdışı


« Yanıtla #12 : 30 Ağustos 2009, 17:57:54 »

Ağaç Ki, Eğile Eğile İbadet Olmuş

Bir ağaç ki, eğile eğile
İbadet olmuş,
Bir ağaç ki “ağaç” deyip geçmek
Adet olmuş

Dalları sallana sallana
Salıncak,
Budakları inile çıkıla
Basamak,

Kendisi renkten, ışıktan, kokudan
Bir demet olmuş,

Cenneti anlatan
Bir ayet olmuş.
Karışmış dallar dallara,
Kuşlarını çağırır yollardan.
Uçurur kuşlarını yollara…
Rengiyle, kokusuyla,tadıyla
Ziyafet olmuş.

Bir ağaç ki “ağaç” deyip geçmek
Adet olmuş.
ARİF NİHAT ASYA
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.

Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın

ŞEYH EDEBALİ
kelimelerin_ahengi


İleti Sayısı: 160

Çevrimdışı Çevrimdışı

İnsan,dilinin altında saklıdır...


Site
« Yanıtla #13 : 31 Ağustos 2009, 00:05:55 »

ÇÜRÜMEK

Her şey çürüyor canım kardeşim bu dünyada
Hatıralar bile
O hatıralar ki kafatasından muhkem bir yerde saklıdırlar
O hatıralar ki tüyden hafif
Gök mavisinden duru
Etten kemikten uzaktırlar
O hatıralar ki
Bambaşka bir zaman içre yaşar dururlar
Gel demeden gelir
Git demeden giderler
Nur topu gibi açıldıkları olur bazan
Sonra sızım sızım sızlarlar
Her şey çözülüp gidiyor bu dünyada
Bir biri içinde
Bir biri peşi sıra
Bir tad dudakta
Bir ses kulakta
Sen toprakta çürürsün canım kardeşim
Ben ayakta

Bedri Rahmi Eyüboğlu

İletinizi beğenen üyeler:

efe

Bu iletiyi, 1 üye beğendi!
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

"Gâmım pinhan tutardım ben didiler yâre kıl rûşen
  Disem ol bi-vefa bilmen inanur mu inanmaz mı"


  Fuzuli
NuN


İleti Sayısı: 535

Çevrimdışı Çevrimdışı

taught me to be strong ..


Site
« Yanıtla #14 : 04 Eylül 2009, 00:22:04 »


Nuh'a Gemi Resimleri

I

Gençtim şiire hevesim vardı
Büyük sözlerden utanmıyordum henüz
Alnım kırış kırıştı daha o yaşta
Bir nalbant çırağı kadar sıkıntılıydım
Atların toynaklarını yonta yonta
Çöl gemileri yapıyordum
Uçan gemiler
Bej üstüne lacivert duygular
Bırakan ruhumda
Yelkenlerine su renginde atlar koşulmuş
İçimizin karanlığından türemiş
Sayısız hayaletin
Mağripli cinlerin isimsiz ifritlerin
Kum üstünde iterek yürüttüğü
Can sıkıntısı ve boğuk neşidelerle yüklü
Sahra gemileri
Kaleleri yıkan
Şehirleri ehramları yutan
Şiir sefineleri...

II

Eğilip taşgemiden bakıyorum şimdi
Bozbulanık akşam saatlerinden geçen
Silinmiş istim almış - İskelede
Bekliyor gemi
Çelik kasların sabrıyla öyle masum ve davetkâr
Bütün yükümüzü almaya hazır
Yüzlerimizi çukurlaştıran hüznü
Zırhlarımızı ağırlaştıran
Önce kuşlarımızı uçurup dallarımızı budayıp
Gövdelerimizi soyan
Sonra her boya uygun
Bir çarmıh mıhlayan.
(Çarmıh mı dedim, bağırdım mı?
Bunu yolcular duydu mu?
Göğüslerine indirip kafataslarını
Mahzende uyuklayan şehirliler:
Mezar komşularımız
Beşkırkbeş vapurunun lahûtî figürleri
Şişko tezgâhtarlar ebedî kızlar daktilolar
Terziler hünsa çıraklar simsarlar
Memurlar kâhinler duahanlar
Gözlemci melekler
Ve öteki ruhaniler

Ufuktan belâlanmış kavimler geçiyorlar
Yoksul günümüzün dumanları içinde
Kaynıyor yukarda kazan
Kaynıyor ve taşıyor - Melekler
Sirkeciye açılan sokaklara boşaltıyorlar onu
İnsan eti kokan ucuz otellerden
Piyango gişelerinden plakçılardan
Sızan cinneti
Yarı bizans yarı taşra kılan akşamı
Bu borulara üflenen dakikalar
Kanallardan üstgeçitlerden taraçalardan
Toprağın altından, ta yedi şehir aşağılardan
Sızan fışkıran akan şehirliler
Mezar komşularımız

Ne serin avlularda göç-ricat hutbeleri
Ne inzarcı divaneleri kavmin
Ne de 'şehrin ta ucundan koşarak gelen haberci'
Hiç biri

Uykunun karanfil kokulu
Şerbetiyle ıslanmış bıyıkları
Şehre inince küçülen omuzları
Ve sıkılgan elleriyle
İnsanın dayısına benzettiği
Köylüler de yok artık
Hepsi geminin karanlık mahzenine gömüldü
Topkapı minibüsleri yuttu onları.

III
Nasıl da tükenmişiz biz yolcular
Mağrur perçemlerimizden tutulmuş
Göğüslerimiz kurumuş
Erimiş hançeremiz
Göz oyuklarımıza
Batan şehirlerin kumu dolmuş

Asık suratlarla geçiyoruz koridorları
Yorgun / inançsız
Günbatımının tabanıyla ezilmiş
Gözden çıkarılmış
Peygamber katleden kavimler gibi

Ve eriyip akıyoruz
Sulardan dışarı
Yorgun develerimizin
Biçimsiz atlarımızın üzerinde
Mağlup omuzlarımıza sitemle
Göğün ağırlığını indiren
Gözdağı veren
Meş'um çığlıkları içinde
Sahra kuşlarının


IV

Oturmak istiyorum
Biraz sıkışır mısınız
Bakın ellerim dolu
Ellerim ceplerim ve kafam
Yolcuyum/sorulur mu/nereye gidiyor bu gemi
Biraz sıkışır mısınız

Ruhumu kurtarmaya çalışıyorum
Dualarla perhizlerle susarak somurtarak
Ve gizlenerek kıyı bucak
- Biz zavallı küçük sırlar -
Biz zavallı sırlar
(küçük)
Biraz sıkışır mısınız

Öleceğim, efendim
Bir gün mutlaka öleceğim
Ama beşkırkbeş vapuru
- Kim durdurabilir onu -
Beşkırkbeşte kalkacak yine
Biraz sıkışır mısınız

Günahlarım
Tövbelerim sadakalarım
Heveslerim erdemlerim başarılarım
Kâğıtlarım muskalarım madalyalarım
Traşlı fotoğraflarım traşsız fotoğraflarım
Ruhum cesedim göz yaşlarım
Burda büyüğüm burda küçüğüm
Burda büyüğüm
Buraya sığarım buraya
Sığarım buraya sığarım
Biraz sıkışır mısınız biraz
Sıkışır mısınız
Biraz
sıkı
şır


n
ı
z


V

Kalkıp bazı fikirleri bazı hacimlere
Koymam gerekli
Aklı sicimlerle bağlamam
Kamçılamam kamçılamam
Günlük hayatı balkondan yuvarlamam
Delilleri yok etmem hatıraları yakmam
Gerekli

Gidip kâtipleri
Muhasipleri uyandırmalı
Karıncaları yuvadan çıkarmalı
Gemiye katılsınlar

Su/Kereste
Ve uzaklık
Taşısınlar

Bal güğümünü borazanımı
Baltamı eşeğimi
Ve önsezisini eşeğimin
Almam gerekli

Önce
'Gemiye bakmak' için
Su
Ağaç
Ve derinlik

Sonra
'Gemiden bakmak' için
Susuzluk
Ve
M
i
n
a
r
e

VI

Düşünceyi kaptan köşküne koyuyorum
Hayâlgücünü güverteye
Uykuyu yelkenlere
Ve ölümü dümene

Sonra inip gemiye kıyıdan bakıyorum
Ve bu fazlasıyla insanbiçimli
İnkâr yüklü gemiyi
Gaz döküp yakıyorum

Şüphe'yi abesle azdırılmış zekâyı
O cam gözlü geometriyi
Bin başlı levyetanı
Kabaran sulara salıyorum
- Biraz hafiflesin diye gemi -
Sonra kırk yıl peşinde dolaşıyorum onun

Ve inançla zıpkınlaya zıpkınlaya
Sonunda, 'iyi huylu' bir merak
Türetiyorum ondan
İlham'la yürüyen bir dağ,
Yaklaştıkça gizemlenen ada:
Yollarda bulunan
Ve yollarda yitirilen İthaka

Uykuyu çocuklara ayırıyorum
Gençliği annelere babalara
Umudu gemiden bakanlara bırakıyorum
Korkuyu kıyıdan bakanlara
Tufanı kendime ve biletsiz yolculara

Cahit Koytak
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

1taş at, 1 "çocuk" yetiştir, ... , 1 hayâl kur, ... , hakikâtı söyle, ... , 1 dogmaya meydan oku !! ...
murattt

İleti Sayısı: 10

Çevrimdışı Çevrimdışı


« Yanıtla #15 : 04 Eylül 2009, 02:41:45 »

Selamınaleyküm.

GEÇİLMEZ

Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez;
Eşten,dosttan,sevgiliden ayrılmadan geçilmez.
İçeride bir has oda,yeri samur döşeli;
Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.
Eti zehir,yağı zehir,balı zehir dünyada,
Bütün fani lezzetlere darılmadan geçilmez.
Varlık niçin,yokluk nasıl,yaşamak ne,topyekün?
Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez.
Kayalık boğazlarda yön arayan bir gemi;
Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez.
Ne okudun,ne öğrendin,ne bildinse berhava;
Yer çökmeden,gök iki şak yarılmadan geçilmez.
Geçitlerin,kilitlerin yalnız O'nda şifresi;
İşte,işte o eteğe sarılmadan geçilmez!

N.F.K
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
NuN


İleti Sayısı: 535

Çevrimdışı Çevrimdışı

taught me to be strong ..


Site
« Yanıtla #16 : 14 Eylül 2009, 16:20:29 »

ve aleyküm selam

Ne zaman umrumda ne mekan benim
Yarından vazgeçtim dünden vazgeçtim
Ne bu ömür benim ne de can benim
Ben seni göreli benden vazgeçtim

Derde hedef oldum sen oksun diye
Güllere yalvardım sen koksun diye
Sen yoktun yanımda sen yoksun diye
Akşamdan geceden günden vazgeçtim

Sensiz ne yurdum var ne yerim dedim
Senden sorarlarsa ne derim dedim
Belki kavuşursam üzerim dedim
Ben senin uğruna senden vazgeçtim

Serdar Tuncer
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

1taş at, 1 "çocuk" yetiştir, ... , 1 hayâl kur, ... , hakikâtı söyle, ... , 1 dogmaya meydan oku !! ...
_MeFtUn_


İleti Sayısı: 1018

Çevrimdışı Çevrimdışı

Güzeli güzel yapan Edeptir...


« Yanıtla #17 : 25 Ekim 2009, 17:36:30 »

HÜRRİYETE DOĞRU

Gün doğmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin
Gideceksin ırıpların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikce
Deniz gelecek eline pul pul;
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
Bayramlar seyranlar mı dersin,
Şenlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar, 
Donanmalar mı?
Heeey
Ne duruyorsun be, at kendini denize:
Geride bekliyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, Her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere... 
               

Orhan Veli KANIK



İletinizi beğenen üyeler:

gülücüğüm

Bu iletiyi, 1 üye beğendi!
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Ya Evvel, dilimi kalbimin önüne koy ki, kalbimden geçmeyenleri dilime değdirmeyeyim.
Ya Ahir, kalbimi dilimin ardında tut ki, dilime gelenleri kalbimden kaçırmayayım.
Ya Zahir, göründüğüm hali öyle eyle ki olduğumdan fazla görünmeyeyim.
Ya Batın, olduğum hali öyle eyle ki göründüğümden az olmayayım...
Dilşâd
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 1737

Çevrimdışı Çevrimdışı

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.


« Yanıtla #18 : 17 Kasım 2009, 00:47:42 »

En fazla içimde ölürsün
Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
Kızıl sonbaharım
Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi

Ellerimde çoğul bir gölge kuşu
Adının arkasına basmadan yürüdüm
Alnımda birikti çizikler
Adımdan çıkardım aklımı
Aklımsız kaldım
Neylersin
İnsanız
Ne yapsak eksiğiz işte
Ölüme ayarlı saatiz

En fazla içimde ölürsün
Sorarım
Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni?
Hangi hare’mden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi?
Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu
Hangi rüzgârlara sattın da Saçlarını!
Devrik cümlelerimin öznesi oldun?

İçindeki kötü senaryoların kahramanı olmak istemezdim
Dağıldı bak derlenip toplanmış dağılmalarım


En fazla içimde ölürsün
Nasılsa yokluk rehin bırakılıyor kalana
Kalan gidene denk neyi varsa susuyor.
Ve susmak inceltiyor her yarayı
Ve susmak bakmak oluyor
Gitmediğin her yere


Kim tutuklanmış yalnızlıktan
Gizin içine gizlenen kim
Söyle beni nerene sakladın
Ki şimdi bu kadar sokaktayım

En fazla içimde ölürsün
Karla karışık yağarsın yara Bereme
Karma karışık kalırsın cinnet şeridinde
Kaldırımların kaldıramadığı her neyse işte
Bulamadığın her ne varsa büyük yıkımların izinde
Sana borcum olsun
Hiç yazılmayacak bir şiirin içinde


En fazla içimde ölürsün
Yanağında yanar avucum
Avucumda imlası bozuk bir şiir kalır
Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi
Kulağımda bir tepenin rüzgârı uğuldar
Gırtlağıma kadar aşka batarım
Yeteri yok. Eksiği fazla.

Neyin kaldı eksilenlerden arta
İçeri doğru kapanan bir kapıydın
Saçlarından geçtim önce
Ve kendimden öylece
Neyim yoksa var bildim
Eğildim
Eksildim
Eridim
Bir seni bitirmedim

Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını
Uğultusuna tutunamadın

Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan
Öyle yaşadım gözlerini
Tenimde itiş kakış
Cebimde depremlerin
Esrarlı gece ayinleri
Volkanik şiirler
Usul usul giymedim mi sözlerini
Yalnızlığın tiradını kapamadım mı her sefer
Sensizlik seni anlattı en çok
Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti

Söyle saçlarında öldüğüm
Bir geri gidiş kaç günde gelirdi?

En fazla içimde ölürsün
Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
Tenimin yırtıldığı yerden mi girdin içeri
Açar gibi yaparak açık bir kapıyı
Beni ikiye böldün
Hadi içimi kendine aldın da
Beni nerde bıraktın
Hangisini seçerdin benim için
Ve hangisinden vazgeçerdin kendin için

Ben yarama çoktan sen bastım
Yaşım kadar gencim
Adın çabuk diye geçti
Ardında aç köpekleri bırakarak
Ezberimden geçtim.
Hızla biten aşk şarkılarından geçtim
Senden bir şey eksiltmeden sana çok şey bırakmaktı aşk
Bildim

Biz dalkavuk bir aydınlığın yerine
Onurlu bir karanlığı seçtik
Ve bir öyküden ağlarcasına geçtik
Cesurduk çünkü
Kendimizi kendi düşlerimizden kovacak kadar

Ömrüne yüz çevirmiş iki masalcıyız
Gerisi hiçlik
Gerisi yokluk


Sensizliğin anlattığı ne vardı senden başka
Bir hayatın tüm yanılgılarını
Saçlarında çözdüm
Şimdi beni hangi yanımdan susacaksın
Sessizlikte bir dildir
Çoğul susulur
Pusulur
Şimdi beni hangi yanımdan kusacaksın

Yıkık şehrimin izbesi
En fazla içimde ölürsün
En çok
Gözlerime gömülürsün.
Gözlerimi kaparım
Vasiyetimi yazarım......

........

Kahraman Tazelioğlu

İletinizi beğenen üyeler:

NuN

Bu iletiyi, 1 üye beğendi!
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Korkutmağa düşme bî-mahaldir
Vuslat dediğim benim eceldir
Dilşâd
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 1737

Çevrimdışı Çevrimdışı

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.


« Yanıtla #19 : 28 Aralık 2009, 00:07:47 »

GÖZLERİN...

Miadım dolmaya fırsat beklerken,
Tükenen ömrüme candı gözlerin.
Yarına umudum kalmadı derken,
Hayata döndüğüm andı gözlerin.

Gözlerin olmadan boş bir izahtım,
Bir anda değişti kör olan bahtım,
Sarsıldı makamım, sarsıldı tahtım,
Şöhretimi yıkan şandı gözlerin.

Ne vahşeti vardı ne de çilesi,
Emsalsizdi bu savaşın hilesi,
İçten kuşatıldı gönül kalesi,
Sanki Fatih Sultan Han'dı gözlerin.

Nazarın mıh gibi çakıldığı an,
Adeta can buldu cananda bu can,
Bir yanım kesilse sendin damlayan,
Damarıma giren kandı gözlerin.

Ne kadeh kaldırdım, ne şarap içtim,
Sarhoş olmak için ben seni seçtim,
İçtikçe aşkını kendimden geçtim,
Halimi ayık mı sandı gözlerin.

İnsaf eder alev alev yakmazdın,
Hedef alıp can evimi yıkmazdın,
Bir ışık görmesen böyle bakmazdın,
Demek ki gözüme kandı gözlerin.

Uğur IŞILAK
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Korkutmağa düşme bî-mahaldir
Vuslat dediğim benim eceldir
Sayfa: 1 [2] 3   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
||| GoogleTagged |||
GoogleTagged: com google

 
Gitmek istediğiniz yer:  


 
Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!