KERBELA’YI DOĞRU OKUYABİLMEK !


Kullanıcı Adı: Sürekli Bağlı Kal
Şifre:


Divanda Arama Yapın
Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: KERBELA’YI DOĞRU OKUYABİLMEK !  (Okunma Sayısı 330 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
HALIT


İleti Sayısı: 20

Çevrimdışı Çevrimdışı


« : 18 Aralık 2009, 14:05:28 »

                       KERBELA’YI   DOĞRU OKUYABİLMEK !

                       
                                                                 Aşkın adıdır Hüseyin/Lezzet tadıdır Hüseyin
                                                                 Bilmeyenler Araf’’tadır / Arif  tacıdır Hüseyin
     
                                                                        Halit Özdüzen
                                                                    Araştırmacı- Yazar

       Hafızaları tazelemek bakımından Kerbela’da yaşanan tarihi olaya kısaca değinilecek olunursa:Hz. Ali’nin şahadetinden sonra Hilafet Makamına seçilip, daha sonra -bazı haklı nedenlerle- bu görevden feragat eden  İmam Hasan’a, Muaviye verdiği  söze rağmen,  yönetimin başına oğlu Yezid’i   getirmiş ,O da zulmüyle babasını gölgede bırakmıştı!... O yıllarda Ehlibeyte biraz daha duyarlı ve muhip olan Kûfe halkı, İmam Hüseyin’den yardım isterler. Hz. Hüseyin ‘askeri ve ekonomik gücünün kısıtlı olduğunu’ bildirirse de Kûfeliler: “Bunları sağlayacaklarını, malları ve canlarıyla destek olacaklarını, ortadaki zulme ancak kendisinin son verebileceğini “ belirterek, ısrarla yardım isterler. İmam Hüseyin halkın duyduğu ızdırap ve yakarışları karşısında , kayıtsız kalmayarak Kûfe’ye doğru yola çıkarken, bazı Sahabiler önünü kesip, alıkoymak isterlerse de: “ Ben bu zulme direnmediğim taktirde, ilerde Müslümanlar beni örnek göstererek , zalim yönetime direnseydi , Hüseyin direnirdi diyerek, o yönetimi kabulleneceklerinden korkarım” diye onları geri çevirir!... Hazırlıklar Yezid’in casuslarınca Medine’den Kûfe ve Şam’a rapor edilir. Yezit önce Kûfe’ye yakın adamlarını göndererek, “Hz. Hüseyin’e mektup yazanların sindirilmesini veya satın alınmasını, bu da mümkün olmazsa ortadan kaldırılmalarını” ister. Estirilen terör ve katliamlar sonrası, Yezid’in adamları kısa sürede hedeflerine ulaşırlar. İmam Hüseyin bunlardan habersiz Kûfe yollarındadır. Bağdat’a yakın Kerbela çölünde, Yezid’in askeri güçleri büyük bir orduyla Fırat’ın önünü tutarak, yolları keserler. Hz.Hüseyin ve dostları, Yezit Ordusunun karşısında sayıca az olmanın yanında, savaşa hazır da değillerdir. Yezid’in komutanları Hz. Hüseyin’den, “teslim olup, Şam’da Yezid’e bağlılık yemini etmesini” isterler;  haklı olarak bunu kabul etmeyip direnince, kundaktaki çocuğu ve kendisine sadık 72 kahramanla beraber Kerbela’da  hunharca Şehit edilir.( 10 Ekim 680 /10 Muharrem H.  61) Bu vahşet, tarihe “Kerbela Faciası” olarak geçmiştir. Olayın sonrasında “içlerinde yaşlı Sahabe ve Tabiinlerin  de yaşadığı Medine üç gün  üç gece yağmalanarak,  o güzide insanlar ‘aşağılanmak’ istenir”!…

     Bir tarihi vakayı veya sosyolojik olguyu  doğru okuyabilmek için, yeterince tarih bilgisi yanında, insan psikolojisi ve ondan da öte Ruh ve Nefsi tanımak gerekmek-tedir.Aslında  Rabbi tanımanın şartı da, Nefsi bilmekten geçmektedir. Yüce Resul “Men araf” Hadisinde “ Bir kimse ki nefsini bildi, Rabbini bildi”” derken, bu ince noktaya işaret etmiştir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de Hz. Yusuf’un dilinden mealen “ Nefsimi temize çıkarmıyorum.Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder.”( Yusuf 12/53) Ayetiyle nefsin kötülük yapması için insanı alabildiğince zorladığını belirtmiştir.
       
       Rabbimiz İnsanı Yeryüzüne gönderirken: Ruh, Rahmani akıl, kalp  ve sezgi (his)  gibi duygu boyutlarıyla maverayı algılamaya yönelik donanımlarla bezemiş; nefsini ve bedenini ise, “dünyevi aklı ve kuşkularıyla yaşayacağı ortamın şartlarına uyum sağlayacak şekilde yaratmıştır.” Ulvi duygularında insani yön ağır basarken, biyolojik fonksiyon  ve sufli duygularıyla hayvani bir yapıya bürünmüştür. Bir başka anlatımla, varlığının bir bölümünü hayvani dürtüler,diğer bölümünü  Rah-mani değerlerle bezemiştir. Kur’an’da “İncire ve Zeytine and olsun. Sinâ Dağı’na and olsun. Bu güvenli şehre (Mekke'ye) and olsun ki, Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik. Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.” (Tin 95/1-6)  Bu Ayetleri tefsir alimlerinin bir kısmı “aşağıların aşağısı kıldık” şeklinde de yorumlamışlardır. İnsan “aşağıların aşağısı” bu sufli aleme indirilip,kendisine “ hayvandan da aşağı” sıfatı ve Nefsi Emmare kiri yüklenince  zaten aşağılık bir yapıya dönüşmüştür ki; Hikmete yönelik terminolojide buna “İnsan-ı Hayvan” denilmektedir.

     Bu tasniften Rabbimizin yarattığı özel insanlar istisnadır. Bunlar, Resul ve Nebiler yanında, Allah (C.C.)’ın kiri giderdiği/gidereceğini bildirdiği Ehlibeyt ve bu kirden temizlenen Sıddik, Şahit ve Şehitlerdir. Bu seçkin insanlar yaşadıkları çağlarda insanlara rehber ve önder oldukları gibi, sonraki nesillere de örnek olmuşlardır. Yüce Allah Kur’an’da Müminin zıddı olarak kafir ve münafıklardan da bahsetmektedir. Kafirin kötülüğü açık olduğu halde, münafık içinde bulunduğu şartlardan yararlanmak  için küfrünü gizleyerek,  Müslümanların  yaptığı iyi ve güzel eylemleri  taklit etmekte; fırsatını bulduğu anda da küfrünün gereğini yerine getirmektedir. Münafık deyimi, Nefsi Emmare’nin ve Şeytan’ın  tamamen kölesi olmuş, kafirden daha aşağılık konumdaki insan-i hayvanlar için kullanılmaktadır. Kerbela Faciası ancak bu perspektiften bakıldığında anlaşılabilecektir; yoksa ömrü boyunca insanlara iyilik ve güzellikle yaklaşmış bir zatın ve çocuklarının kanının içilme yamyamlığını, hangi hayvan ve hayvan-i kavimler kabullenebilir!

     Bayram : İnsanın en sevdiği şeyi, Allah yoluna kurban ederek, O’na yakınlaş-manın sevincidir. Bu sevinci en çok hak edenler,   nefislerini ve canlarını  Allah  yoluna  feda ederek Hakk’a  kavuşan şehitlerimizdir . Şehitlerin en uluları ise Uhud Şehidi Hz Hamza ve Kerbela’daki  Şehitler Şahı İmam Hüseyin’dir. Yer yüzünde bu gün İslamiyet diye bir din,vatan diye bir coğrafya parçası,gökte dalgalanan ay-yıldızlı bayrak varsa, bunu onlara ve onların izlerinden yürüyen  yüce şehitlerimizin kanlarına borçluyuz!…

     İçimizde; “Sıffin Olayında Muaviye, Kerbela Olayında  Yezid ve Emeviler haksızdı;  ancak olaylar onlarca yüzyıl önce gerçekleşti, günümüzde Muaviye -Yezid ve Emevi var mı ki,  Kerbela’yı yad ederek gündemde tutalım” diyerek, olayın  dini ve sosyolojik boyutunu basite almaya çalışan -kelimenin en hafifiyle- gafiller bulunmaktadır.Tıpkı dün, “Emevi saltanatı başımıza Allah’ın takdiridir” diyerek, kader inancını  ekseninden saptıranlar gibi!…
     
       Bayramlarda neşelenmek Müslüman’ın ne kadar hakkıysa, Muharrem matemi de ta ruhlarından gelen hüzünle ödevleri olmalıdır; aksi taktirde Ümmet/Millet olmanın “ kıvançta ve kederde ortaklığının” anlamı olmaz!...İslam Tarihindeki Kerbela yad edilmeyecekse, hangi olay yad edilip matem tutulacaktır?!...  Yezid’e gelince:Elbette Yüce Allah’ın vaadi gereği soyu ebter olmuştur;bu dünyada hor-hacil oldukları gibi öbür alemde de rezil ve rüsva olacaklardır!...

      Men Araf İlminde Ruh nasıl  İmam Hüseyin’le temsil ediliyorsa, Yezid’de Nefs-i Emmare’yle temsil edilmektedir.Şuurlu Müslüman Kerbela’yı enfüs ve afakında sürekli yaşamaktadır.Hakkı temsil eden Ruh Hüseyin’i, Nefis Yezid’iyle sürekli boğuştuğu gibi… Bazen olay ve mekan isimleri değişse de, zalimle mazlumun mücadelesi ilk insandan beri  hep devam etmektedir!...O kadar zalimane olmasa da  tarihsel Kerbela olayı öncesinde de,sonrasında da  Kerbela olayları yaşanmıştı!… Tıpkı  günümüzde yaşandığı gibi!… İsimler değişip bazen Kabil-Habil, bazen Nemrud-İbrahim olarak anılsa da, günümüze gelinceye kadar, hep Hüseyin’le Yezid karşı karşıya gelmiştir! Yezid’in yerini başka  bir zalim emir alırken, Emevi’lerin yerini de yeni barbar  ve zalim kavimler  almıştır!...   Bugün İmam Hüseyin ve Yezid’i ararsanız, Bosna-Hersek’te, Filistin’de,Irak’ta, ve ta uzaklarda Guantanamo’dadır!! Aksini düşünenlere sormak gerek:Müslümanlar kimden dayak yemektedir;  bu ırzına geçilen kadınlar  kim ve hunharca katledilen çocuklar kimin çocuklarıdır ?!...

     

   

     
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
mehmet baki
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 1386

Çevrimdışı Çevrimdışı


« Yanıtla #1 : 18 Aralık 2009, 14:32:36 »

merhaba,

bu yazı size mi ait acaba?
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

"hiç arı görmemiş bal ister benden..."
HALIT


İleti Sayısı: 20

Çevrimdışı Çevrimdışı


« Yanıtla #2 : 21 Aralık 2009, 17:36:54 »

Sn. Baki, evet, "KERBELA’YI   DOĞRU OKUYABİLMEK " isimli yazı tarafıma aittir. Halit Özdüzen Araştırmacı/Yazar
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
Mahşer


İleti Sayısı: 1130

Çevrimdışı Çevrimdışı

Hiç


« Yanıtla #3 : 23 Aralık 2009, 03:54:14 »

"1944 yılında Adıyaman�da doğup, temel eğitimini bu şehirde, orta öğrenimini Adana�da, yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi�nde tamamladı. Sonraki yıllarda, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde bir eğitim programına katıldı. Kamunun çeşitli yönetim kademelerinde görev yaptı; 1994�de emekli oldu. Tasavvuf, tarih ve diğer sosyal bilimlerle, Arapça ve Farsça�ya da ilgi duyan yazar, emekliliğinden itibaren araştırmalarını hızlandırdı. Güneydoğu Anadolu�nun inanç ve kültürü konusundaki çalışmasının yanında; Kronolojik İslâm Tarihi ve başka araştırmaları da vardır. Yazdığı şiirlerden bazıları, ünlü bir yorumcumuz tarafından tasavvuf formunda bestelenmiştir."

merhaba Halit bey Boğaziçi Üniversitesi hangi bölüm okudunuz (Lisansnüstü için İ.İ.B.F ve Fen Edebiyat arasında   bir yılım geçti, gerçi ben sizin öğrencileriniz yaşındayım ama... )
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
mehmet baki
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 1386

Çevrimdışı Çevrimdışı


« Yanıtla #4 : 25 Aralık 2009, 18:00:53 »

merhaba,

Sn. Baki, evet, "KERBELA�YI   DOĞRU OKUYABİLMEK " isimli yazı tarafıma aittir. Halit Özdüzen Araştırmacı/Yazar

şu halde bir kaç sualim olacak.

1- "o da zulmü ile babasını gölgede bırakmıştı demişsiniz." yezidin babası hazret-i muaviye'nin araştırmalarınız neticesinde bulduğunuz zulumleri nelerdir?

2- "Bir tarihi vakayı veya sosyolojik olguyu  doğru okuyabilmek için, yeterince tarih bilgisi yanında, insan psikolojisi ve ondan da öte Ruh ve Nefsi tanımak gerekmek-tedir." demişsiniz. merak ettiğim husus şu: ruh derken eskilerin halet-i ruhiye dedikleri şeyden mi bahsediyorsunuz yoksa ruh dediğimiz mücerret şeyden mi? zira mezkur cümleden sonra verdiğiniz misaller nefs üzerine!.. tabii insan psikolojisi derken kasd ettiğinizin ne olduğunu da tam olarak anlayamadım?! psikolojinin hareket sahası olarak ruhu mu nefsi mi yoksa her ikisini birden mi kullandığını düşünmektesiniz?

3- "İnsan aşağıların aşağısı bu sufli aleme indirilip,kendisine hayvandan da aşağı sıfatı ve Nefsi Emmare kiri yüklenince  zaten aşağılık bir yapıya dönüşmüştür ki; Hikmete yönelik terminolojide buna İnsan-ı Hayvan denilmektedir." demişsiniz. bediüzzaman hazretleri şöyle der: "bir şey ya asli itibari ile ya netice itibari ile güzeldir!" yani ne domuz, domuz olduğu için çirkindir ve ne çiçek, çiçek olduğu için güzeldir. ol sebebten belhum adal olmak ile nefs-i emmare arasında kurduğunuz irtibat sıhhatli bir irtibat gibi görünmüyor. zira insanın daha aşağı olabilmesi ile nefs-i emmarenin buna sebeb olması farklı iki meseledir. hele hele dünyanın aşağıların aşağısı olması nasıl oluyor anlayamıyorum?! "hikmete yönelik terminoloji"de bu dünya kimin nurundandı? hikmet tarafını biraz törpüleyelim ve sual edelim: dünyanın sahibi ala da yarattığı mı aşağı?

4-belki bir sual gibi görünmeyecek ama şunu da ifade etmek dilerim: yezide lanet okuyacağımıza Efendimiz'e (s.a.v.) salat ve selam getirmek daha güzel değil mi? lanet meselesi nazar-ı itibare alınacak olursa (hikmet) nefs-i emmaremiz bize galabe çalmış olmaya?! (lanet hususunda sizi kasd etmiyorum. bu husustaki fikrinizi merak ettiğim için lanet meselesini belirtmek lüzumu hissettim.)

selam.
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

"hiç arı görmemiş bal ister benden..."
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
 
Gitmek istediğiniz yer:  


 
Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!