Tasavvufta veyahut İslamda ney'in,mûsıkının,def,bendir veya kudümün yeri var mıdır? Ben neyle ilgilenmeye başladığım sıralarda kimileri yeri yoktur,yanlış yapıyorsun dediler.Ben de bunun üzerine bu konuyu araştırdım.Ben yanlış birşey yapmadığıma zaten emindim ama şeddelemiş oldum.Amacım fetva vermek, ney veya musiki haram değildir demek değil. Bunu baştan belirteyim de Mahşer kardeşimiz hemen karşı çıkmasın söylediklerimize

Allah'a giden yollar onun yarattıkları adedincedir.İslamda da çeşitli yolar(tarîk) vardır. Halvetîlik, Kadîrîlik, Nakşî Bendîlik,Mevlevîlik vs. gibi yolları örnek olarak gösterebiliriz.Her yolun da ayrı bir usülü vardır.Kimi yolda sessiz zikirle seyir yapılırken kimisinde cezbe veya aşkın şiddetinden sesli zikir yapılır.Kimisinde devran vardır, kimisinde yoktur vesselam.Ney'in derûni sesini kendine araç kılmış en göze çarpan yol ise Mevlevîliktir. MEVLÂNA da en önemli eserinin ilk 18 beytinde neyi anlatır.Ney ile kamil insanı anlatır.Ben de ney'i,mûsikiyi Mevlana'nın kapısını çalarak tanımak istedim.Kapıyı çaldım ve boş dönmedim

İşte öğrendiklerim:
Mevlana düşüncesinde müziğin varlığı,günümüze kadar tartışma konusu olmuştur.Halbuki müzik aleti, camilere girmemekle beraber klasik müzik,bilhassa cuma ve bayram namazlarında,bayram tekbirlerinde,hatim cemiyetlerinde,mevlitte ve mersiyelerde,halkın bu ruhi ihtiyacına cevap vermiştir.Nitekim Mevlevî semâ'ları sırasında okunmak üzere bestelenmiş âyi(mukabele) denen mûsiki eserler bulunmaktadır.Hakikat arayışındaki musiki,semâ'nın rengi,tadı,tuzu ve ahengidir.
Misâk ayetinde anlatıldığı üzere ,Hakk,ruhlara "Ben sizin Rabbiniz değil miyim? diye nida buyurdu. Sonradan tecessüm edecek bütün ruhlar "Belâ(evet)" diye cevap verdiler.İşte bu hitabın manevi hazzının hiçbir zaman yok olmadığını bâki kaldığını söyleyen Mevlana,cisimlenen ruh sahiplerinin dünyaya indirildikten sonra,ne zaman güzel bir ses işitseler,o ezeldeki Yaratan ile buluşmada geçen konuşmanın lezzetini hatırladıklarını bidirir.Hakikatte müzikten zevk almanın sırrı da ezeldeki ilk vuslatta aranmalıdır. Mevlana öğretisinde,güzel ses dinlemek âşıkların gıdasıdır.Zira güzel sesleri dinleyişte buluşma,kavuşma hayali vardır.Gönüldeki hayaller,güzel sesle gelişir,hatta o hayaller,güzel ses yüzünden şekillere bürünür. Demek ki
mûsiki,karakterimize,huyumuza göre bize tesir etmektedir.Hoş nağmeler,iyi karakterli,mânâya düşkünbir insanı,İlâhî âleme yükseltirken;bedene ait zevklere düşkün kişiyi de aynı nağmeler cismânî zevklere,nefsânî arzulara götürür. Tüm bunlardan anlıyoruz ki musikinin tamamına yanlıştır,dinimizde yeri yoktur demek hata olur.Ney de aynı şekilde.Düdük olarak gördüğünüz kamış parçasına elbette ki ilahi bir vasıf yüklemiyoruz. Sadece Allah'ı tespih ederken bir garip araçtır o,amaç değil.Şart mıdır?Değildir elbet.Ama Rabbine onunla yaklaşanlara saygı duymak gerek .Kimileri ney ile yaklaşırken O'na,kimisi de sadece kapatsın gözlerini ve etrafı dinlesin.Nasıl olduğunun hiç bir önemi yok.Eğer sen resim yaparken O'nun varlığında eritiyorsan kendini git resim yap.Yemek yaparken idrak ediyorsan birşeyleri git yemek yap.Nasıl ve ne ile olduğu önemli değil.Eğer tamam mûsikiyi anladık da nedir bu ney takıntısı diyen varsa onu da açıklayabilirim.Neden ney? diye düşünen varsa lütfen belirtsin.