''Tasavvuf; bilenin söyleyemediği,söyleyeninde bilmediğidir...''Bu benim sözüm değil,'bilen'in sözüdür.
Yazılanlara birşey diyemem,doğrudur.Ama bu sözünde doğruluğundan şüphem yoktur.
Bende tam olarak çözebilmiş değilim ama anladığım özetle şöyle;bu yolun yolcusuna yolda kabiliyetine,azmine,çalışmasına ve isteğine göre bir şeyler verilir,bazı bilinmezler bildirilir.Kademe kademe bu 'bilmek' artar.Eğer kişi sırrı ifşa ederse o anda bütün verilenler alınır ve tekrar yolcu en başa döndürülür.
Kesinlikle evet.Nefsini bilen Rabbini bilir.Tasavvufun amacı 'bilmektir'. Tasavvuf bilirken yaşanan birşey değil;bilmek için yaşanan bir seyir değil mi?Bilenin sustuğu bir döngü değil;bilmek için yaşanan bir seyir bu.. Bildim diyen yanılır!Dikkat ederseniz 'hamdım,piştim,yandım' diyen Üstâd; BİLDİM veya OLDUM dememiş.
Ham olanın pişmesi acep neyle olur?Bilmekle.
Belki tartışılması gereken 'bilmek'ten kastedilen şeydir.Bilmiyorum ki...