Uluğbey
"reis'ul divan"
İleti Sayısı: 2090
Çevrimdışı
|
 |
« : 05 Ocak 2006, 03:19:35 » |
|
AŞK-I MEMNU
Türk edebiyatının gelişme ve değişim süreci ele alındığında; bu sürecin oluşumunda etkileyici faktörün yalnızca Osmanlı dönemi tarihsel gelişimleri değil, aynı zamanda, Osmanlı batılılaşma fikrinin çıkış noktası olan doğu-batı kültür çatışması olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Tanzimat döneminde başlayan, ve yine doğu-batı çelişkisini çıkış noktası alan, toplum için edebiyat yapmak fikri sonraki dönemlerde de gelişmesini sürdürmüşse de; boyutsal farklılıklarla toplumsal konuların ‘batılılaşma’ olgusunu irdeleme amacından uzak olarak ele alındığı ve batıda başarıyla gelişen ‘sanat’ kaygısının baskın hale gelmeye başladığı bir edebiyat fikri haline gelmiştir. Başka bir söylemle, Tanzimat döneminin “toplum için sanat” anlayışı, Servet-i Fünun döneminde yerini “sanat için sanat” anlayışına bırakmıştır. Bu değişimin öncelikli sonucu; sanatın toplum için yapılması gerektiği düşüncesinin hakim olduğu, dolayısıyla toplumsal çarpıklıkların neden-sonuç ilişkisi içinde ele alındığı dönemden farklı olarak; sanatın öncelikli olduğu fikrinin kabul edildiği dönemde kişilik tahlilleri ve karakterlerin psikolojik incelemelerinin ön plana çıkması olmuştur. Servet-i Fünun döneminin en önemli edebiyatçılarından Halid Ziya Uşaklıgil’in eserlerinden ‘Aşk-ı Memnu’, karakter tahlilleri ve psikolojik incelemeleriyle bu değişimin öncelikli örneklerinden biri durumundadır. Bu eser, yarattığı etkinin sonucu olarak filme de alınmış; fakat karakter incelemelerinin ağırlıkta olması ve dolayısıyla da yazarın anlatımının görsel iletiye aktarılmasında eserin gerçekliğine ulaşılamaması sonucu önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. Roman ve film karşılaştırıldığında; romanda yer alan olayların filme aktarılmamış olması kadar filme, romanın içermediği olayların eklenmiş olması da temel farklılıklar olarak ortaya çıkmaktadır. Romanda yer alan fakat filme aktarılma konusunda zayıf kalınan temel farklılıkların çıkış noktası, romanda yazarın kendi ağzından olayları anlatmasının ve yorumlarının, filmde romanın karakterleri tarafından yapılmış olmasıdır. Romanda yazar anlatıcı durumundayken filmde evde çalışanlar anlatıcı olarak izleyicinin karşısına çıkmaktadır. Aynı derecede önemli olan, romanda yer alan ayrıntıların ve detaylı olarak ele alınan olayların filmde aynı uzunluk ve detayla ele alınmamış olmasıdır. Buna örnek, Bülent’in romanda bahsedilen çalışma odalarının filmde yer almamış olmasıdır. Aynı şekilde Bülent’in romanda çok ayrıntılı olarak işlenen okula gitme dönemi ve bu dönemde gelişen olaylar, filmde işlenmemiş, bu dönem çok kısa bir anlatımla geçilmiştir. Romanın en baskın karakteri olan Bihter’in Behlül’le ilişkisinde yaşadığı problemlerden sonra ayna karşısında kendisini incelerken hissettiklerinin, kendisiyle sevişmesinin ve kendisine aşık olmasının romanda ayrıntısıyla anlatılmış olmasının yanında; aynı olayın filme, Bihter’in kendisini beğenmesiyle sınırlı kalan kısa bir sahne olarak aktarılması, romanın filme uyarlanmasında birçok detayın göz ardı edildiği ve bazı önemli farklılıklar olduğu sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Romanda yer alan olayların filme aktarılmamış olmasının yanında farklılığı meydana getiren diğer bir durum da filmde, romanda olduğundan daha farklı yansıtılan olayların yer almış olmasıdır. Bu noktada ele alınacak önemli bir örnek romanın bir diğer karakteri Matmazel de Courton’dur. Romanda asıl görevi Nihal ve Bülent’in eğitimleri olan Matmazel, filmde çocukların eğitimiyle romanda vurgulandığı kadar çok ilgilenmemiş; romanda çocuklar için bir eğitici profili çizmekte iken filmde daha çok bir dadı rolünü üstlenmiş olarak izleyicinin karşısına çıkmaktadır. Bu örneklerin yanında, çok daha önemli bir farklılık olarak beliren olay, Matmazel’in Nihal’e sunduğu, adaya halasını ziyarete gitme teklifidir. Romanda Matmazel’in, eve Bihter’in gelişi konusunda tartışmaların yaşandığı zamanda, ortaya attığı adaya gitme teklifini hemen kabul etmeyen Nihal, filmde aynı teklifi sevinçle hemen kabul etmiştir. Farklı olarak romanda Nihal’in duygusal durumu ayrıntısıyla ele alınırken filmde, eve Bihter’in gelişiyle değişen değer yargıları ve özellikle Nihal’in yaşadığı çelişki ve zorluklar, çok kısa olarak ve daha olumlu bir yaklaşımla işlenmiştir. Bu kabullenmeye örnek olacak başka bir olay ise, romanda uzun ve sorunlu olarak işlenen Nihal’in Bihter’le yaptığı çarşaf alışverişidir. Bu olay filmde çok kısa bir sahne olarak yansıtılmış, romanda detayıyla işlendiği şekilde, çarşafın renginin sorun oluşuna değinilmemiştir. Her ne kadar ayrıntı olarak kabul edilebilecek olsa da, Bihter’le Nihal’in arasında romandaki ana karakterleri ve ilişkilerini, bunun yanında olayların akışını etkilemiş olması bakımından; çarşaf alışverişi konusunun detaylar ele alınmadan kısa bir şekilde işlenmiş olması, roman ve filmin arasında önemli bir farklılığın ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Daha önemsiz bir detay olarak kabul edilebilecek olmasına karşın, filmde Behlül’ün Kette ile ilişkisi ve onun yanına gitmesi çok kısa bir sahne olarak yansıtılmış; romanda bu olayla ilgili olarak vurgulanan sebep ve gelişmeler ayrıntısız olarak, özellikle de Behlül’ün düşünceleri ele alınmaksızın ortaya konmuştur. ‘Aşk-ı Memnu’ romanının filme uyarlanmasında örneklenen ‘bir romanın filme uyarlanması’ konusu; bu çeşit uyarlamaların, en titiz çalışmalarda dahi, romandan farklı bir karakter çizeceği, diğer bir anlamda temel bazı farklılıkları doğal bir sonuç olarak içereceği gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Önemli olan nokta şudur ki; karakter tahlilinin geniş yer tuttuğu bir romanın beyaz perdeye uyarlanmasında ele alınması mümkün olmayan birçok ayrıntının değinilmeden geçilmesi; olay akışını olumsuz yönde etkileme ve izleyiciye okuyucudan daha farklı iletiler sunma gibi sonuçların meydana çıkması bakımından önemli farklılıklara sebep olmaktadır. Bu sonuçlar, romanların filme uyarlamalarında yazar-okuyucu arasındaki iletişimin sağlanmasının mümkün olmaması gerçeğinden doğmaktadır. Romancının, özellikle psikolojik nitelikli romanlarda konuyu okuyucuya yalnızca olaylar bütünü olarak değil, aynı zamanda olayın kişilerinin duygusal devinimleri ve onların analizleri olarak aktarıyor olması; film uyarlamalarının romanın kendisini ve onun okuyucuda yarattığı izlenimi yakalamasının mümkün olamayacağı gerçeğini ortaya çıkartmaktadır. Bu nedenledir ki; Aşk-ı Memnu romanı ve onun filme uyarlanması örneğinde de görüldüğü gibi, romanın kendisi ve filme uyarlanmış biçimi arasında büyük farklılıklar ortaya çıkmaktadır.
Arakdaşlar metni ben hazırlamadım.Katılıyor musunuz burdaki düşüncelere?Eklemek istediğiniz neler var?Sizce film ile roman arasındaki farklar neler?
|