nevakar
İleti Sayısı: 973
Çevrimdışı
Sorumluluğunu taşıyabileceğin fikrin adamı ol.
|
 |
« : 10 Mayıs 2008, 22:47:47 » |
|
Sait Faik ismi İstanbul ile özdeşleşmiştir. Kişilerini İstanbul’un yoksul semtlerinde yaşayan, sade ve ihtirastan uzak, orta halli insanlar arasından seçen yazar, kenar mahallelileri, balıkçıları, serserileri, sokak satıcılarını kendisi ile özdeşleştirerek anlatmıştır. Hikâyelerinin geçtiği İstanbul semtleri de hikâyenin bir kahramanı gibi, canlı ve gerçekçi biçimde ele alınır. O’nun İstanbul’u yaşayan İstanbul’dur, bir nostalji veya daüssıla şehri değildir. Onun anlattığı İstanbul bir “sergüzeşt tombalasıdır”, o gün şansına ne çıkacağını, başına ne geleceğini kestiremez, Beyoğlu her zaman cıvıl cıvıl, şıkır şıkırdır; Beyoğlu’suz İstanbul düşünülemez, Burgazada denizdir, martıdır, balıktır, hüzündür; Haliç fakirdir ama can gibi canan gibidir; Galata dünyada misli menendi olmayan şairane bir köprüdür; Üsküdar namuslu ve fakirdir. Sait Faik’in hikâyelerinde İstanbul her an soluk alıp vermektedir. Onun eserlerini okurken tablo güzelliğinde ve canlılığında bir İstanbul karşımıza çıkmaz. Sait Faik’in İstanbul’u uzaktan seyredilmez. Yaşayan, nefes alan bir varlıktır. Yazar İstanbul’u bir insanı anlatır gibi anlatmaya gayret etmiştir.
Eserlerinde İstanbul semtlerini mekân olarak seçen Sait Faik, ele aldığı semtleri salt mekân olarak algılamamış, mekânları orada yaşayan insanlarla özdeşleştirmiştir. Adanın yoksul balıkçıları, Galata rıhtımındaki hamallar, İstiklal Caddesinde gazete satan çocuklar, Burgazada’daki berber çırağı, Mecidiyeköy sırtlarındaki kulübesinde yaşayan çingene karısı, kahveci, vapurdan inen yolcular, çımacı, Gülhane Parkı’nın banklarında uyuyan evsizler ve serseriler öylesine canlı ve gerçekçi biçimde anlatmıştır ki, bu kişiler her an karşımıza çıkıverecek gibidir. Onun hikâyelerindeki İstanbullular yalı, konak ve köşklerde yaşamazlar. Değişen ve zorlaşan hayat şartları her birini İstanbul’un bir köşesinde mütevazı yaşamlar sürmeye itmiştir. Sait Faik’in hikâyelerindeki tiplerin çoğu İstanbul’a sonradan gelip yerleşmiş taşralılardır. İstanbul’un düzenine ayak uydurmaya çalışırlar. Anadolu’dan gelen insanlarımızın İstanbul’da verdikleri yaşam mücadelesi yazarı derinden etkiler. İstanbul coğrafyasına dağılmış, yerinden, yurdundan kopmak zorunda kalmış bu insanlara karşı acıma ile karışık büyük bir sevgi duyan yazar, eserlerinde onların İstanbul’un kargaşası içindeki hayata tutunma mücadelelerini yansıtmaya çalışır. Anadolu’yu anlatmadığı için eleştirilen Sait Faik, aslında Anadolu insanından uzak olmadığını, İstanbul’da yaşam mücadelesi veren Anadolulu işçiler, ameleler, çımacılar, hamallar, garsonların hayatından kesitler sunarak göstermiştir.
|