sakarya türküsü:
şiirin şairi:necib fazıl kısakürek (dünyaya gelişi:1904; hakk'a yürümesi:1983)
şiirin hece vezni: 14'lü ki bu 14'lü tabirine dikkat.

şiirin kafiye örgüsü: a-a, b-b, c-c... şeklinde
şiirin kaleme alındığı sene:1949 ( bu tarihe dikkat! şiir bir anda yazılmaz. aceb üstad ne kadar zaman zarfında billurlaştırdı kelimeleri?)
şiirin hedefi:gençlik
şiirin lakabı: dinamit deposu (şairin kendisine aittir bu tabir)
şiir ile alakalı bu kadar -dış- teferruat yeter zahir. yok muradınız şiirin sözlerinde mahfuz teferruat ise şiiri anlamak... hadi anlamak demeyelim tevil edebilmek için şairin hayatına, sair eserlerine, fikrine, hareketine, hayat sürdüğü devreye vs. nazar edile. ama ben ufak bir teferruat vereyim.
sakarya türküsünden:
"her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir."
bu mısraın hakkını vererek tevil edilmesi için üstadın şeyhi abdulhakim arvasi hazretleri ile münasebetinden haberdar olmak; orada da kalmayıp şeyh hazretlerinin üstada hitaben: "su temizdir! suyun kirli yahut temiz olması suyun geldiği boruya bağlıdır. boru temiz ise temiz su, kirli ise kirli su gelir." buyurduğu sözdeki nükteyi sezmek elzemdir. buradaki "su"yun islam ve kirli boruların ise islamın hakkını veremeyen her çeşit tip ve zümreyi işaret ettiğini de fikredebilmek lazımdır.
ilk mısrada geçen akmak fiili ile ikinci mısrada geçen oluklar arasında nasıl bir münasebet kurmak lazım?
su: rahmet
tarih: zaman
yıldız: hız
insan: ruh
fikir: dünya
olukları temiz tutmak lazım ki dünya isimli cendereyi saran rahmet hızını kesmeksizin ruhları temiz tutsun. bu da mısraın nesire tercüme teşebbüsü. (şiirin ıstırabını duyan yok mu??)
teferruat demişken aklıma gelen bir hususu da arz edeyim: ne için kızılırmak, fırat, dicle, menderes, asi, çoruh, tuna, nil'e seslenmemişte şair, sakarya'ya seslenmiş? sakın müslüman türk'ün yokluk ile imtihan edilmesine telmih olmasın? (cevab sualde mündemiçtir

) o halde şiirin bir solukta okunmasını sadece kelime seçimindeki titizlikte ve kafiye örgüsünde ve dahi iç ahenkte aramaktansa şairin "istiklale" aşkında aramak doğru olmaz mı?
istiklal mevzu akıllara yalınız istiklal harbini getirmeye. şair, bütün maddeden istiklal kesbedip istikbale pervaz arzusu ile yanıp tutuşan adamdır. bakın işte bu epey iddialı bir cümle oldu.

(ufak bir hatırlatma: istiklal bağımsızlık, özgürlük felan değildir!)
bakınız üstteki cümle "bütün" mefhumunun sularına girmemize sebeb oldu.pekiyi ama "bütün" nereye götürür bizi? söyleyeyim mi? ( bir zamanlar böyle bir şarkı vardı. bir daha söyle derdi bu suale muhatab olan.

) söyleyeyim: hep! bir daha söyleyeyim: hep! hep beraber söyleyelim: hep!!!

şairin ne kadar zaman hammallığını yaptığını bilmediğimiz şiiri "yarına kadar" kaydı ile mukayyet kılmak doğru değildir!
bu mahfilde evvel eyyamde ebced çelebi müstearı ile yazan büyüğümün dediği gibi: "şiire hürmet efendiler!!!"
su hayattır hayat güzel müstearlı genç dostum, şiir mevzuu çok su kaldıran bir hamurdur. üzerinde ciddi gayret gerektirir ki şiirin dünyasına girilebilsin.
faideli olacağına inandığım bir nükte: sakarya nehri özlenen türk gençliğidir.
selam ile...