Sezai Karakoç


Kullanıcı Adı: Sürekli Bağlı Kal
Şifre:


Divanda Arama Yapın
Sayfa: [1] 2 3   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: Sezai Karakoç  (Okunma Sayısı 1083 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Dilşâd
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 1737

Çevrimdışı Çevrimdışı

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.


« : 23 Temmuz 2009, 15:07:11 »

Yok mu bir kahraman ki, meddin güneşe en yakın serhaddinde, kamaşmış ruhlara şöyle seslenmesini bilsin;

"Battığımız çirkeften kurtulmak için hep birden Allah'ın ipine sarılalım kardeşlerim! Med ve cezir çırpınışından, kuşku, korku ve umutsuzluk çırpınışından bizi temkin sularına erdirecek yalnız bu olacaktır.

Sürekli gece, sürekli kış, sürekli ölüm yoktur. Her an diriliş şafağının eşiğinde bulunuyoruz. Yeter ki, sırları kurcalamasını, aramasını bilelim. Gönüllerin birleşip hakikata dönüşünden ayın güneşe çevrilmesi mucizesi gerçekleşecektir.

Nefs kaygılarımızı bırakarak kutlu toplumun varoluşunda fenaya, oradan da Allah'ın varlığında bekaya yönelelim. Doğuya, batıya, bekleyen insanlığın ufuklarına dikelim faziletin anıtlarını.

"Başarı Allah'tandır" "Allah'tan başka havle ve kuvvet sahibi yoktur." "İnancıyla donanarak dünyanın en aciz halkları olmaktan çıkıp, en kudretli milleti olmasını bilelim."

Ve sonra birden bir yay gibi getilip, ok gibi uzayıp atılarak vaktin dönüşümüyle Cezir uçurumunda kivranan kutlu toplumun kalıntısı topluluğumuza şöyle desin;

"Ey kutlu avizenin yere çalınışıyla bin parçaya bölünüp un-ufak olmuş zerreleri! Umutsuzluk içinde toza toprağa, dumana ve ise, vapur bacasının karasına karışmaya başlamayasın sakın! Bu senin sonun olur. Bu en korkunç bitiş olur.

Ey mutlu mozaik parçası, yaklaş yaklaş senin gibi olmuşlara. Senin gibi aslına kavuşmayı bekleyenlere yaklaş ki, mucize soluğu üfürüldüğünde hepiniz birden biraraya gelecek ve bütünleşeceksiniz. Eski çini bütünü gibi, eski kutlu avize gibi bütün insanlıktan oluşan tapınağın avizesi olup yerine konacak ve her yanı ışıl ışıl aydınlatacaksınız.

Dayan, dayan ki; seller seni sürükleyip öbür kutlu zerrelerden uzağa düşürmesin.

Diren, diren ki; yeller seni üfürüp yanlızlığın cehenneminde kavurmasın.

Yüksel, yüksel ki; toprak, çöllerin tuzunda yakıp yandırmasın.

Yoğunlaş, yoğunlaş ki; zaman seni güveler gibi yeyip bitirmesin, erim çürüm etmesin.

Hür denizlerin inci tanesi gibi bir gün takılacağın yüzüğü, parmağı, gerdanlığı, boyunu bekle.

Sen öbürlerinin yüzüğüne kaş olacaksın. Onlar da senin yüzüğüne kaş olacaklar. Öbür kardeşlerin."

Sezai Karakoç / Gündonümü / Diriliş Mucizesi, sayfa 11-12
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Korkutmağa düşme bî-mahaldir
Vuslat dediğim benim eceldir
Lamia


İleti Sayısı: 421

Çevrimdışı Çevrimdışı


« Yanıtla #1 : 24 Temmuz 2009, 13:08:20 »

Ben Kandan Elbise Giydim Hiç Değiştirsinler İstemezdim

Kendinden birşeyler kattın
Güzelleştirdin ölümü de
Ellerinin içiyle aydınlattın
Ölüm ne demektir anladım

Yer değiştiren ben değildim
Farklılaşan sendin
Sendin bana gelen aynalarla
Sendin bana gelen sendin

Artık ölebilirdim
Bütün İstanbul şahidim
Ben kandan elbiseler giydim
Bundan senin haberin var mı

Sezai Karakoç
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Layık olan sana ey dost hüsn-ü sûhândır
Alemdeki en yüce şey ayn-ı yârândır
Mest eyleyen gönülleri aşk-ı nihândır
İz sürerek kulak ver sen karanlıklara
Âh ederek hasret çeken bil ki cânândır
hasret


İleti Sayısı: 8

Çevrimdışı Çevrimdışı


« Yanıtla #2 : 20 Ağustos 2009, 11:28:48 »

KÖŞE 



Saçlarını kimler için bölük bölük yapmışsın

Saçlarını ruhumun evliyalarınca örülen

Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin

Gözlerin kac kişinin gözlerinde gezinir

Sen kaç köşeli yıldızsın

 

Fabrika dumanlarında resmin

Kirli ve temiz haritaları doldurmuşsun

Hatırasız ve geleceksiz bir iç deniz gibi

Aşka veda etmiş topraklarda durmuşsun

 

Benim geçmiş zaman içinde yan gelip yattığıma bakma

Ben geleceğin kara gözlü zalimlerindenim

Bir tek köşen bile ayrılmamışken bana

Var olan ve olacak olan bütün köşelerinin sahibi benim

Ben geleceğin kara gözlü zalimlerindenim

Sen kaç köşeli yıldızsın
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
murattt

İleti Sayısı: 10

Çevrimdışı Çevrimdışı


« Yanıtla #3 : 24 Ağustos 2009, 23:30:52 »

SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkis'in
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikârsın sen bellisin.
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgelendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgân'da
Kandilli'nin kurşunî şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yâr vardır
Yoktan da vardan da öte bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili
En sevgili
Ey sevgili


Sezai KARAKOÇ


Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
hsulker


İleti Sayısı: 83

Çevrimdışı Çevrimdışı

çok ince bir devetüyü fırçasıyla çizilenler...


« Yanıtla #4 : 24 Ağustos 2009, 23:42:22 »

dost bir ses sezai karakoç. yılların serancamını ustadan izini sürmek her düşünce adamını mutlu edecektir. ne mutlu sezai karakoç üstadın şiirleriyle yönünü tayin eden dostlara. tüm dostlara balkon şiiriyle  selamlar...

Çocuk düşerse ölür çünkü balkon
Ölümün cesur körfezidir evlerde
Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
Anneler anneler elleri balkonların demirinde

İçimde ve evlerde balkon
Bir tabut kadar yer tutar
Çamaşırlarınızı asarsınız hazır kefen
Şezlongunuza uzanır ölü

Gelecek zamanlarda
Ölüleri balkonlara gömecekler
İnsan rahat etmeyecek
Öldükten sonra da

Bana sormayın böyle nereye
Koşa koşa gidiyorum
Alnından öpmeye gidiyorum
Evleri balkonsuz yapan mimarları
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

tenkitsiz tefekkür olmaz!tek adım atamazsın tenkitsiz.(c.m)
Uluğbey
"reis'ul divan"


İleti Sayısı: 2090

Çevrimdışı Çevrimdışı


Site
« Yanıtla #5 : 24 Ağustos 2009, 23:44:01 »


Çocuk düşerse ölür çünkü balkon
Ölümün cesur körfezidir evlerde


ben bu iki satıra bitiyorum,bu ne müthiş bir benzetmedir, bu müthiş ...

bu iki satır sezai karakoç ile ilgili bir incelemim başlığı idi Gülümseme

hatırlattığınız için teşekkürler...
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı
nevakar


İleti Sayısı: 973

Çevrimdışı Çevrimdışı

Sorumluluğunu taşıyabileceğin fikrin adamı ol.


« Yanıtla #6 : 25 Ağustos 2009, 11:13:19 »

    Bu şiiri y.lisans derslerinde konu olarak işlemiştik. S Karakoç'un sevmediğim, ifrata kaçtığını düşündüğüm bir şiiriydi gözümde...Balkona duyulan bu antipatiyi anlayabilmam için olgunlaşmam gerekti. Çocukluğumda her çocuk gibi severdim balkonu.Ergenliğimde de öyle. Ancak evlerin mahremiyetine dahil zannedilen ama mahremiyeti fazlasıyla bozan bu alanlara çok sıcak bakamıyorum artık. Evin alanı zannedip ev kıyafetiyle fırladığımız garip bir alan. Bir de bizde balkon kullanma kültürü olmadığını düşünmüşümdür hep. Ev alan kişiler plastik doğramalarla önce balkonu kapatır. Yahu kapanacaksa sonradan bizim yaşama kültürümüze uygun olmayan bu çıkıntı niye yapılır?Bunu modern hayata tam uyumlu mimarlarımıza sormak lazım. Bizde balkon kiler vazifesi görür aslında. Fazla eşyalar, patates,soğan çuvalları oada muhafaza edilir.Ne çirkin bir görüntüdür o!
       Kısacası geniş avlulu, büyük kapılı iç bahçelerde yaşamışız yıllarca. Bize özel alanlarda. Balkona alışamadık...Alışmak zorunda da değliz modern hayatın her dayatmasına...
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Ya tahammül ya sefer...
PeJMüRDE


İleti Sayısı: 669

Çevrimdışı Çevrimdışı


« Yanıtla #7 : 25 Ağustos 2009, 11:28:30 »

    Bu şiiri y.lisans derslerinde konu olarak işlemiştik. S Karakoç'un sevmediğim, ifrata kaçtığını düşündüğüm bir şiiriydi gözümde...Balkona duyulan bu antipatiyi anlayabilmam için olgunlaşmam gerekti. Çocukluğumda her çocuk gibi severdim balkonu.Ergenliğimde de öyle. Ancak evlerin mahremiyetine dahil zannedilen ama mahremiyeti fazlasıyla bozan bu alanlara çok sıcak bakamıyorum artık. Evin alanı zannedip ev kıyafetiyle fırladığımız garip bir alan. Bir de bizde balkon kullanma kültürü olmadığını düşünmüşümdür hep. Ev alan kişiler plastik doğramalarla önce balkonu kapatır. Yahu kapanacaksa sonradan bizim yaşama kültürümüze uygun olmayan bu çıkıntı niye yapılır?Bunu modern hayata tam uyumlu mimarlarımıza sormak lazım. Bizde balkon kiler vazifesi görür aslında. Fazla eşyalar, patates,soğan çuvalları oada muhafaza edilir.Ne çirkin bir görüntüdür o!
       Kısacası geniş avlulu, büyük kapılı iç bahçelerde yaşamışız yıllarca. Bize özel alanlarda. Balkona alışamadık...Alışmak zorunda da değliz modern hayatın her dayatmasına...

Balkonların başka bir görevi daha vardır bizde.Balkonda,ömrünü çay kaşığını hareretli bir şekilde çevirerek  geçiren amcalar ve teyzeler vardır.Mahallenin her dakikasını kaydederler.Ve mahalleden geçenleri kuş bakışı seyrederler kuşkulu bir şekilde.Balkon bazen şeref tribünü olur.Nasıl mı?İşte şöyle;sokak aralarında yapılan düğünleri izleyen sakinler sanki maçı şeref tribününden izleyen şeref sahibi insanlara benzerler Gülümseme

Ha birde şu var tabi.Balkonlar kayıp eşya bürosunun çığırtkanlarını barındırır içinde.Küçük çocuğunu sokakta oynaması için dışarıya gönderen anne,belirli periyodlarla balkona çıkar ve o dayanılmaz sesiyle çocuğunun nerede olduğunu tespit etmeye çalışır.

Modern dünyanın bir gereği olarak görülen kentsel yapılanma içindeki balkon kültürünü bizler kendi şeklimize sokmayı başarmısız.
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Katip !!! Arzuhalim yaz yare !!
nevakar


İleti Sayısı: 973

Çevrimdışı Çevrimdışı

Sorumluluğunu taşıyabileceğin fikrin adamı ol.


« Yanıtla #8 : 25 Ağustos 2009, 11:49:06 »


Ha birde şu var tabi.Balkonlar kayıp eşya bürosunun çığırtkanlarını barındırır içinde.Küçük çocuğunu sokakta oynaması için dışarıya gönderen anne,belirli periyodlarla balkona çıkar ve o dayanılmaz sesiyle çocuğunun nerede olduğunu tespit etmeye çalışır.

Modern dünyanın bir gereği olarak görülen kentsel yapılanma içindeki balkon kültürünü bizler kendi şeklimize sokmayı başarmısız.

Gerçekten öyle.Çok utandım şimdi.Ben de yapıyorum galiba bu işi. Kahkaha Ne yapayım oğlanla böyle haberleşiyoruz. Bir daha yapmayacağım söz... Ağlayan
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Ya tahammül ya sefer...
PeJMüRDE


İleti Sayısı: 669

Çevrimdışı Çevrimdışı


« Yanıtla #9 : 25 Ağustos 2009, 12:04:07 »

Gerçekten öyle.Çok utandım şimdi.Ben de yapıyorum galiba bu işi. Kahkaha Ne yapayım oğlanla böyle haberleşiyoruz. Bir daha yapmayacağım söz... Ağlayan
Yo yo estağfurullah ben budan şikayetçi değilim.Babam bir ara Avrupaya gitmişti.Oradan gelince ona oradaki insanları ve hayatlarını sormuştum.Babam ilk şunu söyledi.Çocuk yerine kedi köpek besliyorlar.Hasret kaldım şu mahallenin cıvıltısına.Böyle mutluyuz biz.Dedim ya kendimize çevirmeyi başardık  modern dünyanın dayatmasını.

Bende küçükken aşağıdan zile basmak yerine yırtına yırtına bağırırdım.Anne!!!! Gülümseme O yüzden kimseye kızmaya hakıım yok... Hoş bir muhabbet oldu.Bu arada Allah bağışlasın oğlunuzu.

Selametle...
Bu İletiyi Yöneticiye Bildir/Şikayet Et   Kayıtlı

Katip !!! Arzuhalim yaz yare !!
Sayfa: [1] 2 3   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
||| GoogleTagged |||
GoogleTagged: biz sezai onlar zannediyor

 
Gitmek istediğiniz yer:  


 
Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!