Edebiyat Türkiye

Sitemize içerik göndermek için lütfen Tıklayınız.

HANGİ YAZI ?? (Ayşenur ÇÖMLEKÇİ)

HANGİ YAZI ??

Selamların en güzeli üzerinize olsun sevgili sakin-i divân;

Yazı nedir, ne değildir kanımca? Verim nedir, ne olmayabilir ve neden ? Sorularımın cevaplarını aradım kendimce, buyursunlar;

Yazı, duygularımızın aktarımı; yazı, bir şeyler diyebilmek; yazı, doğrularının diktesi,; yazı, kendini ifade ediş… İnsanların farklılığınca yazının farklılığı mevcuttur; bu, üslûb dediğimiz şeydir. Recaizâde Mahmut Ekrem Talim-i Edebiyat’ında bu hususu yazın hayatımıza dahil etmiştir ilk kez. İnsanların duygu ve düşünce dünyaları ve yaşanmışlıkları ile fikrî süzgeçleri farklılığı, yazılarının farklılığına temel olmuştur. Kimi insanın yaşanmışlıkları onu daha duygusal kılar ve bu insan kendini anlatabilme çabasına giderken kimi insanın yaşanmışlıkları onu yaralı bir aslan gibi hırçın ve sert edebilir bu da onu davasını anlatma yolunda bir kalem edebilir.
Her şairi incelediğimizde, onun dünyasına da gözümüzün gördüğünce giriyoruz aslında. A.Haşim’i incelerken dünyaya bir akşamüstü kızıllığından bakmadık mı? Y.Kemal’i incelerken Üsküp’ten koparılmışlığı ve bir daha “ev” sahibi olmamacasına kendini yollara vurmuşluğu; fakat her gidilen yerde esasen o samimi-Müslüman Üsküp’ün arandığını, burası kültürümüze yabancı yerler olsa da hissetmedik mi?
Bir de Yunus Emre vardır ki… Yunus Emre genelin algıla(ttır)dığı gibi sadece tabiattten bahsetmez, anlatmaya çalıştığı uğraşları vardır halkına. Moğol istilaları, siyasî birlik ve içtimaî huzurun olmayışı, topraklarının halkın elinden çıkması, şehrinin yağma ve varlığının telef edilmesi neticesinde gelen ekonomik çöküntüleri olan halkına bir şeyler anlatma çabasındadır Yunus Emre; her şeye rağmen vaz geçmeme fikrini oluşturma çabasında, sabır tavsiye etmede, kötü görünenin dahî esas görüntüsü itibariyle iyi olabileceğini hatırlatma çabasındadır, bir eğitimcidir Yunus Emre.. Halkını eğitme çabasındadır. Hasılı bir nevî toplumun sesi olmuştur. Onların aşkını, sevincini, kederini.. duyurmayı da üstlenmiştir bir bakıma. Yunus Emre’nin şiirlerinde hakim unsur olarak görülen Tasavvuf düşüncesi, Yunus’un yaşama biçimini oluşturmuştur. O, eğri odun götürmediği dergâh kapısına eğriliklerini düzlemek adına gitmiş ve halkını doğruya verimleri ile yönlendirme çabası içinde olmuştur. Yunus, hayatı boyunca, şiirleriyle ve davranışlarıyla insanların eğitilmesine vesile olmuştur; Gönül, Kabe ise onu yıkmamak, insan olmanın gereği ise, gönle dili taş edip onu yaracağımıza gene taş edip onu onamamız elzemdir. Zaten bir yara olmuş hissiyatları daha da kanatıp halkı huzursuz etmek ve fikrî ayrılıklara düşürmeyi kasıtlı yapmasa bile bu sonucu almak ne derece huzuru arayan topluma huzur getirir tartışılır bu eserler ile -kanımca verebilecek bir şeyleri bulunmadığından verim demiyorum- bu cerahati temizlercesine verilen verimler arasındaki fark, kangrenleşmiş bacağı daha çok sıkan ve onu tedavi etme yolunu arayan doktor örnekleri farkınca değildir de nedir?
Bir Fakir Baykurt ki toplumcu yazar taifesindendir Yılanların Öcü’nde belirli simgeleri kullanarak “öc” kavramını meşrulaştırmayı güdüp yaraya daha da çomak sokmaktadır kanımca, hangi türev gerekendir?
İnsan dedik, yaşar, yaşarken öğrenir elbet. Bu nedenle hem keder hem sevinç doğasının gereği ve karşısına çıkanlardır. Halk “kendine kendini kendisi” gibi anlatanı daha bir benimseyecektir Yunus Emre misâli. Kederin ise her hisden daha ağır durduğu mutlak, hep gönlü gamlı olan mazlum halkın içinde bulunageldiği sosyal durum te ilk toprakları olan Asya’dan ayrılış, Moğol istilâları, haçlı seferleri, beylik ve taht kavgaları, vatan topraklarının işgâli, Balkan isyanları, Çanakkale Harbi, İstiklâl Savaşı.. derken her daim kederini mevcut kılmıştır. Fakat insanlarımız kendi içlerinde bölünmeden bir arada durabilmeyi de beceregelmişlerdir. Bu bereberliği devam ettirebilmek ve ayrıma yönelik değil uhuvete yönelik yazmak, yaraya çomak değil ilaç sunmak olsa gerek görev…
Verimlerin verim olabilmesi için -veren kişinin hissiyatını yansıtacaklığını gözden kaçırmadan, sadece sanat için yapılabilirliği de kabul görmekte ve şu an konu harici tutulup topluma faydasına göz atılmaktadır- verimli topraklara benzemesi gerektiği düşüncesindeyim. Malumunuz nehirler alüvyonları sürükler, hızlarının azaldığı ve eğimli arazilerde bu zengin mineralli toprakları yığarlar, biz eker bereketini görürüz, üretileni yeriz.. Bereketli topraklar olmasa idi, üretilen olmaz, üretim olmaz, üreten işsiz, alan aç kalırdır. Toprağı bereketli verimler, aç zihinleri doyuracak delta ovalarıdır vesselam !

Selametle…

ve bir de..
an itibariyle karşıma çıkan Ayet-i Kerimeyi paylaşmak istiyorum ki bana en güzel savunu olacaktır;

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA

1- Yaratan Rabbinin adıyla oku.

2- O, insanı bir kan pıhtısından yarattı.

3- Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir.

4- O, insana kalemle yazmayı öğretti.

5- İnsana bilmediğini öğretti.

biz de o kalemle.. tefrikaya değil.. Tevhid’e yazabilmeliyiz. inşaallah..

Selametle efem..

NuN

Ayşenur Çömlekçi

Diğer Yazılar

Benzer yazılar

3

merhaba. uzaktan gelen sese elbette kulak vereceğiz. yazının kutsiyeti her okurun sorunsalıdır. düşünmek isteyen insanın ilk uğrak yerlerinden birisi de yazı ve okumaktır. bu yazının icsel döngülerinibelirtirken bir daha geçmişin tozlu raflarına dönüyor insan. yılların verdiği takat ile yazı ile haşirneşir olup, kendine bir üslup oluştumaya çalışıyor. ayşe hanımın yazısı bu süreçte bir basamak olabilir…

bu değerli yazıyı selamlayıp geçiyoruz. inanıyoruz ki devamı gelecektir…

yazıdan da aleyküm selam ile;

“Kutsî” yazılarda bulunabilmek istenci ile, devamı kendimizde “an için” kavî bir kalem ve hokkasına girebilmiş mürekkebler kelimelerimizi görebildiğimizde gelecektir inşaallah. Bunun çin biz mürekkeb de kendi nun’umuza girmeliyiz şüphesiz.
Hayat merdiveninde geçmiş basamakları geçilmişse dahî, insana insanı katan her şeyin güzelliğince güzel olduğundan tahattura vesile oldu isek raflarınızın tozlarını fikrinizle temizlediyseniz şimdinize katmak suretiyle ne mutlu bize.

verilen değer ve ayrılan vakit için teşekkür ile..

“Güzel yazı, hocanın öğretişinde gizlidir.
Güzelleşmesi çok yazmakla;
güzelliğini devam ettirebilmek İslam dinine bağlılıkla mümkündür”

Hz.Ali (r.a.)

Yorumlar


Hosting Sponsoru

sponsor