Edebiyat Türkiye

Sitemize içerik göndermek için lütfen Tıklayınız.

Kalbini zikirsiz bırakma!(Mehmet BAKİ)

“Kalbini zikirsiz bırakma!”

İnsan bazen düşer yahut düştüğünü zanneder. Hayatın insana verdikleri, insanın hayata verdiklerini karşılamadığı için… Belki de tam tersi?! Belki hayata hiçbir şey vermiyoruzdur? Belki hayat ile tek irtibatımız nefes alıp vermek zaruretinden mütevellid… Kim bilir? Aslında kimse bilmez, bilemez. Bu sualin cevabını yine bu suali eden bilir. Suallerin çoğaldığında suallerine cevab verebilmek için: Zikret!

“Kalbini zikirsiz bırakma!”

Adına kalb denilen et parçası. Aman Allah’ım! Ne müthiş bir şey. Evet, şey diyorum; zira lugatimde henüz o şeyi hakkıyla ifade edebilecek bir kelime yok. Gönül diye bir kelimemiz var ama ihata ve işaret ettiği saha yine kalb dediğimiz şeyin sahasında. Sahanın büyüklüğü için şu hitaba bakmak kafi: “Yerlere ve göklere sığmam ancak mümin kulumun kalbine sığarım!” İnsanın tüylerini diken diken ve insana taşıdığı cihazatın ne tarafa müteveccih olduğunu va’z eden bir hitab. Tüylerinin hem diken diken olması ve hem olmaması için: Zikret!

“Kalbini zikirsiz bırakma!”

Allah’ın (c.c) sığarım buyurduğu kalbimi zikirsiz bırakmışım da farkında değilmişim.En adi bir misafir için türlü hazırlık olur da kalbimin sahibi için hazırlık olmaz mı? Oluyormuş demek! Bir daha olmaması için: Zikret!

“Kalbini zikirsiz bırakma!”

İlim için taleb etmek demek neyse, kalb içinde zikr odur! Alim olandan habersiz ilim kovalamak boşuna gayret demekse, kalbii zikirsiz bırakmakda boyuna gaflet demekmiş. Öğrendim! O halde öğrediğin ile amel et: Zikret!

“Kalbini zikirsiz bırakma!”

Öyle ya abdest ile zahiren kirden arınan sen, abdestin hem menbaı hem mansabı olan kalbini temiz tut. Tut ki günah isimli kara lekeler vücud bulmasın. Kirden sahiden arınmak için: Zikret!

“Kalbini zikirsiz bırakma!”

Bir el bir neyin sesi kadar usulca kalbini yoğurduğu vakit, hafakanlar bastığı vakit, hayret makamına ermek dilediğin vakit, hammallıktan bizar olduğun vakit ve bunlardan hiç birinin olmayacağına yahut bunların hiç birinin geçmeyeceğine kendini inandırdığın vakit O’nun (c.c) adını sakın kalbinden çıkarma: Zikret!

“Kalbini zikirsiz bırakma!”

İlm-el yakin için ara; ayn-el yakin için bul; hakk-el yakin için ol! Ol da öl, öl de ol! Hem olmak hem ölmek için: Zikret!

“Kalbini zikirsiz bırakma!”

İbrahim (s.a.v) sana misal yeter! Kendi ateşinde kendini yakmamak ve ateşini rahmet kılmak için: Zikret!

“Kalbini zikirsiz bırakma!”

Ne edersen, nasıl edersen et ama kalbini adi bir et parçasına istihale etme! İnsan nasıl kan, et ve sair anasırdan mürekkeb bir varlık değilse kalbde kanın deveranı için bir alet hükmünde değildir. Bulununcaya, kabul görünceye kadar kalbini istikamet üzre tut. Unutma bu kapıdan eğrilik geçmez! Sırat-ı müstakim üzre olmak için: Zikret!

“Kalbini zikirsiz bırakma!”

Bu sözü sana söyleyen aceb seni oldurduğunun farkında mıdır? Bir miskal dahi olsa hafifledin ya… Sırf bunun hürmetine: Zikret!

Diğer Yazılar

Benzer yazılar

3

Allah’ı anmayam kalp mutmain olmaz!Allah gönüllerimizi boş ve harap etmesin.

Cuma gününe uygun güzel bir yazı olmuş. Kalbinizden dökülen bu güzel satırları yazdıran kıymetli mücevherinize sağlık.

Allah razı olsun, “Bir miskal dahi olsa hafifledim ya” ; Allah razı olsun aağbey.

Yorumlar


Hosting Sponsoru

sponsor