Edebiyat Türkiye

Sitemize içerik göndermek için lütfen Tıklayınız.

NABIZ -2 (Serter SAFA)

Kendinizi bir video kameraya çektikten sonra oturup izleyin eğer videodaki şahısı hala tanoyorsanız problem yok ama tanımakta zorluk çekiyorsanız kendinize yalan söylemeyi bırakmanın zamanı gelmiş demektir.*
Sosyoloji olayları incelerken ,parçalar, irdeler sonra birleştirir ve yine irdeler sonra olay ve olguya dair genellemeyi kur(a)msallaştırır ve sonra kur(u)msallaştırır,artık bu bilgi kuramı ve kurumu olan bir genellemedir.**
Yorumlarınız ve konuya olan alakanız için sonsuz teşekkürlerimi letirken yorumlar hakkında bir kaç kelam edip konumuza dönmek istiyorum.
Birçok yorum sahibi arkadaşım olay ve olgular hakkında iki satırda neticeye varmaya çalışmış bu doğru değildir,belki sonuç buyurulan gibi çıkabilir ama önemli olan sonuca gelene kadar geçilen merhalelerdir.Hukuk kuramı gibi düşünürsek, bir adamın ölmüş olduğuna karar vermek”tıbbın” konusudur, meftanın “ex” oluşu maktül için olayı sonlandırabilir ama katil ve olay için yetmez kim ,neden, nasıl vs… sorularının yanıtlanması icab eder. Konu toplum ve toplumun temas ettiği birşey olunca -buda insanımıza has birşey- “şundandır” diyiveririz.
Ayşenur hanım efendinin değinmek istediği bilinçli nesillerle bilinçli toplum modeline ulaşım projesinde bence eksik olan birşeyler var!!! elbetteki o çocuklar gerekiyorsa Mao’nun(maocu değilim hatta tiksinirim kendisinden) posterini taşıyacak veyahut daha iyisi geleceklse devricek ve yenisini inşaa edcek cesaret ve fiili gösterebilmelidirler.Aynı yıllarda ülkesinin bayrağını açıp Özgürlük diye bağıran bir Türk çocuğunun yaptığı fiili hangi çatı altına sokacaksınız- oda çocuk, oda çocuk değili mi? fakat asıl sorun o çocuğa “temyiz kabiliyetni” verebilmekte ki başarı oranıdır.Yani “ak sütün içindeki akkılı görebilecek” “canların canı uğruna canını varmeyi canına minnet sayabilecek –strateji ve taktik sahibi-. (Nezman,Nerede,Nasıl, Kim için)
Bir başka konuda gündemdeki şu meşhur cinayet olayı hakkında ; cinayeti işleyen sanığın zengin olduğu ve dolayısı ile problemin ekonomik olmayacağı kanısına varılmış.oysaki henüz sonuçlanmamış bir cinayet -ki ben sonunda ekonomik amaçlı birşeyin çıkacağı kanısındayım- hakkında birşeyler söylemek için çok erken değil mi? 1-Kız hamile kalmış ve çocuğa baskı kurmuş olabilir –çocuk zengin olduğu için kuvvetli bir baba adayı-. 2- çocuk aşık olduğu için meshep,din problemi veya sosyal statü yüzünden ailesine kabul ettirmek istemiş ve aile buna karşı çıkmış olabilir cinayeti aile –infazcısı- biri işlemiş olabilir… 3-ucu açık ekonomik, dinsel, toplumsal birçok soru sorulabilir -konumuzu dağıtmamak adına kesiyorum-.

Biz bu Kronik tahammülsüzlük Sendromu (KTS) hastalığını sosyolojide sıkıntılı bir döneme girmiş olan “Örnek olay” gözlem metodu kullanarak irdlemekte fayda görüyoruz, çünkü pozitivist ve determinist yaklaşım bizi kestirip atılan cevaplara iter buda konumuzda tespit sıkıntıları yaratabilir, elbetteki pozitivizm ve determinizmden yarlalnacağız ama parçaları birleştirirken. Gelin önce şu Türk toplumuna bir lokal anestezi yapalım toplumu oluşturan önemli parçalardan biri yani –Çocukları- karşımıza alıp bir konuşalım.-Konuda geçen çocuklar tanımı 8-15 yaş arasını kapsamaktadır-.
Korkunç bir istatistiki gerçeği paylaşmakta yarar var(otlama sonucu sunuyorum virgüllerle uğraşmayalım) 500 çocuğun 300’ü kişiye 200’ü malakarşı suç işlemiş. 11 yaşına kadar işlenen suçlara ceza yok(yeni çıkan kanun 15 yaşıda kapsıyor) 15-18 yaş işlenen suçlara cocuk mahkemelerinde cüzi cezalar verilmektedir ,kanuni boşluk suça meğili artırmış olabilir mi?.

Suç işleyen çocukların büyük bir bölümü eğitimsiz ve aile denetimsiz büyütülmüş ve yaşadığı sosyal çevre büyük şehirlerde varoş olarak tabir edilen, ekonomik yeterliliği 40×2 kanaat yaşam mücadelesi veren insanların oluşturduğu gece kondu semtleri.Bu semtlerdeki toplum pisikolojisi “kıskanç yapıdadır” “neden benim yok” “bu dünyaya ezilmeyemi geldik” kompleksini barındıran bir ruh hali içindedir. Lüks arabalarla geçip gidenlere galiz küfürler,-zenginse haksızdır- anlayışı içten içe beslenen kin ve vs…
Yaşam tarzı olarak görülen ve illaki abilerinden ve ilginç”baba” modelinden edindikleri“arkasokak” kültürü bu yaşlarda ilmik ilmik işlenmektedir balley,tiner,ispirto,esrar,kimyasal hap türünden uyuşturucu nitelikte “ve kolay bulabileceği”maddeler -bilinç altında- ileride“toplumdan ve insandan alma gereği duyacağı–dikkat buyurun- İNTİKAM ” hissini açığa çıkabilmek için zemin hazırlayacaktır.Bu fırsatlarda malumunuz.

Şimdi birazdaha şehirin içine doğru gelelim .Türkiyede “orta direk” denilen bir sosyal statü vardı hatırlarsanız !!! bu kavram ve tipler ekonomik olarak artık yok fakat bu konuda bize lazım olacak, bu çerçevede toplum nitelemesini yapacak tanıdık bir kavram bulamadım bu yüzden yine “orta direk”kavramını kullanacağım. Kimdi bu orta direk hatırlayalım; Türk toplumun büyük kısmını oluşturan,ortalama bir gelir düzeyi olan belirli eğitimi almış kentsel kültürün hakim olduğu toplum parçası diyelim mi? Bence yakın bir tarif. Aylık ekonomik faaliyetleri standart , kültürel alışveriş gelişime müsait ve belirli imkanları yakalayabilen bu toplum modelinin bireylerinin çocukları ailesi gibi hep bir yarış, beklenti ve özenti içindedir. Bu toplum modeli tehlikeye en yakın olnıdır neden mi? Balın tamammını alamasada ağzı şerbetlenir yani en azından umudu vardır, hırslar ortaya çıkar,kopmleks belirgindir üstün olma hissi ezici yapıdadır.çocuklar aile bireylerini ve yaşam koşullarını kıyaslaya bileceği daha görsel ve canlı ortamlar yakalaya bilir mesela tv de özeneceği birçok nesneyle karşılaşabilir(çaılışan annenin çocuğu),okulda sıra arkadaşından alacağı veya ona vereceği birçok özenti malzemesi olabilir. Kolay para kazanma bilinci bu yaşlarda işlenebilir çünkü belirlibir kültür seviyesi oluştuğu için kıyas ve mukayeselerde mantık yürütebilir. Onun babası müdür,bunun babası memur ,esnaf,özel sektör çalışanı vs… elde edemedikleri adına farklı sıçrayış –arayış-eğilim modellerine yönelebilirler.
Şimdi birdaha şehirden kopup “kafesler” içinde yaşayan aylık geliri 19Binliranın üstündeki zengin aile modelindeki çocuklara bir bakalım.Taşradaki çocuğun sosyal çevresi nekadar sapmaya meilli objelerle iç içeyse bu çocuklarda o derece tehlikededir.Herşeyi parasal güç ve nüfuzla çözebileceği bilinci (babadan öyle görmüştür)onu hiçbir güçü tanımamaya ve korkmamaya itecektir buda onun korkunç bir “Toplum düşmanı” olması için zemin hazırlayacaktır.Kreşlerde,dadı gözetiminde büyüyen bu zümre çocukları anne ve bab şevkatinden mahrum olduğu için yada yeteri kadar şevkat ve sevgi besinini alamadığı için hırçınlaşacaktır.Bu durumda sevgisizlik ve hayattan zevk alamama gibi psikolojik sorunlarla yüzleşmek zorunda kalabilir. Bu da başka türlü bir patlma şekli doğurur.-Fark eden birşey olmayacaktır balleyin yerini kokain alacaktır.-
Belirttiğimiz sosyal çevre modelleri konuda lazım olduğu kadar detaylanmış ve irdelenmiştir.
Buraya kadarki bölümde Aileye ne kadar büyük iş düştüğünü görmüşsünüzdür.Fakat başka bir sorun daha var hemde gözler önünde olan fakat önüne ekonomi perdesi çekilmiş önemlibir sorun. Çek Cumhuriyetinde halkta meydana gelen ahlaki çöküşün farkına varan cumhur başkanı din eğitiminin verilmesi için reklam kampanyası başlatmış ,her nekadar sorun ekonomik görünsede buraya kadarki bölümde Manevi bir eksikliğin varlığı yadsınamaz bir gerçektir.Din eğitimden Fundamentalist yada radikal bir söylev anlaşılmasın yada hindu rahipleri gibi bir temenni boyutunda “sevgi” aşılaması tabiri yakıştırılmasın. Realist dünyayı algılayabileceği manevi bir hava ile harmanlaya bileceği bir eğitim şeklinden bahsediyorum.(ilerde değinilecektir)
Buraya kadarki boyutu kapatıyorum. Devam edeceğiz
*Yazarın tezi
**Şahsi notlardan…

Diğer Yazılar

Benzer yazılar

2

Kalemine sağlık azizim!
Pozitivizm ve determinizmden parçaları birleştirirken yararlanacağız demişsin; mümkün olduğunda bunu biraz açalım isterim.

hocam, o çocuklar bağırıp durularsa bilemiyorum ama bizim haklı davamızdaki gibi bir bağırtı ile bağıracaklarını düşünmüyorum.ben bunu düşünürken, birilerinin düşünüş özgürlüğünü kısıtlıyor muyum bilemem ama, onların bu bağırışları ahlâkî değer yozlaşması bağırtısı isse ben susmalarını yeğlerim.. üç-beş kelamda karar verecek merci değiliz, anlamaya ve öğrenmeye çalışıyoruz. çicek böcek değil sosyal mesele araştırmak istiyorum, bu yüzden de yazınıza bu kadar ilgi duydum. yetkinmişim gibi sözler etmişsem heyecanımdandır.sizin de son cümlelerinizde değindiğinizce;

“Çek Cumhuriyetinde halkta meydana gelen ahlaki çöküşün farkına varan cumhur başkanı din eğitiminin verilmesi için reklam kampanyası başlatmış ,her nekadar sorun ekonomik görünsede buraya kadarki bölümde Manevi bir eksikliğin varlığı yadsınamaz bir gerçektir.Din eğitimden Fundamentalist yada radikal bir söylev anlaşılmasın yada hindu rahipleri gibi bir temenni boyutunda “sevgi” aşılaması tabiri yakıştırılmasın. Realist dünyayı algılayabileceği manevi bir hava ile harmanlaya bileceği bir eğitim şeklinden bahsediyorum.(ilerde değinilecektir)”

bağırtılar-çöküş?
yanlış mı düşünüyorum?

ileride değineceğiniz husus daha da ilgimi çekti.bekliyoruz.
pozitivzm ve determinizmden yararlanırken ana hatları ile verirseniz öğrenmek isteyenlere de faydası olur, “rica”mdır.

hayırlı geceler.

Yorumlar


Hosting Sponsoru

sponsor