Edebiyat Türkiye

Sitemize içerik göndermek için lütfen Tıklayınız.

NABIZ-3 (Serter SAFA)

Mevcudiyetini anlayabildiğimiz bu alem Alış-veriş üstüne kuruludur bunun en kestirme kanıtı ne nefes almadan nede vermeden yaşayamayacağımızdır ,nefes almak kadar vermeyede muhtacız demmek ki insan oğlu 24 saat alışveriş içindedir.*

Silahımdaki merminin seni öldürebileceğini sana, kesin olarak ancak seni öldürerek ispatlayabilirim fakat bu eylem benim için bir ispat olduğu kadar seniniçin bir mukadderat olacaktır bazı şeyler vardırki ispatı için denemiş olmak yada görmüş olmak yetmez.**

Nabız-2 başlıklı yazımızda bahsettiğimiz çocukların ablalarını ve abilerini dinlediğimiz yada gözlemlediğimizde hastalığın gelişim sürecinin daha vahim boyutlarda olduğu iyice belirginleşiyor. Bahsedeceğimiz “gençler” sınıflandırmasından kasıt 15-25 yaş aralığıdır. Psikologlar bu çağın başlangıç yaşı için breyin kişiliğini aramaya başladığı ve kişiliğini sosyal çevresinde karşılaşıp hayranlık beslediği yada daha açık tarifle “olmak istediği”birey modelinde yakınlaştırıp “özdeşlik” kurma prensibiyle ilerleyeceğinin muhtemel olcağını belirtir.(psikolojik detaylamaları öğrenmek için “kişilik” başlığını incelemeniz tavsiye olunur)

“Ne ekeresen onu biçersin” atasözü dikkatle bakıldığında psikolojik tahlil içerir bu sözü söyleyen adam yada toplum Freud’u tanımıyor olabilir fakat onun kuramına oldukça yaklaşmıştır-bilinç altı-. Freude derki “Din, toplumsal obsesyonlarımız, obsesyonlarımız ise bireysel dinimizdir”. Dikkat buyurun “dürtüler ve toplumsal kurallar” arasında sıkışan breylerin oluşturduğu toplum karar verme yetisinde noksan, korkak, üretemeyen, üretilene tereddütle yaklaşan, ne tüketeceğine karar verememiş, (ani-vurdum duymaz) tepki dozu ve modeli belirsiz bir yığın haline dönüşür. Yığınlarla toplum arasında korkunç farklar vardır. Toplum üretir, şekilverir, düzenler. Yığın bir kütle gibidir nereye çekerseniz o cihette hareket eder.

Nabız -2 de tarifini vermeye çalıştığımız “varoş mahallerin” gençleri, çocukluklarında ister istemez ekilen “Kin” tohumlarını artık filizlendirmiş ve aşikar hale getirmiştir. İlk intikam kendi ailesine karşı alınacak ve daha sonra yaşadığı topluma yansıtılacak. Çocukluk çağlarında hayranlık duyduğu yada zihninde modellediği Kişilik modeline ilk adımı atmış olacaktır. Hapiste yatmış birine duyulan saygıyı ve hissedilen korkuyu marifet zannedecek “demekki saygınlık için ve korkutucu olmak için kural buymuş “ diyebilecektir. Ya da genç kızlar için ilk örneklemede korkuyla yaşadıkları aile ortamında annesinin müşkül halinden iğrenecek ve evden kaçmayı göze alabilecektir. (Uzatın mikrofonu sorun bu mahalle efradına; garip bir “delikanlılık” havaları gasp, ırza teseddüh, haneye tecavüz, v.s… suçundan hüküm giymiş kişiler arkasından “o çok delikanlı bir adamdır bilmem kaç yıl hapis yattı” benzetmeleri toplumun merkezine KTH virüsünün aşılanmasından başka birşey değildir. Anasına – babasına faydası olmayan erkeğin ya da kızın topluma faydası tartışılır. Okul bile okunamaz bu çevrede; o çağırır esrar içersiniz, bu çağırır balley; derken uyuşuk yığın halinde çakallar gibi sokaklarda “bela” olursunuz.)

Genç kızlarımız içinse konu daha vahim, aile içindeki baskı ve şiddetten (annesi ile babası arasındaki ya da anne – baba ve çocuklar arasındaki) kurtuluşu evden kaçmakta bulur fakat kendisinden bir öncekilerden edindiği “sevda masalı” dizileri modeli gibi mahallede kendisine ilk evlilik ve saadet ümidi veren gencin kollarına atılarak aklınca kurallara uygun olarak kaçtığını zannedecektir. (“sevda masalı” genç kızları “kurtlar vadisi” delikanlıları burda ortaya çıkmaktadır. Belirtiğim dizide sahte kahraman “polat” ın ve güya savaştığı sahte düşmanların gerçek hayatta toplumumuzun Kapıldığı KTH hastalığına yardım ve yataklık edilişi ile hangi polat savaşacak? Dolayısı ile bu dizi –gerçekleri yansıtıyor- düzmecesi ile bir PARADOKS tur. Dizide kurtulan Türkiye gerçek hayatta batağa itilmektedir demekki polatı yok edecek bir polata ihtiyaç vardır.***)

Orta direkte de durum farksız değildir. Neden mi? Orta öğretim kurumlarının bahçelerinden içeri bakma fırsatınız oldu mu? Okulun yarısı popstar diğer yarısı aday. Özenti ile büyümüş bir çocukluk özdeşliği kurmuş, olmaktan haz duyduğu yeni söylevle”trend”e doğru gitmektedir. Hiç kimseyi sevmeme ve beğenmeme, çevresini; aydınlık zannettiği dünyasına göre karanlık ve geri kafalı sayma, öteleme, iteleme ve sonuç olarak kendi kendine yalnızlaştırdığı dünyasını “yalnızım ve anlaşılmazım” şikayeti ile İNTİHAR ve saldırılar dünyasına değiştirme. Adına “Free life” dedikleri hayata Üniversitelerde kavuşan kimileri de sokaklara sürüklenebilmekte toplumsal “hınç” çarklarına alet olmaktadırlar.  Soru sormaktan aciz “o yok- bu yok, buna inanmam, şu iğrenç” fikir dünyasında saplı ne aradığını bilen ne de bulduğuna anlayan toplum garibeleri.

Zengin olarak nitelediğimiz aylık geliri ondokuzbin liranın üstündeki gençler temelde paranın bir araçtan çok ciddi bir güç oluşunu karakterlerinin inşaasında ve önünde kullanmışlardır. Para ile önlerine açılan her kapı karakteristik gelişimini merhale merhale yaşatacağına birden bire sıçramalara itmiştir. (Bu tip arkadaşlarınız olmuş ise geçmişte dikkat ederseniz 15 yaşındaki bir genç gibi değilde kırkına yaklaşmış adam gibi zevk ve alışkanlıklar tavırlar sergilemektedir.) Bu durum onun bilinçsel bağışıklığında sindirim bozukluğu yaratacağı için zevk ve alışkanlıklarda uç noktaya sıçrayacak ve sapacaktır. İsterse okur, istemezse okumaz -ama genelde kıyas olduğu için aileler arasında- en lüks imkanlarla en lüks okullarda-dikkat buyurun en iyi değil en “lüks”- okutturulacaktır.Kendi idealleri olmadığı için başarı nisbeti düşüktür. Hayatttan alacağı zevkleri erken yaşta tamamladığı için arayışa girecektir. Bu arayışlar malumunuz adına ADRENALİN diyeceği türlü sapıklıklar.

Gençlik aşamasındaki bu numunelerimizin oluşturduğu toplumdan merhamet beklemek mümkün mü? Ya da otobüste size yer vermesi? Yağışlı bir havada su sıçratmamaya özen göstermesi?

* Alış-veriş kültürümüz’den
* *Olgu analizleri
***yazarın hür iradesi “serter “Kurtlar vadisini” neden izlemez?”

Devam edecek…

Diğer Yazılar

Benzer yazılar

3

dikkat çekici saptamalar..
sevgililerini kız kulesinin karşısında kendi istekleriyle değil karakterden görme bir “uygulamalıyım”la bekleyen, hayat senaryosunda repliklerini kendileri yazmayan adamlar türetti tv. bu, dizinin suçu mudur, düşünmek ve üretmek yerine hazır kalıpları, kendi boşluklarına oturtuveren insanoğlunun tembelliği midir? neyse nedir, dediğiniz bir soruna neden olduğudur. bu da doğrudur.

“Gençlik aşamasındaki bu numunelerimizin oluşturduğu toplumdan merhamet beklemek mümkün mü? Ya da otobüste size yer vermesi? Yağışlı bir havada su sıçratmamaya özen göstermesi?”

hayat, “biz”i oluştururken hassasiyetlerimiz de oluşturur dilerim.
güzeldi, devamını bekliyorum. belki de NABIZ-2’de bahsettiğiniz konudur 4’ün konusu..
hayırlı geceler

Nabız-2 geçiş yazısı adını verdim.Nabız 3’te ise şekilleniyor.Sanırım konu çok güzel bir noktada sonlanacak.Yerinde tespitler,yazının devamını bekliyorum.
Birde “demekki polatı yok edecek bir polata ihtiyaç vardır” :):) güzeldi.

Yazının içinde hoşuma giden birbirinden güzel cümleler var. Bu cümlelerden bir tanesine dikkat çekmek istedim. “Anasına babasına faydası olmayan erkeğin ya da kızın topluma faydası tartışılır.”

“Gençlik aşamasındaki bu numunelerimizin oluşturduğu toplumdan merhamet beklemek mümkün mü? Ya da otobüste size yer vermesi? Yağışlı bir havada su sıçratmamaya özen göstermesi?” Bu yazıda beklediğim örneklerdi bunlar. Yazının sonunda yer bulmuş. Birilerinin sizi ıslatması için havanın yağışlı olması gerekmiyor. Kazara farketmeyip hortum tutan birinin yanından geçmenizde ıslanmanız için kâfi. Yeterki ellerinde ıslatacak malzemeleri olsun.

Yorumlar

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,


Hosting Sponsoru

sponsor