Edebiyat Türkiye

Sitemize içerik göndermek için lütfen Tıklayınız.

Tefekkür (Serter SAFA)

Evvela kelime manasına sonra neden bu başlığı seçtiğimize ve ne demek istediğimize, neye hizmet ettiğimize değinmek suretiyle bazılarımızın bilmediği belki de ilgi alanı olmadığından ön yargı ile yaklaştığı konu başlığımızı inceleyelim.
Tefekkür’ün daha Türkçe karşılığı “düşünmek” tir. Fakat mana kapsamında tam karşılayan tanımı düşünülen “şey” in idrakına ve şuuruna varma çabasıdır. Teffekkür yani düşünmek fiili ; düşünülen şeyin idarakına hizmet etmesi gerekir, bunun dışındakiler hüsnü kuruntudan ibarettir yada “paronaya”.

Sosyoloji bilmi için paçalarımı sıvadığım anda elime tutuşturulan ve her defasında dua ve şükranlarımı sunduğum hocam vasıtası ile keşf ettiğim ve “Türk Teffekkürü Tarihi” ni sistem ve sıraya koyan düşünü tarihimize yön veren merhum Prof.Dr Hilmi Ziya Ülken (1901-1974)’in dev eseri Türk Teffekkürü Tarihi hakkında sizlerle birşeyler paylaşmak istedim. Bilindiği gibi Türk dünyası tarih sahnesinde boy gösteren imparatorlarımıza karşın Düşünce tarihimizde dünyayı her manada etkileyecek bir fikir bir düşünü örneği yoktur. Fakat bunun yanında batı felsefesinin sentezleştrilmesi yada çıkan bir fikri akımın fikrin sahibinde bile daha iyi tarifleyip açıklayabilen gelişimini sağlaya bilen isimler mevcuttur. Modern manada felsefe hatta sosyoloji dahil düşünü dünyamızın 19.yüzyıla kadar başı boştur. Bir düşüncenin ekolu bile kurulmuş sayılamaz. Bunun Emevi dininin İslam diye yutturulmasıyla alakalı olduğunun kanısındayım. Felsefeyi “şeytaniyat” olarak nitelemelerin sonucu olarak görüyorum.

Eser aslında 2 cilttir fakat sonradan ilave edilen “Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi” bu eserin üçüncüsü olarak adl edilir son cildi bir kıyas tarihidir şiddetle tavsiye ediyorum “satın alın”. İçinde özellikle edebiyatçılarımı ilgilendirecek tahlillerde mevcuttur.(Atabetül hakayık-Kutadgu bilig) Prof.Dr Hilmi Ziya Ülken hakkında felsefi terimleri es geçmeden tanıtım yazamayacağımdan onu tanımayı size birakıyorum “Tefekkürdeki” bu doruk isim ve eseri ile ilgili internetten de ulaşabileceğiniz Din sosyolojisi uzmanı Prof.Dr Ünver Günay Bey’in bahsi geçen kitabın tanıtım ve tahlilini okuyabilirsiniz(pdf formatlı).

Şimdi o eserden kolay ulaşabildiğim(kopyala yapıştır) birkaç pazajı sizlere sunmak istiyorum.

“Mekteplerimizde bir edebiyat tarihi okutulmaktadır. Fakat onunla muvazi olarak giden bir fikir hayatı bu dersin içinde yer almamıştır. Talebe efendi-ler, Bakî’yi okurken İbn Kemal’i veya Namık Kemal’i okurken İshak Hoca veya Salih Zeki’yi bilmiyorlar. Halbuki bugünkü Türk dili ve Türk hassasiyetini tanımak için onun tarihini, tekâmülünü bilmek ne kadar zaruri ise; bugünkü Türk düşünüşünü anlamak için de onun geçirdiği istihaleleri bilmek o kadar zaruridir…”

“Türk tarihinde, garp mütefekkirleriyle kıyas edilebilecek orijinal büyük bir feylesof yoktur. Binaenaleyh yalnızca felsefe veya ilim tarihi yapmak imkânsız olacaktır. Feylesof ismiyle tanınanların nihayet yüksek birer mütercim veya şarih olmalarına mukabil; felsefe haricindeki birçok bahislerde çok daha orijinal ve kıymetli fikir hareketleriyle karşılaşmaktayız. Bu nokta da, bizi sistemli tefekkür cereyanlarına bağlanmayarak -alelumum- tefekkürün tarihini vücuda getirmeye sevk etmiştir.”

Bize önce şöyle dediler “Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette aklıselim sahipleri için ibret verici deliller vardır” (Âl-i İmrân190)
“Gördükleri halde görmezler.Duydukları halde duymaz ve anlamazlar.”(incil markus 13.bölüm)

Diğer Yazılar

Benzer yazılar

Yorumlar


Hosting Sponsoru

sponsor