Edebiyat Türkiye

Sitemize içerik göndermek için lütfen Tıklayınız.

Üstad, Ben ve Ol (Mehmet BAKİ)

Gaiblerden bir ses geldi: Bu adam,

Gezdirsin boşluğu ense kökünde!

Ve uçtu tepemden birdenbire dam;

Gök devrildi, künde üstüne künde…”

Çile isimli şiirine bu mısralarla başlıyor Üstad. Bu satırları nasıl okumak lazım? Maddeye esir olmuş sancılı bir kafanın hafakanlar içinde çırpınması olarak mı? İlk mısraın ilk kelimesi olan “gaiblerden”, sanki maddi olandan bezmiş ve artık görünenin ötesini görmek isteyen bir adamın halini tasvir ediyor gibi. Sadece “gaib” kelimesine nazar edilirse isabetli gibi görünen bu teşhis aslında eksiktir. Teşhisin doğru olabilmesi için tesbitimizin doğru olabilmesi lazım.

Üstad gaiblerden gelen bu sese kulak vermiş midir? Meselenin nirengi noktası işte bu sualdir. Ses o çapta ani ve yıkıcı olarak peyda olmuştur ki Üstad için etrafında olan ne varsa bir “boşluk” örtüsüne bürünmüştür. Hiçlik değil boşluk! Maddeyi işgal edememe yahut vazifesini ifa edememe! Gökleri deviren bu boşluk Üstad’ın kıyametidir dersek yanlış olmaz zahir. O halde baştaki teşhisin eksikliği “kıyamet” üzerinden düşünülürse daha sarih ortaya çıkar. Öyle ya kim kendi eli ile kıyametini kopartır?! Demek ki burada ki asıl mesele gaiblerden gelen sese kulak vermek değil; sesin, kulağın sahibini tercih etmesidir! Bu hüküm Üstad’ın beni ile ol arasındaki irtibatı ele vermektedir.

Gaiblerden gelen ses emir kipi ile seslenir: “Gezdirsin”. Bu hitab şairin dünyasının allak bullak olması için kafi gelmiştir ve artık şair için dünya asla eskisi gibi olmayacaktır! Kendisine “olmak” emrinin verildiğini gören şair için “oldurmak” bir nevi emretmek manasına istihale etmiştir. Üstad’ın ilk devir beni ile ikinci devir beni arasındaki amil farklardan birisi de emir kipinin mahiyetidir! İlk devir ben için emir kipi kahrediciyken ikinci devir benin emir kipi merhamet edicidir. Mesela “Geceye Şiir 1” isimli şiirinin ardından “Canım İstanbul” şiirine yahut “Çile” şiirinin nihayetine nazar edilecek olursa kahredici ben ile merhamet edici benin farkına varılabilir. Elbette ilk devir benin içinde de merhamet vardır lakin rahmet zulmete bürülü bir şekilde sudur eder. Dolayısıyla Üstad’ın iki beninin “sadrı” arasında rahmet ve zulmet cihetinden bir fark var. Hem asli hem netice itibari ile…

Üstad, poetikasında, şairi “dünya ile Allah arasında bir mevkie” oturtur. Şair alelade bir insan değil “vera” ile irtibatlı bir bünye sahibidir. Tam bu noktada gaiblerden gelen sesin “Ol” emri ile şairin beninin irtibat kurmasının tabii neticesi vazifedir. Evvelki yazılarımda da temas ettiğim gibi egosantrik için etrafında iyi yahut kötü olan ne varsa kendisindendir. Merkeze kendisini yerleştiren egosantrik için dünyanın acı veya mutluluk sebebi olması kendisindendir. İkinci devir ben ile Üstad’ın egosantrizmi bir nevi istihale etmiş ve etrafına merhamet ile nazar etmeye başlamıştır. İlk devir ben kendisine kahredeci iken ikinci devir ben etrafına merhametten kendisine kahretmeye fırsat dahi bulamamıştır. Belki asıl kahredici olan ve insana ıstırab veren de budur! Üstad, Hazret-i Ebu Bekr’in (r.a.) “Ya rabbi! Vücudumu öyle büyüt öyle büyüt ki cehennemi sadece benim vücudum dolsursun!” duasına sadece âmin dememiş kendince bu şekilde dua etmiştir. mesela “Ben” isimli şiirinde:

Hep ben, ayna ve hayal; hep ben, pervane ve mum

Ölü ve Münker-Nekir; baş dönmesi, uçurum…”

Diyen Üstad’ın Hazret-i Ebu Bekr (r.a.) Efendimiz’in duasına iştirak etmediğini söylemek mümkün mü? Elbette şairin ölüm üzerine tefekkürü ve ölümün insan üzerindeki yıkıcı tesirini bu mısrada sezmek mümkündür ama daha ötesinde “ben” diyen şairin nasıl bir beni olduğunu anlamak da pekala mümkündür.

(İnce bir nokta olarak şunu ifade etmek lazım: İlk devir ben için rahmet ve zulmet tefriki zor bir şekilde gelirken ikinci devir ben de tecelli dediğimiz şeyin farkına varılmaktadır. Mesela gaiblerden gelen ses başlı başına bir tecellidir! Tesellisini bulması için “aylarca yıkık ve şaşkın” olarak dolaşması lazım gelen bir tecelli!)

Üstad’ın beninin emir kipi ile hareket etmesinin birinci manası “ol/kûn “ emrine muhatab olması yani ilahi bir şekle bürünmesi olarak kabul edilebilir ve fakat bunun yanında bir de “askeri” bir lisan olabilir mi acaba?

Emir hiyerarşik olarak bir üstün astından yapmasını istediği vazifedir. Yani emir veren ile emir alan arasında bir ast-üst irtibatı vardır. Hiç kimse kendi dengi olan birinden emir almaz ve yine hiç kimse dengi olan birine emir vermez! Üstad’ın “gezdirsin” emrine muhatab olması demek üst bir makamdan kendisine bir vazifenin tevdi edildiğine inandığını göstermekte. Dolayısıyla Üstad’ın ikinci devir beni bu cihetten vazifeli bir bendir. ( Ufak bir nükte: Üstad’ın ilk devir beninin de emredici olduğu düşünülürse “Üstad’ın yola girmesi ancak emir kipi ile olacaktı” demek mümkündür! Çile isimli şiirinde Rahmet’in ilk anda kahır ile gelmesindendir ki mekan “boşluk” olarak tasvir edilmekte.) Üstad için dünya artık “iyi”leştirilmesi lazım gelen bir sahadır. Kendisini iyileştiren kahrın bir benzerini çevresine tatbik etmekten -hem fıtratı ve hem gelen emir icabı- çekinmeyecektir artık! Elbette ilk olarak nefsinden başlayacaktır! Çile isimli şiirin nihayetine bakalım: “Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!” yani üstad kaba bir şekilde “sürün” emri veren kumandan asabiyeti ile leşkeri süründürmemekte aksine evvela sürün emrini kendisine veren bir kumandan edasiyle hareket etmektedir. Sultan Alparsan’ın Malazgirt ovasında, beyazlar içinde ordunun en başına geçip kalkan ve okunu atarak eline kılıncını almasındaki hikmete eş bir kumandan edası ve tavrı! Önce nefsinde başlamak! İkinci devir benin bütün yıkıcılığı ve sertliğini böyle anlamak lazım! Kendi nefsine tatbik etmediğini “Sakarya” nehrine tatbik etmemiştir! Sakarya’ya “Yüz üstü çok süründün ayağa kalk Sakarya!” demeden evvel kendi sürünen vücudunu ayağa kaldırmıştır yani…

Nasibse devam edeceğiz…

*06.11.2009 (Cuma) ve 09.11.2009 (pazartesi) yazmam lazım gelen yazıları hesabta olmayan bir seyahatten ötürü yazamadım. Afv ola…

Diğer Yazılar

Benzer yazılar

Yorum yapılmış

Yakında bekleriz sizden “Üstatoloji”
şöyle elle tutulur bir kitap mesela

Yorumlar

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,


Hosting Sponsoru

sponsor