Edebiyat Türkiye

Sitemize içerik göndermek için lütfen Tıklayınız.

Üstad ve Ben(Mehmet BAKİ)

Necib Fazıl bey’in şiirinde başlıca iki husus dikkati çeker. “Ben” ve “ol”. İlkin Üstad’ın Ben’inden bahsedelim ve cümlelerimize Üstad’ca başlayalım.

Hükmü başa alarak ifade edelim ki Üstad’ın ben’i egoist değil egosantrik bir ben’dir. Ne demek egosantrik? Egosantrik, etrafında iyi yahut kötü olan ne varsa her ikisini de kendinden görmenin adıdır. Burada bilinmesi ve anlaşılması lazım gelen husus egosantrikin bencil değil “benci” manasına geldiğidir. Benci; yani dünya ile irtibat kurarken kendisini merkeze yerleştirmek. Mutlulukta da hüzünde de kendisini mutluluktan ve hüzünden mesul saymak. Ağır ve tahammülü zor bir hâl. Dünyanın insanı mutlu etmediği ve edemeyeceği hakikatini bilen bir insan için çok daha ağır. Bir de bu insanın bir dava ile hemhal olduğunu düşünürseniz Üstad’ın ben’inin “olmak” ve “oldurmak” üzere işlediğini fark edebilirsiniz.

Meselenin “ol” cihetini –her ne kadar çok zor olsa da- bir kenara bırakalım ve Üstad’ın ben’ine nazar etmeye devam edelim.

Üstad’ın şiirlerindeki ben hafakanlı bir kafayı, ihtilaçlı bir bünyeyi, hassas bir ruhu ve nihayetinde dünya ile derdi olan bir adamı işaret eder. Bu dert o çaptadır ki bir yandan derdine derman ararken bir yandan derdini kimseye açmamaktadır. Üstad’ın ilk devir şiirlerindeki ben ile ikinci devir şiirlerindeki ben arasındaki en büyük ve kendini hissettiren husus; ben’in dünyaya açılmasıdır! Birinci devir ben metafizik bir ürperti ile sarmaş dolaş bir ben iken, ikinci devir ben ise aynı metafizik ürpertiyi izale etmiş ve bir nevi hayret makamında olan bir bendir. Üstad’ın ilk devir ben’i için en güzel kelime: seziş! Etrafında şahid olduğu ne varsa Üstad için mesele olması ileride “mübarek” olarak sıfatlandıracağı seziştendir.

Üstad’ın ilk devir beni için söylenmesi lazım gelen bir başka husus ise hayata kasvetle bakmaktır! Mesela kaldırımlar isimli şiirin ilk yazıldığı şekliyle bir mısraı şöyledir:

yolumun karanlığa karışan noktasında

Üstad sonraki senelerde, şiirin ilk halinde geçen “karışan” kelimesi yerine “saplanan” kelimesini tercih etmiştir. Elbette bu değişiklik plastik bir heves yahut dekor gayesi ile değildir. Tam tersine, bu değişiklik ikinci devir ben’in dünya ile irtibatını ve aynı ben’in dünyadaki mevkiini işaret etmektedir. İlk devir ben için yol karanlığa çıkarken, ikinci devir ben için ise aynı yol karanlığa saplanmış olarak ifade edilmektedir. Yine ilk devir ben için dünyanın insan üzerindeki tesiri yıkıcı ve karşı koyulamazken ama buna rağmen sanki kurtulunabilir bir vaziyetken, ikinci devir ben için eşya “teshir edilmesi” lazım gelen bir saha hükmündedir. İkinci devir ben’in kelime tercihleri, birinci devir ben’e ne şekilde nazar edildiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca dikkat edilmesi lazım gelen bir başka husus ise ikinci devir ben için birinci devir ben’in dünyayı teshir kabiliyetine haiz olmadığıdır. Galib değil teshir… İş bu sebebledir ki Üstad seneler sonra yazacağı Zindandan Mehmed’e Mektub isimli şiirini “Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!” diyerek sonlandırmıştır. İki devrin ben’i arasındaki amil fark “ışık ve karanlık” mefhumlarına bakış üzerinden düşünülürse ışık ve karanlık kadar dahi izaha muhtaç değildir!

Bir diğer husus ise ilk devir ben’inin memnun olan bir ben olmasıdır! Evet kasvetli bir bendir ilk devir ben’i ama kasvetten memnun olan bir bendir aynı zamanda. İlk devir ben’i için dünya kayıbların verdiği acıdan, üzüntüden, sıkıntıdan kurtulmak için kullanılması lazım gelen bir sahadır! Öyle ki Üstad okuyanı hayran bırakan kaldırımlar isimli şiirinde “yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum” diyerek arkada bırakılanlara değil önüne çıkacaklara bakmayı işaret etmektedir. Öyle olmasa idi birkaç mısra sonra “Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum” der miydi? Kasvetle başı hoş bu adam için her ne olursa olsun “hayat”tan memnun olunmalıdır. Belki şöylemek de mümkündür: Kasvetle bakarak hayatı daha yaşanılır kılmak gayreti ilk devir ben için bir gayedir. Gayedir çün ki dünyaya henüz teshir edememektedir. Dünyanın üzerindeki tesirini asgariye indirmek için çaba sarf eden bu genç adam için ben, hayat tutunmak için memnun olmak ile mümkündü. Mutlu muydu? Kesinlikle hayır! Ama memnundu!…

Üstad’ın ben’ine dair, şiirleri tetkik edilerek çok daha fazla hususa varılabilir. Benim açımdan en mühim hususlar: Seziş, kasvet ve hayrettir! İlk devir ben için seziş ve kasvet memnuniyet sebebi olurken, ikinci devir ben için seziş ve kasvet istihale etmiştir. Seziş irfana; kasvet hüzüne ve memnuniyet ise hayrete istihale etmiştir. Dolayısıyla ilk devir ben için kifayetsizlik başka bir sahada telafisi mümkün olan bir hususken, ikinci devir ben için kifayetsizlik kabul edilemez bir vaziyettir! Kifayetsiz derken Üstad’ın kifayetsizliğini kasd etiğim vehmine düşülmesin. İlk devir ben’i ile dünya arasındaki irtibatın kifayetsizliğini kasd ediyorum!

(Bunların yanısıra mühim bir mesele: şiire beni getiren şairlerin başında Üstad gelir. O’nun beni ile eslafın beni arasındaki fark şiirlerin mukayesesi yoliyle anlaşılabilir.)

Bir mesele de üstad’ın eski şiirlerini çöplükte görmesidir. Meşhur “attım” sözünü sadece yazdıklarını inkar olarak görmek –en hafifinden- Üstad’ın neyi işaret ettiğini anlamamaktır. O, şiirlerini inkar etmedi! Aksine şiirlerindeki istihaleyi yani metafizik ürpertinin hayret’e istihalesini göremeyenlere “Eğer illaki kuru kuruya ürpermek istiyorsan işte orada! Buyur! Ama emin ol seni ürperten sadece çöpün kokusu olacaktır!” hitabında bulundu! Üstad çöplükte hangi mahlukun dolaştığını bildiği gibi, insanın da neye memur olduğunu bilmiyor değildi! Ol sebebten üstadın “attım” dediği şiirleri için çöplük kelimesini kullanması ve çöplükleri karıştıranların dört ayaklılar olduğunu nazara vermesi muhatablarına insanın neye memur olduğunu hatırlatan ince bir ayardır! İtibari değil hakiki bir tavırdır! Yani Ahlakî!

İlk devir şiirleri ile irtibatlı bir başka husus ise Üstad’ın şiirlerinde yaptığı değişikliklerdir. Üstad’ın bu tavrını anlamayanlar onun halinden anlayamayanlardan başkası değildir. Çile isimli şiir kitabına almadığı şiirlerine dair yazdık. Pekiyi ama aldıkları ve üzerinde değişiklikler yaptıkları için ne demek lazım? Çok basit: Muhasebe! İlk devir ben ile ikinci devir ben’e dair muhasebe! Üstad’ın Çile’ye değiştirerek aldığı şiirler sıhhatli bir şekilde tahlil edilirse bu muhasebe rahatlıkla görülür!

Nasibse devam edeceğiz…

Diğer Yazılar

Benzer yazılar

Yorumlar

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,


Hosting Sponsoru

sponsor