ACILARA VEDA!!!

Katılım
2 Ara 2006
#1
ACILARA VEDA
Bulutlar toprakla buluşmanın sevinciyle gözyaşlarına engel olamıyordu. Rüzgâr bu sefer bulutları farklı diyarlara sürememişti. Güneş bulutlara karşı kaybetmenin acısını bulutların ardına sürgün gitmekle yaşıyordu. Güneşin sürgünü ağaçları, yaprakları ölüme mahkûm etmişti. Sokaklar yapraklara mezar olmuştu. Toprak ona sığınan nebatatı koruyamamanın mahcupluğu içinde rengini değiştirmiş her gün yeni bir ölüme şahit olmanın acısını çekmekteydi.
Hangimiz daha çok acı çekiyoruz diye düşündü. Ona sığınanları, hayat verip yaşattığı çocuklarını kaybeden toprak mı yoksa hayattan hiç bir beklentisi olmayan acılar denizinde varlığını kaybeden ben mi? Toprak can dostlarını yitirmiş yalnızlığa mahkûm edilmişti ama en azından onun kavuşma ümidi vardı, bir gün güneş sürgünden dönecek dağların ardından yükselip ona hayat verecekti. İşte o zaman kaybettiklerine yeniden kavuşacak çektiği acılar mutluluğa dönüşecekti. Çektiği acıların bir gün son bulacağından emindi, hem o bu acıyı güneşin her sürgününde tekrar tekrar yaşamış, acı çekmeyi öğrenmişti ve bu acıya rahatlıkla dayanabilirdi. Ya ben?
Acıyla şimdiye kadar şairlerin mısralarından başka nerede karşılaştım. Şairlerin mısralarında karşılaştığım bu acı o kadar kutsal bir yere koyulmuştu ki, hepimizin ruhunun bir köşesi bu acıya meyletmiyor muydu? Hem acı çekmek ruhun fiyakasıdır diyen yine şairler değil miydi? Acıyı insanın kendini bulabilmesi için yaşanması gereken bir süreç olarak nitelendir miyorlar mıydı?
Şairlerin bu kadar yücelttiği acını bu kadar yakıcı, yok edici olduğunu nerden bilebilirdim ki? Ta ki hayatla yüzleşene kadar. Acının gerçek yüzüne şairlerden değil hayattan öğrendim. Bu acı şairlerin kaleminden dökülen acıya hiç benzemiyordu. Şairlerin kaleminde kutsal olan acı, beni yaşamamaya mahkûm ediyordu. Hiç bir şair bundan bahsetmemişti, acı çekmek yaşamamaktır, hayata buğulu iki göz arasından bakmak ve hiç bir şeyden mutluluk duymayan bir ruhla zamandan ve mekândan koparak var ol maya çalışmaktır acı çekmek demediler. Oysa acıya talip olan hayattan vazgeçecek diye bir mısrayı şiirlerinin bir köşesine sıkıştırmakla ne kaybederdiler. Şiirlerinin ahengi mi bozulurdu? Yoksa yazdıklarıyla mı çelişirlerdi? Belki de hep tepeden baktıkları hayatla yüzleşmek zorunda kalabilecekleri için bu mısrayı bizden esirgediler. Tepeden baktıkları bu hayatta yapamaya cesaret edemediklerini veya yapamadıklarını bizden istediler. Onların yapamadıklarını ve bizden istediklerini yaparak hayatla yüzleşmek istedim. Şairlerin kaleminde kutsallaşan acıyı çekmeyi göze almıştım bir kere ne kaybederdim ki? İşte o an anladım şairlerin neden bu hayata hep tepeden bakıp hiçbir zaman bu hayatla yüzleşmediklerini. Şairlerin ve insanların hep kaçtıkları hayatla yüzleşmekle, yaşamaya tahammül edemeyen bir ruh ile ruhunu taşımaktan aciz bir bedenle kala kaldım hayatın kuytu bir köşesinde.
Şimdi kendi varından yoksun olan ve dünyada kendisine acı bir kök tadı seçen, ruhu acı zindanına hapsedilmiş ben hangi bir nedenle hayat tutunacağım ve yaşayacağım...
Bir hayatı ısmarlama bir hayat bırakıyorum diyor ya şair ben de şairlerden ısmarlama aldığım bu acı dolu hayatı şairlere bırakıp, bir nisan sabaha yaşamak umuduyla sevinç gözyaşlarıyla geldiğim bu hayattan, senide vururlar bir gün ey acı, diyerek acıda ruhumu ve varlığımı yok ederek, bir eylül akşamı güneş denizi kızıla boyarken yapraklara mezar olan sokaklardan aniden çıkıp gidiyorum.
Benim için hep kahır olan bu hayata veda ederken Zarifoğlu’ndan iki mısra kalıyor dilimde:
Acılar ey acılar
Zırhımızı kırdın etimiz lezzetine bulandı…
YAKUP ÇELİK
 
Katılım
11 Eyl 2006
#2
acı bu kadar güzel tasvir edilir ancak bi çok kez okumama rağmen hala ilk okuduğumdaki o anlamı o ifadeyi hiç kaybetmiyoo..Cidden süper bi yazı olmuş inşallah devamı gelicek(gerçi benim baskımlada olsa gelecekte:))neyse tebrik eder bu güzel yazıların devamını dilerim:)...a a :BRAVOO
 
Katılım
27 Mar 2006
#3
Acı... O kadar taze ki şuan hissettiğim sadece bir kor parçasının yüreğimi dağladığı...
 
Katılım
11 Eyl 2006
#4
acı acı derde dert katan acı ruhumu esaretine aldığın yetmez mi....
 
Katılım
2 Ara 2006
#5
ACILAR DENİZİ



Ben acılar denizinde boğulmuşum

İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını

Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni

Duyarım yosunların benim için ağladıklarını



Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime

Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını

Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle

Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını



Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma

Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek

Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını



Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa

Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse

Yılların içimde bıraktıklarını..

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

başka söze nehacet
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap