Acılardan gelir bilgiler!

Katılım
8 May 2007
#1
İnsan büyümeye başlayıpta, acıyla ilk tanıştığında; garipser, şaşırır yine de pek birşey anlamaz.

Sonra yine bir gün acıyla karşılaşır.

Bu sefer direnir, red eder ama sonrasında göz yaşları içerisinde bunun hayatın bir gerçeği olduğu fikrini kabullenir.

Ama yine de bir daha başına gelmeyeceğini umar.

Acı, birgün yine kapısını çalar. Görür görmez tanır onu! Gene direnir, feryat edip, ağlayıp, sızlanır...

Ne kadar talihsiz biri olduğunu hatta dünyanın en talihsiz insanı olduğunu düşünür.

Kendine acımaya başlar; melankolikleşir...

Acılarını arkadaşlarıyla paylaşmaya başladıkça görür ki;
bir tek acı çeken o değildir hatta dünyanın en talihsiz insanı da o değildir.

Tabii yine de o çok acı çekmiştir. Dünyanın en çok acı çeken insanlarından biridir...

Ve etrafındakiler boş insanlardır; onun kadar hassas ve olgun değillerdir.

Böyle düşünür,böyle düşünmeye devam ettikçe içinde gelişen bir duygu etrafa taşmaya başlar.

Nefret!

Etrafındaki insanlardan nefret etmeye başlamıştır artık.

Çünki onlar duygusuzdur, insanlar onu anlayamamaktadır.

O isterki; etrafındaki bütün insanlar işlerini, güçlerini hatta acılarını bırakıp, onunla ilgilensinler.

Onunla ağlayıp,onunla gülsünler.

Artık nefret yanına üstünlük duygusunu da almıştır.

Hem mağrur ve hem de kibirli nefret dolu bir kişilik haline gelmiştir.

Birgün bir arkadaşı son zamanlarda kırıcı olmaya başladığını söyler ve ekler: "Eskiden böyle değildin!".

Şaşırır çünkü kırılan hep o olmuştur şimdiye dek.Üstelikte duygusal birisidir.Nasıl olmuşta bir insanı kırmıştır ki?

Sonra düşünür.Tek tek ilişkilerini niceler.

O zamana kadar farkına varmadığı özelliklerini farkeder;kendisininde o nefret ettiği,aşaladağı insanlar gibi olduğunu fark eder.

O aslında bencil,küstah,düşüncesiz...vb biridir.

Tabii,bu özellikler uç noktalarda değildir,hemen hemen etrafındaki insanlar kadardır;ne çok ne de az!

Bu gerçek canını acıtır!Acı,nefrete dönüşür.Bu sefer de etrafındaki insanlara bu özelliklerinden dolayı yönelttiği nefreti kendine yöneltir.
Kendinden de nefret etmeye başlar...

Daha önce insanlardan kaçıyordur şimdi ise kendinden de kaçmaya başlar.Çünki artı kendini de sevmiyordur...

Başını alıp uzaklara gitmek ister hem de çok uzaklara...

Mesela bir dağ başına;insanlardan uzak bir çoban olmaya...

Ya da bir deniz kıyısına;az konuşup çok içen bir balıkçı olmaya...

Ama bütün bu kaçış tasarılarında bir sorun vardır!

Nereye kaçarsa kaçsın, kendisinden kaçamayacaktır!

İnsanlardan ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın, yine kendisiyle başbaşa kalacaktır.

Eninde sonunda kendisiyle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Analr ki, bu yüzleşme zorunludur, kendini düzeltmek zorundadır.

Nasıl ki;her sabah uyandıktan sonra aynanın karşısına geçip,bedenine çeki düzen veriyorsa;her akşam da yatmadan önce ruhuna çeki düzen vermelidir."

Yüzleşme başlar,kendisini sorgulamaya başlar.İlk başlarda sert davranır kendine.

Etrafındaki insanlara karşı, kendi kötü davranışlarını yakaladığı zaman kendini azarlar.

Üstelik çok da acımasızca yargılar kendisini!

Bu sırada henüz farkına varmadığı bir şeyi yapmaktadır;etrafında kendisine zaman zaman kötü davranan insanlara eskisi gibi tepki vermememktedir.Onları hoş görmektedir.

Her insanın bir derdi olduğunu;bu dertlerin zaman zaman insanları etrafındaki insanlara karşı daha anlayışlı,zaman zaman ise daha duyarsız hale getirdiğini görür.

Kimsenin mükemmel olmadığını,zaman zaman kırıcı olabildiğimizin farkına varmaya başlar.

"Zaman zaman" sözcüklerini zihninde vurgular çünkü bir ayrım yapmaya başlamıştır.

"Sürekli" bencilce,kırıcı davranan insanları,"zaman zaman" bencilce ve kırıcı davranan insanlardan ayırmaya başlar.

Bu kötü davranışlarına süreklilik kazanmış olan insanları yani kötüleri kendinden uzaklaştırır.

Diğrlerine yani "zaman zaman" kırıcı ve bencilce davrananların yani iyilerin arasına dönmeye karar verir.

Bu arada bir şeyi daha fark eder.

Etrafındaki insanları hoş gördükçe,kendi yanlışlarını da hoş görmeye başlamıştır.

Etrafındaki insanlarla,daha doğrusu dünyayla barıştıkça kendisiyle yani iç dünyasıyla barışır.

Evet,o artık daha olgun biridr.

Acıların karşı konulması gereken düşmanlar değil;içimize,gönlümüzün derinliklrerine kabul edip,özümsememiz gereken bilgiler olduğunu fark eder!

Her acı bir bilgidir; her bilgi acı olmasa da...

Acıdan doğan bilgi gönlün süzgeçinden geçer; ruhu olgunlaştırır.

Diğer bilgiler ise beynin süzgeçinden geçer; zekayı olgunlaştırır.

Acıdan gelen bilgiyi red etmeyelim!
 
Katılım
23 May 2007
#2
Ynt: Acılardan gelir bilgiler!

yazıyı cok begendım tesekkurler paylastıgın ıcın. her satırda kendımden bırseyler buldum ınan. cok haklısın acılar gercekten ınsanı olgunlastırıyor. yeter kı gereken yerden bakmayı bılelım.hangımız bızı acıtan bırseyı tamamen hafızasından sılmeyı kabul edebılır kı yasananlar acı da olsa hayatına bırseyler katmıstır . tekrar sagol
 

Giriş yap