Ağız (dehân/dehen, fem) ve Dudak (leb)

UluğBey

Divan Üyesi
AĞIZ (dehân/dehen, fem) ve DUDAK (leb) Ağız ve dudak, divan şiirinde sevgilinin en çok zikredilen uzuvlarındandır. Bu iki uzuv, aynı zamanda en temel güzellik ölçütleri arasındadır. Şairler; ağız, dehân/dehen ve fem kelimelerini aynı uzvu karşılamak için kullanmışlardır. Diğer taraftan dudak ve leb de aynı uzvu (dudak) karşılamaktadır. Divan şairlerinin bu iki uzvun özelliklerine işaret etmek için kullandıkları sıfatlar veya edebî sanatlar vasıtasıyla yaptıkları mecâz, benzetme ve telmihleri ifade eden kelimeler aşağıda verilmiştir.


gonce/gonca, gonca-i handân, gonca-i mestûr, gül goncası, verd, gül, gül-berg-i handân, kadeh, câm, câm-ı Cem, câm-ı la’l, câm-ı şarâb, peymâne, sâgar, piyâle, hokka, hokka-i mercân, hokka-i la’l, dükkân, dürc, hâtem, nigîn, mühr, mühr-i Süleymân, su, mâ, âb, âb-ı hayât, âb-ı kevser, âb-ı hayvân, âb-ı Hızr, çeşme-i cân, çeşme-i Hızr, çeşme-sâr, menba’-ı kevser, sûre-i Kevser, zülâl, cân, yâr-ı cân, cân-ı cihân, cân otu, cân-perver, cân-bahş, cân-efzâ, rûh-perver, rûh-efzâ, revân-bahş, hayât-bahş, cân viren, Îsâ, Îsî, Îsî-dem, Mesîh, Mesîhâ-dem, Hızr, ilâc, dermân, devâ, şifâ, dârû, em, em sem, tiryâk, tabîb, dârü’ş-şifâ, şarâb, şarâb-ı ter, şarâb-ı nâb, şarâb-ı erguvân, sahbâ, mey, mey-i la’l, mey-i nâb, mey-i sâfî, mey-i hoş-güvâr, mey-i gül-efsûn, mey-gûn, bâde, mül, mey-hâne, hâne-i hammâr, lezzet, nukl, şîrîn, şeker, şekkerîn, şekeristân, şeker-rîz, ney-şeker, kand, kand-i mükerrer, nebât, şerbet, bal, şehd, helvâ, pâlûde, gül-âb, tuz, nemek, hurma, unnâb, enâr, piste, kiras, âteş, âteşîn, ahker-pâre, surh, kan, kan içici, hûn-baha, yâkût, mercân, akîk, rengîn, la’l, la’lîn, la’l-i Bedehşân, la’l-i Yemen, la’l- i rümmânî, la’l-i nâb, la’l-i âbdâr, la’l-i dür-efşân, la’l-i handân, la’l-pâre, kân, dür-pûş, güher, güher-bâr, güher-rîz, güher-pûş, sadef, dâire, nokta, nokta-i vehm, nokta-i şek, sıfr, zerre, nâ-peydâ, serâb, rûh, sır, râz, esrâr, gizlü, mahrem, gümân, bî-nişân, hayâl, rü’yâ, yok, yokluk, ‘adem, hiç, düşvâr, yâd, târ, teng, imlâ sığmaz, söz yok, adı var kendi yok, ma’nâ, nükte, nükte-i gayb, güft ü gûy, mîm... Çok sık kullanılanlar: gonca, gül, kadeh, şarâb, mühr, kan, âb-ı hayât, cân, Îsâ, şifâ, şeker, nemek, hurma, nâr, piste, âteş, la‘l, güher, sadef, nokta, sıfr, sır, hayâl, mîm.

Ağız ve dudakla yaygın biçimde ilişkilendirilen ögelerden oluşan yukarıdaki kelimeler, divan şiirinde ağız ve dudakla ilgili güzellik ölçütlerini de ortaya koymaktadır.

Buna göre divan şairleri için ağız veya dudak; küçük, tatlı, taze ve kırmızı olmalıdır. Bu iki uzuv için en temel özellik, bu dört kelimeyle özetlenebilir. İlgili bütün benzetme ögeleri ve kullanılan sıfatlar da hep bu çerçevededir.

Nitekim ağız ve dudakla ilişkilendirilen bütün ögelerin ortak özelliği de küçük, tatlı, taze ve kırmızı olmalarıdır. Böyle idealize edilmiş bir güzellik ögesi olarak ağız ve dudak, âşığın cânına can katacak güce ve kudrete sahiptir.
 
Son düzenleme:

UluğBey

Divan Üyesi
Dudak; rengi, şekli, tadı ve hayat vereceği hususiyetlerden dolayı aşıklar için çok büyük önem taşımaktadır. Onun en önemli özelliği görünüşteki güzelliği, rengi, tadı ve kenarındaki ayva tüyleri onun güzelliğine güzellik katmıştır. Divan şiirinde leb olarak adlandırılmaktadır.Divan şiirinde dudak lal, şeker, ab-ı hayat, şerbet, mey ve açılmamış goncaya benzetilmiştir.

Cam-ı la’lünle şanab-ı nab hem-reng olmasa

Güvleyüb düşmezdi sağar üstüne avareler. (NECATİ)

Günümüz Türkçesi: Dudağın kadehi ile saf şarap aynı renkte olmasaydı. Avareler (aşıklar) kadeh üstüne bu kadar aşırı bir istekle atılmaz, düşkünlük göstermezlerdi.

Necati yukarıdaki beyitinde dudağı şaraba benzetmiştir. Sevgilisinin dudağını rengi kırmızı olduğu için renk itibarıyla şarapla arasında bağlantı kurmuştur. Gösterge bilimsel açıdan gösterge ve nesnesi açısından simge değerindedir. Gösterge ve kendisi açısından ise kural göstergedir.Halk şiirinde ise dudak renk itibarıyla kiraza benzetilmiştir.

O kiraz dudaklar, nar gibi yüzler
Kız beni anlıyor sendeki sözler.
KARACAOĞLAN

Karacaoğlan bu dizeleriyle kiraz ile dudak arasında bir ilişki kurmuştur. Kirazın rengini sevgilisinin dudağının rengine benzetmiştir. Gösterge bilimsel açıdan gösterge ve nesnesi hem simge hem de görüntüsel göstergedir. Gösterge ve kendisi açısından ise KURAL GÖSTERGE’dir.



Necati bu beytinde sevgilisinin kaşlarını kemana benzetmektedir.yani; keman şekli itibariyle kaşa benzetilmiştir.Halk şairleri de kaşı; yaya benzetirler.

A kuzum yanağın dertlere derman
Kaşlara yay olsun kirpiğin keman (KARACAOĞLAN)


Karacaoğlan bu dizelerinde sevgilisinin kaşlarını yaya benzetmiştir. Şekil ilişkisi söz konusudur.
 

UluğBey

Divan Üyesi
Güzellik unsurlarının en önemlilerinden biridir. Dar ve küçüklülüğü ile ele alınmaktadır.ağız çoğu zaman “yok”tur. Yani nokta biçimindedir. Dudaklarının açılıp kapanması, gülme hali goncanın açılıp kapanmasını hatırlatır.divan şiirinde ise fem, deha olarak adlandırılmaktadır.



Lale-hatker yine gül-şende neler itmediler

Servi ürütmediler goncayı söyletmediler.( NECATİ)



Necati bu beyitinde gonca ağızlı sevgilisinden bahsetmiştir. Gonca ile ağız arasında benzerlik söz konusudur. Halk şiirinde ise farklı olarak fincan ağızlı sevgiliden bahsedilmektedir.



Karacaoğlan böyle sandık

Ağız fincan, burun fındık ( KARACAOĞLAN)

Karacaoğlan bu dizelerinde sevgilisinin ağzını fincana benzetmiştir.
 
Tüm sayfalar yüklendi.

xen

Üst Alt