Ahmet Dehhani

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#1
13.yy
Hayatı: Kaynakların çoğunda 13. yüzyıl Anadolu sahası Türk edebiyatının ilk temsilcileri arasında adı geçen Ahmed Fakîh, Hoca Ahmed Fakîh ve Sultan Hoca Fakîh adları ile de tanınmıştır. Ancak, 14. yüzyılın ortalarında Anadolu'da çıkan veba salgınından, Ahmed Fakîh'e mal edilen Çarh-nâme adlı eserde de söz edildiği için Semih Tezcan, Çarh-nâme'nin en erken 1350'den sonra yazılmış olması gerektiğini belirterek Ahmed Fakîh'i de, 14. yüzyıl şairlerinden kabul etmektedir. Hakkındaki bilgiler genellikle Mevlevî ve Bektaşî kaynaklarındaki menkıbelere dayanır. Ahmed Fakîh ve ona ait olduğu sanılan Çarh-nâme adlı kaside nazım şeklinde yazılmış manzumenin varlığından ilk haber veren F. Köprülü olmuştur. Köprülü'den sonra Ahmed Fakîh ve eserleri üzerindeki araştırma ve çalışmalar başka araştırıcılar tarafından da sürdürülmüştür. Bugün, kaynakların yeniden incelenip değerlendirilmesi sonucu Ahmed Fakîh adını taşıyan farklı yüzyıllarda yaşamış değişik kişilerin olduğu ve bunların birbirine karıştırıldığı gerçeği ortaya çıkmıştır. Kişilikleri birbirine karıştırılmış olan söz konusu farklı Ahmed Fakîh'ler hakkında etraflı bilgi ayrıca, Türk. Diy. Vak. İsl. Ans. Ahmed Fakîh maddesinde verilmiştir (Türk Diy. Vak. İsi. Ans. Ahmed Fakîh mad. Osman F. Sertkaya, C. 2, İst. 1989, s. 65-67).

Edebiyat tarihleriyle diğer birçok kaynakta, mutasavvıf şair Hoca Ahmed Fakîh'le ilgili verilen birbirinin benzeri bilgilere gelince; Horasan'da doğup Konya'ya gelen Ahmed Fakîh, Mevlâna'nın babası Bahaeddin Veled'in müridlerindendir. Kendisine, Bahaeddin Veled'den fıkıh dersi aldığı için Fakîh denmiştir. Eflâkî'nin, Menâkibü'l-Ârifîn’de anlattığına göre, Ahmed Fakîh, Bahaeddin Veled'in derin tasavvuf bilgisini görünce kendinden geçerek kitaplarını yakmış ve dağa çıkarak Bahaeddin Veled'in ölümüne kadar orada yaşamış; daha sonra Konya'ya dönmüştür. Ahmed Fakîh'le ilgili olarak kaynakların verdikleri bilgiler arasında, onun hac farizasını yerine getirmek için Hicaz'a gittiği hac dönüşünde ise iki ay Kudüs'te kaldığı da bulunmaktadır. Onun Hicaz yolculuğuyla ilgili söz konusu edilen bu bilgi Kitâbu Evsâfı Mesâcidi'ş-Şerîfe adlı eserinde verilmektedir. Ahmed Fakîh'in ölüm tarihi Eflâkî tarafından 1221 olarak bildirilir. Ancak, Fakîh'in Bahaeddin Veled'e yakınlığı dikkate alındığında bu tarihin Mevlânâ'nın yaşadığı dönemden önce yaşamış bir başka Ahmed Fakîh'in ölüm tarihiyle karıştırıldığı gerçeği ortaya çıkar. O. Sertkaya'ya göre hayatı hakkında yukarıdaki bilgilerin verildiği A. Fakih'in ölüm tarihi 1252 olmalıdır.

Eserleri: Çarh-nâme, Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe.

Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002

alıntıdır.
 
Katılım
20 Haz 2018
#2
Eserlerine izâh getirmek ,açılan konuyu tamamlar nitelikte olur umarım:)

-Çarh-nâme

Bir kasîdedir. "Mefâ'îlün / mefâ'îlün / fe'ûlün kalıbıyla yazılmıştır. Bugün elimizde 83 beyiti bulunan kasîde söylenmiş bir manzûmedir.Kasîdenin, Eğridirli Hacı Kemal'in "Câmî-ü'n-nezâir adlı nazîresinde bulunduğu; fakat bu sayfanın da koparak kaybolduğu iddiâ edilmektedir. Burada önemli olan unsur ise Eğridirli Hacı Kemal'in bu eserinin indeksinde kasîdenin aslında 100 beyit olduğu yönündeki ibâreleridir.

Ahmed Fakîh'in bu eserinde, feleğin dönekliği, zamanın gelip geçici bir özelliğe sahip olduğu ve insan bedeninin fânîliği gibi konulara değindiğini görmekteyiz. Dil tarihi açısından önemli bir eserdir; Anadolu Türkçe'sinin ilk ürünlerindendir, keli- me kadrosu ve söz dizimi bakımından dikkat çekicidir.

"Dirîgâ çarhun elünden hezârân
Ki kılmışdur mu'attal bunca kârân"​
Dirîgâ: Eyvahlar olsun! anlamında tâbir edilen sözcüktür.
Hezârân: Binlerce
Mu'attal: İşe yaramaz
Kârân: Yararlar, faydalar

" İşid imdi bu ahvâl-i kardaş
Çün ümmetdür biri birinr ihvân"​
İhvân: Kardeşler

-Kitâb-ı Evsâf-ı Mesâcîdi'ş -Şerife ( Şerefli Mescitlerin Özellikleri )

Bugün kitabın tek nüshası mevcuttur ve su anda British Museum'da muhafaza edilmektedir. Eser, bir mesnevî olmasına rağmen, eserde, hece vezni kullanılmış gazellere ve kasîde formu kullanılmış bölümlere rastlanmaktadır. Eserinde Hac ziyâretindeyken yaşadıklarını anlatmıştır. Zâten eseri asıl yazış amacı da Hac ziyâreti sonrası Hac'ca gidemeyen diğer yakınlarının, Fakîh'den, Hac'da iken yaşamış ve görmüş olduğu yerleri anlatmasını istemelerinden kaynaklanan bir duyguya dayanmaktadır.Fakat bazı araştırmacılara göre eserin daha kapsamlı olabileceği yönündeki inançları da bugün hâlâ tartışılan bir muammâdır. Eser aynı zamanda Türk seyahâtedebiyatını ilk ürünü olması itibâriyle önem teşkil etmektedir.

" Salavat vir Resûlullâh'a Ahmed
Uzatma kasr eyle sen dîvânı"​
Kasr eyle- : Kısaltmak
Dîvân : Şair bu sözcükle kendi yazmış olduğu bu kitabını ifâde etmektedir.

Bibliyografya:

  • Mecdut Mansuroğlu, Ahmed Fakîh (Çarh-nâme), İstanbul, 1956
  • Hasibe Mazıoğlu, Ahmed Fakîh (Kitâb-ı Evsâf-ı Mesâdicîdü'ş-Şerife)
  • Semih Tezcan, Anadolu Türk Yazınının Başlangıç Döneminde Bir Yazar ve Çarh-nâme'nin Tarihlendirilmesi Üzerine, Türk Dilleri Araştırmacıları, 4, 1994
  • Osman Fikri Sertkaya, Ahmed Fakîh, DİA, cilt.2, İstanbul, 1989
 
Katılım
20 Haz 2018
#3
Çârhnâme'den:

"Dirîgâ çarhun elünden hezârân
Ki kılmışdur mu‘attal bunça kârârı.

İşid emdi bu ahvâli e kardaş,
Çün ümmetdür biri birine ihvân.

Yavuz sanmaya kardaş kardaşına,
Hakikatdur bu sözüm, ban(g)a inan!

İşitdün(g) ise, sözüme kulak dut,
Gidermegil sözümi kulağun(g)dan!

Bilürmisen, niçün geldün(g) cihâna?
Sini kulluğ içün yaratdı Sultân.

San(g)a ni‘met verüpdür bînihâyet,
Hususâ, kim kılupdur ehl-i îmân.

Nasihat dutar isen(g), din(g)le sözüm,
Hünerün(g) var ise, gel, uşda meydân!

(Şu feleğin elinden bunca yapılmış işler boşa gitmiştir. Binlerce kere eyvahlar olsun.

Ey kardeş! Şimdi bu halleri işit. Çünkü ümmet birbirinin kardeşidir.

Kardeş kardeşine kötülük düşünmesin. Bu sözüm gerçektir, inan bana.

İşittiysen sözüme kulak ver. Sözüm kulağından gitmesin. (Söylediklerimi unutma.)

Dünyaya niçin geldiğini bilir misin? Sultan (yaratıcı) seni kulluk için yarattı.

Sana sonsuz nimetler verdi. Özellikle (seni) inananlardan kıldı.
Nasihat tutarsan sözümü dinle. Hünerin varsa gel. İşte meydan!)
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap