Aklıma gelenler...

Katılım
27 Haz 2006
#1
bir evde. ve beyaz. ve 87’ de
ve kiralık ve fena karanlık
dar boğazdayız malum enerji tasarrufu
mum alevine oyunlar diziyoruz
bitiyor korkunç gülümsüyorsun
içimde uçsuz bucaksız depremler
gülerek
"yüz kızartmaca oynayalım mı " diyorum
dudağını ısırıyorsun
karanlıkta görüyorum
kulak diplerin kızarıyor
usulca muma üflüyorsun
 
Katılım
21 Haz 2006
#2
kırmızı yazdığın başka bir forum var mı öncellikle onu öğrenmek isterim ismin ve tarzın cok tanıdık geldi.

onun dışında şiirin bence cok hoş olmuş bende serbest yazmayı ve bole acık sacık seyleri dile getirmeyi sevdiğimden belki ama gene de cok beğendim..

ellerine sağlık...
 
Katılım
27 Haz 2006
#3
Beğeniniz için teşekkür ederim,lakin açık saçık ne kadar uygun düşer bilmiyorum genelde bu tür şiirler yazmam sadece yeni başlangıç yaptığım bir yerin sınırlarını öğrenmek istedim hepsi bu.
Evet iki yerde daha yazıyorum ben şunu gördüm ait olduğunuz yere dikkat etmezseniz olduğunuz yer sizi şekillendiriyor burayı tercih etmemdeki bir başka neden de o..
İnşallah yanılmamışımdır ve inşallah paylaşımımız daim olur.

Saygılar...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#5
Öncelikle aramıza tekrardan hoşgeldin.Bir konu hakkında fikir beyan etmek istedim.Olduğunuz yerin sizi şekillendirme olayı konusunda kısmen haklısınız.Edebiyat Türkiye -eğer siteye atılan iletileri inceleyecek olursanız- genel sınırlar dahilinde her şeye açık bir site.Genel sınırların ne olduğunu ne benim söylememe ne de sizin sormanıza lüzum var arkadaşım :) Dediğim gibi siteden sitenin nasıl bir tarza sahip olduğunu anlayacaksın.Eğer iletilerini gönderirken onların buna uygun olduğunu düşünüyorsan kendin mesele yoktur.Sizden bir ricam -bu herkesten-yorumlarınızla ,yazılan konuları renklendirmeniz.Şİmdiden teşekkür ediyorum

Selametle...
 
Katılım
27 Haz 2006
#6
Sarhoş bir rüzgar kımıldatır tülleri.Genizleri doldurur toprağa dair anlatılamayan ne varsa,bir damla tene düşer,bir çocuk gökyüzüne bakar,bir serçe sıklaşan kanat çırpınışlarıyla yönelir bi söve ucuna,aşkın kokusudr bu hayatın kokusu ve kokuya yüklenecek ne varsa sürtünerek geçer hayatı teğet geçenlerin yamacından...

Bir damla düşer kirpiklerinin ucuna ,çırılçıplak bir gerçektir; yağmurda açık yaraların varsa dolaşma.

Hele birde eylül'e taşımışsan yaralarını eyvah...!

İflah olmazsın...

Sarhoş bir rüzgar deyer yanaklarına peşisıra yaşanmış ya da yaşanacak her şey ; kutsallık ,günah ,azap , sevap...yağmur...

Dudaklarında eylül tadı var,
Kelimelerin ayrılıktan dem vuruyor.
Ne olur ;
Sus deme..!
Sustuğum an ardından kapanacak kapı,
Biliyorum...
Peşin sıra çığlık çığlığa geceler
Peşin sıra yağmur
Kar

Dudaklarında eylül tadı var,
Gözlerin neden yabancı,bakışlarıma
Ne olur;
Sus deme...!
Sustuğum an,zehir zemberek
Biliyorum
Peşinsıra
Kıyamet...

Sarhoş bir rüzgar perdeyle sevişiyor , güzün sarhoşların ne yapacağını kestirmek zor ,ne olur yağmuru çağırma.

Açık yaram çok benim...



İlginizden dolayı ben teşekkür ederim
Saygılar.
 
Katılım
27 Haz 2006
#7
bir an" da biçilmedi başaklar
ataların miras genleri
savurdu tohumları toprağımıza
tam da mevsiminde
ve yağmur ve güneş ve umut
ve sabır

"bir an" da devrilmedi kaleler
"bir an"da düşmedi ocağımıza ateş
"bir an"da tutuşmadı bu coğrafya
bir sürecin sonucudur gözlerde yaş
ve Irak ve Afganistan ve Çeçenya

direnişin alfabesini
öğretemeden çocuklarımıza
tam da çözülmenin eşiğinde
ve zulüm ve esaret ve emperyalizm

"bir an da olmayacak"
hiçbirşey.
"hiç birşeyin bir an da olmadığı gibi"
yeniden
çözme vakti,çözülenleri
 
Katılım
27 Haz 2006
#8
çözülmeye
sofradan başladık
ilkin çorba geleneğini yıktık
mc donald's ların kapısında
sıra ayinlerinde
ve üç otuz paraya satarak
yüzyılların emeğini

çözülmeye ilk sofradan başladık
ağam paşam ilk sofradan
sofra bezlerini kuşların yerine
çöplere silkeleyerek

ve muhabbetimize ve sohbetimize buyur ederek
televizyonlardan salyalarıyla gülen
gavur parasıyla üç kuruş etmez insanları
ve açlara başımızı çevirerek
ve unutarak şükrü
ve çözüldükçe
daha bir karışarak
artık bizi yemeye başladık
"ben" sofrasında
 
Katılım
27 Haz 2006
#9
gel;
bana bir öykü bağışla;
adınla başlasın.
tutuşurken italik paragraf başları,
nefesim kesilsin.
gel;
yapabilirim,
inan becerebilirim ölmeyi.
yağmur başlıyor,
şimdi hepten kirletecek beni,
şimdi kokun sıyrılacak tenimden.
şimdi tenin,tenimden ayrılacak
durumum vahim
dün kopuğun biri
bir taksiciyi vurmuş
alayı grevde
iskelelerde vapur yok
saatim durmuş
gidecek hiç bir yerim yok
parmak izlerin siliniyor dudaklarımdan
çabuk gel

bana bir öykü bağışla
adınla başlasın
şehir usulca susarken
gözlerin, gözlerime değsin

bildiğin gibi değil
anladığın gibi hiç
bana hemen,şimdi
bu şehirde geçen
otobüste
vapurda
metroda
nerde istersen orada
geçen bir öykü bağışla
hazırım
yapabilirim
inan becerebilirim
son paragrafa kadar nefes alabilmeyi
etme gel...
 
Katılım
27 Haz 2006
#11
yemyeşil bir çayıra uzanmıştınız
kiraz ağaçları henüz çiçek açmıştı
limon ağacından çiğ damlıyordu

gözlerinizde o eski
masalsı sevdaların izi
ellerimi tutuyordunuz

nefes almıyordum
alamıyordum
eğildim
dudaklarınızdan
öpecektim;
uyandım
uyanmasam;
ölecektim



Teşekkürler nebula sesine ses duymak daha da güzel..)))
 
Katılım
21 Haz 2006
#12
Sesine ses duymak ister insan.
Duydukca haykırır yürek.
Haykırdıkca büyür,
Büyüdükçe sever.

Eline el deysin ister insan.
Deydikçe uzanır kollar.
Uzandıkça sarar.
Sardıkça sever.

yüreğine sağlık kırmızı haddim olmayarak sayfana bişeyler karaladım ama öyle esti bende yazdım..
 
Katılım
27 Haz 2006
#13
sensiz iki gün;
birini sana,
birini kendime adadım.
öyle çok canım yandı ki
kıyamadım sana
seninkini de ömrüme yamadım...



eline yüreğine sağlık nebula sayende buralar şenleniyor...
teşekkürler..))
 
Katılım
21 Haz 2006
#14
Bahar ya mevsim şenlenir toprak.
Toprak şenlenirde çiçeklenir.
Bir ben çiçeklenemem.
Hüznüm boyar baharı.
Ilık yağmurları ayaz olur gözlerimde.
Hani iki gün adadım demişsin.
Dert etme kendine;
Biri benim olsun biri baharın.
 
Katılım
27 Haz 2006
#15
suçu yok karanfillerin,
bu kan damlayan dizelerin
hiç bir suçu yok.

bu çılgın,bu deli ağustos gününün
bu tepeden aşşağı,
bu salkımsaçak,
bu üstüme,üstüme gelen baharın
hiç bir suçu yok.

hele senin;
o yıldız yıldız yanan gözlerinin,
hele o davetkâr bakışlarının,
hele o GEL deyişinin,
yangın yerine dönen koynunun
hiç bir suçu yok.


ben baştan çıkmayı ;
kafama koymuşum bir kere
uçan bir kuş bile,bana bahane
şimdi sen lazımsın bana
geri kalan nafile..


bahardan uzak dur tehlikeli mevsimdir...)))
en az eylül kadar...
 
Katılım
27 Haz 2006
#16
Ne vakit dost meclislerinde kurulu cümlelerde adını çağrıştıran iki kelam edilse;
hava gibi,su gibi,toprak gibi;
ekmeğime kan damlar...
geceme kan...
ANLA BENİ
BENİ ANLA
YADA ;
ÖLDÜR BENİ
SAĞ BIRAKMA...!
Yolda yada herhangi bir yerde görünce elini sıktığımda susuyor parmaklarımın ızdırabı,güç bela dudaklarımdan çıkan bir merhaba,gecemi yaşanılır kılıyor,
başkasına gücüm yetmiyor,erimekteyim...
bir hazan yaprağıyım
düştüm...
düşmekteyim...
ANLA BENİ
BENİ ANLA
YADA
ÖLDÜR BENİ.
SAĞ BIRAKMA...!
Yetmiyor gündüzler,geceleri rüyalarıma sokuyorum seni
haberin olmuyor..
bil(me)
Limon ağacından sıyrılan bir çiğ gibi sana sıyrılıyorum
bilsen ölürdüm
Bu dudaklar daha adını söylemeyi beceremezken,gözlerine dikilemem
gelincik kırmızısı dudaklarından hangi sözcük çıkarsa çıksın duymaya dayanamam
yavru bir sokak kedisiyim,görmüyormusun
titremekteyim...
ANLA BENİ
BENİ ANLA
YADA ;
ÖLDÜR BENİ
SAĞ BIRAKMA...!
Burada saatlerce kıpırdamadan seni seyredebilirim..
Başka bir sahnenin varlığına aldanmadan,
Tamamen kapatılmamış tüllerin arasından süzülen güneş ışığının ; çizgi,çizgi yüzüne akışını seyredebilirim..
yüzün ,duruşun hep aynı;gözlerimi kapadığımda görebildiğim tek yüz seninki.
Birtek gözlerini hatırlayamıyorum,bakışların her santimetre karesi keşfedilmiş bir coğrafyada bilinmeyen ve aslada bilinmeyecek bir yerdi benim için.
Belki de beni sana bağlayan yanında çaresiz.acemi duruşlarım bu gizi keşfetmek yerine kendini sunma beklentisiydi..
BEKLETME..
YADA ÖLDÜR BENİ
SAĞ BIRAKMA...!
Gözlerin yağmur ormanlarıydı benim için kesinlikle biliyordum ben orada kaybolurdum elimden tutmazsan geri dönemezdim.Ben hep yüzünü gözlerin olmadan seyrettim ve öyle ezberledim, ne zaman gözlerine baksam; üşürdüm çünkü..
donardım..
bütün vücudum titrerdi mahvolurdum
ve sen
bunu bilmezdin bile
BENİ ANLA
YADA BENİ ÖLDÜR
SAĞ BIRAKMA...'
Genişçe bir pencerenin önündeydin bordo renkli kadife perdeler kenarlara kalın kordonlarla toplanmış,cama ince bir tül çekilmişti.
Geniş yuvarlaklı papatya nakışlı tülün desenleri ve açık kalan kısımlarından sızan güneş ışığı tüm vücudunu aydınlatıyor ,gölgen;üstüme bir çığ gibi düşüyordu..
nefes alamıyordum.
perde delik deşik
ben paramparçaydım
..ve sen
bunu bilmezdin bile
BENİ ANLA
YADA BENİ ÖLDÜR
SAĞ BIRAKMA...'
Sen benim en büyük korkumsun,
ateşimsin
bir ur gibi sabırla büyüttüm seni içimde
kimseye söylemeden..
ölümüm senin elinden olacak
bunu biliyor ,bunu istiyorum
kızıl alevlerle yükselen ateşimsin sen
birbirine sarılarak oynaşan yalımların gözümdeki aksi
vücudumdaki sıcaklığı
BENİ ANLA
beni bir büyü bir sihir gibi bitirerek büyüyorsun..
çocuk merakıyla sana uzanıyorum ellerimi yakıyorsun;
insafsızca tutuşturuyorsun beni
geceyi çığlıklarım bölerdi
ben
bölünürdüm
sen
hiç duymazdın bile
artık
duy
YADA ÖLDÜR BENİ
SAĞ BIRAKMA
aç gözlerini
teslimiyet dedikleri bu olsa gerek
zamanı geldi
gözlerine bakacağım
haydi
yak beni
haydi üşüt
acıt
YADA ÖLDÜR
SAĞ BIRAKMA BENİ....
Ne vakit seni hatırlatan bir türkü gelip dudaklarıma otursa ;ayrılığa ,hasrete ,sevdaya dair,
adın geceme düşer
içime kan...!
uykularım pür-harab olur,hayal tarlalarımın mahsülü viran
BENİ ANLA
Ne vakit bir türkü gelip dudaklarıma otursa yar uğruna dost kervanlarını kaçırdığımız zamanlarda yazılan,hani şu büyük ceviz yarılmadan önce dibinde yazılanlardan,hani okul defterlerinden koparılan sayfalara kurşun kalemlerle yazılan...

"EY SEVDİĞİM BİR GÜN BANA YAR DEMEDİN
YAR DEMEDİN
GECE GÜNDÜZ TENHALARDA AĞLAYANIM VAR DEMEDİN
YAR DEMEDİN"

YAR ....!
DE...!
BENİ ANLA
YADA ÖLDÜR BENİ SAĞ BIRAKMA...
döndüğümde sağ yanımı;
bulduğum boşluk,
beni içine çeker
beni yutar
bırakma,ne olur bırakma
beni anla
yada;
ÖLDÜR BENİ,
SAĞ BIRAKMA.....
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#18
kardeşim güzel duyguların için yüreğine sağlık.gerek sen gerekse de Nebula'nın geldiğinden beri site renklendi şenlendi.özellikle ikinize çok teşekkür ediyorum...

Tekrar teşekkürler



Kırmızı kardeş konuyu Sabitliyor ve bu bölümde üst mesajlara dahil ediyorum.Böylece hep üstlerde kalacak.Bu başlık da senin köşen oldu hayırlı uğurlu olsun.Paylaşımlarının artarak devam eder umarım...
 
Katılım
21 Haz 2006
#19
aman efendim estağfurullah biz sadece ben sadece içimden gelenleri paylaşıyorum okuyanlardan yorumlarını eleştirilerini esirgememelerini diliyorum herkese teşekkürler....
 
Katılım
27 Haz 2006
#20
LEYLİ

Benden uzak dur...!
Tuhaf korkuların olur,
Karanlıktan korkarsın;
Ve yalnızlıktan.
Soyadın olmuşken yalnızlık,
Ne fenadır korkmak bilemezsin, Leyli
Vahşi bir merhamet ellerine bulaşır,
Sokak kedilerine acımaya başlarsın
Hesapsızca harcar bitirirsin kendini,
Bu şehrin kaldırımlarında
Bu şehir varya Leyli bu şehir
Şerefime bir dakka durulacak yer değil
Bir gözleri karanın hatırına katlanıyorum
Yoksa , bir paçavra gibi buruşturup,
Ayaklarının dibine fırlatmazsam
Namerdim..!

Uzak dur benden ..!
Hüzün omuzlarına siyah bir şal gibi örtünür,
Maskelerin kayar bir bir
Nere gitsen görünürsün Leyli nere gitsen görünür

Benden uzak dur...'
Hangi dağın ardından atılırsa atılsın,
Bütün oklar seni bulur,
Her eylül,
Her dolunay,
Biraz daha kanatır içini
Kime baksan hayallerini çalar
Leyli..
Dayanamam...
Ben beni feda etmişimki hasrete
Yeter gayri,
Başkasının vebalini yüklenemem.
_Leyli;
Ben hasreti doğu ekspresinde tanıdım,
Demli bir çay kıvamındaydı,
Tutanın ellerini yakıyordu
Ve kaçak tütüne sarılı cıgara acılığında
Bir gurbetçinin sazında kıvranıyordu
"Erzurum dağlarıda kar ile boran
Aldı içerimi de derd ile verem
Bulunmazmı sizde de bir kurşun kalem
Yazam derdimi de yara gönderem
Oy beni benide maralım beni
Kalam dağ başında da
Kurt yesin beni "
Leyli
Yaşım ufaktı;
Ben hasreti sirkeci tren garında tanıdım,
Ellerimden tuttu benim,
Dahada iflah olmadımHasret bana;
"Erzurumlu duran'dan
Ankaralı burhandan" emanet kaldı
Bana bıraktılar giderken
Varımı,yoğumu,töremi götürürlerken
Sirkeci garında;
Gözlerimi bıraktım
Onca acıyı tanıyan gözlerle dolaşamazdım
Sende dolaşamazsın
O yüzden işte sırf o yüzden
Benden uzak dur...
Hasretlik bana seferberlikten emanet kaldı
Atsam atılmıyor satsam satılmıyor;
Dedemden yadigar.
Ve saçları; iki yana örgülü ermeni bir kız çocuğundan,
Sahipsiz hüzünleri alırsın her akşam koynuna
Ağlamak ;leyli
Ağlamak,
Ne kadar kolay gelir sen bile şaşarsın...

Benden uzak dur...!
Kötü alışkanlıkların olur,
Alışamazsın hiçbir şehire
Ben bile alışamadım bu şehre ki;
Bir gözleri karanın,
Hatırına mekan tutmuşum buraları,
Yoksa Leyli;
Bir kibritlik işi var
Dinime imanıma
Bir kibritlik
Ve ne senin bundan haberin var;
Nede şehrin...
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap