Anemon'un kaleminden...

Katılım
12 May 2007
#1
CENNETTE GEÇİRİLMİŞ BİR GÜN



Sandığından daha uzun zamandır bekliyorum!

Kara trenlerin imdat düdükleri çalalı, raylarda sabahladım gelirsin diye. Bozacıların o keskin çığlıklarını dinledim, bazen tadı damağımda kalan aşklarımın her birini yeniden anarak.

Böğürtlenlerin dalında kızarıp bir tek çocuğu bile mutlu etmeden kararıp tükendiğini bilmiyorsun. Bayır aşağı koşuşumuzun ayaklarımızda bıraktığı o dermansızlığa rağmen yüreklerimizdeki kuşların nasıl havalandığını unutmuş olman, o raylarda belki de ne aradığımı anlamana yardımcı olabilir.
Duvar yazılarında sana sevdamı anlattığım o masum satırların, büyümek için koskoca bir sebep olması çok mu çocukçaydı?

Ellerim kuruyor, tıpkı; bahçemizdeki yediverenler gibi.

Söndürülmesi imkânsız bir yangına giden bütün itfaiyecileri uyar, burası suya dayanıklı yapılmış; yüreğimin duvarlarını ne ateş ne su yıkar.

Kesif bir koku geliyor, dünyanın tam bir lağım olduğunu söylemek için bu yeterli değil. İçine düşmedikçe kaynayan kazanların, teninde hissettiklerin ancak bir sinek ısırığından ibaret.

Var olmak nefes almakla sınırlıysa, senin var olduğuna yemin edebilirim. Şahitliğim kimsenin itirazına yer bırakmayacak cinsten. Dilim aklıma uyup düzenbazlık yapsa da, yüreğimin sana hasret olduğunu bilmeyen yok. Kazma küreğimi alıp kendimi yollarına vurduğum umut tarlasında, en çok “sana benzeyen çiçekler açsın” diye didinip duruyorum. Yağmurun azizliği olmasa, ha büyüdün, ha büyüyeceksin. Gözlerimi ayırmadan seyrettim seni, tam dört bahar, ne boy verdin, ne boyun eğdin…

“Kısmet değil diyorlar”, ben elimden geleni yapmadıkça nasıl bilebilirim…

Elma şekeri alıp kandırmak mümkün olsa ya da en hasından bir uçan balon, ağzından düştüğünde memen nasıl yaygarayı bastıysan hayata, şimdi dudaklarında yeşerecek o tek kelime için başında bekliyorum. “Ağlama” diyorlar, ne vakit susabilecek kadar çok şeye sahip oldum ki?

Sırt üstü uzandığım şu çayır bile, içimde kımıldayıp duran solucanlarımı istemiyor.

Ne taraftan koparsan, oradan büyümeye devam ediyorlar. Ne kadar derine gömersen göm, yeniden çıkıp geleceklerini biliyorsun. Çiğ damlaları yüzüme düştükçe ayılmak istiyorum, bir kuru yaprak bile olamadım, dizimde hoplattığım çocukluk anılarımı, karnımda taşıyamadığım gülücüklerimi, ödevini yapmış bir küçüğün gururunu taşımak ne güzel olurdu…

Ben hep elektrik kesintilerini bahane etmiş bir yetişkinim artık. Karnımdaki, gazdan başka bir şey değil, kucağımda hoplattıklarımsa, senin hazmedemeyeceğin cinsten.

Artık susmak istiyorum, benim yerime yaşayacağın bir hayat sana ancak benimki kadar adil olacak. Tükürdüğünde ağzında biriken kanları, dudaklarına bulaşanları silmek isteyecek insan bulman; dört yapraklı bir yonca bulman kadar zor. Yalnızlığına alıştığını söylemekle, gerçekten alışmak o kadar kolay değil, sen siroz olup karnındaki suları her boşaltmak istediğinde şırınganı yenileyecek bir hastabakıcı sanıyorsan beni, bir zamanlar değiştiğimiz rolleri anımsa, ama benim sana benzemediğimi de…

Şimdi, her ikin kolumda sana ait, ruhum, bedenime giydirdiklerim ve bana armağan edilmiş her şey, nasıl istersen öyle kullan!



TALAN AYŞE KANCA
 
Katılım
12 May 2007
#2
KILÇIĞI ÇIKMAMIŞ BALIKLAR






Kafesimde mutlu değilim.

Çıkardıkça aba misali yüklendiklerimi, altında kaldıklarım yüzündendir hayretim.
Kırk karış açık kalmışsa ağzım, sebeplerim var.


Dalkavukluk ettiklerim, yalan söylediklerim, yüzüne bakıp ardından güldüklerim…

Affedin!

“Göz açıp kapayıncaya kadar geçer” diyorlardı, gözlerimi açıp kapadım, belki de milyarlarca kez...

Dilime vurdu gönlümdekiler, kulaklarım ağır işitiyor eskisine nazaran, ne atsam ağzıma, buruk bir tat damağımdaki, hatta acımtırak... Renk körü gibiyim, kırmızı sarıya benziyor, yeşil siyaha... Avucumda; kılçığı çıkmamış balıklar, derisi yüzülmemiş su samurları, tuzağa düşmemiş kaplumbağalar var, dünyanın yedi harikasını sakladım kirpiklerimin arasına, saçlarıma iliştirdim aşkı, bileklerime sevdayı taktım; bekliyorum.

Umarsızlıklarımı satılığa çıkardım, kuyruktakilerin pek çoğu tanımadıklarım.

Düşlerimi hesap ettiler; almaya değmezmiş. Hayretler içindeyim!

Perdelerini çekmeye kalktıkça, güneşime göz dikenleri sevmez oldum, güneşime göz dikenlerde bir vakit buradaydılar.

Sonra, çıkıp gittiler... Yol boyu arkadaşlık ettiklerini sattılar bazen, bazen yabancılarla oynaştılar ayaküstü, kâh gülümsediler acılarına, kâh somurttular; beleşe sandılar dünyayı!

Adalet isteyenlerin pek çoğu, kendi adaletsizliklerini hesap ettiler, belki iyi halden kurtuluruz sandılar, belki af gelir...
Bense;

Kendi duvarlarımı ördükçe, perdelerime göz dikenlere acır oldum!





TALAN AYŞE KANCA
 
Katılım
12 May 2007
#3
Ynt: Anemon'un kaleminden...




ŞARKISI ÇALINMAMIŞ SEVDALAR






Bir resme başlar gibi çizdim seni.
Görmeyen gözlerime yazdım,
Duymayan kulaklarıma...
Aklıma yazdım selamsız.
Bir içimlik dem,
Okkalı bir cigara...
Ağız dolusu hasrettin.
Sen miydin aklımda ki,
Cigaram mı,
Çay mı, bilemem.
Ne kadehlerdeki sen, seni sen yapan,
Ne demdeki,
Ne dumandaki...
Uzaklarda,
Çok uzaklarda,
Şarkısı çalınmamış bir sevdasın sen!





TALAN AYŞE KANCA
 
Katılım
12 May 2007
#5
Ynt: Anemon'un kaleminden...


malesef:)

umutla ve ışıkla kalın


TALAN AYŞE KANCA
 
Katılım
12 May 2007
#6
Ynt: Anemon'un kaleminden...









BİR BAYRAK VERİN





Helalinden bir bayrak verin
Koşayım kanlı topraklarda kardelenleri bulmak için.


Bire bin katıp yaban ellerin soğukluğuna,
Ben ateşlere atayım kendimi toprak için.

Şuur, inanç, geçmiştir yüzümüzdeki en has çizgi,
Bırakın bütün çizgilerimiz ölümsüzlük için.

Kefen biçip umut giyin,
Türkü yakıp acı deyin,
Hasret içip vuslat biçin,
Bu topraktır sevmeyi bilen.




TALAN AYŞE KANCA
 
Katılım
12 May 2007
#7
Ynt: Anemon'un kaleminden...















MAVİ UYKULAR






Dudaklarıma değmeden içiyorum seni,
Mavi sokaklardasın yine,
Sular mavi,
Gök mavi
Mavi düşlere dalıyorsun...
Çıplak kalmak ürkütüyor ,
Öpmek gelmiyor içimden,
Öpmek yok eder düşlerini.
Dudaklarına değmeden içiyorum seni.
Mavi kederler bekliyorsun,
Mavi...
Mavileri seviyorsun.
Öfkeler geçiyor buluttan,
Kızıyorsun,
Çıkarıp kalanları,
Maviye boyuyorsun .
Dudaklarına değmeden içiyorum seni.
Mavi çiçekler açıyorsun,
Mavi diye dalıyorsun düşlerine,
Siyah çıkarsa karşına, kaldırıp atıyorsun.



07.06.2003

TALAN AYŞE KANCA
 
Katılım
12 May 2007
#8
DÜŞMEDEN UÇ










DÜŞMEDEN UÇ




Şaha kalktı düşlerim,
Kederlerimse diz çöktü.
Kapat gözlerini;
Kirpiklerinle söyleşiyorum.

Yatır başını toprağa,
Rüzgârla öpüş,
Yağmurla koklaş...
Ellerine değmesin hüzün,
Sözlerin bulutsuzmuş bu sabah!

Titret gölgelerin karanlığını,
Dallarına yuva yapsın aşk...
Kanat çırp,
Çığlık at...
Düşmeden uç bu sabah!


18.09.2004



TALAN AYŞE KANCA
 
Katılım
12 May 2007
#9
Ynt: Anemon'un kaleminden...




AŞK’A UÇTUKÇA






Turna,
Şarkıların çaldığı yerdesin şimdi,
Aşka az kalmış,
Sevdaya daha da az...
Kulak memendeyim,
Birazdan boğazına sarılıp,
Yüreğine demirlerim...
Titreme turna,
Kanatlarında pireler,
Diz kapaklarında kireçlenme var...
Aldırma!
Boncuk biriktir,
Helva ye,
Limonlu gazoz iç...
Açmışsın ağzını,
Son lokman düşmüş,,
Dünya kırılmış ya açlıktan,
Hop diye yutmuş!
Turna,
Rüzgarlar azgın,
Toprak kokuşmuş,
Güneş buz tutmuş bu akşam...
Silme nefret var,
Göz kararı umut,
Dişlidir karanlığın erkekleri.
Bebekleri ağlamayan bir nesil için,
Göz yaşlarına hasret kal,
Eğrileri doğru yaparsın,
Aşka uçtukça.







TALAN AYŞE KANCA
 
Katılım
12 May 2007
#11
Ynt: Anemon'un kaleminden...

Teşekkür ederim


Umutla ve ışıkla kal

TALAN AYŞE KANCA
 
Katılım
12 May 2007
#12
Ynt: Anemon'un kaleminden...




TAŞ GİBİSİN




Ayağıma bağlanmış taş gibisin,
Denize atlasam; benimle GELMEYECEKSİN!

Güzelce cilalasam;
En kıyağından bir düşsün,
Bozdurup bozdurup,
BİTMEYECEKSİN!

Başımı koysam yoluna,
Yüreğimi...
Yüreğimi koysam;
Başımı İSTEYECEKSİN!

Kazdıkça kuyumu,
Su bulmaksa niyetin;
Önce beni,
Sonra kendini BİTİRECEKSİN!


Izdırap çekmek aklında olacak,
Izdırap vermek elinde..
Bir pundunu buldun mu,
Aşka balıklama DALACAKSIN!

Zehir ettin mi,
“Yaşıyorum” diye hayatı;
Gözlerin; çuvaldız,
Sözlerin; “diken” diye BATACAKSIN!



23.12.2003

TALAN AYŞE KANCA
 
Katılım
12 May 2007
#13
Ynt: Anemon'un kaleminden...





KÜÇÜK ÇİZİKLER





Küçük çizikler bıraktın yüreğimde, şimdi kanıyorlar sevgili...
Kül olup kış ortası,
Dökülüyorlar tel tel...

Veballerim var, azmettirdiğim suçlarım
Ne yaman çelişkiler biriktirdim
Al götür üzerimden atamadığım hüsranlarımı, al götür diyemedim.


On dokuzumda öğrendim
Yirmimde öğrenilecek çok şey olduğunu,
Yirmi birimde bağladılar başımı
Ben kalmayı bilemedim.
Sahte gülüşler biriktirdik, gün olur gerekir diye,
Gün oldu, yetmedi elimdekiler,
Sabahları uykuya doymadı gözlerim,
Geceleri fer fecir okudular...
Bir sana uymadı,
Uyduramadı hayat beni.


Küçük çizikler bıraktın yüreğimde,
Ağlama nöbetleri,
Ve bilumum acılar...


El edip suskunluğuma
Sessiz çığlıklar biriktirdim,
Gün oldu durdurdum dünyayı,
Sen ay oldun, ben güneş


Otuzumda merdivenler gördüm düşümde,
Düşlerim için harcadım dizlerimi...
Küçük çizikler vardı yüreğimde,
Bir sen göremedin




TALAN AYŞE KANCA
 
Katılım
12 May 2007
#14
Ynt: Anemon'un kaleminden...


TÜTER BACASI DÜŞLERİMİN




Bereketlisin;
Bir verip iki aldım senden.
Umutlusun;
Yüz çevirmedin hiç...
Şensin;
Gözlerindedir yıldızların kralı...
Vakursun;
Dim dik durursun hep.
Bakirsin;
Hiç doğmamış gibi...
Şarapsın;
Üzüm kokulu...
Ağaçsın;
Dalları yüreğime dağılmış...
Çiçeksin;
Koparmaya kıyamadığım...
Çocuksun;
Kirlenmemişsin.
Aşksın;
Tüter bacası düşlerimin,
Sen çırasın, ben ateş...
Düştükçe kollarına,
Duman olur bulurum seni.




TALAN AYŞE KANCA
 
Katılım
12 May 2007
#15
Ynt: Anemon'un kaleminden...



TUTUKLU KALMIŞ AŞKLAR




Ne kırılacak tek bir kanadım kaldı, ne yolunacak tek bir tüyüm, yetimliğin böylesi görülmemiştir daha öncesi....


Söylenebileceklerin hepsi bitti, gidilebilecek her yere gittim, yenebilecek ne varsa hepsi kursağımda, daha fazlası için yerim yok, daha fazlasını kaldırmıyor midem!

Birken bin olmuş gibiyim, yüzken, on binleri buldum, milyonlara daha çok var sanıyordum...

Saatleri saymayı bıraktım, günleri, haftaları...

Aylardır mı yalnızım, yoksa yıllardır mı, onu bile bilmiyorum,

Dedim ya, görülmemiştir daha önce yetimliğin böylesi....


Kuzey rüzgarlarını bekle dediler, yarım ay olduğunda geleceğiz...

Ben beklemekten yorulmadım, belli ki; onlar gelmekten yoruldular.! Oysa söz verdiler “yorgunluk nedir bilmeyeceğiz “ diye, artık sözlere de inanmaz oldum!

Kimliksiz buluyorum kendimi, hatta hiç yaşamamış sayıyorum, ardımdan “iyi biriydi” bile diyecek bir insan bulamadan gidiyorum, bir ona yanıyorum zaten.

Güle oynaya çıktığımız gençlik merdiveninden, göz yaşlarıyla inmekte varmış, ağladığımı saklamama gerek yok; umursayanım olmadığından...

Yetimlik işte böyle bir şeymiş.

Saçlarındaki kırlar, yalnız yürüdüğüm onca yoldan hatıra, hepsinde beklemenin o büyük ağırlığı ve hayal kırıklığının verdiği o keskin acı saklı, kendime “neden?” diye soramayacak kadar yıldım hayatımdan.

Eskilerimi yeni diye yutturup gönül evime, kendimi kalabalıklarda hayal ediyorum.

Kalabalıklar el üstünde tutuyor beni, pervasız ve olabildiğince mutlu gözüküyorum. “Bir dirhem et bin ayıp örter” diyorlar, yedikçe yiyeceğim geliyor, sırtladıklarım o kadar ağır ki; taşıyabilmek için güçlü olmam lazım, midem sancıyor yine!

Tutuklu kalmış aşklarımı alıp götürdüler...

Nerede olduklarını bilememenin verdiği o burukluk içimde ince bir sızı... Dudaklarımda adını bile bilmediklerimin haykırışları, gözümde; daha önce hiç görülmemiş diyarların birer sureti var.

Kaşla göz arası tutup kaldırıyorlar bedenimi, nereye gidiyoruz diyemeden, eller üzerinde yol alıyoruz, içimde derin bir korku beliriyor birden, anlıyorum ki, artık uyanmak yok, mide sancıları, yalnızlıklar...

Keşkeler’i çıkarıp atıyorum lügatımdan!




TALAN AYŞE KANCA
 
Katılım
18 Tem 2007
#16
Ynt: Anemon'un kaleminden...

Şiirin gayet güzel ama ben bu kısımla ne demek istediğini pek anlamadım...yani nasıl bir zamandan kasıt olduğunu...
"Kuzey rüzgarlarını bekle dediler, yarım ay olduğunda geleceğiz..."
 
Katılım
18 Tem 2007
#17
Ynt: Anemon'un kaleminden...

Ayağıma bağlanmış taş gibisin,
Denize atlasam; benimle GELMEYECEKSİN!
Bu şiirin anlam derinliği bence ilk mısralardan belli oluyor.belki ben abartmışımdır ama :) bana çok şeyler çeğrıştırdı..Şiir için sağol...
 
Katılım
12 May 2007
#18
Ynt: Anemon'un kaleminden...

Teşekkür ederim...

Umutla ve ışıkla kalın


TALAN AYŞE KANCA
 
Katılım
12 May 2007
#19
Ynt: Anemon'un kaleminden...





GÖZ KARARI



Okşama saçlarımı,
Çek biraz....
Hırçın dalgalar gibiyim,
Coş biraz....

Sıktın mı; suyunu çıkar sevmelerin.
Azdın mı; azmak bir yana, sen bir yana kal...
Suçluluk duyacaksan, hücrelerinde bile duy,
Öyle eğik durma, diklen biraz!

Isır yüreğimin kenarlarını,
Ortasında soluklan...
Sızacaksan sakın içme,
İçtin mi, ayık dur biraz!

Biçmek kolaydır aşkı,
Dikmekse; maharet işi...
Göz kararı olmaz,
Ölç biraz!



30.04.2004


TALAN AYŞE KANCA
 
#20
Ynt: Anemon'un kaleminden...

"Mavisini yitirmiş yaşamak"ta mavili bir şiir. Elinize yüreğinize sağlık. Ahmet Erhan'ın "Milattan Önceki Şiirler"ini anımsattı:

MİLATTAN ÖNCEKİ ŞİİRLER

Bu kez biraz uzun sürdü bu keder
İçime ağır bir taş gibi takılıp kaldı
Acı, takunyalar giyerek yürürdü yüreğimde
Sevincinse tüyden ayakları vardı.

Ve sorularım ne çoktu benim
Ellerim her taşın altını kuşkuyla aralardı
İnanmaz olurdum kimi, göğün mavi, yaprağın yeşil olduğuna
Gözlerim her renkte saklı bir karayı arardı.

Bu kez biraz uzun sürdü bu keder
Kollarımı iki yana açıp, dansetmek istiyorum
Mutlu olmak istiyorum, ey kuşlar, ey çiçekler!
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap