Anneler Günü Nereden Gelme ?

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#1
Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.


Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD'de, Philadelphia'da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905'de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra "Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği"ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs'ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika'nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis'in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton'daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908'de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika'da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.


Sıra anneler gününü "milli bir gün" olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914'de Senato'nun onayı, Başkan Wilson'ın da imzası ile Mayıs'ın ikinci pazarı 'Anneler Günü' olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re'da 1944'de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948'de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği'nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü 'Anneler Günü' olarak kutlanmaktadır.


Alıntıdır
 
G

Gülşah

#2
Ynt: Anneler Günü Nereden Gelme ?

ANA
FANİLER arasında en muazzez varlık ana. O yerde, gökteki bir baş ve cennet ayaklarının altında. Pabucunun tozu göze sürme kadar aziz ve. o ayaklara sürünen yüzler arş eşiğindeki başlar kadar yüce... Ana inleyen varlık, bütün bir hayat boyu inleyen ve sulayan... O’nun analığı evlatla kaim; «anam» deyen biriyle... Evlat olmayınca ana, ana değil; ya «anam» demeyince... Ananın emeli bir evlat, bazen da başka birşey... Mana gibi, ruh gibi, ideal gibi birşey...
Ana var, dünyaya getireceği yavruyu hak yoluna adar. Ana var, bir yavru ister, ister de elde etmeden inkisar içinde gider. Ana var, izah edemeyeceği yavru’nun hesabiyle iki büklüm olur ve «keşke daha önce ölüp de unutulup gitseydim» der. Ana var, evladıyla abideleşir, başı semaya ulaşır. Ana var, evladıyla derbeder ve bed-nam olur. Ana var, firavun otağında bir millet’in gözdesi. Ana var, Nebi hücresinde şeytan bendesi. Ana var sessizdir, belirsizdir, meçhuldür; fakat güller, çemenler yetiştirir. Ana var, destanlara sığmaz; a zihinlerde, sinelerde göklerdedir, Ana var, kâğıttadır, kalemdedir, romandadır.
Toprak, tohuma ana; kaynak, çağlayana; Havva insanoğluna; Meryem bir Ruh’a; Âmine bütün bir hakikat’e, varlığının sırrına, surların özüne...
İyisi de var, kötüsü de ana’nın; iyisine canlar feda; ya kötüsüne, talihsizine ne demeli... Evladından yana gülmemişe gün yüzü görmemişe...
Ana-evlat iki vücut bir ruh; o. vücudundan bir parça, kucaklarda dilruba emekleyen yumurcak ve nihayet birbirini takip eden ayrılışlarla, ana için sineyi yakan bir kor, kalbe saplanan bir mızrak.
Gelişme dönemi, tahsil hayatı, askerlik çağı, bunların her biri ananın yüreğini ağzına getiren bir ızdırap dönemeci. Ana her zikzakta bir sürü göz-yaşı döker... Okuma ayrılığına, izdivaç ayrılığına ve askerliğe... Ana daima ağlar, daima buhurdan gibi tüter. Teselli bulup durduğu olduğu gibi, sel sel olan gözlerinin yaşında boğulduğu da olur. O mukaddeslerine, vatanına, namusuna kurban verdiği yavrusunu armağan sayar ve teselli olur. Ya bir hiç uğruna ölene... İşte burada ananın dili tutulur. Evet, o küffara karşı şehit olan evladına koşmalar dizer, ninni söyler, onlarla avunur. (Burası Yemen’dir, gülü çemendir, giden gelmiyor acep nedendir, acep nedendir.) Gözlerde şehit silueti kulakta Cennet ırmakları gibi Onun sesi; «Küffar Kırım’ı aldı anam, Düşman yurduma daldı anam, ırzım paymal oldu anam, Ben oraya giderim.» Kırım’da küffara iltihak eden de var; Plevne’yi unutup Tuna’da tenezzühe çıkan da var, işte ananın belini büken de bunlardır. Eski kurbanın düşmanı, yeni kurbanın dostu; ne desin ana. bu girift bilmeceye...
Vay benim talihsiz anam! Kalbi rahatsız anam; kaddi bükülmüş göz- teri dolmuş anam; dizine vurup saçını yolan anam; kim etti bunları sana, kim kıydı kalbinin semeresine, gözünün nuruna. Kıralım o elleri, su serpelim ateşine… Artık ağlama anam; gözyaşlarında meydana gelen bulutlar, ta arşa kadar yükseldi. Bak şimdi orada şimşekler, burada rüşeymler; dağınık kâkülünü düzeltmek için sana koşuyorlar… Biz hepimiz senin feryadına koşuyoruz. Dudağımızda kurtuluş nağmesi, elimizde Yusuf’un gömleği, Çin-t cebinine, yaşaran gözlerine sevinç müjdesi ile geliyoruz. Sessiz infiallerin dinsin diye, kanayan yaraların onulsun diye, bütün bir mücrimler topluluğu adına afv dileyip eşiğine baş koyduk anam.
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#3
"Anne" nedir?

Meşveret Divanı anasayfasından kutladım anneler gününü ama bir de buradan kutlayayım.Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun...

Sizce Anne nedir,anne diyince aklınıza gelen ilk kelime,cümle nedir?
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#5
Ynt: Anneler Günü Nereden Gelme ?

Emekliliği olmayan tek meslektir.
 
Katılım
8 May 2007
#6
Ynt: Anneler Günü Nereden Gelme ?

Anne dünyada sahip olduğumuz en değerli varlık, sorgusuz süalsiz güvenebilceğimiz tek insan..
 
C

cengaver

#7
Ynt: Anneler Günü Nereden Gelme ?

anne;karşı konulmaz bir tutku bir bağlılık ve müthiş bir ihtiyaçtır,doğduğumda ne kadar muhtaçsam ona en az o zamanki kadar muhtacım.şu yaşıma geldim hala böyle.En basitinden;çoraplarımı dahi bulamam onsuz.Eğer çoraplarım ayaklarımda değilse kesinlikle ilk adresimdir.Duygularını annesine çok da iyi ifade edebilen biri değilim kadıncağız bilgisayarı açıp (buraya)yazdıklarımı da okuyamaz ya hani.Her neyse anneciğim seni çok seviyorum,o potuk ellerinden öperim..Anneler günün kutlu olsun..(Annemin tahtında tüm annelere ithaftır).saygılarımla
 
C

cengaver

#8
Ynt: Anneler Günü Nereden Gelme ?

Anne girdin düşüme.
Yorganın olsun duam;
Mezarında üşüme.

Anlamam, anlatamam.
Düşen düştü peşime,
Artık vadeler tamam...
(N.F.K.)
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap