ARAZ'A

Katılım
13 Nis 2008
#1
ARAZ'A

?Yalnızım çünkü sen varsın?

?Gel?, desen gelirdim
Gittiğin uzakta bendim
Dağ gibi bir ihanetten düştüm
Bu kendime son gelişim

Ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
Kendimi suçüstü yakalıyorum
Ve kentsizliğimin isimsizliğini
Araz?a uyak düşüyorum
Gözlerime senden düşler sürüyorum
Islak bileklerim kan bayramına yatıyor
Bana en büyük tehdit yine ben oluyorum
Sonra bir durağa yaslanıyorum
Sonra bir kente
Ve sen gidiyorsun
Ben kanıyorum
Diyorlar ki ?kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun?
Oysa ?gel? desen gelirdim, biliyorsun

Yorgun Haliç?e biraz inat
Biraz ihanet bırakıyorum
Ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum
Aklıma düşüyorsun
Düşüyorum
Düşünce
Üşüyorum
Azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum
Ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum
Yalanlarımla bir hiçlikteyim
Beni içinden kaç!

Bu kentte her yağmur kendini ağlar
Aklıma düşsen yalnızlık oluyorum
Ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
Nerde, kimi üşüyorsun?
Artık kendini yakan bir ateşim
Kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz
Şimdi boş duraklarda yaslanıyorum
Boş kentlere
Oysa ?gel? desen gelecektim

Gün düşlerime dönüşlerimde
Bakışın içiyor beni gözlerimden
Gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara
Uzaklığına uzanıyorum
Sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden
Ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan
Yıkılıyorum şarkılara
?Kimseler biliyor?
Yalnızlık dostumdu
Şimdi korkum oluyor
Oysa ?gel? desen gelecektim

Artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor
Güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik
Göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan
Kendimi yitirdikçe sana gidiyorum
Göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum
Düş satıcısı, ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum
Uysal yalnızlıklar satın alıyorum
Gülüşümle ödeyerek
Ve içimde yalancı bir katil taşıyorum
Yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma
Cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben
Kirli sözlerimi temize çekme
Oysa ?gel? desen gelecektim

Gözlerim ihanete ihbar taşıyor
Kuşkulu bir cinayete fısıldıyor kaşlarına
Sözü namluna sürmelisin şimdi
En yaralı yanımdan vurmalısın beni
Çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır

Avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum
Ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam
Susuşuna kan döküyor gözlerim
Sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun
Oysa bilmelisin Araz?ım
Kimsenin içi görünmez
Ve hiç bulamadıklarını
Asla yitiremezsin
Bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
Söylenecek bütün sözler

Her sabah akşam oluyorsun
Alnından ellerine damlıyorsun
Yüzündeki yağmurla iniyorsun kente
İçine dert oluyorsun kentin
Dışına yağmur
Yüreğinde dağılıyor kristal şehirler
Duvarların kan öksürüyor
Ve sen
Başkalarının gözlerini
Yüzümde aramamayı öğreniyorsun
Beni bir durağa yaslıyorsun
Beni bir kente
Gidiyorsun
Oysa ?gel? desen gelecektim

Susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın
En susmakta neydi öyle
Sen en dinlerken
Biliyorum Araz?ım
İnsan kendini bulmamalı, hep aramalı
Gittiğin yerden başlıyorum öyleyse
Gece cinnetlerimi de alıp yanıma
Denize bakmayı bilmeyenler
Bir gün mutlaka boğulur
İşte bundandır gözlerinden kaçışlarım

Siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı?

Ben şimdi gurbetim
İçimde taşıyorum
Heba olsa da senlerce yılım
Oysa ?gel? desen gelecektim

Ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep
Ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden
Şairler ölüdür derler (inanmıyorum)!
En karanlık ceketimi giyiyordum
Işığa kördüm çünkü
Şimdi ise güneşe ilerliyorum
Dirilmek için

Kimliği paslanıyor eski bir anarşistin
Gecenin kör gözünden utanıyorum
Hadi bana en militan kelimelerle saldır
Batır içime cümlelerini
Beyhude bir dehşet bırak bana
Hak ediyorum

Gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime
Can kaybından ölüyorum
Cenazemde namaz kılacağım
Zan altındayım
Yalanıma inanıyorum

Yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan
Kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin
Kinim kendime
Susuşum sana
Küsüşüm tüm dünyaya
Üstü kalsın ihanetimin
?Gel? desen gelecektim
Yine bir tren geçiyor içimden
Sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı
Saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor
Görmüyorum, söylemiyorsun, kırılıyorum
Hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede
Sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan
Süsle beni ey aşk!
Geçtiğin yerleri öpüyorum

Yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum
Dişlerindeki nikotin tadı terkimde
Sirenler ve ateş hatları içip
Sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden
Islak ceplerimi buluyorum el yordamıyla
Ve bir asansör kapısı önünde
Aslında yüzüme tükürüyorsun da ihanetimi
Ben habersiz gülümsüyorum
Yasadışıyım
Tutukla beni gözlerimden

Kalemim bitti, yitirdi şiirini şuur
Öldü kanımdaki mürekkep balığı
Solumdaki sise intihar etti intiharlar
Bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek
Yaşamak için geç bir zaman
Ölmek için ise erken

Çok davullu bir senfoni sürçüyor
Dikiş tutmaz ayrılığımda
Kirpiğinden yapılma bir darağacına
Geceyi asıyorum
Yoksun
Bu yağmurlar ıslatmıyor beni
Bir durağa yaslanıyorum sensiz
Gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum
?Gel? desen gelecektim oysa

Kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor
Şimdi herkes biraz sen, biraz acı
Göğsümde bir vagon
Gizli sözler batıyor
Fırtınalar çıkıyor üstüme

Şakağımda
İntihar acemisi bir şairin
Delilik provaları
Arkandan uluyan kapılardan
Söküyorum kokunu
Yokluğunu kokluyorum
Yokluğunu yokluyorum

Çöz gözlerimi senden hadi !
Ücranda yak bakışımı
Gözlerine bekçi sevdam
Dünden ve senden kalmayım
İçine her düşen
Kendi keşfi sanıyor seni
Oysa sen
Melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin
Ve kendini acıtmak istiyorsun
Ama güller kendine batamaz
Bilmiyor musun?
"Gel" mi diyorsun?

Herkes kendi gördüğüne bakar
Peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz?
Kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu
Hadi ! en kanadığımız yerden susalım
"Gel" desen gelirdim
"Git" dedin ve gittin

Aşka...
Rüzgara...
Ayrılığa...
Zamana...
...
Kahraman Tazeoğlu
 
G

gülücüğüm

#2
Ynt: ARAZ'A

nevakar' Alıntı:
Sonra bir durağa yaslanıyorum
Sonra bir kente
Ve sen gidiyorsun
Ben kanıyorum
Diyorlar ki ?kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun?
Oysa ?gel? desen gelirdim, biliyorsun
..
Oysa bilmelisin Araz?ım
Kimsenin içi görünmez
Ve hiç bulamadıklarını
Asla yitiremezsin
Bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
Söylenecek bütün sözler

..
Kalemim bitti, yitirdi şiirini şuur
Öldü kanımdaki mürekkep balığı
Solumdaki sise intihar etti intiharlar
Bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek
Yaşamak için geç bir zaman
Ölmek için ise erken

..
Hadi ! en kanadığımız yerden susalım
"Gel" desen gelirdim
"Git" dedin ve gittin
'Ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum.'

ben biliyorum:
50 saat 8 dakika..
asra bedel..
 
Katılım
13 Nis 2008
#3
Ynt: ARAZ'A

Denize bakmayı bilmeyenler
Bir gün mutlaka boğulur
İşte bundandır gözlerinden kaçışlarım


Oysa bilmelisin Araz?ım
Kimsenin içi görünmez
Ve hiç bulamadıklarını
Asla yitiremezsin
Bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
Söylenecek bütün sözler



Yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan
Kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin
Kinim kendime
Susuşum sana
Küsüşüm tüm dünyaya


Oldukça özgün ifadeler. Ne güzel söylemiş "İşte bundandır gözlerinden kaçışım", "Hiç bulamadıklarını asla yitirmezsin", "Susuşum sana,küsüşüm tüm dünyaya"
 
Katılım
8 Kas 2018
#5
Kahraman Tazeoğlu fan'ıyım demekten ziyade muhibbanıyım.Bir insan ancak böyle okunurken insana dokunur.

Biliyorum “yarın yeni bir gün doğacak” hikayeleri, inananı kanatır ancak. O yüzdendir sadaka vaatlere tenezzül etmeyişim.
 
Katılım
8 Kas 2018
#6
Sen, senin için önemli olmayabilirsin ama benim için çok önemlisin. Çünkü sende açılan yara en çok bende kanıyor. Buna inan ve sor kendine; kimi yara'lar, en çok kimi yaralar? Kahraman Tazeoğlu - Bukre
 
Katılım
8 Kas 2018
#7
Yalnızlık ve aşk üzerine yoğunlaşan roman ve şiirleriyle edebiyat dünyasının en çok konuşulan isimleri arasında yer alan şair ve yazar Kahraman Tazeoğlu, şair olmasına neden olan ve "Bir şair bıraktın geride, ekmeğini aşktan çıkaran" diye seslendiği ilk aşkı için "Onu bir kez görmek isterdim" dedi.
Kahramanmaraş Piazza Alışveriş ve Yaşam Merkezi'nde düzenlenen söyleşide sevenleriyle buluştuktan sonra gazetecilerin sorularını cevaplayan Kahraman Tazeoğlu, yazarlık öyküsünü anlatırken, karşılıksız bir aşk sonrası yazmaya başladığını ifade etti.


17 yaşında karşılıksız aşk sonrası içindeki yazma yeteneğini keşfettiğini anlatan Tazeoğlu, "Duygularımı kağıda dökmek amacıyla yazmaya başladım. Sonra benim derdimi yaşayan çok sayıda insanın varlığını fark ettim. Meğer bende de bir yazarlık varmış; onla tanışmış oldum. 17 yaşımda; yani 1980'li yıllardı. Şu an 50 yaşındayım, hala yazıyorum" diye konuştu.
Tazeoğlu, platonik bir aşık olmadığını, sevdiği kıza onu sevdiğini söylediğini ama onun kendisine bakarken aynı anda başka birine de baktığını ifade ederek, "Yıllar sonra öğrendim ki onunla evlenmiş. Şimdi ne yapar ne eder, hala evliler mi bilemem. Ama bir kitabımda onun için şöyle dedim: 'Ve bir şair bıraktın geride; ekmeğini aşktan çıkaran.' Tanınan bir yazar olduğumda da bana hiç ulaşmadı. Ama onu bir kez görmeyi çok isterdim" dedi.
Kitaplarının çok satılmasının nedenini "samimiyete" bağlayan Tazeoğlu, insanların samimi duyguları çok özlediğini vurguladı. Kitaplarının içinde herkesin kendisini bulduğunu dile getiren yazar Tazeoğlu, "Okuyucular, 'bu adamın satırları beni anlatıyor' diyor. İnsan kendini bulduğu her şeyi sahiplenir. Bu yüzden kitaplarım çok satılıyor" şeklinde konuştu.
Sanatın toplum için olmasından yana olduğunun altını çizen Kahraman Tazeoğlu, Türkiye'de okur sayısının az ve kitapların az satmasından yakındı. Toplumun çok küçük bir kesimi olan yüzde 2'sinin kitap okuduğunu belirten Kahraman Tazeoğlu, son dönemlerde artan kitap fuarları ve imza günleri ile okur sayısının halen az da olsa geçmişe nazaran arttığını görmenin sevindirici bir tablo olduğunu bildirdi.
Uzun yıllar yazarlığı radyoculukla beraber yürüttüğünü ancak 2017'nin Mart ayında radyoyu bıraktığını anlatan Tazeoğlu, "Şu anda yazarlıkla yoluma devam ediyorum. Çünkü radyo biraz engelliyordu; daha çok imza günlerinde sevenlerimle buluşmaya ve kitap yazmaya öncelik veriyorum" dedi.
Aşkın tarifini "Aşk sanmaktır" ifadesiyle özetleyen Tazeoğlu, aşkla sevgi arasındaki farkı şöyle anlattı:
"Lokomotif olan sevgidir. Aşk sadece o büyük birlikteliği başlatır. Arabanın ilk çalışmasını sağlaması gibi bujinin attığı kıvılcımdır. Aşk da böyledir. İki insan arasında başlayan, ateşlenen ilişkinin ilk kıvılcımı atar ve geriye çekilir, yerini sevgiye bırakır. Aslında sevgi kavramının içi daha fazla doldurur; ama aşk daha güçlüdür."
Aile çevresinden birçoğunun yazarlığından haberinin olmadığını belirten Tazeoğlu, şöyle devam etti:
"Sülalemden birçoğunun yazar olduğumdan haberi yoktur. Çünkü bir insanı en son ailesi ve yakınları keşfeder. Bu söylediğim tüm ünlüler için geçerlidir. Tanınmış kişilerin ünlülüğünü en son kabul eden ve değerlendiren yakın çevresidir. Mesela benim kardeşlerim hiçbir kitabımı okumamıştır" dedi.
Her kitabını ayrı bir heyecan okurlarına sunduğunu anlatan Tazeoğlu , sırada daha önce evine giren hırsız tarafından çalınan Bukre 2'nin olduğunu anımsattı. Okurlarına Bukre 2 'nin müjdesini veren Kahraman Tazeoğlu, şunları söyledi:
"Evime hırsız girdi, bilgisayarlarımı çaldı. Üzerinde çalıştığım Bukre 2 kitabım da gitti. Daha sonra hırsız haberlerde görüntülerini izleyince bana 'bilgisayarınızı sattım' diye mail attı. Aslında bilgisayarımı çalan hırsız da okurummuş. Ama madde bağımlısı olduğum için babam beni evden attı. En kısa zamanda bilgisayarınızı geri getirip, karakola teslim olacağım' dedi. Ancak hırsız bilgisayarımı geri getirmeyince şimdi Bukre 2'yi tekrar yazıyorum." - KAHRAMANMARAŞ
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Katılım
8 Kas 2018
#9
‘Okumayanların yazarıyım’
Kahraman Tazeoğlu’nun 17. kitabı “Vazgeçtim”, Destek Yayınları’ndan çıktı. Fenomen yazarla buluşup çok satmanın sırrını ve okurlar arasında yarattığı kutuplaşmayı konuştuk
19.04.2015 - 11:36 | Güncelleme: 19.04.2015 - 11:53

Gizem Sevinç SELVİ/HT PAZAR
O bir fenomen. 17. kitabını çıkardı, 22 yıldır radyoda... Facebook’ta 4 milyon takipçisi var. Haftanın 7 günü imzaya koşuyor. Kimilerine göre “aşmış edebiyatçı”; kimilerine göre “ergen yazarı”. Son kitabı “Vazgeçtim”e şöyle bir bakayım dedim, 30. sayfaya zar zor ulaştım. Ama yakın bir arkadaşım röportaja gideceğimi duyunca “İmza aaal” diye WhatsApp’ımı emojiye boğdu, işte size gerçek kutuplaşma. Eh madem bu kadar satıyor, imza günlerinde üniformalı kızlar ağlayıp bayılıyor, “Vardır bir alametifarikası” diyerek kendisiyle buluştuk. Karşınızda devrik cümlelerin prensi, genç kızların sevgilisi Kahraman Tazeoğlu.
Nasıl bir aile, nasıl bir çocukluk?
Kalabalık ve yoksul bir ailede büyüdüm. 7 kardeşiz. Babam gurbete gelmiş, annemle evlenmiş. İstanbul keşmekeşinde, tek göz odada yaşadık hepimiz. Zordu, hem çalışıp hem okudum. Ama kalabalık ailenin avantajları da vardı; dirlik, birlik, eğlence...
Radyo nasıl başladı?
Bebekken ağladığımda annem beni radyonun yanına yatırırmış, susarmışım. Çocukken TRT spikerlerini taklit ederdim. Sonra bir yaz gecesi saat 03.00’te balkonda arkadaşımla sohbet ediyoruz, daha doğrusu ben konuşuyorum o dinliyor. Annesi mutfağa su içmeye geldi, uykulu gözlerle suyunu içti ve dönüp “Oğlum hadi kapatın o radyoyu da yatın artık” dedi. Kadın beni radyodaki sunucu sanmış. Bir de telefonda konuştuğumda karşı taraf “Sesin telefonda daha güzel” diyordu. Artık hakaret mi, övgü mü... Radyofonik bir sesim olduğunu öyle fark ettim. 1993 yılında özel radyoların kurulmasıyla “Radyocu olmak istiyorum” diyerek kendimi bir radyonun kapısından içeri attım.
Eğitim falan yok bu arada...
Radyolar yeni olduğundan tecrübe falan soramıyorlar. O dönem başvuran herkes işe başladı o yüzden. İşle birlikte diksiyon eğitimi almaya başladım. Gece programı yapıp şiirler okuyordum. En sevdiğim ve istediğim şeydi.






‘İŞİM DUYGU TASVİRCİLİĞİ’
Yazıyor muydunuz daha önce?

Yazma hevesi radyolculuktan 10 sene önce başlamıştı. Çok küçük yaşlarda kendi kendime yazıyordum ama yazdıklarımın ne olduğunu bilmiyordum.
Peki nasıl bu kadar seri kitap çıkarabiliyorsunuz? Çok satıyor diye tamamen ticari yaklaşıyor olabilir misiniz artık?
Alakası yok. Yazma dönemi benim için sancılıdır. Zor yazıyorum ama başına oturunca çok hızlı akıyor. Bir de 47 yaşımdayım, yaşanmışlık birikti.
Hiç göstermiyorsunuz.
Öyle derler. 47 yılı yazıyorum, o yüzden de malzeme sıkıntısı çekmiyorum. İşim duygu tasvirciliği, ben de çok duygusal bir adamım. Anlatacak çok şeyim var.
Edebi kaygınız var mı? Çünkü okurken evet hikâye akıyor ama derinlik sıfır.
Hiçbir edebi kaygım yok, ben yola yazar olma iddiasıyla çıkmadım. Radyoda okumak için yazıyordum. Gündüz hikâyeler ve şiirler yazıp gece radyoda okuyordum. Yıllarca dinleyicilerim “Bunları kitaplaştırın” dedi ama direndim. “Ben edebiyatçı değilim” dedim.
Sonra ne değişti?
2001’de radyonun müdürü arkadaşları topladı ve “Eli kalem tutan herkes kitap çıkaracak” dedi. “Hayır” diyecek oldum, “Çıkarmayanı işten atarım” dedi.
Herkes kitap mı çıkardı?
Ben dahil herkes. İşsiz kalma paniğiyle daha önce yazdığım şiirleri toparlayıp verdim.
Sonra müdürünüze sordunuz mu, neden böyle bir şey yapmış?
Çünkü kendisi kitap çıkarmak istiyormuş ama bunu yönetime söyleyemiyormuş. Ama “Biz toplu halde kitap çıkarıyoruz” deyip kendisini de araya kaynatmış. n
Onun satışları ne durumda?
Satmıyor (Gülüyor). Kaderin cilvesi, benim kitaplarım daha fazla satıyordu. Bunun üzerine yayınevi bana sürekli kitap basmak istedi. Benim de birikmiş yazım çoktu. Gerçi dağıtılmadığı için 2010’a kadar kitaplarımdan sadece beni dinleyenler haberdardı. 2010’dan sonra yayınevimi değiştirmemle tanındım.
Alametifarikanız yayınevi yani.
Facebook sayfamı kurdum, küçük yazılar paylaşıyorum o dönem. Yelda Cumalıoğlu da yayınevini yeni kurmuş, sonra beni fark ediyor. “Böyle bir adamdan benim nasıl haberim olmaz” diyerek bana ulaşmaya çalışmış 1 hafta. Geri aradığımda “Siz neredesiniz?” diye bir hışımla açtı telefonu. “Yayınevin kitaplarını dağıtıyor mu, para alıyor musun?” dedi. Almıyordum. Sonra birlikte çalışmaya başladık.
Bu kadar kazanmayı tahmin etmiyordunuz herhalde?
Satınca kazanılıyormuş! Her yıl çok satan yazarlar listesine ilk 10’dan giriyorum. Türkiye’nin büyük yazarları var listede; Ayşe Kulin, Zülfü Livaneli her yıl girer, bir de ben. Kendime büyük yazar demiyorum.
Neden?
Kendimi “Büyük yazar” olarak görmüyorum, öyle bir iddiam yok. Kahraman Tazeoğlu’nun 17. kitabı “Vazgeçtim”, Destek Yayınları’ndan çıktı. Fenomen yazarla buluşup çok satmanın sırrını ve okurlar arasında yarattığı kutuplaşmayı konuştuk ‘Diğer yazarlara iyilik yapıyorum’ n İmza günlerinizde ağlayan, bayılan bir kitle var. Kimilerine göre de “Facebook yazarı”, “ergen yazarı” ve tam bir “ticaret adamı”sınız. Arası yok. Beni tanıyan çok iyi tanır, tanımayan hiç tanımaz. Okuyan tüm kitaplarımı okur ya da hiç okumaz. Eleştiriler genelde Facebook’ta yayınlanan sözler yüzünden yapılıyor. Fakat orada yayınladığımız sözlerin bir kriteri var.
Nedir o?
Sosyal medyayı gençler kullanıyor, içlerinde kitap okumayan çok fazla. İşte kitap okumayan çoğunluğa sadece paylaştığımız o küçük yazılarla ulaşabiliyoruz. Başka türlü o insanlara ulaşabilmeniz, uzun bir paragraf okutabilmeniz mümkün değil.
Okumayan insanlara ulaşmak mı derdiniz?
Ben okumayanların yazarıyım. Kitap okumayı sevmeyenler için yazıyorum, davam başka. Kaygım edebi değil, kaygım insanlara kitap okutmak.
Neden edebi değeri olan şeyler okumasın ki insanlar?
Herkes yazar ama herkes okutamaz. Ben bunun yolunu buldum. Kitap okuyanlar zaten okuyor. Ama diğer tarafta okumayan büyük bir güruh var. Onlara öyle kalın kalın kitaplarla, uzun paragraflarla ulaşamıyorsunuz, 312 sayfalık bir romanın küçücük bir cümlesiyle ulaşabiliyorsunuz sadece. Bir görüyor, iki görüyor, üçüncüde “Yahu adam bana ne kadar yakın şeyler yazıyor” diyor. Bir gün kitapçının önünden geçerken “Aaa aynı adam, en çok satanlar listesinde hem de, dur bir bakayım” diyor. Şunu iddia ediyorum: Beni okumaya başlayan devam ediyor. Beni eleştiren diğer yazarlara aslında iyilik yapıyorum, onlara okur hazırlıyorum. Beni okuyanlar yarın onları okuyor. 4 milyon takipçim var ve bunların yüzde 90’ı kitap okumayanlar.
'İKİ TARAF HİÇBİR ZAMAN EŞİT SEVEMEZ'
Bazı sözleriniz Demet Akalın şarkıları gibi; “Sen beni kaybettin”ler, “Bulamazsın”lar... Trend mi bu?

Aşkta yenildiğini kabullenmek insanlara zul geliyor. İlişkide hatalı taraf kendisi de olsa egolar o kadar büyüdü ki, açık açık “Ben değil sen kaybettin” diyorlar. Kimse hata yaptığını kabul etmiyor, kolaya kaçıyor. Paramparça olmuş bir ilişkide mesuliyeti tamamen karşı tarafa yüklerken kendini rahatlatıyor, ama bir yandan içten içe suçluluk duyuyor. Ben o “Sen kaybettin” dilini kullanıyorum ama onları o suçluluk duygusuyla da yüzleştiriyorum. Bu yüzden samimi geliyor.
Kadınlar “Adam yok”, erkekler “Kadın yok” deyip duruyor. Derdimiz ne?
Herkes kendi eksikliğini karşı tarafla tamamlamaya çalışıyor. Ama hayat lego değil ki parçalar tam otursun. Biz zorla oturtmaya çalışıyoruz. Bulduğun aşka şükredeceksin, kriterlerine uyduğu kadarıyla devam edeceksin.
Empati mi eksik?
Son 10 yılda böyle oldu, o da egoların şişmesiyle ilgili. Karşı tarafın hep bizi çok sevdiğine inandırmasını bekliyoruz. “Senin için varım”ı duymak istiyoruz. Bu insani bir şey ama karşı taraf da aynı şeyi bekliyor. Ruhumuzun okşanmasını sağlarken karşıdakine aynı hissi veremiyoruz. Aşk zaten denge meselesi, çünkü hiçbir zaman tam bir denge yoktur ve iki kişi birbirini eşit sevemez.
Arabesk bir tarafınız var gibi.
Hüzünlü diyelim. Neşeli bir insan olmama rağmen hüznü seviyorum. Ama hüznü ağırlaştırırsanız arabeske döner.
Burcunuz ne?
Aslan burcuyum, 10 Ağustos doğumluyum.
Balık olduğunuzu düşünmüştüm. Halil Sezai’yi de balık sanmıştım, o da aslan çıktı.
Herkes öyle diyor, imza günlerinde de geliyorlar “Balık burcusunuz, değil mi” diye. “Aslan” deyince “Ne aslan mı, Allah Allah” diyen çok oldu.
'ROMANTİK BİR ADAM DEĞİLİM'
Sürekli bu devrik cümlelerden, aşırı dramadan sıkılmıyor musunuz? Gerçek hayatta da böyle misiniz?

Hiç değilim. Hatta beni tanıyanlar bir süre sonra “Seni daha romantik beklerdim” derler.
Kadınlar da romantik erkek istedikleri halde onlardan kaçarlar zaten.
Zaten kitaplarımdaki gibi olduğumu düşünün, sürekli hüzünlü bir adam. Kahve içerken bile hüzünlenen bir adama ne kadar tahammül edebilirsiniz? Tam tersine çok neşeli bir adamım. 6 saat imza günüm sürer, 6 saat gülerim. Çünkü orada olmaktan mutluyum. Bunu sahneye de taşıdım, tek kişilik bir gösteri yapıyorum; güya adı şiir dinletisi ama insanlar kahkahalarla çıkıyor.
İlişkilerinizde nasıl bir adamsınız? Sık âşık olur musunuz?
Berbat. Zor severim, ama nedense çok şansım yaver gitmiyor. Zaten hüsranla başladım aşka. n
Kaç yaşındaydınız?
17. Karşı komşunun kızına âşık olunca balkonda yatıp kalkmaya başladım. Annem mahkûmlara yemek verir gibi kapının altından yemek verirdi bana. Geceleri uyuyamazdım. Sonra öğrendim ki kız benim balkonda olmadığım saatlerde başka bir çocukla kırıştırıyormuş. Ama çok sevmiştim. Sonra da çok yaver gitmedi şansım. ‘Romantik bir adam değilim’
 
Katılım
8 Kas 2018
#13

Neye üzülüyorum biliyor musun?
Bir zamanlar sesimi duymadan uyuyamadığını söylerken, şimdi bir mesaj atmaya bile üşeniyorsun.
Mutluymuşsun, üzülmüşsün, pişmanmışsın... Bu saatten sonra ne hissettiğinin hiçbir önemi yok.
Umrumda bile değil aslında.
Hakkın neyse onu yaşa...
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 1)

Giriş yap