Aruz Ölçüsü

Katılım
25 Şub 2009
Divan şiirinde ahengi oluşturan vezne, aruz denir. Aruz, çadırın ortasına dikilen direktir. Bir çadırı nasıl direk ayakta tutarsa, divân şiirini de ayakta tutan en büyük unsur, aruzdur. M.S. 81-155 yıllarında yaşamış olan İmam Halil adlı bir dilci tarafından sistemleştirilen aruzun, develerin yürüyüşünden,demircilerin sistematik çekiç vuruşundan veya çamaşırcı kadınların tokmak seslerinden çıktığı görüşleri vardır.

“Aruz” hecelerin sayısını değil şeklini esas alır. Aruzla yazılmış şiirler incelendiğinde, her mısraın ilkinden sonuna kadar bütün hecelerinin, kendilerinden sonra gelen bütün mısraların aynı hizâdaki heceleriyle açıklık(kısalık) ve kapalılık(uzunluk) noktasında birbirine denk olduğu görülür. Açık(kısa) hece ( . veya +) işaretiyle; kapalı(uzun) hece (-) işaretiyle gösterilir.



1- Aruz ölçüsünde heceler açık (kısa), kapalı (uzun) ve medli hece olmak üzere üçe ayrılır.

2- Başlıca tef‘ileler şunlardır: Fa‘ (-), Fe ul (. -),Fa‘ lün (- -), Fe i lün (. . -),Fâ i lün (- . -), Fe û lün (. - -), Mef û lü (- - .), Fe i lâ tün (. . - -), Fâ i lâ tün (- . - -), Fâ i lâ tü (- . - .), Me fâ i lün (. - . -), Me fâ î lün (. - - -), Me fâ î lü (. - - .), Müf te i lün (- . . -), Müs tef i lün (- - . -), Mü te fâ i lün (. . - . -)... Burada tef‘ilelerle parantez içindeki hecelerinin değerlerinin aynı olduğuna dikkat ediniz.

3- Aruz vezninde tef‘ileler heceleri bölebilir. Hece ölçüsündeki gibi okuyuşta tef‘ilelerde durgu yapılmaz.

4- Aruz vezninde hecelerin kısalığı ve uzunluğu esas olduğu için bazı Türkçe kelimeler kısa olduğu halde vezin gereği uzun okunur; buna imale denir. İmale kısa heceyi uzun yapar. Arapça ve Farsça kelimelerdeki bazı uzun seslerin vezin gereği kısa okunmasına da zihaf denir. Zihaf ise imalenin tersine uzun heceyi kısa yapmayı sağlar. Hece ölçüsünde böyle bir mesele yoktur. Türk edebiyatında imale çok sayıda bulunmakla beraber zihaf kusuru hoş karşılanmadığı için çok az yapılmıştır.

5- Farsça tamlama eki olan “-i” ile “ve” anlamındaki “ü, vü” bağlacı vezin gereği uzun da kısa da olabilir.

6- Medli heceler hafif bir “i, ı” sesi varmış gibi okunur. Bahâr kelimesi bahâr[ı], eşkden kelimesi ise eşkden şeklinde söylenmelidir.

7- Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün kalıbıyla yazılan şiirlerde ilk tef‘ile bazı mısralarda Fâilâtün, son tef‘ile ise Fa‘lün olabilir. Bu sadece bu kalıba özgü bir durumdur. Bu kalıpla yazılan şiirlerde başta imale yapmaya gerek yoktur. Farklı tef‘ile parantez içinde hemen altında gösterilir.

8- Türkçe kelimelerle aruz veznindeki başarı Muallim Naci ile başlamış olup Türk aruzu Tevfik Fikret, Yahya Kemal Beyatlı ve Mehmet Âkif Ersoy tarafından gerçekleştirilmiştir. Hatta Mehmet Âkif o kadar başarılı olmuştur ki bir çok kişi İstiklâl Marşı'nın hece ölçüsüyle yazıldığını zanneder. Oysa bu marş aruzun “Fe i lâ tün / Fe i lâ tün /Fe i lâ tün /Fe i lün” kalıbıyla yazılmıştır.

9- Aruzla yazılan bir şiirin hece sayısı bazan eşit olabilir. Mısralardaki açık kapalı dizilişinin aynı olması o şiirin aruzla yazıldığın gösterir.

Cânı cânânı bütün vârımı alsın da Hüdâ 15 hece

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ 15 hece

10- Sessiz bir harfle biten kelime vezin gereği açık olması gerekirse, kendinden sonra sesli ile başlayan bir hece varsa birinci kelimenin sonundaki harf, ikinci kelimenin ilk hecesine ulanır. Buna ulama denir. Ulama kapalı heceyi açık yapar. Ulama genellikle yapılır; fakat her zaman yapılmak mecburiyetinde değildir.

11- Servet-i Fünun edebiyatçıları bir şiirde değişik aruz kalıpları kullanmak suretiyle serbest vezne zemin hazırlamışlardır. Cenap Şahabetin'in “Elhân-ı Şita” adlı şiiri bu şekilde yazılmıştır. Bu şiirdeki bazı mısralar Feilâtün / Mefâilün / Feilün, bazı mısralar ise Mef‘ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün kalıbıyla yazılmıştır.

12- Bir şiirin vezni en az iki mısradan hareket ederek bulunabilir. Tek mısraa bakarak vezin bulunmaz.

13- Mısralardaki imale ve zihaf kusuru olan heceleri altı çizilerek belirtilmiştir.

14- Bir şiirin vezni bulunurken şu işlemler yapılır:

a) Veznini bulacağımız mısraların hecelerindeki uzun seslilere dikkat ederek yazmalıyız.

b) Önce mısralardaki hecelerin açık mı kapalı mı oldukları tespit edilir.

c) Medli hece olup olmayacağı özellikle kontrol edilmelidir. Bu ihmal edilirse bir mısradaki hece değeri eksik çıkar. Mısralardaki heceler sayılarak medli hece olup olmadığı konusunda bir ipucu yakalayabiliriz.

d) Hecelerin açık kapalı değerleri karşılıklı kontrol edilir. Önce imkân varsa ulama, yoksa imale yapılır. Zihaf çok az bulunduğu için en sonra o ihtimal düşünülür.

e) Hecelerin karşılaştırılması yapıldıktan sonra açık kapalı değerleri çizgi ve nokta şeklinde ayrı bir yere geçilir. Mısra sayısına göre tef‘ile sayısı tahmin edilmeye başlanır. İlk tef‘ile en az heceden oluşur. Genelde az heceli Fa’, Fe i lün, Fâ i lün gibi tef‘ileler sonda bulunur.

f) Yazılan aruz kalıbı ile işaretler arasında uyum olmasına dikkat etmelidir.

Divan Şiiri içersinde en çok kullanılan düz ve karışık kalıplar şunlardır:

A) Düz Kalıplar:

1- Mefâilün / Mefâilün / Mefâilün / Mefâilün ( . - . - ) x 4
2- Müstef’ ilün / Müstef’ ilün / Müstef’ilün / Müstef’ilün ( - - . - ) x 4
3- Müstef’ilâtün / Müstef’ilâtün / Müstef’ilâtün / Müstef’ilâtün ( - - . - - ) x 4
4- Feûlün / Feûlün / Feûlün / Feûlün ( . - - ) x 4

B) Karışık Kalıplar:

1- Mefâilün / Mefâilün / Feûlün ( . - . -) ( . - . - ) ( . - - )
2- Feilâtün ( Fâilâtün) / Feilâtün / Feilâtün / Feilün ( fa’lün) ( . .- -) (. .- -) (. .- -) ( . . - )
3- Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün ( - . - - ) ( - . - - ) ( - . - - ) ( - . - )
4- Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün ( - . - - ) ( - . - - ) ( - . - )
5- Müfteilün / Müfteilün / Fâilün ( - . . -) ( - . . - ) ( - . - )
6- Feûlün /Feûlün / Feûlün / Feûl ( . - - ) ( . - - ) ( . - - ) ( . - )
7- Mefâilün / Feûlün / Mefâilün / Feûlün ( . - . - ) ( . - - ) ( . - . - ) ( . - - )
8- Feilâtün ( Fâilâtün ) / Mefâilün / Feilün ( Fa’lün ) ( . . -- ) ( . - . - ) ( . . - )
9- Fa’lün / Feûlün / Fa’lün /Feûlün ( . - ) ( . - - ) ( . - ) ( . - - )
10- Mef’ûlü / Fâilâtü / Mefâîlü / Fâilün ( - - . ) ( - . - . ) ( . - - . ) ( - . - )
11- Mef’ûlü / Mefâîlün / Feûlün ( - - . ) ( . - - - ) ( . - - )
12- Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün ( - - . ) ( . - - . ) ( . - - . ) ( . - - )
13- Mef’ûlü / Mefâîlün / Mef’ûlü / Feûlün ( - - . ) ( . - - - ) ( - - . ) ( . - - )
14- Mef’ûlü / Mefâîlü / Feûlün ( - - . ) ( . - - . ) ( . - - )
15- Müfte’ilün / Fâilün / Müfte’ilün / Fâilün ( - . . - ) ( - . - ) ( - . . - ) ( - . - )

Bunların dışında da kullanılan kalıplar vardır ; fakat genelde kullanılan kalıplar bunlardır. Kanaatim şudur:11. Yüzyıldan beri kullanılan bu kalıplara kulağımız o kadar alışmıştır ki , artık Türkçemize uygun yeni kalıplar bulunmalıdır. Geçmişten beri kullanılan bu kalıpları , Araplar ve Farslar bulmuşlardır ve bu kalıplar kendi dillerine göredir; bize göre değil. İşte bu yüzden, şiirle uğraşanlar, edebiyatçılar, akademisyenler , musikiyle uğraşanlar yeni kalıplar konusunda çalışmalar yapmalı ve şairlerimiz de farklı denemeler yapmalıdır. Benim bu konuda ki teklifim şudur: Aruzla yeni şiir yazanlar, yukarıdaki kalıplardan birini de kullanabilir; kendi bulduğu kalıbı da kullanabilir. Yeter ki, aruzla yazılan şiirlerinde, ilk mısradaki hecelerin açık ve kapalı oluşuyla, diğer mısralardaki hecelerin açık ve kapalı oluşu birbirine denk olsun. Yeni kalıplar isimlendirilene kadar, açık heceyi ( A ) harfiyle, kapalı heceyi de ( K ) harfiyle gösterebiliriz. Unutmayın ki, aruzu bilmek ve uygulamak , şairin Türkçeye hakimiyetini arttırır.

Yeni aruz kalıpları kullanılırken, hem heceli hem de aruzlu şiirler yazılabilir. Bu konuda yazdığım, 5+5 hece ölçüsüyle ve aruzun yeni bir kalıbıyla yazdığım bir örneği dikkatle incelerseniz, ne demek istediğimi anlarsınız:

SEVDÂ DENİZİ
Bir âşık kondu zülfün teline
Kapıldım sandı aşkın seline
Derinleştikçe sevdâ denizi
Ümitsiz koştu hicrân yeline

Unutmam böyle aşk âteşini
Ve gönlüm buldu yârâb eşini
Derinleştikçe sevdâ denizi
Bırakmam bil ki artık peşini
A K K K A K K A A K ( M. Nuri Parmaksız)

Bütün bu açıklamalardan sonra, Türk şiir geleneği içersinde aruzla yazılmış, birçok beyit ve dörtlüğün sizlere faydalı olacağını düşünüyorum. Bu örnekleri inceleyerek de aruzun güzelliği görülebilir.

İstiklâl Marşından,
Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım

Sultan Veled
Karnım açtır karnım açtır karnım aç
Rahmet etgil Tanrı bana kapı aç

Yunus Emre
Us yine aşkın beni mest-ü harâb eyledi
Yaktı gönül evini bağrı kebâb eyledi

Hacı Bayram Veli
N’oldu bu gönlüm N’oldu bu gönlüm
Derd ü gam ile doldu bu gönlüm
Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm
Yanmada derman buldu bu gönlüm

Süleyman Çelebi
Allâh adın zikredelim evvelâ
Vâcib oldur cümle işte her kula
Her nefeste eyledik yüz bin günâh
Bir günâha etmedik hiçbir gün âh

Fehim-i Kadîm
Varur zâhid ibâdetgâhına meyhâneden sonra
Gelür mestâne başı secdeye ammâ neden sonra

İbrahim Hakkı
Hak şerleri hayr eyler
Zannetme ki gayr eyler
Ârif onu seyreyler
Allah görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Şinasi
Kişiye her işi âlâ görünür
Kuzguna yavrusu ankaa görünür

Namık Kemal
Ölürsem görmeden millete ümid ettiğim feyzi
Yazılsın seng-i kabrime vatan mahsûn ben mahzûn

Eşref
Kabrimi kimse ziyâret etmesin Allah için
Gelmesin reddeylerim billâhi öz kardaşımı
Gözlerim ednâ-yı ademden o rütbe kıldı kim
İstemem ben fâtiha tek çalmasınlar taşımı

Neyzen Tevfik
Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler
Kimi alçak kimi hırsız kimi deyyus dediler
Künyeni almak için partiye ettim telefon
Bizdeki kayda göre şimdi o meb’us dediler

Nahifî
Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
Kurbanın olam var mı bunda benim günâhım

Ahmed Paşa
Aşkın yolunda hicre tahammül günâh imiş
Uşşakın işi anın içün her gün âh imiş

Fuzuli
Meni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan mur3adım şem’i yanmaz mı

Nedim
Şivesi nâzı edâsı handesi pek bî-bedel
Gerdeni püskürme benli gözleri gaayet güzel

Yahya Kemal
Ey kimsesizler el verin kimsesizlere
Onlardır ancak el verecek kimsesizlere

Muallim Naci
Divânece sözler mi demektir edebiyyât
Âsârı terakki diyoruz biz buna heyhât

Faruk Nafiz Çamlıbel
Seni ben bekliyorum göğsüm açık bağrım açık
Hançer ol göğsüme saplan ecel ol karşıma çık

Orhan Veli
Ömrün o büyük sırrını gör bir bak ta
Bir tek kökü kalmış ağacın kökü toprakta
Dünya ne kadar tatlı ki binlerce kişi
Kolsuz ve bacaksız yaşayıp durmakta

M. Fatin Baki
Bundan yana insanlığa kıymet veriyorsan
Öksüz ve yetimlerle de paylaş ne yiyorsan

Şair değilim sadece manzum yazarım
Gerçi bu değildir ki benim yok nazarım
Öz Türkçe aruz veznine uymaz diyenin
Ben kabrini kurşun kalemimle kazarım

M. Turan Yarar
Acı bensiz yola çıkmaz yara bensiz kanamaz
Ve cehennem bile benden daha yetkin yanamaz
Dili insâf okuyanlar söker elbet yazımı
Kınayanlar beni bilmez tanıyanlar kınamaz

Ters aktı sular gerçeği susturdu yalan
Yağmaydı zaman aldı alan çaldı çalan
Attım gölü bin bir kıyısından yüreğin
Artık bir avuç kumla çakıl bende kalan

M. Nuri Parmaksız
Diyâr diyâr dolaştım her an hüzün büründüm
Çölünde yâr su yokmuş sözünle çok süründüm
Erenlerin bağından kopan çiçek misâli
Yolunda en nihâyet Yunus‘la bir göründüm

Sen de olmazsan gülüm gülistânı neyleyim
Yâri görmezsem felek nasıl gönlü eyleyim
Yokluğundan hastayım hayâlinle çöldeyim
Döndüm âh Mecnûn’a ben, o cânânı neyleyim"

Mehmet Nuri PARMAKSIZ
 

edebisof

EDEBİSOF
Katılım
9 Nis 2011
Ynt: Aruz Ölçüsü

burda sadece 14lü kalıp var edebiyat 2. sınıfta 40lı kalıp öğretiliyor ama :'( :)
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
Ynt: Aruz Ölçüsü

Yıllık planlar derken?

İnternette emek hırsızlığı olduğu için plan işine girmedim ben. Ben uğraşacağım paylaşacağım burada biri alacak kendi sitesine koyup reyting yapacak:)
 

bluewolf

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz.
Katılım
3 Şub 2006
Ynt: Aruz Ölçüsü

:DBana da lazım yıllık plan yok mu kanka :'(
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
Ynt: Aruz Ölçüsü

dostum olmaz mı sen iste yeter :) nerelerdesin özledim dostum ya hu :S ulaşamıyorum sana...