Aşk-ı Memnu Romanı ve Filminin Kısa Bir Karşılaştırması

UluğBey

Divan Üyesi
AŞK-I MEMNU

Türk edebiyatının gelişme ve değişim süreci ele alındığında; bu sürecin oluşumunda etkileyici faktörün yalnızca Osmanlı dönemi tarihsel gelişimleri değil, aynı zamanda, Osmanlı batılılaşma fikrinin çıkış noktası olan doğu-batı kültür çatışması olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Tanzimat döneminde başlayan, ve yine doğu-batı çelişkisini çıkış noktası alan, toplum için edebiyat yapmak fikri sonraki dönemlerde de gelişmesini sürdürmüşse de; boyutsal farklılıklarla toplumsal konuların ‘batılılaşma’ olgusunu irdeleme amacından uzak olarak ele alındığı ve batıda başarıyla gelişen ‘sanat’ kaygısının baskın hale gelmeye başladığı bir edebiyat fikri haline gelmiştir. Başka bir söylemle, Tanzimat döneminin “toplum için sanat” anlayışı, Servet-i Fünun döneminde yerini “sanat için sanat” anlayışına bırakmıştır. Bu değişimin öncelikli sonucu; sanatın toplum için yapılması gerektiği düşüncesinin hakim olduğu, dolayısıyla toplumsal çarpıklıkların neden-sonuç ilişkisi içinde ele alındığı dönemden farklı olarak; sanatın öncelikli olduğu fikrinin kabul edildiği dönemde kişilik tahlilleri ve karakterlerin psikolojik incelemelerinin ön plana çıkması olmuştur. Servet-i Fünun döneminin en önemli edebiyatçılarından Halid Ziya Uşaklıgil’in eserlerinden ‘Aşk-ı Memnu’, karakter tahlilleri ve psikolojik incelemeleriyle bu değişimin öncelikli örneklerinden biri durumundadır. Bu eser, yarattığı etkinin sonucu olarak filme de alınmış; fakat karakter incelemelerinin ağırlıkta olması ve dolayısıyla da yazarın anlatımının görsel iletiye aktarılmasında eserin gerçekliğine ulaşılamaması sonucu önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. Roman ve film karşılaştırıldığında; romanda yer alan olayların filme aktarılmamış olması kadar filme, romanın içermediği olayların eklenmiş olması da temel farklılıklar olarak ortaya çıkmaktadır.
Romanda yer alan fakat filme aktarılma konusunda zayıf kalınan temel farklılıkların çıkış noktası, romanda yazarın kendi ağzından olayları anlatmasının ve yorumlarının, filmde romanın karakterleri tarafından yapılmış olmasıdır. Romanda yazar anlatıcı durumundayken filmde evde çalışanlar anlatıcı olarak izleyicinin karşısına çıkmaktadır. Aynı derecede önemli olan, romanda yer alan ayrıntıların ve detaylı olarak ele alınan olayların filmde aynı uzunluk ve detayla ele alınmamış olmasıdır. Buna örnek, Bülent’in romanda bahsedilen çalışma odalarının filmde yer almamış olmasıdır. Aynı şekilde Bülent’in romanda çok ayrıntılı olarak işlenen okula gitme dönemi ve bu dönemde gelişen olaylar, filmde işlenmemiş, bu dönem çok kısa bir anlatımla geçilmiştir. Romanın en baskın karakteri olan Bihter’in Behlül’le ilişkisinde yaşadığı problemlerden sonra ayna karşısında kendisini incelerken hissettiklerinin, kendisiyle sevişmesinin ve kendisine aşık olmasının romanda ayrıntısıyla anlatılmış olmasının yanında; aynı olayın filme, Bihter’in kendisini beğenmesiyle sınırlı kalan kısa bir sahne olarak aktarılması, romanın filme uyarlanmasında birçok detayın göz ardı edildiği ve bazı önemli farklılıklar olduğu sonucunu ortaya çıkarmaktadır.
Romanda yer alan olayların filme aktarılmamış olmasının yanında farklılığı meydana getiren diğer bir durum da filmde, romanda olduğundan daha farklı yansıtılan olayların yer almış olmasıdır. Bu noktada ele alınacak önemli bir örnek romanın bir diğer karakteri Matmazel de Courton’dur. Romanda asıl görevi Nihal ve Bülent’in eğitimleri olan Matmazel, filmde çocukların eğitimiyle romanda vurgulandığı kadar çok ilgilenmemiş; romanda çocuklar için bir eğitici profili çizmekte iken filmde daha çok bir dadı rolünü üstlenmiş olarak izleyicinin karşısına çıkmaktadır. Bu örneklerin yanında, çok daha önemli bir farklılık olarak beliren olay, Matmazel’in Nihal’e sunduğu, adaya halasını ziyarete gitme teklifidir. Romanda Matmazel’in, eve Bihter’in gelişi konusunda tartışmaların yaşandığı zamanda, ortaya attığı adaya gitme teklifini hemen kabul etmeyen Nihal, filmde aynı teklifi sevinçle hemen kabul etmiştir. Farklı olarak romanda Nihal’in duygusal durumu ayrıntısıyla ele alınırken filmde, eve Bihter’in gelişiyle değişen değer yargıları ve özellikle Nihal’in yaşadığı çelişki ve zorluklar, çok kısa olarak ve daha olumlu bir yaklaşımla işlenmiştir. Bu kabullenmeye örnek olacak başka bir olay ise, romanda uzun ve sorunlu olarak işlenen Nihal’in Bihter’le yaptığı çarşaf alışverişidir. Bu olay filmde çok kısa bir sahne olarak yansıtılmış, romanda detayıyla işlendiği şekilde, çarşafın renginin sorun oluşuna değinilmemiştir. Her ne kadar ayrıntı olarak kabul edilebilecek olsa da, Bihter’le Nihal’in arasında romandaki ana karakterleri ve ilişkilerini, bunun yanında olayların akışını etkilemiş olması bakımından; çarşaf alışverişi konusunun detaylar ele alınmadan kısa bir şekilde işlenmiş olması, roman ve filmin arasında önemli bir farklılığın ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Daha önemsiz bir detay olarak kabul edilebilecek olmasına karşın, filmde Behlül’ün Kette ile ilişkisi ve onun yanına gitmesi çok kısa bir sahne olarak yansıtılmış; romanda bu olayla ilgili olarak vurgulanan sebep ve gelişmeler ayrıntısız olarak, özellikle de Behlül’ün düşünceleri ele alınmaksızın ortaya konmuştur.
‘Aşk-ı Memnu’ romanının filme uyarlanmasında örneklenen ‘bir romanın filme uyarlanması’ konusu; bu çeşit uyarlamaların, en titiz çalışmalarda dahi, romandan farklı bir karakter çizeceği, diğer bir anlamda temel bazı farklılıkları doğal bir sonuç olarak içereceği gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Önemli olan nokta şudur ki; karakter tahlilinin geniş yer tuttuğu bir romanın beyaz perdeye uyarlanmasında ele alınması mümkün olmayan birçok ayrıntının değinilmeden geçilmesi; olay akışını olumsuz yönde etkileme ve izleyiciye okuyucudan daha farklı iletiler sunma gibi sonuçların meydana çıkması bakımından önemli farklılıklara sebep olmaktadır. Bu sonuçlar, romanların filme uyarlamalarında yazar-okuyucu arasındaki iletişimin sağlanmasının mümkün olmaması gerçeğinden doğmaktadır. Romancının, özellikle psikolojik nitelikli romanlarda konuyu okuyucuya yalnızca olaylar bütünü olarak değil, aynı zamanda olayın kişilerinin duygusal devinimleri ve onların analizleri olarak aktarıyor olması; film uyarlamalarının romanın kendisini ve onun okuyucuda yarattığı izlenimi yakalamasının mümkün olamayacağı gerçeğini ortaya çıkartmaktadır. Bu nedenledir ki; Aşk-ı Memnu romanı ve onun filme uyarlanması örneğinde de görüldüğü gibi, romanın kendisi ve filme uyarlanmış biçimi arasında büyük farklılıklar ortaya çıkmaktadır.



Arakdaşlar metni ben hazırlamadım.Katılıyor musunuz burdaki düşüncelere?Eklemek istediğiniz neler var?Sizce film ile roman arasındaki farklar neler?
 

edebiyat__34

Divan Üyesi
Ynt: Aşk-ı Memnu Romanı ve Filminin Kısa Bir Karşılaştırması

Ben filmi tam olarak izleyemedim. Bunun için bana önerebileceğiniz bir adres var mı acaba? Film indirebileceğim bir site yahut gidip alabileceğim bir yer...O zaman yazıya da yorum yapabiliriz.
 

dilmurg

Gün akşamlıdur devletlum; dün doğduk, bugün ölürüz
Ynt: Aşk-ı Memnu Romanı ve Filminin Kısa Bir Karşılaştırması

Aşk-ı Memnu romanını, üniversitede okurken okumuştum fakat bahsettiğiniz filmini izleyemedim.

Fakat, izlemeden de şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, filme alınan her roman artık roman olmaktan çıkmıştır. Artık o müstakil başka bir eserdir.

Edebi eserler, yapıları itibariyle çok anlamlı oldukları için, her okuyan kendi kapasitesine, algısına, zekâ seviyesi ve birikimine göre farklı anlayacaktır. Bu da tabiîdir. Her okuyan kadar, levhalar mevcuttur romanda ya da anlatamaya bağlı eserlerde. Göstermeye bağlı eserlerde( tiyatro,sinema) levha tektir. O da yönetmenin bize gösterdiğidir.

Romanı okurken her insanın zihni bir göz yerine geçerken, filmi izlerken tek göze düşer. Ya da kameranın tasallutu altına gireriz.

Sinemaya aktarılmış bir yazılı eserin aynen yansıtılması mümkün değildir. Bu nedenle ikisini iki ayrı bağlamda değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.

Sefilleri okumakla alınan lezzet farklıdır, seyretmekle alınan lezzet farklıdır. Hatta bazen seyretmek aynı lezzeti veremeyebilir. Bazen önce seyredilip, sonra okunduğunda zihnimiz sinema karelerinin etkisi altında kalmaktan kendisini kurtaramaz. Bu da kötü bir etki bırakabilir.

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz romanını okuduğumda nedense aklıma hep Halit Akçatepe geldi. Neden mi? Çünkü filminde o oynuyordu...Bu filmi izlemeseydim, bu karakteri daha farklı canlandırabilirdim zihnimde. Sefillerin filmini izlediğimde düş kırıklığı yaşadım. Truva'da hakeza...

Demem o ki, ikisi biribirinin yerini tutmaz. Sahneye aktarılan yazılı bir eser artık başlıbaşına bir eserdir. Ondan şu romanın veya bu hikayenin filmi çekildi olarak basedemeyiz artık. O ayrı bir eserdir artık.
 

kocakaya46

Divan Üyesi
Ynt: Aşk-ı Memnu Romanı ve Filminin Kısa Bir Karşılaştırması

AŞK I MEMNU ROMANINI KEYİFLE OKUMUŞTUM ŞİMDİ ÖĞRENCİLERİME ANLATIYORUM AMA BEN DİZİSİNİ İZLEMEDİM NERDEN BULABİLİRİM
 

ertancu33

Divan Üyesi
Ynt: Aşk-ı Memnu Romanı ve Filminin Kısa Bir Karşılaştırması

Bence filim ve kitap ayrı değerlendirilmeli. sözkonusu filmi çok küçükken izlemiştim. müjde ar felan oynuyordu. Bir eser filme alındıktan sonra bence eserin sahibi yönetmendir.
 

Mahşer

Dîvân Üyesi
Ynt: Aşk-ı Memnu Romanı ve Filminin Kısa Bir Karşılaştırması

Bir çok örneği var filme uyarlanmış romanların. Mesela bazı esrler filmlerinin şöhretini yakalıyamamıştır "Rüzgar gibi geçti" gibi mesela , gerçi bizim kuşağın çok ötesinde bi film ama romanındaki tadın önündedir
oyuncuların performansı.
Fakat "aşkı memnu" önce okunmalı diye düşünüyorum topu topu 3-5 tane var öle Türk roman yazarlığı tarihinin şah eserlerinden.
 

baydin06

Divan Üyesi
Ynt: Aşk-ı Memnu Romanı ve Filminin Kısa Bir Karşılaştırması

filmi izlemek için ne yapmalı

divanda büyük harf ile yazılmasını tasvib etmiyoruz. yazınız tarafımdan düzeltilmiştir... mehmet baki.
 

@elifff@

Divan Üyesi
Ynt: Aşk-ı Memnu Romanı ve Filminin Kısa Bir Karşılaştırması

Romanın yazıldığı dönem Osmanlı dönemi ve giyim, davranış biçimleri, vb. durumlar filmde o şekilde anlatılmıyor. Örneğin; o dönemde telefon kullanılmazken filmde herkesin cebinde bir telefon var. Bu yüzden hiç gerçekçi gelmedi. Bir roman filme uyarlanacaksa bence ya tüm ayrıntıları ile uyarlanmalı ya da hiç uyarlanmamalı. Filmde sadece ele alınan tema anlatılmak istenmiş ve bu şekilde kurgulanmış yani roman öyküleştirilmiş.
 

UluğBey

Divan Üyesi
Ynt: Aşk-ı Memnu Romanı ve Filminin Kısa Bir Karşılaştırması

diziler nelere kâdir :) 7756 okumaya ulaşmış ve baktığım neredeyse her daim bu konuyu okuyan birilerini görüyorum, google e aşk ı memnu roman film deyince ilk sayfa burası çıkıyor,istatistik çoşmuş resmen. ama buradaki yazı dizi için değil :) aşk-ı memnu filmi içindi yanlış hatırlamıyrsam...

diziyi izleyen varsa bi karşılaştırma yapıversin
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Ynt: Aşk-ı Memnu Romanı ve Filminin Kısa Bir Karşılaştırması

Dizinin meraklısı bir hayli çok. Benim de bakmışlığım var ama filmi seyretmediğim için bir şey söyleyemeyeceğim. Ama kitapla karşılaştırıldığında dizi tam bir fiyasko diyebilirim.
 

Asenases

Divan Üyesi
O y
Ynt: Aşk-ı Memnu Romanı ve Filminin Kısa Bir Karşılaştırması

Dizinin meraklısı bir hayli çok. Benim de bakmışlığım var ama filmi seyretmediğim için bir şey söyleyemeyeceğim. Ama kitapla karşılaştırıldığında dizi tam bir fiyasko diyebilirim.
Üzden mi dizisi daha çok beğenildi reyting rekorları kdı boş yapma
 

UluğBey

Divan Üyesi
O y

Üzden mi dizisi daha çok beğenildi reyting rekorları kdı boş yapma
Aleykümselam.Önce selam sonra kelam. Divana hoş geldiniz.( Sert bir giriş yaptınız, inşallah yumuşak devam edersiniz.)

Konu hakkında sorularım şu şekilde üstad:

1- Dizinin reyting rekoru kırması dolu olmasının bir ölçütü müdür ?
2- Reyting rekoru kıran ama boş olduğunu düşündünüz çalışmalar(film-dizi vb) var mı ? Varsa neler ?
3-Aşk-ı Memnu romanını okudunuz mu? Okuduysanız dizi ile kitabı kısaca mukayese eder misiniz bizim için.

Zamanımız var doyurucu cevabınızı merakla bekliyorum. Türkçe yazım, imla kurallarına dikkat ettiğiniz için şimdiden teşekkürler.
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
O y

Üzden mi dizisi daha çok beğenildi reyting rekorları kdı boş yapma
@Asenases Size hoşgeldiniz diyebilmek isterdim ancak görüyorum gelişiniz çok da hoş bir üslupla olmadı. Bu meclis diğer internet sitelerinin aksine 15. yılında olmasına rağmen ilk günkü edebini ve üslubunu koruyabilmiş bir sitedir. Böyle kalabilmesini de bu meclisin üyelerinin edep ve üslubuna borçludur.
Meşveret-i divanda önce selâm sonra kelâm gelir. Birbirimizin fikirlerine katılmayabiliriz bize çok ters fikirler de paylaşılabilir ancak kelâmlar üzerinden iletişim kurabildiğimiz bu ortamda üslubumuz bizim kişiliğimizi yansıtır.
"Meşveret dostları" deriz birbirimize. Dost kelimesinin içi de o kadar doludur ki hakkı verilir bu mecliste.
Her yazarın bir karakteri bir kimliği vardır ve bu kimlik üsluptan kaynaklanır. Üslubunuzu koruyamayacaksanız bu meclisin kıymetli bireylerine gereken saygıyı göstermeyecekseniz yanlış yerdesiniz. "Boş yapma" ya da buna benzer gayr-i edebî ifadeler buranın çehresine hiç mi hiç uygun değil. Bu ifadeleri kullanmaya devam etmek istiyorsanız şayet başka siteleri ve ortamları tercih edebilirsiniz. Yok tam tersi olarak edep, saygı ve selam ifadeleriyle süslerseniz üslûbunuzu meşveretin kapıları her zaman açık. Hoş gelişleriniz olsun ki bizler de hoş görelim.
 

UluğBey

Divan Üyesi
Konunun ilk mesajının altında “ Arkadaşlar yazıyı ben hazırlaMAdım” yazıyor. Ben onu ilk başta “hazırladım” olarak okudum. Sabahtan beri ben ne zaman izledimki bu filmi, üstelik böyle bir karşılaştırma yaptığımı da hatırlamıyorum. Kesin yakın gelecekte Alzaymır olacağım diyordum ki şu yazıya tekrar bi bakayım belki bir yerden hatırlarım dedim. Şükür ki altında ben hazırlamadım yazıyormuş. Eşeğini kaybedip üzülüp sonra bulunca sevinç naraları atmaya benzedi durum.
 

Benzer konular

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt