Aşk ve yıkımı...

  • Konbuyu başlatan cengaver
  • Başlangıç tarihi
C

cengaver

#1
Şöyle bir durdu aşk,terk etmek üzre olduğu mahallenin ortasında.Geriye doğru baktı. Az önce bıraktığı yürek,oturuyordu bir köşede. Bitap ve yıkık bir halde gözleri yaşlı,isyankar bakışları dikmişti bir noktaya. Alışmalıydı aslında. Bu ilk gidişi değildi onun. Hep böyle yapardı. Çevirmedi mi kendini sevgiye terk ederdi aşk. Bilemedi,bilemezdi. Her ulvi duygunun peşi sıra gider, uğruna tüm değerleri hiçe sayardı yürek, ama işte gidiyordu yine. Nerde hata yaptı bilemedi. O an uzaktan seyredildiğinin farkına varamadı. Belki seyredildiğini bilse gururunu düşünüp ayakta durmaya çalışır ağlamazdı. Güçsüz görünmeyi sevmezdi. Keşke bu sevmediği şeyi ilk başta düşünseydi de ezdirmeseydi kendini. Ama doğru ya, aşk geldi mi gurur terk ederdi. Şimdi aşk terk etti, gururu avdet etti bedenine.Bunu da atlatacaktı elbet. Zaten atlatmasa biterdi devam edemezdi yaşamaya. Ve yine türlü yeminler etti bir daha aşkı mahallesine sokmamaya. Ama o en zayıf olduğu anlarda giriverirdi sinsice.

Aşk, neler düşündüğünü tahmin ediyordu izlediği o çok güçlü fakat bir o kadarda zayıf varlığın. Tekrar döndü önüne,elleri çepte;kıştı, siyah paltosunun yakaları kalkık ve emin adımlarla ilerdi yeni yıkıntılarına doğru. Hep böyleydi, ödün vermezdi bu mağrur halinden. Az önceki terkini düşündü biraz. Gidip başını okşasaydı, gitmesi gerektiğine inandırıp teselli etseydi ne olurdu sanki. Hem bir gün belki yine misafir olurdu buraya, yüzü olurdu hiç olmazsa. Yok, yapamazdı. Elinde de değildi aslında bunu yapmak, belki çok isterdi ama hayır adı aşk olmazdı. O bir anlık bir elektriklenmenin sonucunda doğardı, o hissiyat sürdüğü sürece yaşardı. Bitti mi ya kisvesini değiştirirdi adı sevda olurdu ya da alıp eşyasını düşerdi yola. Ve en kötü tarafı hiç bir sebep söylemeksizin 'bitti' deyip giderdi . Açıklama yapmaya dahi gerek duymaksızın. Yakıp yıktıklarının haddi hesabı yoktu, oturup hesap dahi etmezdi. Bazen adını ve kisvesini değiştirse bile gittiği de olurdu. Yalnız iki yürekte bâki kalırdı. Bir annenin evladına olan hissiyatına her zaman yenik düşerdi. Bir parça olarak, minik bir cenin olarak düştü mü hayatına o annenin, o andan sonra baki kalırdı o yürekte. O ana o evlattan tek bir karşılık beklemeksizin severdi. Buna sesi bile çıkmaz, hiç bir olumsuzluk kötü gösteremezdi o anneye evladını. Dünyanın en azılı katili bile olsa,annenin gözünde zaman-ı evvelde emzirdiği,kundakladığı minik bir bebek gibiydi.
Ve diğeri de platonik olandı. Aşk kendinden hep karşılık bekleyenleri etkinliği altına alırdı. Ama karşılıksızsa ona güç yetiremez boyun eğerdi. Aşık olduğundan tek bir karşıklık beklemeksizin aşkını yaşatan aşık da tıpkı o anne gibi gözleri başka görmez söz dinlemez,yıkılmaya, darbelere kulak asmaz bir haldeydi.

Ve bütün bunları düşünürken birden sesler duydu geriden, az önce virane bıraktığı beldeyi toparlamaya kalkmıştı yürek. Anlam veremediği bir sevinç kapladı, belli ki bir teselli bulmuştu. Kötü hatırlanmayacaktı.Ve yine aynı yere belki bu sefer yıkmak için değil de yapmak için geri dönebilirdi.Nasıl mı en ulvi haliyle ilahi aşka bürünerek ve sinsice değil açıktan kaplayabilirdi o yüreğin olduğu bedeni. Bu sefer daha hızlı ve sert adımlarla uzaklaştı...Gönlü rahattı
 
Katılım
8 May 2007
#2
Ynt: Aşk ve yıkımı...

cengaver' Alıntı:
Şöyle bir durdu aşk,terk etmek üzre olduğu mahallenin ortasında.Geriye doğru baktı. Az önce bıraktığı yürek,oturuyordu bir köşede. Bitap ve yıkık bir halde gözleri yaşlı,isyankar bakışları dikmişti bir noktaya. Alışmalıydı aslında.

Hep böyleydi, ödün vermezdi bu mağrur halinden.
Az önceki terkini düşündü biraz. Gidip başını okşasaydı, gitmesi gerektiğine inandırıp teselli etseydi ne olurdu sanki. Hem bir gün belki yine misafir olurdu buraya, yüzü olurdu hiç olmazsa.
Elinde de değildi aslında bunu yapmak, belki çok isterdi ama hayır adı aşk olmazdı. O bir anlık bir elektriklenmenin sonucunda doğardı, o hissiyat sürdüğü sürece yaşardı. Bitti mi ya kisvesini değiştirirdi adı sevda olurdu ya da alıp eşyasını düşerdi yola. Ve en kötü tarafı hiç bir sebep söylemeksizin 'bitti' deyip giderdi . Açıklama yapmaya dahi gerek duymaksızın. Yakıp yıktıklarının haddi hesabı yoktu, oturup hesap dahi etmezdi. Bazen adını ve kisvesini değiştirse bile gittiği de olurdu. Yalnız iki yürekte bâki kalırdı.
Bir annenin evladına olan hissiyatına her zaman yenik düşerdi. Bir parça olarak, minik bir cenin olarak düştü mü hayatına o annenin, o andan sonra baki kalırdı o yürekte. O ana o evlattan tek bir karşılık beklemeksizin severdi. Buna sesi bile çıkmaz, hiç bir olumsuzluk kötü gösteremezdi o anneye evladını. Dünyanın en azılı katili bile olsa,annenin gözünde zaman-ı evvelde emzirdiği,kundakladığı minik bir bebek gibiydi.

Anlam veremediği bir sevinç kapladı, belli ki bir teselli bulmuştu. Kötü hatırlanmayacaktı.Ve yine aynı yere belki bu sefer yıkmak için değil de yapmak için geri dönebilirdi.Nasıl mı en ulvi haliyle ilahi aşka bürünerek ve sinsice değil açıktan kaplayabilirdi o yüreğin olduğu bedeni. Bu sefer daha hızlı ve sert adımlarla uzaklaştı...Gönlü rahattı

Aşkı ne güzel anlatmışsınız, emeğinize sağlık... yaralı bir kalp kokusu geliyor sanki, ama inşallah yanılıyorumdur. Ya da Kalbiniz inşallah bir an önce tamir olur.
 
C

cengaver

#3
Ynt: Aşk ve yıkımı...


Yaralı bir yüreğin ayyuka çıkışı,feryadı ne denirse artık, bu ulvi duygunun her hali güzeldir. Terk edilen olsun ya da olmasın aşkı misafir etmişse bir yürek, derûni bir yara almış demektir. Bu yaranın ilacı 'yâr'in elindedir(elindendir). Tut ki beklenen gelmese bile ona duyulan bu duygu yeter de artar. Her aşk tek kişiliktir. Ya gerçekten tek yaşanır, ya da iki beden bir yürekte tek'e ermiştir...





Yorumunuz ve iyi dilekleriniz için teşekkür ederim...Eyvallah
 
K

katrelâl

#4
Ynt: Aşk ve yıkımı...

Âşık neden hep acıyı gözler durur, yazılıp çizilenler bunun bir ifade şekli değil midir? Aşkı yakalasa ya da bilmiyorum yakaladığını sansa, mutlu olsa, bu mutluluk deryasında da yüzse âşık; acı çekmenin cazibesine(!) kapılıverir bazen..

Belki de çoğu acıklı hikayeler mutlu aşk kahramanlarının bilinçaltlarında büyüttükleri aşkın diğer yüzünün ete kemiğe bürünmüş halidir. Kimbilir??? Yoksa neden mutlu bir yürekten acı sözler dökülür...!

Yazı gerçekten güzeldi cengaver, teşekkürler.
 

Giriş yap