Ayrılmalar

Katılım
12 Şub 2006
#1
Bir kadının ilişkisini kız arkadaşları da yaşar...

Bir erkeğin ilişkisini ise, esasen sadece kendisi yaşar...

Kadın, erkekle beraber olmaya başladığı anda, saz arkadaşları da erkekle çıkmaya başlar...

Kadınla erkeğin ilk günü, erkeğin operasyon masasına yatırıldığı gündür...

Artık ameliyat başlamıştır...

Çıktığı kadın ve saz arkadaşları, erkeği hayatında göremeyeceği bir check-up’tan geçireceklerdir...

Vücudu, baştan aşağı elden geçecektir...

Beynindekiler, kalbindekiler hatta başka taraflarındakiler teker teker ortaya dökülecektir...

Kadın ve kankaları, erkek-kadın ilişkisindeki her anın muhasebesini derinden tutacaklardır...

İlişkinin hemen her anı, kadın tarafından en yakın arkadaşla paylaşılır...

Hanzo erkekler, arada bir söylenirler:

“Bunlar bu kadar konuşacak ne buluyorlar?”

Oysa zavallılar bilmez ki, kendileri zırvalayıp “memleket kurtarırken” , kadınlar onların teker teker haritasını çıkarmaktadırlar...

Hangi erkeğin, neresinde ne var, neyi, ne zaman, nasıl yapar, milimetrik ölçülerle ortaya konmakta, üstüne de kazanda fokur fokur kaynatılmaktadır...

Erkek, kadının ilişkileri hakkında bu kadar çok şeyi nasıl hatırladığını bir türlü anlamaz...

Bilmez ki, kadın önce o anı yaşar...

Sonra kankasıyla paylaşarak o anı ikinci defa yaşar...

Daha sonra kankasının yorumlarını dinler bir daha o anı yaşar...

Nihayet kankasının yorumlarına cevap verip son kez yaşar beş tekrarla anı ezberine alıp rahat eder...

Hanzoların “nereden hatırlıyorsun bunları” dediği olay kadın tarafından çoktan ezbere alınmıştır...



***

Kadın erkek ilişkisinde bir tarafta erkek, diğer tarafta “Kadınlar Konseyi” bulunur...

Her erkeğin karşısında, kız arkadaşı ve kankalardan oluşan, kadınlar konseyi, her konseyin karşısında ise tek bir erkek bulunur...

Erkeğin, arkadaşlarına danıştığı anlar, tamamen umutsuz kaldığı ve kendini rakıya vurduğu anlardır...

Bu bir danışma değil, daha ziyade bir ağıttır...

Kadınlar konseyinde hep heyecan, hep kaynatma hep sohbet vardır...

Erkek ve arkadaşları ise, bu durumlarda yıkılmışlığın verdiği bir melankoli, çaresizliğin verdiği bir yakarma içindedirler...

Çünkü erkek umutsuz duruma düşmeden önce, kimseyle durum tespiti yaparak oyalanmaz...

Onun yerine futbol muhabeti yapar, takımın 11’ini sayar...

Onları da yapamıyorsa “Ne olacak bu memleketin hali” diye ağlar...


***

Kadın ise, her anı arkadaşlarıyla değerlendirir...

Ayrılma anında daha güçlüdür...

Kadın çaresizliği ve yıkılmışlığı bile paylaşır...

Paylaşarak dağıtır...

Dağıttıkça azaltır...

Erkek ise, bunların uzağındadır...

Ya daha fazla takmımının 11’ine sarılır, ya da memleketi kurtarmaya soyunur...

Ağır bir check-up’tan geçmiştir...

Üstelik bu check-up’un neticesi kendisine verilmemiştir...

Netice başka ellerdedir...

Muhtemelen, yavaş yavaş elden ele dolaştırılacaktır...

Vedası ve hutbesi arkadan okunacaktır...


REHA MUHTAR
 
Katılım
27 Ara 2005
#2
Ynt: Ayrılmalar

Reha Muhtar'ın yazdığı bir yazıya bu kadar hak vereceğimi asla tahmin etmezdim.Demekki büyük konuşmamak gerekiyormuş.

Teşekkür ederim aktarımınız için efendim...
 
C

cengaver

#3
Ynt: Ayrılmalar

Ben bu yazıdan bi kaç şey çıkarıyorum acaba yanlış mı?...İlişkileri bir erkek tek başına kaldırıyor da kadın bunun heycanını,üzüntüsünü ve sevincini mutlak bir ortaklıkla paylaşmaya ihtiyaç duyuyor düşüncesi ağır basıyor yazıda.Bu kısmen doğru olsa da aslında bu kalıramamadan ziyade daha çok paylaşma (ya da kadın-kadına kaynatma)iç güdüsü bu bütün kadınlarda erkeğe oranla biraz da fazla olarak mevcut bir özellik.Bu arada ben de bu tarz bir yazının reha muhtar gibi boş ve çok konuşan biri tarafından yazılmasına muteaccip oldum açıkçası.Demekki bazen bir cuval çürük incirin içersinde tazelliğini koruyabilen bir kaç incir bulunabiliyor.
 
Katılım
10 Nis 2007
#4
Ynt: Ayrılmalar

ben "kadın" diye genelleme yapmasını doğru bulmadım.."ayrılış" gibi önemli bir konuda hele, kadını vurdumduymaz göstermek gibi olmuş..katılmıyorum
 
Katılım
30 Kas 2006
#5
Ynt: Ayrılmalar

bende ulyama katılıyorum
bi kere kadınlar ne kadar hassas biliyor musunuz ?
ve de sanki erkeğin bir suçu yokmuş da o kadınlar konseyi dediğiniz konsey hadi bunun kalemini kıralım diyorlar gibi bi sonuç çıkarmış reha muhtar beyefendi... evet bazen için işinden çıkamadığımız anlar olur çok seviyoruzdur ve bi türlü gerçekleri göremiyozdur saz arkadaşalrımız sadece kız değil erkeklerden de mevcudunu tamamlar ve onada sorarız ilişki sorulcak tartışılcak bişey midir? bazen öyle çıkmaza düşüyoruz ki yahu erkek huyumu bu deyip danışıyoruz erkek arkadaşlarımızada yok yok katılmıyorum saz arkadaşlarımıza danışıyoruz bazen ama bunu karşının hükmünü vermek için değil bi şeyler yapabilmek kanayan yarayı dindirmek için ....
 
Y

Yezdan

#6
Ynt: Ayrılmalar

Bence her kadın ilişkisini paylaşmaz. Paylaşılan ilişkilerde hep gelip, geçici heveslerdir, diye düşünüyorum. Her erkek de ilişkisini kendi yaşamaz. Bunlar kişiden kişiye değişir. Ama kendi içinde ilişkisini yaşayanlarda vardır.
Ben birini sevmiş olsam, yani gerçekten sevmiş olsam, bunu kız arkadaşlarımla paylaşmam. kendi içimde yaşamayı tercih ederim. Benim gibi düşünenlerde vardır mutlaka. Paylaşmak da yanlış değil tabi ki, bu herkesin kendi seçimidir. Ama bence ilişki özel olmalıdır ve iki kişi arasında yaşanmalıdır. Diğerlerinin bunu irdelemek gibi bir şansı da olmamalıdır. Yaşanılan her an özeldir ve bunu sadece iki kişi içindir.
Ama burada aktarılan düşünce de gerçekten güzel tespit. Bayanlar yaşadıkları her şeyi paylaşmayı ister, küçücük şeyleri bile anlatmaya bayılırlar. Yani, biri ile mi tanıştı, o ona ne dedi gibi, ufak şeyleri bile anlatmaktan geri kalmazlar. Bir ilişkiye mi, başladı, erkeğin tüm özelliklerini baştan aşağı sıralarlar. Erkeklerde bu durum sanırım bayanlara göre daha az yaşanmaktadır. Ama bence bu durumda bir terslik vardır. Bayanlar yaradılış gereği daha çekingen iken, her şeylerini anlatmaktan çekinmezler, erkekler ise genelde daha serbestken bu tür paylaşımlara kadınlar kadar özen göstermezler.
 
Y

Yezdan

#7
Ynt: Ayrılmalar

katrelâl' Alıntı:
Aslında bu konunun yer yer gündeme getirilip -temcid plavı hesabı- sürekli kadın erkek ilişkilerinde kör noktalar oluşturulmaya çalışılması ve bu doğrultuda tartışmaya ve anlaşılmazlığa sürüklenmek suretiyle konunun anında değişik bir yöne doğru götürülmesi beni biraz düşündürüyor... Ne bu İNSAN ların alıp veremedikleri anlayamadım...! Bir bayan ya da bir erkek demiyorum bir kimse insan kabilinden(!) yine başka bir kimseden -bu genellikle karşı cins olarak zuhur ettiğinde daha çok etkili oluyor ki konu bu kadar dallandırılp budaklandırılıyor ve tartışmaya yol açıyor- görmüş olduğu bir zarar ya da bir yıkım karşısında bunu hemen genele yayıyor... Bu dünyada herkese yetecek kadar yer ve nimet var arkadaşlar hem olmasa da hiç telaşa vermeyin uzaydan yeni yerler keşfetme çalışmalarına başlamış bilim adamları dünyanın çok yakın zamanda yaşanılmaz hale geleceği öngörüsüyle(?) Bi deneriz baktık bu dünyaya sığamıyoruz, olmuyo, açılırız uzaya doğru, keşf-İ âleme çıkarız, hoş orda da didişecek bişeyler buluruz ya hadi hayırlısı bakalım... Yine de acîzane bir dost tavsiyesi şu dünyada yaşayacağımız fazla bir zaman olmadığını hepimiz biliyoruz ortalama 60 yıl en fazla 80 yıl,tabi 126 yaşına kadar yaşayan istisnalar da olmakla bereber ve bizim bu istisnalara dahil olmamız da milyonda bir (insaflı davrandım:).) olduğuna göre,, bırakalım da hayatımızın geri kalan kısmını en güzel en hayırlı bir şekilde devam ettirelim hiç değilse birbirimize ayak bağı olmayalım aksine birbirimizin hayırhahı olalım ve yuvalar bu zihniyetler üzerine kurulsun, kavganın çekişmenin üzerine değil.. Böylece hem zamanımız boş şeylerle zayi olmamış olur, hem kaliteli bir hayat sürmüş oluruz hem de bu dünyadan irtihal ettiğimiz zaman arkamızda evlatlarımıza yaşanılası, güzel bir dünya bırakmış oluruz.. Konuyu baya dağıttım galiba ama gerçekten bu bizim kanayan yaramız sadece kadın erkek bazında düşünmeyelim lütfen dünya olarak, insanlık olarak... Not: Reha Muhtar ın yazısını aktaran arkadaşa bir lafım yok,aksine teşekkür ederim böyle bir paylaşımda bulunduğu için, benim üzüldüğüm nokta daha önce de olduğu gibi işin kadın-erkek ikilemi üzerinden bir çekişmeye doğru sürüklenmesi bunu çoğu kez kendim de yapıyorum ama bundan sonra daha anlayışlı ve hoşgörülü olmayı ve fırattan gelen birtakım özellikleri de göz önünde bulundurmak sûretiyle anlayışımızı kuvvetlendirmeyi kendim de dahil herkese teklif ediyorum ne dersiniz? Bu çok mu zor sizce?...
O zaman siz bu tür gereksiz tartışmaları gerekli görmüyorsanız, gerekli konuları tartışın ve bu gibi konular size basit geliyorsa okumayın. Bu yazının altına da bu dünyada bu gibi konuların basit kaçtığını yazmak sizce ne kadar doğru. Tamam belki bundan daha önemli konular gündeme getirilmeli, bunlar dünyalık şeyler, ama daha önemli bir şeyler üzerine tartışma açmamk istiyorsanız, siz önemli bir konu açın, onun üzerine konuşalım...
 
Y

Yezdan

#8
Ynt: Ayrılmalar

Asıl ben özür dilerim, bu şekilde anlamam yanlıştı. Siz de haklısınız. Yorunlarınıza teşekkürler.


Selam ve dua ile...
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#9
Ynt: Ayrılmalar

uLYa, zemheri, Gülşah ve Katrelâl kardeşlerimin söyledikleri, artı:

Bunun da daha önce paylaşılan “kadın” yazıları gibi abartılı olduğunu düşünüyorum. Özellikle üslûbu hiç beğenmediğimi de ifade etmeliyim.

Bu şekilde bir genelleme yapmak sadece bu konu için değil bütün konular için sakıncalıdır.
Ortada bir duygu alışverişi varsa ve ciddiyet de bu alışverişe hakimse, kadın bunun sorumluluğunu taşımayı iyi bilir. Yani özel şeyler özel kalır ya da kalmalıdır.

Kadın duygusal anlamda erkekten daha çok gelişmiştir, kadınlar bazı şeyleri nasıl olurda unutmazlar sorusunun cevabı da bu olsa gerek. Çünkü paylaşılan her şey ciddiye alınır ve itinayla yüreklerde saklanır. (burada genelleme yapmıyorum, istisnalar her zaman vardır)

Yazıda belirtilen, ciddiye alınmayan, saygı gösterilmeyen her önüne gelene anlatılan paylaşımları ben duygusal ilişki sınıfına koymuyorum. Duyguları doğru tanımlamak gerek. Bu tür şeylerin ne anlamlara geldiği konusunu da herkesin özgür iradesine bırakıyorum.

Konuyu paylaşan arkadaşa da teşekkürler...
 
K

katrelâl

#10
Ynt: Ayrılmalar

sağolasın Dil-şad.. Gönülden gönüle bir şeyler intikal ettirebiliyorsak, faydalı olabiliyorsak kardeşimize ne mutlu bizlere... Aksi takdirde ne bizlerin dünyaya gelişimizdeki, ne bu sitenin açılşındaki, ne de yazılmış çizilmiş şeylerdeki gerçek amaç hasıl olmaz diye düşünüyorum. selam ve dua ile,,,
 
Katılım
27 Ara 2005
#11
Ynt: Ayrılmalar

Nokta-i nazarımı çeken bir şey var:Konu eğer bir şekilde kadın-erkek farkı ya da bu konuyla ilişkilendirilebilecek bir konu olunca anında herkes yorumlarını yazıyor.En azından diğer konulara bakarak bu konunun bari ! kayda değer görülüp yorumlanıp eleştirilmesi,insanların katılmadıklarını ya da katıldıklarını ifade etmesi sevindirici.Bu sebeple konuya yorumlarını yazan arkadaşlara müteşekkirim.



Ben yazıyı beğendiğimi yukarıda ifade etmiştim.Ama bu demek değik ki satır satır katılıyorum.Katılmadıklarım da var satırlar arasında elbet.Reha Muhtar'dan beklemediğim bir yazı idi bu sadece.Ve bence farklı bir açıdan bakılmıştı konuya.Aklımda bir soru vardır hep,halen de cevabını bulabilmiş değilim.Konudan hareketle bu soruyu sormak istiyorum:(biraz klasik bir soru ama merak ederim cevabını işte!)"Aşk kaç kişiliktir?"Tek kişilik?Ya da çift?Daha da fazlası?

Reha Muhtar'ın tasvirini çizdiği aşk daha da fazlası şekline giriyor sanırım.Kesinlikle tasvip etmediğim bir şey!

Edebiyatımızda yanılmıyorsam başlıca 2 tip âşık şekli var.Bunu arttırılabiliriz elbette.

1-Bir sır gibi sevdiğini saklayan ama bundan duyduğu hazz ile duygu ve düşüncelerini kağıda ve kaleme söyleten âşık.

2-Sevdiğimi tüm cihan duysun diyen,ama vuslatı arzu etmeyen âşık.

Bu misalleri şüphesiz,uhrevi aşıklar/maşuklar ve dünyevi aşıklar/maşuklar gibi dallandırabilir,uzatabiliriz.

Sorduğum soruya benim cevabım ise şudur:Aşk tek kişiliktir,ben daha çok 2.tip aşkın mistik bir aşık tipi olduğuna inanırım.Sırrını paylaşınca aşık artık bu aşk kendisinin olmaktan çıkar.Değerini yitirir.

tek kişilik kalabalıktır aşk

aşk tek kişiliktir; ikinci kişiye bilet yoktur

kendinin yayasıdır aşkta ikinci kişi, kendinin mayası;

herkes kendi sevgisini sever...

aşk nedir incil'e göre? nedir tevrat'a, zebur'a, kur'ân'a göre? bu kitaplardaki aşklar, küfürler neyin rengine göre?

insandır, insan aslolan: insana göre!

bir bedeni o kıyısızlığa bırakma saati geldiğinde

gitmek bir yalnızlıktır.

bütün gitmeler yalnızlıktır

kalmaya göre...
Diyerekten sözü siz dostlarıma bırakıyorum.
 
Katılım
12 Şub 2006
#12
Ynt: Ayrılmalar

Reha Muhtar'a ait bu yazıyı buraya aktarırken kimler neler düşünecek,yorumlayan olacak mı diye merak ediyordum.Fikirlerini paylaşan herkese TEŞEKKÜR EDERİM.Bay veya bayan olalım kendi payemize düşeni aldık gibi bu yazıdan.Tüm bayanları genelleyerek yorumlanması yanlış olabilir fakat,işimize gelen durumlarda söylediğimiz gibi:İSTİSNALAR KAİDEYİ BOZMUYOR...Saygılarımla
 

Giriş yap