Babil Kulesi ve Dilin iletişim işlevi

Katılım
29 Nis 2007
Dil üstüne yapılan en eski ( bize ulaşan) yorumlardan biri, Babil Kulesi öyküsüdür: İnsanlar, Babilde çok yüksek, Tanrı katına ulaşacak bir kule yapımına girişirler. Tanrı insanların bu küstahlığını cezalandırır, kuleyi yıktığı gibi , insanların dilini de karıştırır. Öyle ki, kimse birbirini anlayamaz olur. Birbirini anlamamak, yani iletişim akışının kopması. Bu da bize, çok eskilerden beri, hem iletişimin yaşamsal öneminin, hem de dilin iletişim işlevinin pekala bilindiğini gösterir. ( Tanrının insana verdiği en büyük ceza olarak bilinir)

İnsanlar hep, tüm varlıkların birbirini anladığı, eskilerde kalmış bir altın çağın düşünü kurmuşlardır. Sultan süleyman tüm dilleri bilir, ayrıca insan olmayan varlıkların da dilini anlar. Aynı söylence, Lokman Hekim için de anlatılır. O da otların dilinden anlar ve böylece hangi otun hangi hastalığa iyi geleceğini bilir. İnsan, başka varlıkların ( ve insanların) dilini bilirse onları anlar, dolayısıyla dünyası zenginleşir. Aslında dilin insan yaşamında nefes alıp vermek kadar işlevsel olduğu anlatılıyor burada. Bu gün yabancı dil öğrenmek yanlış karşılanamaz; fakat tıpkı babil kulesi hikayesi gibi bu sefer insanın kendine en büyük cezası olarak kendi dilini karıştırması söz konusu olabilir. Herhangi bir yabancı dille ana dil arasında bir sentez oluşturmak dile karşı işlenmiş bir cinayettir öyle ki. Yabancı dil eğitimini ciddi manada nasıl verilmesi gerektiğini bizlere anlatmalıdır Dil bilimciler.