Bâkî Kaldı mı?

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
BÂKÎ KALDI MI?

16. asırda, Osmanlıların İstanbul'u fethetmesinden bir asır sonra, Sultan Süleyman'ın dünyaya nizamat verdigi çağda, Türkçe iki büyük şairiyle aynı ülkenin başka coğrafyalarında farklı tarzlarıyla, edalarıyla saltanatını ilan etti.
Fuzuli, Bağdat'da, Kerbela'nın dinmeyen hassasiyeti ve heyecanları ile muzdarip, belirsizlikler içinde ve geçim sıkıntıları çekerek Türkçeyi haddeden geçirdi. Baki İstanbul'da, Osmanlı payitahtında istikrar, karar ve kendine güven içinde konuştu. Kabiliyeti erken keşfedildi. Çabuk yükseldi. Sinan Türk mimarisinin en yüksek eserini, Süleymaniye'yi inşa ederken, onun yapış tarzını temaşa etti. O inşaatın yapılışına bir şekilde katkıda bulundu. Sultan Süleyman'in şiir meclisinin müdavimi oldu. Baki Süleymanı medheden kasideler yazarken, Süleyman onunla iftihar etti.
Osmanlı İstanbul'u fethedeli 100 yıl olmuş. Sistem durmuş oturmuş. Güven tam. Sultan Süleyman Dogu Roma tahtındaki 4. Türk padişahı, Rum sultanı…Hükmü yedi iklimde, yedi denizde yürüyor. Onun varligi ile övündügü Baki konusuyor:

Başeğmeziz edaniye dünyayi dün içün
Allahadır tevekkülümüz, itimadımız

Minnet Huda'ya devlet-i dünya fena bulur
Bâkî kalur sahife-i âlemde adımız

Bu inanmış, basarmış, gücünü isbatlamış, ilahî takdir dışında hiç bir kuvvetten çekinmeyen Osmanlının konuşması. Cihan padişahı Süleymanın, Sinan'ın, Ebussuud'un, Karahisari'nin, Sokollu'nun, Hayreddin'in, Nigari'nin ve nicelerinin konuşması.
Bâki kalır sahife-i âlemde adımız

Muhabbet mülkünün Sultan-ı âlişanıyız câna
Bilürsün âb-ı ru-yi mülketi Osmanıyız câna

Bu devr içinde benim padişah-i mülk-i sühan
Bana sunuldu kaside bana verildi gazel

Derme çatma giydirir eller libası şi'rine
Hil'at-i nazm-i cihan-girin senin altunludur

Yıl ikibin. Baki kaldı… Cihanı "cam-ı nazmi şi'ri Bâkî gibi devreyledi".
Baki'nin ustasi Zâti reis-i şairan idi. Bâkî, meliküşşuara hatta sultanüşşuara oldu.
Osmanlı şiiri gücünü isbatladi, sultanını buldu. Türkçenin Anadolu'daki macerası, ürkek, çekingen, mahcup, fakat direngen, kararlı tabiatiyla Yunus'dan Bakiye dek bu saltanatı gösterişsiz ve nümayişsiz inşa etti.
Haci Bayram, zamanının neredeyse bütün edeplerine türkçe eser vermeleri için teşvik etti. Yazıcızade kardeşlerden Şeyhi'ye oradan Eşrefoglu'na kadar. Kendisi de türkçenin kendiliginden söylenivermiş gibi tesir uyandıran en yanık şiirlerini yazdı:

Yandı bu gönlüm yand bu gönlüm
Yanmakta deva buldu bu gönlüm

Onun halifesi ve talebesi Akşemseddin Fatih'in İstanbul'u fetih hocası oldu. Ona "manevi fatih" denildi.
Türkçe İstanbul'da saltanatını ilan etmek için bir asır bekledi. Baki ile sultanlığını ilan etti. Osmanlı divanı, idaresi Türkçe konustugu için Türkçe bu merhaleyi kat etti.
Haci Bayram'ın şairleri, onların izinden gidenler İstanbul'da bir yüzyılda sakin, edali, kendinden emin, dosdoğru konuşan Türkçenin saltanatını kurdular. İstanbul'da iskan edilen Anadolu'nun dörtbir tarafından gelenler üç nesil sonra İstanbul türkçesini oluşturdular. Bu Türkçe Baki'yi yetiştirdi. Bir yanda Arapçanın saltanatı. Medrese Arapça konuşuyor. Diğer yanda selçukludan miras kalmış Farsçanın saltanati. Siir, edebiyat bu topraklarda Mevlana gibi farsçanin en büyük şairlerinden birini yetiştireli beri Farsçaya meyyal.
Baki medresede okudu. Parlak bir talebe. Müderris oldu. Yani çok iyi Arapça bildigi kesin. Elbette Farsça öğrendi, şiir Farsça ögrenmekten geçiyor, elbette iyi Farsça biliyordu.
Fakat o şiirini Türkçe yazdı!
İstanbul efendisi, kadısı oldu. İstanbul Türkçesinin şiir saltanatını ilan etti. Belki de Türkçeyi en güzele konuşan İstanbul efendilerin ceddi Baki idi.
Osmanlı ülkesinin yüzüsuyu oldu.
Adı sahfe-i âlemde kaldi.
Hoş sada bıraktı. Osmanlı saltanatı yıkılınca, Türkçenin şiir saltanatını da yıkmaya kalkiştılar. Bunu kısmen başardılar da.
Türkçenin şiir saltanatı yıkılınca, tavaif-i mülük zuhur etti. Kargaşa oldu. Fetrete düşüldü. Türkçe bu tavaif-i mülük kargaşasından, Baki'nin, Bakilerin dil zevkini, kudretini, kavrayışını ve enginligini kavrayan şairler ve yazarlar eliyle kurtarılacak.
Tekrar avazeyi âleme Davud gibi salan şairler ve yazarlar eliyle.
Türkçe musallada. Hiç olmazsa kadrini şimdi bilelim.
Kadrini seng-i musallada bilüp ey Baki
Durup el bağlayalar karşına yaran saf saf..

D. Mehmet DOĞAN
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Bâkî Kaldı mı?

Gazel


Bir lebi gonca yüzü gülzar dersen işte sen
Har-ı gamda andelib-i zar dersen işte ben

Lebleri mül saçları sünbül yanağı berk-i gül
Bir semenber serv-i hoşreftar dersen işte sen

Payine yüzler sürer her serv-i dil-cuyun revan
Su gibi bir âşık-ı didar dersen işte ben

Zülfü sahir turrası tarrar şuh-i şivekar
Çesmi cadü gamzesi mekkar dersen işte sen

Firkatinde teşne leb hatır perişan haste dil
Künc-i gamda bi-kes ü bi-mar dersen işte ben

Gözleri sabr u selamet ülkesini tarac eden
Bir amansiz gamzesi Tatar dersen işte sen

Bakiya Ferhad ile Mecnun-i şeydadan bedel
Aşık-ı bi-sabr ü dil kim var dersen işte ben


Baki
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
Ynt: Bâkî Kaldı mı?

Bâkî Türk edebiyatının müstesna şahsiyetlerinden biridir.Yazıda da sayın Mehmet Doğan değinmiş ya o bize hoş bir sada bıraktı giderken.Beyitlerindeki ahenk,anlam,güzelim Türkçe büyüleyici.

Yukarda da geçen ve benim Bâki denilince aklıma gelen ilk beyit hep;

Âvâzeyi bu aleme Dâvud gibi sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sada imiş

olmuştur.
.....

Mekânı cennet,ruhu şâd olsun.
O Bâkî kaldı aradan yüzyıllar geçmiş olsa da...


Paylaşım için teşekkürler .
 
Katılım
2 Nis 2007
Ynt: Bâkî Kaldı mı?

Baki bed nefy-i ebed Bursa'ya red (kanuni)
Bu feleğin çarkı döner bir gün ne sen baki ne ben baki(Baki)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Bâkî Kaldı mı?

İnsanlar bu alemden göç etmeden evvel gitme vakitlerinin yaklaştığını anlarlarmış sözünün en güzel örneklerinden biri de Bâkî'nin ölmeden önce yazdığı şu son şiiri olmalı:


Alayiş-i dünyadan el çekmeye niyyet var
Yakında adem dirler bir şehre azimet var

Uçdı bu fezalardan mürg-ı dil-i nalanım
Aram idemez oldum efkar-ı seyahat var

Nuş eylese bir aşik ta haşre dek ayılmaz
Bezm-i feleğin bilmem camında ne halet var

Bu halet ile ey dil sağ olmada alemde
Derd-ü gamı dilberle ölmekte letafet var

Ser terkine ka'ildir dünyaya gönül virmez
Terk ehlinin ey Baki başında sa'adet var.
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
Ynt: Bâkî Kaldı mı?

sevgili Dil-şâd seni Eski Edebiyat başlığında tekrar görmek sevindirici, burası sahibsiz kalmıştı...

bence bir daha bırakma burayı, çünkü bildiğim kadarıyla sen onu çok seviyorsun o da seni çok seviyor...
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Bâkî Kaldı mı?

Eyvallah Mustafa sağolasın,  madden burada olamamış olabilirim bir süre ama manen hep buradaydım biliyorsun ;)

Burası hiçbir zaman sahipsiz kalmaz merak etme, Eski Edebiyat öyle büyük bir derya ki balıklar sahip çıkmasa da Hâlık sahip çıkacaktır elbet... :)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Bâkî Kaldı mı?

Bâki'nin kaleminden özlü sözler


* Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş.

Bu kubbede ebedî kalan bir hoş ses imiş. (Bâki şairin mahlası olduğu için, bu mısrada hüsn-i tahallus vardır.)

* Hûb olan elbette kendin gösterür

Güzel olan elbette kendini gösterir.

* Mu'ayyen kıssadur sevmek sevilmek mâ-takaddemden

Sevmek, sevilmek eskiden beri bilinen hikâyedir.

* Nâdân komaz ki merdüm-i dânâ huzûr ede

Câhil komaz ki, âlim kişi rahat ede.

* Dil derdini gamunla dil-efgâr olan bilür
Bîmâr hâlini yine bîmâr olan bilür


Gönül derdini gamınla gönlü kırık olan bilir. Hasta hâlini yine hasta olan bilir.

* Tutdı cihânı pertev-i hüsnün güneş gibi
Doldı sadâ-yı aşkun ile kâh-ı kün fekân


Güzelliğinin ışığı güneş gibi dünyayı tuttu. Kün fekân sarayı (dünya), aşkının yankısı ile doldu.

* Bezm-i şevkün içre devr eyler felek bir câmdur
Câmda bir cür' adur aşkun şarabından şafak


Ey sevgili; felek seni arzulamanın meclisinde dönüp dolaşmakta olan bir kadehtir. Şafağın kırmızılığı ise, senin aşkının şarabından o kadehin dibinde kalmış bir yudumdur .
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Bâkî Kaldı mı?

Bir takım rivayetlerde ve doğaçlamalarda Bâkî:

Kanuni Sultan Süleyman, bir meseleden dolayı dönemin şairi Bâkî'ye

bâkî bed
nefyi ebed
bursa'ya red"


diyerek onu bursa'ya sürgüne gönderir. Bâkî de buna karşılık:

"Öldünse ey bâkî değildir cihan mülkü süleyman'a baki
Buna çarkı felek derler ne sen bâkî, ne ben bâkî
"

diyerek şâirâne bir cevap verir.

......................

derler ki;

Bâkî'nin en büyük ideali şeyhülislam olmakmış.Fakat bir türlü bu emeline nail olamamış. Bundan dolayı da kadrinin kıymetinin bilinmediğini düşünür bundan şikayet edermiş.
Bu düşüncenin ürünü olarak şu beyiti karalamış:

Kadrini sengi musallada bilip ey Bâkî
Varıp el bağlayalar karşında saf saf


.......................

Başka bir rivayete göre Bâkî ilk şiir denemelerini devrin reis-i şuârası olan Zâtî'ye götürür. Zâtî şiiri okur ve karşısındaki çocuğun böyle yazamayacağını düşünerek 'başkalarının şiirini çalmak günahtır,elini keserler' diye nasihat etmek ister.Bunu üzerine Bâkî 'şiir benimdir' der ve irticalen şu beyti söyler:

"Dime ey pir-i safa-bahş u leta'if-asar
Değilim tıfl ki hayide idinem iftar
"

böylece Zâtî şiirin Bâkî'ye ait olduğunu anlar ve onu tebrik eder.
 

nevakar

 
Katılım
13 Nis 2008
Ynt: Bâkî Kaldı mı?

Paylaşımların çok hoş Dilşad. Güzel anektodları arada bir yad etmek lazım.
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Bâkî Kaldı mı?

nevakar' Alıntı:
Paylaşımların çok hoş Dilşad. Güzel anektodları arada bir yad etmek lazım.
Eyvallah hocam. Hoşnut olmanızdan ziyadesiyle mutluluk duydum. Eminim sizlerde de mevcuttur buna benzer notlar, katkılarınızla bu tür küçük ayrıntıların artarak devam etmesi temennisiyle...
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
Ynt: Bâkî Kaldı mı?

İnsanlar bu alemden göç etmeden evvel gitme vakitlerinin yaklaştığını anlarlarmış sözünün en güzel örneklerinden biri de Bâkî'nin ölmeden önce yazdığı şu son şiiri olmalı:


Alayiş-i dünyadan el çekmeye niyyet var
Yakında adem dirler bir şehre azimet var

( Dünya nın gösterişinden el çekmeye niyet var /Yokluk denilen şehre yakında yolculuk var )

Uçdı bu fezalardan mürg-ı dil-i nalanım
Aram idemez oldum efkar-ı seyahat var

( İnleyen gönül kuşum bu fezalardan uçtu/ huzur bulamaz oldum seyahat düşüncesi var.)

Nuş eylese bir aşik ta haşre dek ayılmaz
Bezm-i feleğin bilmem camında ne halet var

( Felek meclisinin şarabında bilmem ne hâlet var ki/ Bir âşık içse haşre kadar uyanmaz.)

Bu halet ile ey dil sağ olmada alemde
Derd-ü gamı dilberle ölmekte letafet var

( Ey gönül ! Bu vaziyette âlemde sağ olmaktansa /sevgilinin derdi ve üzüntüsüyle ölmekte güzellik var.Yani ölmek daha iyidir.)

Ser terkine ka'ildir dünyaya gönül virmez
Terk ehlinin ey Baki başında sa'adet var.
( Ey Bâkî ,başını vermeye razı olduğundan dünyaya gönül vermeyen terk ehlinin başında selamet var.)



Noksanlık varsa bendedir :)
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
Ynt: Bâkî Kaldı mı?

İnsanlar bu alemden göç etmeden evvel gitme vakitlerinin yaklaştığını anlarlarmış sözünün en güzel örneklerinden biri de Bâkî'nin ölmeden önce yazdığı şu son şiiri olmalı:


Alayiş-i dünyadan el çekmeye niyyet var
Yakında adem dirler bir şehre azimet var

( Dünya nın gösterişinden el çekmeye niyet var /Yokluk denilen şehre yakında yolculuk var )

Uçdı bu fezalardan mürg-ı dil-i nalanım
Aram idemez oldum efkar-ı seyahat var

( İnleyen gönül kuşum bu fezalardan uçtu/ huzur bulamaz oldum seyahat düşüncesi var.)

Nuş eylese bir aşik ta haşre dek ayılmaz
Bezm-i feleğin bilmem camında ne halet var

( Felek meclisinin şarabında bilmem ne hâlet var ki/ Bir âşık içse haşre kadar uyanmaz.)

Bu halet ile ey dil sağ olmada alemde
Derd-ü gamı dilberle ölmekte letafet var

( Ey gönül ! Bu vaziyette âlemde sağ olmaktansa /sevgilinin derdi ve üzüntüsüyle ölmekte güzellik var.Yani ölmek daha iyidir.)

( Ey Bâkî ,başını vermeye razı olduğundan dünyaya gönül vermeyen terk ehlinin başında selamet var.)
Ser terkine ka'ildir dünyaya gönül virmez
Terk ehlinin ey Baki başında sa'adet var.

Noksanlık varsa bendendir :)
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
Ynt: Bâkî Kaldı mı?

İnsanlar bu alemden göç etmeden evvel gitme vakitlerinin yaklaştığını anlarlarmış sözünün en güzel örneklerinden biri de Bâkî'nin ölmeden önce yazdığı şu son şiiri olmalı:


Alayiş-i dünyadan el çekmeye niyyet var
Yakında adem dirler bir şehre azimet var

Uçdı bu fezalardan mürg-ı dil-i nalanım
Aram idemez oldum efkar-ı seyahat var

Nuş eylese bir aşik ta haşre dek ayılmaz
Bezm-i feleğin bilmem camında ne halet var

Bu halet ile ey dil sağ olmada alemde
Derd-ü gamı dilberle ölmekte letafet var

Ser terkine ka'ildir dünyaya gönül virmez
Terk ehlinin ey Baki başında sa'adet var.



( Dünya nın gösterişinden el çekmeye niyet var /Yokluk denilen şehre yakında yolculuk var )

( İnleyen gönül kuşum bu fezalardan uçtu/ huzur bulamaz oldum seyahat düşüncesi var.)

( Felek meclisinin şarabında bilmem ne hâlet var ki/ Bir âşık içse haşre kadar uyanmaz.)

( Ey gönül ! Bu vaziyette âlemde sağ olmaktansa /sevgilinin derdi ve üzüntüsüyle ölmekte güzellik var.Yani ölmek daha iyidir.)

( Ey Bâkî ,başını vermeye razı olduğundan dünyaya gönül vermeyen terk ehlinin başında selamet var.)

Noksanlık varsa bendendir :)