BAŞ TACI

Katılım
9 Tem 2006
#1
BAŞ TACI EDİLEN BİR AŞKTAN ALAŞAĞI EDİLEN BİR AŞKA

Malümunuz olduğu üzre popüler kültürün bizlere dayattığı insanlar özel hayatlarının kapılarını ve ilişkilerinin mahrem perdesini bizlere ardına kadar açarlarken geçen sürede ilişkilerin rengi değiştikçe hayatlarının özelinde bir “u” dönüşü yaparak “özel hayatımızla gündemi meşgul ettiğimiz için özür dileriz” derler.Bu artık alışılagelmiş bir tavır olduğundan burada değineceğim konu geçen hafta milyonların önünde edilen bir ilan-ı aşktan bugün hata olarak görülüp bitirilen bir aşkın psiko sosyal analizini subjektif bir bakış açısıyla yapmaktır.

Evlilik aşkı öldürür mü,aşkın ömrü üç yıl mıdır,aşk geçici sevgi kalıcı olan mıdır bilinmez ama aslolan neyi ve kimi istediğini bilip bilmeme haliyle alakalı sanırım.Evliliğin “iki farklı insanın ortak yaşam alanı”olduğu düşünülürse,evlilik beraber yaşlanılacak yani aynı yastıkta kocanacak bir kişide karar kılınması sürecidir.Yaşamın altın vuruşunu yaptığımız bir andır bu.Evlilik sadece bir imza mıdır yoksa insanın acılara,fedakarlıklara,ödün vermelere “evet”demesi midir?İnsan çoğu zaman atılan o imzanın bedelini hayatıyla öder.Ya tahammül eder,ya da sefer eyler!Seçilen kişinin doğru insan olduğuna inanmış bir gönülle kenetlenen ellerin hayat dağdağasına yenik düşüp ayrılması ne trajik bir sondur.Evlilik nakavtla sonlanan bir boks maçına dönünce yenen mağrur,acımasız ve kibirli;mağlüpsa meyus,acılı ve bitkindir.Oysa iki tarafta bilir ki bu maçın iki mağlübu vardır.Ancak narsist tarafımız kendini sivriltmekten haz duyar.Gidenler ve kalanlardır bir evlilikten arta kalan.Kalmak en acısıdır.Anılarla,hüzünlerle,eşyaların lal diliyle söyleşmektir kalmak.Gitmek en onurluca davranıştır kimi zaman.Yaşanan ve yaşatılanlara saygı duyarak gitmek.Giderken imza atılan evet sözcüğünün bedelini ödeyerek gider insan.Bir kalbin kütüğünden düşeceğini bilerek, “Artık anılarımda kal istiyorum”diyerek gider.

Evlilik bermuda şeytan üçgenine dönüşünce durum şöyle bir farklılık arz eder:Başrolde olanlar “iki kadın ve bir adamdır”Adam evlidir ve babadır.Kadın bekar ya da duldur.Aşkın zehirli çiçekleri ikinci kadının kalbinde açıncaya kadar adam iki kadını da doyasıya yaşar.İkinci kadın gölge mutluluklara tutsak hep bekler.Sadece bekler.Gelirse sarar,gelemezse ummadan bekler.Adam kollarını acıtan prangalarla,yüreğini sarmalayan zincirler arasında hapsolur.İlk kadının yılları ve emeği heba edilemez,gölge kadının aşkı ve teslimiyeti.Ama bir kalp iki aşkın meskeni olmaz.Ve her kadın dalda tek gül olmayı ister.Erkek aklıyla kalbi arasında kaldığı dönemde bir refleks olarak önce kalbini tercih eder.İlan-ı aşkını pervasızca duyurur herkese.Boşanacağını,gölge kadının yüreğine rücu edeceğini söyler.İlk kadın yıkılırken gölge kadının gururu okşanır.Aşk kazanmıştır zahirde.Batındaysa insaniyet kaybetmiştir.

İlk kadınlar için üzülüyorum.Emeklerine ihanet edildiği için,analıkları bir aşka tercih edildiği için.Ama hayat hep tek tercihe sığmıyor bazen.Hayat gidene gel,gelene git diyememekten ibaret kalıyor.İlan-ı aşk cüretini gösteren erkekleri kutluyorum.Aşkı kutsadıkları,sınırlarına rağmen sınırsızca sevdikleri ve gölge kadının sevdasına sahip çıktıkları için.Aşk kazandığından,sevda gündelik kaygılara kurban edilmediğinden seviniyorum.Ama erkekler ve kadınlar bir refleks olarak tercih ettikleri kalplerinin vebalini taşıyamıyorlar.Hataydı,yanlıştı,doğruya döndük diyerek tabiri yerindeyse tükürdüklerini yalıyorlar.Yazık ediyorlar bir aşka,ihanet ediyorlar yaşananlara.Keşke diyorum kalbimizde beslediğimiz temiz duygular kalbimizde kalsa ve içimizdeki sevgiliyi kirletmesek kendisiyle.
 
E
#2
Bu yazınızla -tabi bu sizin yazınız ise, belirtmemişsiniz de onun için belirteyim istedim- alakalı olarak bizzat size şunu sormak istiyorum: Evliliğin bir manası olduğunu bir türlü çıkaramadım bu yazıda. Yoksa yok mu?

[Yazacaklarım, sizin yazınızla birebir ilgili değildir, dediğiniz gibi popüler kültürde -tabiri caizse- gözümüze sokulan bazı şeyler hakkında kendi yorumlarımdır.]

Aşkın böylesine kirletilip bir paçavra haline getirilmesine ve sonra da buna "aşk" denilmesine sonuna kadar karşıyım.

Aşk her ne kadar duygu işiyse, mantık hiçbir zaman susmaz insanın hayatında. Hele, evliyken başka bir şahısa meyledilmişse, böylesine tehlikeli bir durumda galip gelen "aşk" değil, ne olduğunu kestiremediğim berbat bir hazdır sadece. Ve bu bir hatadır. Üstüne bir de bunu haykırmak, tüm insanlığı utandıracak birşeydir. Buna da karşıyım.
 
B

Bumin

#3
"psiko sosyal analiz"

tırnak içine aldığım yargı ile yazının hiçbir alakası yok. aslında bu yazının hiçbir şeyle doğru düzgün alakası yok. bu yazının ne "psiko"yla ne "sosyal"la ne de cemiyet gerçekleriyle münasip olan bir tarafı vardır.

Evliliğin “iki farklı insanın ortak yaşam alanı”olduğu düşünülürse,evlilik beraber yaşlanılacak yani aynı yastıkta kocanacak bir kişide karar kılınması sürecidir.
eğer evliliği tırnak içindeki altı kelimeyle tanımlamaya kalkışırsanız ve bir karar verme süreci olarak düşünürseniz elbette anlamsız, sığ, tamamen şehvete dayanan bir ilişkiden bahsetmiş olursunuz ve bahsolunan olayın bu idrak seviyesine uygun, gayet tabii bir vak'a olduğunu söylememiz icab eder.

yazının gerisini değerlendirmeyi gereksiz buluyorum.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap