Bilinmeyen Tarih...

  • Konbuyu başlatan cengaver
  • Başlangıç tarihi
C

cengaver

#1
Evet tarihe gömülmüş bilinmesi gerekip bilinmeyen, bilinemeyen, bildirilmeyen nice nice olaylar var.Edebiyattan birazcık olsun uzaklaşıp dünya tarihine eğilmek istedim.Öyle çok da eskiye değil bir kaç haftalık bir hadiseye eğilip tarih perdesini şöyle kenarından aralamaya ne dersiniz...

Aranızda son bayramını dahi yaşamasına izin verilmeden asılan Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'e üzülenleriniz var mı?Muhakkak vardır.Bu soru bana sorulmuş olsa kesinlikle 'hayır' cevabı verirdim.Bu cevabı diktatörlüğünden dolayı falan değil o diktatörlüğe çıkış hadisesinden dolayı verirdim.
1950'li yıllar...
Ürdün'den Irak'a gelen Peygamber Efendimiz'in soyundan olan Faysal'a,o zamanlar Irak'taki Türkmenlerin paşası tarafından koruyup kollama sözü verilir.Faysal Kral olarak Irak'ın başına geçer.Ülkeyi refah içinde yönetmeye başlar.Ancak o zamanlar binbaşı olan Saddam Hüseyin ve etrafındaki subaylar darbe yapıp Kral Faysal'ı tahttan indirmeye karar verirler.Evet bu planlarını gerçekleştirirler hem de adice,insafsızca..Kral Faysal gibi seyyid soyundan gelen bir zatı Irak sokaklarında at arabasının arkasında sürüklerler.Hem de bir bayram arefesinde...Seneler geçer hak yerini elbet bulacaktır... O gün o mübarek zatı at arabasının arkasında sürükleyenlerden ikisi Irak savaşında kurşuna dizilir,diğeri yani Saddam Hüseyin bayramı bile göremeden idam edilir.
Malum diktatörün döneminde Fahri Korutürk, Irak'taki Türkmenleri ziyaret eder. Ziyaret eder etmesine de onların ağır eleştirileriyle karşılaşır.Kendi lehçelerince:
Hoş geldü,sefa getürdü
Bizler çok öldük de kurtulduk mu?
Sizler insafa geldünüz mü?
diye karşılarla onu...
Türkmenler Irak'ta çektiğimiz sıkıntılarda yanımızda neden yoktunuz diye sitem etmektedir Fahri Korutürk'e.Bu hadise Türk basınında geniş yer bulur ve Osman Yüksel Serdengeçti ile Ahmet Kabaklı ayrı ayrı gazetelerde bu olayı değerlendirirler: Evet haklısınız;lakin siz yıllar önce Kral Faysal'a vermiş olduğunuz sözü tutmayıp onu devrim esnasında koruyup kollamadınız.Şimdi bu neyin sitemi.



Dünyaya iyi bakın,nerede bir sorun ;savaş, açlık, çile varsa muhakkak cedlerinin yaptığı bir hatadan dolayı düçar olmuştur o ceza onlara. Dünya yaratıldı yaratılalı iki şeyin cezasını ağır öder: İtikatsızlık, İtaatsizlik.

Keşke Filistinli Kardeşlerimiz İngiliz Ajanı Lawrence'ın propagandalarına kulak verip Osmanlı'ya itaatsizlik etmeseydiler,Balkanlar yıllar yılı refah içinde kendisini yönettiği mukaddes sultanlığa sırtını dönmeseydi,Çeçenistan Vahhabilik zihniyetinde değil de Ehl-i sünnet inancında olsaydı, Lübnan Ortadoğunun en mükemmel fuhuş ve kumar merkezi olmasaydı keşke...Olmasaydı da belaya düçar edilmeseydi keşke.Hz. Allah bazı hataların cezasını dünyadayken keser.Kafirlerin cezasını ise ahirete saklar ki dünyada verip de azalmasın cezanın derecesi...

Sözlerimi hepimizin bildiği şu sözle bitirmek istiyorum: Kul belâ görmez,hak yazmadıkça;Hak belâ yazmaz kul azmadıkça....

selametle...​
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#2
Keşke Filistinli Kardeşlerimiz İngiliz Ajanı Lawrence'ın propagandalarına kulak verip Osmanlı'ya itaatsizlik etmeseydiler,Balkanlar yıllar yılı refah içinde kendisini yönettiği mukaddes sultanlığa sırtını dönmeseydi,Çeçenistan Vahhabilik zihniyetinde değil de Ehl-i sünnet inancında olsaydı, Lübnan Ortadoğunun en mükemmel fuhuş ve kumar merkezi olmasaydı keşke...Olmasaydı da belaya düçar edilmeseydi keşke.Hz. Allah bazı hataların cezasını dünyadayken keser.Kafirlerin cezasını ise ahirete saklar ki dünyada verip de azalmasın cezanın derecesi...
Umarım geçmişteki yanlışlarından ve şu an yaşanılanlardan bir ders alıp olması gerektiği gibi inanmaya ve yaşamaya başlarlar.Yoksa bu durum Cengaver kardeşimin anlattığı gibi ne bir ilkti ne de bir son olacaktır.Mevla ümmet-i müslümana akılla fikirle hakeret etmeyi nasib etsin...

Selametle
 
Katılım
25 Şub 2006
#3
Kardeşim yazını okur okumaz aklıma takılan soru şu oldu: Acaba bulma sırası kimde? Malum "Eden bulur"muş.

Anlattıklarından ve benzeri hadiselerden birileri ibret almadıkça edecek ve ettikçe de bulacak. Birileri de arkalarından eden bulurmuş diyecek.

Sizce İslam sancağını devralmış bir millet olarak bu bayraktarlığın hakkını ne kadar teslim ediyoruz ve acaba bulma sırası kimde?

dide-i ibretle bak kim ağyara
dedirtme ardınca "men dakka dukka"
(Firârî)
 
C

cengaver

#4
Yazılarımda hep bir eksiklik hep bir burukluk mevcud idi...Sonunda aylar sonra Firârî kardeşimin rucu bulmasıyla ve yazımı bir beyitle tamama erdirmesiyle duygularım cûş-ı hurûc eyledi... Teşekkürler kardeşim...
Aklına takılan soruya gelince; 'etmeler' devam ettiği sürece 'bulmalar' da devam edecek.Çünkü Allah'ın adaletinden şüphe yoktur.Peki Osmanlı'ya Türkiye Tükleri olarak bizim yaptığımız ihanetin bedeli ödendi mi?En nihayetinde Abdulhamid'i tahttan indirip Selânik'te metruk gibi bir eve garip bir şekilde sürgün edişin cezası çekildi mi? Neyse konuyu çok da mistik bir havaya çekip de kafaları bulandırmayalım en iyisi.Hayırlısı....

selametle...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#5
Ynt: Bilinmeyen Tarih...

bilinmeyen tarihimizi bir gün hallaç pamuğu gibi dağıtıp da evet biz tarihimizi biliyoruz diyebilecek miyiz ?
 
Katılım
19 Ağu 2007
#6
Ynt: Bilinmeyen Tarih...

uluğbey' Alıntı:
bilinmeyen tarihimizi bir gün hallaç pamuğu gibi dağıtıp da evet biz tarihimizi biliyoruz diyebilecek miyiz ?
Bu soruyu görünce aklıma türbelerin kapalı olduğu zamanlarda Türkiye'yi ziyarete gelen yabancı bir misafirin Süleymaniye külliyesini ziyaretinden sonra bu sanat harikasının mimarının kabrini görmek istemesi üzerine dönemin bakanının utana sıkıla "bazı sebeplerden dolayı bir süreliğine türbelerin kapalı olduğu"nu söylemesi geldi. Yabancı misafirin bunun üzerine söylediği çok manidardır:
- Tarihi olmayan milletler kendilerine tarih uydurmakla meşgulken, sizin gibi şanlı tarihe sahip bir millet nasıl tarihini unutmaya çalışır.

Acaba tarihimizi bilmemizin sebebi ne ola ki? Neden unutturulmaya çalışıldı bu muhteşem tarih? Ne umuldu da ne bulunamadı? Bu soruların cevabı bulunabilir mi inanın bilmiyorum. Bulunsa bile dile getirilebilir mi? Cevabı size kalmış.
 
B

BirSerdar_i_KeRRaR

#7
Ynt: Bilinmeyen Tarih...

Keşke Filistinli Kardeşlerimiz İngiliz Ajanı Lawrence'ın propagandalarına kulak verip Osmanlı'ya itaatsizlik etmeseydiler
Ve bir daha görüldü ki;ihanet,tarihin hiç affetmediği ve cezasının en ağır olduğu bir olguydu... Bir başka taraftan baktı tarih,iki farklı yönden bir büyük ceddin ispatına delil verdi..ona yapılanın cezasının büyüklüğü... ikincisi sadece bir fermanla veyahut askerinin elbisesini göndermekle kaleleri zabt u rabt eyleyen,diğer milletleri esaretten kurtaran bir güçtü o.halbuki şimdi,dünya bir araya gelmeye çalışıyor,lanetler yükseliyor,ama hiç biri toprağa düşen minik bedenlerin birazdan soğuyup o sonsuz yolculuğa çıkmasına engel olamıyor...
Aslında ihanet için o kadar uzağa gitmeye de gerek yok,korkum o ki tarihte onlardan daha büyük bir nefretle ihaneti gerçekleştiren,ceddini red eden,iki bileğini kesip intihar sözü verilen Sultan Abdulaziz'lerin,Selanik'te oturacak bir iskemlesi dahi olmayan bir eve sürülüp bu milletin çocuklarına kızılsultan diye tanıtılan Sultan Abdulhamid Han'ların,Son padişahını -hayatı hakkında en ufak bir bilgisi dahi olmadan- hainlikle suçlayan Türkiye Türklerinin cezası ne ola ki.. Ayet-i Kerimlerde belirtilir ki bir millete ceza vuku bulacağı zaman yaş'ı da kuru'suyla beraber yanar... O yanış o yaş için bir ceza değil günahlarına kefaret veya belki de derecat içindir ama o da diğeriyle beraber o cezaya mülhak olur... başta filistinli her bir kardeşimiz için önce istiğfar sonra dua ile başlasak daha tesirli olur,belki onların değil ama kendi cedlerinin hatalarının bir önce affedilip cezasının onlara isabet etmemesi ve ahirete kalmaması için indillah'tan gelen beu cezanın bir önce affı için yalvarış, umulur ki yerini bula...
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap