Biraz da Fıkra...

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#1
Mizah bölümünde eksik olan ve uzun zamandır eklemeyi düşündüğüm bir başlıktı. Herkesin çok güldüğü bir fıkra vardır mutlaka değil mi?
Ben birkaç tane ile başlayayım:

SAY
Bizim küçük Temel, Okuldan bir türlü mezun olamıyor. En sonunda öğretmen:
-Oğlum seni imtihan edeceğim. Bilirsen seni mezun edeceğim.
Temel sevinir, sözlüye kalkar... Hoca:
-Söyle bakayım Temel, İngiltere'yle Fransa kaç kez savaştılar?
Küçük Temel:
-Alti defa savaştiler öğretmenum.
Hoca:
-Aferin sana Temel, tebrik ederum, der.
Küçük Temel, mezun oldum sevinciyle hocaya bakarken, hoca:
-Peki say bakalım savaşları, demez mi?
Küçük Temel:
-Bir... İki... Üç... Dört... Beş... Alti.




YAVAŞLA

Adamın biri yeni aldığı arabasıyla otobana çıkmış, arabasını deniyor. Yol boyunca tabelalar görüyor:

"YAVAŞLA 50 km" Hızını 50'ye düşürüyor.


"YAVAŞLA 40 km" Hızını 40'a düşürüyor.


"YAVAŞLA 30 km" Hızını 30'a düşürüyor.


"YAVAŞLA 20 km" Hızını 20'ye düşürüyor.


"YAVAŞLA 10 km" Hızını 10 km'a düşürüyor.
Ardından bir tabela daha

"YAVAŞLA'ya HOŞ GELDİNİZ


FADİME FEMİNİST OLURSA
Dünya Feministler Kongresinde konuşmacılar görüş belirtmektedir. Amerikalı bir hanım şöyle der:
-Ben iyi bir şirketin genel müdürüyüm. Artık alışveriş yapmaktan bıktım. Kocama "bundan sonra alışverişleri sen yap" dedim. Baktım, birinci gün oralı olmadı, ikinci gün oralı olmadı, üçüncü gün yaptı...
Alman konuşmacı:
-Ben iyi bir şirkette üst düzey yöneticiyim. Bir gün kocama "ben artık bulaşıkla ilgilenmekten bıktım, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gün yapmadı, ikinci gün yapmadı, baktım üçüncü gün yapmış...
Fadime kürsüye çıkmış:
-Ben kendimi bildim bileli temizlikçiyim. Geçen gün Temel'e "ben artık çamaşır yıkamaktan mahvoldum, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gün göremedim, ikinci gün göremedim, üçüncü gün gözüm yavaş yavaş görmeye başladı...



Avcı

Bir AVCI diğerine sordu:
Köpeğinizi satın almak istiyorum ama sadık mıdır?
-Hem de fazlasıyla sadık. Size bu konuda yüzde 100 garanti verebilirim.
-Nasıl bu kadar emin olabilirsiniz?


Şimdiye kadar 5 kere sattım. Her seferinde de geri geldi.
 
Katılım
8 May 2007
#2
Ynt: Biraz da Fıkra...

Dil-şâd' Alıntı:
Mizah bölümünde eksik olan ve uzun zamandır eklemeyi düşündüğüm bir başlıktı.
Evet fıkralarla ilgili bir bölüm yoktu iyi olmuş, teşekkürler. Biraz da benden...



Dört üniversite öğrencisi sabahleyin uyanamayarak matematik finalini
kaçırırlar, sınav ertesinde hocalarını yakalayıp, zar zor bindikleri
arabanın lastiği patladığı için sınavı kaçırdıklarına ikna ederler.

Kadın, yalvarmalarına dayanamayarak, bu dört arkadaşa sınavı 3 gün
sonra yapacağını söyler. sınav günü geldiğinde, matematik hocası bizim dörtlüyü sınıfın dört köşesine oturtur.

Finali geçmek için de en az 50 almak lazımdır, sınavda da 5 soru vardır. Sayfanın önündeki 4 matematik sorusu basit sorulardır ve her biri 10 puanlıktır.
Kağıdın arkasındaki soru ise 60 puanlıktır ve de soru aynen şöyledir
Hangi lastik patladı?




Öğretmen küçük Victor'a sordu:
-İki yüzlü kime derler?
-Okula, güler yüzle gelen öğrenciye!



Temel, İdris'e havasını atıyormuş:
Haçan penum buyük dedem Rus harbinde Ruslara karşi savaşti...
Dedem Çanakkale harbinde İnciluzlere karşi savaşti...
Babam Kurtuliş Savaşı'nda Yunan'a karşi savaşti...


İdris atılmış:
Ula demiş, haçan senun de ne geçimsuz sulalen var imiş!



Kim Daha Zeki
Küçük Temel`le arkadaşları sınıfta aralarında kim daha zeki diye tartışıyorlarmış
Küçük Temel:
- Ben çok zekiyimdir, üç aylıkken yürümeye başlamışım, demiş.
Oradan Dursun hemen atlar:
- Sen ha buna zeka mi deyisun. Haçan ben üç yaşına kadar kendumi kucakta taşittum.
 
Katılım
21 Tem 2007
#3
Ynt: Biraz da Fıkra...

Zamanın en büyük Mafya babası Çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir. Jüri üyelerinin içinde Temel de vardır. Mafyanın adamları mahkemeden önce Temeli bir kenara çekerler ve şöyle derler:

-"Temel ne yap et Babanın idam kararını müebbet'e çevir yoksa bu senin sonun olur" derler!!!

Temel'in içine korku düşmüştür:

-"Acep ne yapsam da bu adamı kurtarsam"

diye düşünür.

Dava başlar günlerce devam eder ve nihayet Jüri üyeleri karar vermek üzere odalarına geçerler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra jüri geri gelir ve kararını okur:

-"Müebbet hapis" derler.

Bunu duyan Babanın adamları ne yapacaklarını şaşırırlar doğru Temel'e gidip:

-"Afferim sana Temel şimdi gözümüze girdin" derler.

-"Ehh be Temel iyi güzel de bu işi nasıl başardın?" diye sorarlar. -

de bu işi nasıl başardın?" diye sorarlar. Temel:

-"Sormayın bre uşaklar" der.

-"Millet Beraat Beraat diye tutturdu Müebbete çevirene kadar aklan karayı seçtim" der.
 
Katılım
26 Nis 2007
#4
Ynt: Biraz da Fıkra...

Vakıf çalışanları, zengin Temel’den henüz bağış almadıklarını farketmiş,
içlerinden biri ikna etmeye çalışıyor;
-Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500 bin dolar, ancak bugüne
kadar hiçbir hayır kurumuna bağışta bulunmamışsınız... O paranın bir
kısmını tekrar topluma iade etmek istemez miydiniz?...
Temel bir süre düşünmüş;
"-Araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu
ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin birkaç kat üstünde olduğunu
da gösterdi mi?..."
Görevli utanmış;
-Şey, hayır...
"-Sonra, kardeşimin malul bir gâzi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum
olduğunu?..."
Görevli utancından kıpkırmızı kesilmiş, özür dilemeye çalışırken Temel
sözünü kesmiş;
"-Ya da kızkardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç
çocuğuyla beş parasız bıraktığını..."
Görevli yerin dibine geçmiş, sadece; 'Hayır, hiçbir bilg! im yoktu' diye
mırıldanmış.
Temel, bir kez daha sözünü keserek devam etmiş;
"-Pekala, ben onlara zerre kadar para vermezken size niçin vereyim?"
 
Katılım
26 Nis 2007
#6
Ynt: Biraz da Fıkra...

Temel'in babası vefat eder. Cenazeye gelen bir aile dostu Temel'e sorar: Nasıl oldu?
Cevap: 30. kattan aşağı düştü.
Adam: Vah, vaah!! Desene çok feci ölmüş.
Temel: Yok yok öyle ölmedi. Tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp yükseldi.
Adam: Vah vaah!! Daha şiddetli çakıldı o zaman.
Temel: Yok!! Karşıdaki kasabın tentesinden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına...
Adam: Demek çatıya çarpıp öldü.
Temel: Yok ya! Çatıdan yuvarlanıp elektirik tellerine gitti.
Adam: Deme ya! Çarpıldı o zaman.
Temel: Yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı.
Adam: 200 metreden yere çakıldı öyle mi? Yazık...
Temel: Yooo.. Ordanda yine kasaba.. En sonunda bunalan adam Temel'e bağırarak sordu:
-Ulan nasıl öldü bu adam?
Temel: Baktık durmuyor.. Vurduk.. :)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#7
Kaplumbağa Temel

KAPLUMBAĞA TEMEL

Dört kaplumbağa, pikniğe çıkmaya karar vermiş. Erzakları hazırlayıp; bir yıl, iki yıl, beş, on yıl derken, otuz yıl sonra piknik yerine varmışlar. Gazozları, yiyecekleri, herşeyi ortaya çıkarmışlar. Bir bakmışlar gazoz açacağı yok. Tek çözüm, birinin eve gidip açacağı alıp gelmesi.
Görev, içlerinde en küçük kaplumbağa olan Temel'e düşmüş.
Genç kaplumbağa:
-"Ben gelene kadar buradaki yiyeceklere dokunmayacağınıza söz verirseniz giderim"...demiş.
Diğerleri bunu kabul etmiş. Temel, yola çıkmış; bir,iki, on, yirmi yıl geçmiş.
Bu arada, yaşlı kaplumbağalardan biri fenalaşmış. Arkadaşları ne yapsa faydasız, son bir dileği olup olmadığını sormuşlar:
-Gerçi genç kaplumbağaya söz verdik ama, şuradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu?...
-Elbette...
Diyerek, sarmalardan birini vermişler. Tam ağzına atacağı sırada, genç Temel, çalıların arasından fırlamış:
-Gitmiyorum işte banane, gitmiyorum...
 
Katılım
27 Mar 2006
#8
Ynt: Biraz da Fıkra...

California da yasanmis ve kayitlara gecmis bir olay dosyasi

Adamin biri yeni ulastigi otele kaydini yaptirir. Odasina girdiginde masada
bir bilgisayar gorur ve karisina e-mail atmaya karar verir. Fakat yazdigi
mesaji farkinda olmadan yanlis bir adrese gonderir... Tam bu sirada farkli
bir yerde kadin, kocasinin cenaze toreninden evine yeni donmustur ve
bilgisayarindaki maili gorur, arkadaslarindan geldigini dusundugu maili
okuyunca oldugu yere yigilip kalir. Odaya giren annesi yerde yatan kizini ve
ekrandaki mesaji gorur

Kime: Sevgili karima
Konu: Yeni Ulastim
Tarih: 16 Mayis 2004
Benden haber aldigina sasiracagindan eminim. Burada bilgisayar var ve
sevdiklerimize e-mail gonderebiliyoruz.Buraya yeni ulastim ve kaydimi
yaptirdim. Hersey yarin senin buraya gelecegin dusunulerekhazirlanmis.
Seninle bulusmayi dort gozle bekliyorum Umarim benim gibi sorunsuz bir
yolculuk
gecirirsin.
NOT: Burasi cok sicak.
 
Katılım
19 Ağu 2007
#9
Ynt: Biraz da Fıkra...

Bir mazoşist bir sadiste demiş ki:

-Şu kırbacı alıp bana vursana!.. Göreceksin sen de çok zevk alacaksın!...

Sadist cevap vermiş:

-Haayıııııır!... Ha ha haaa.... (Bu fıkrada ses tonu çok önemliydi. Siz kulağınızda canlandırın bizahmet :))
 
Katılım
27 Mar 2006
#10
Ne görüyorsun..?

Sherlock Holmes ile Dr.Watson kampa giderler.Güzel bir yemek yedikten sonra uykuya dalarlar.Birkaç saat sonra Holmes uyanır ve arkadaşını dürtükler.
"Watson,yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle!"Watson cevap verir:
"Milyonlarca yıldız görüyorum!"
Holmes sorar:"bu sana neyi gösteriyor?"
Watson bir an düşünür ve cevaplar:"Astronomi olarak milyonlarca gezegenin varlığını görüyorum.Yıldızların konumuna bakarak saatin 3'ü çeyrek geçtiğini çıkarıyorum.Teolojik olarak Allah'ın kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum.Meteorolojik açıdan da bugün havanın çok güzel olocağını tahmin ediyorum.
Neden sordun?Sana ne gösteriyor?
Holmes arkadaşını sabırla dinlemiştir ama artık dayanamaz:"Çadırımızı araklamışlar!"
 
Katılım
27 Mar 2006
#11
Artı İşareti

Artı İşareti
Musevi ailesinin en büyük derdi 10 yaşlarındaki çocuklarının matematikten sürekli “0” getirmesiymiş. Sıkıştırmışlar olmamış, ders aldırmışlar olmamış. Son çare, bir katolik okuluna kaydettirmişler. Çocuk bir süre sonra matematik notunu düzeltmiş, sürekli 10 getirmeye başlamış. “Peki ne oldu da bu çocuk böyle 180 derece dönüş yaptı?” sorusuna yanıt aramaya başlamışlar. Çocuk ısrarlı sorulara önce yanıt vermek istememiş. Sonunda bir gün gerçeği itiraf etmiş: “Okula girdiğim gün adamın birini ‘artı’ işareti üzerine çivilediklerini gördüm. O zaman bu işin ciddiyetini anladım!..”
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#12
Harika Organizasyon...

Harika organizasyon

         Bir adam bir taraftan arkadaşıyla yürüyüp diğer taraftan da çakısıyla oynarken yanlışlıkla parmağını kesti. Biraz ileride bir dispanser vardı. Parmağını kesen adam arkadaşına: 

            «Ben şurada pansuman yaptırayım» dedi ve dispansere girdi.

           İçeri girdiğinde, karşısına iki kapı çıktı. Birinin üstünde «Hastalıklar», ötekinin üstünde «Yaralar» yazılıydı.

           «Yaralar» yazılı kapıda girdi. Bu defa da iki kapıyla karşılaştı. Birinin üstünde «Kemik», ötekinin üstünde «Kas» yazılıydı. «Kas» yazılı kapıdan girdi ve yine iki kapıyla karşılaştı.

           Birinde «Önemli»,ötekinde «Önemsiz» yazılıydı. «Önemsiz» yazılı kapıdan girdi ve kendini bir anda sokakta buldu.

           Onun, dispanserin bir kapısından girip, aradan bir dakika bile geçmeden, bir başka kapısından çıktığını gören arkadaşı merakla sordu:

«Nasıl oldun, İyi baktılar mı ?» dedi.

            Adam, hafif kanayan parmağını göstererek:

            Hayır, bakan olmadı.

            Ama organizasyon süperdi...
 
Katılım
27 Mar 2006
#13
Ynt: Biraz da Fıkra...

Adam, köşe başındaki dilenciye para verirken gönlünü de almak istedi:
-Ayagin topal ama şükret,ya kör olsaydın?
-Körlüğü de denedim be abi ,is yok! Yüzlük diye ellilikleri yutturuyorlar...

Benim çok hoşuma gitti..:)
 
S

SERTER

#14
Ynt: Biraz da Fıkra...

ya o yavaşla değil gerçek hikaye biliyosunuz dimi ankaranın ilçesi "yavaş" ama yinede harikaydı ha hahah
 
S

SERTER

#15
Ynt: Biraz da Fıkra...

fadime temele demişki
-bu gece bize gel kimse yok
temel gece eve gittmiş kapıyı çalmış çalmış hakkaten kimse yokmuş


ben buna öldüm biliyomusunuz hemde bir laz anlattı
 
S

SERTER

#16
Ynt: Biraz da Fıkra...

ferahsan' Alıntı:
Temel'in babası vefat eder. Cenazeye gelen bir aile dostu Temel'e sorar: Nasıl oldu?
Cevap: 30. kattan aşağı düştü.
Adam: Vah, vaah!! Desene çok feci ölmüş.
Temel: Yok yok öyle ölmedi. Tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp yükseldi.
Adam: Vah vaah!! Daha şiddetli çakıldı o zaman.
Temel: Yok!! Karşıdaki kasabın tentesinden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına...
Adam: Demek çatıya çarpıp öldü.
Temel: Yok ya! Çatıdan yuvarlanıp elektirik tellerine gitti.
Adam: Deme ya! Çarpıldı o zaman.
Temel: Yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı.
Adam: 200 metreden yere çakıldı öyle mi? Yazık...
Temel: Yooo.. Ordanda yine kasaba.. En sonunda bunalan adam Temel'e bağırarak sordu:
-Ulan nasıl öldü bu adam?
Temel: Baktık durmuyor.. Vurduk.. :)
öldümmmmmmmmmmm hahahaha
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#17
Ynt: Biraz da Fıkra...

Temel ile Fadime tam 40 yıldır flört ediyorlarmış. Bir buluşmalarında Fadime Temel'e :
-Temel biz 40 yıldır flört ediyoruz, artık evlenme zamanımız gelmedi mi? diye sorar... Temel de:
-Saçmalama Fadime otur oturduğun yerde, bizi bu yaştan sonra kim alır. der...
 
S

SERTER

#18
Ynt: Biraz da Fıkra...

KOPRU

Ucuncu Bogaz Koprusu'nu Japon, Amerikan ve Turkler'den olusan bir konsorsiyum almis. Tam acilisin yapilacagi sirada kurdela kesilirken kopru buyuk bir gurultuyle yikilmis.

Japon; 'gitti butun emeklerim, mahvoldu kumlarim' diyerek harakiri yapmis. Amerikali; 'gitti celiklerim, tonlarca celik yikildi' diyerek tabancasini cekip intihar etmis.

Tum bunlari izleyen Turk muteahhit de derin bir 'Oh!' cekerek yanindakilere donmus: ' 'Iyi ki cimento koymamisim, yoksa bunlar gibi mahvolurdum'...'
 
G

gülücüğüm

#19
Ynt: Biraz da Fıkra...

İki arkadas bir gece yürüyerek
eve dönerlerken, bir tanesi, biraz macera olur eğleniriz
düşüncesiyle ilerideki mezarlığa girip kestirmeden gitmeyi
önerir ve diğeri de hemen kabul eder. Mezarlığın içine
girerler ve yürümeye başlarlar. Çok derinlerden "tong tung"
diye garip seslerin geldiğini farkederler.İki arkadaş bir
taraftan tırsarak bir taraftanda tırstıklarını birbirlerine
belli etmeyerek yürümeye devam ederler ama bu korkunç ses
onlar yürüdükçe artmaktadır. Epey ilerledikten sonra ilerideki
sis bulutunun arkasında bir kıpırtı görürler. İyice
tırsmışlardır artık ama "erkeklik" ya, yürümeye devam ederler.
Sis biraz dağıldığında, farkederler ki, bir mezar başında bir
yaşlı bir adam, elinde çekiçle mezar taşına birşeyler yazmaktadır.
Bunu gören iki arkadaş, müthiş bir şekilde rahatlayarak sorarlar
adama :
"Üf yahu amca, bu saatte çalışılır mı? Biz de seni hayalet
sanıp korkmuştuk !"
Yaşlı adam da şöyle bir kafasını kaldırıp gençleri süzdükten
sonra sinirle homurdanır :
Adımı yanlış yazmışlar evlat!!!
 
S

SERTER

#20
Ynt: Biraz da Fıkra...

gülücüğüm' Alıntı:
İki arkadas bir gece yürüyerek
eve dönerlerken, bir tanesi, biraz macera olur eğleniriz
düşüncesiyle ilerideki mezarlığa girip kestirmeden gitmeyi
önerir ve diğeri de hemen kabul eder. Mezarlığın içine
girerler ve yürümeye başlarlar. Çok derinlerden "tong tung"
diye garip seslerin geldiğini farkederler.İki arkadaş bir
taraftan tırsarak bir taraftanda tırstıklarını birbirlerine
belli etmeyerek yürümeye devam ederler ama bu korkunç ses
onlar yürüdükçe artmaktadır. Epey ilerledikten sonra ilerideki
sis bulutunun arkasında bir kıpırtı görürler. İyice
tırsmışlardır artık ama "erkeklik" ya, yürümeye devam ederler.
Sis biraz dağıldığında, farkederler ki, bir mezar başında bir
yaşlı bir adam, elinde çekiçle mezar taşına birşeyler yazmaktadır.
Bunu gören iki arkadaş, müthiş bir şekilde rahatlayarak sorarlar
adama :
"Üf yahu amca, bu saatte çalışılır mı? Biz de seni hayalet
sanıp korkmuştuk !"
Yaşlı adam da şöyle bir kafasını kaldırıp gençleri süzdükten
sonra sinirle homurdanır :
Adımı yanlış yazmışlar evlat!!!
harika ya tuttum bunu
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap