Biraz da Fıkra...

Z

ZeRRe

Ynt: Biraz da Fıkra...

Dursun Amerikadan temeli arar hal hatır sorulduktan sonra
Temel: Ula dursun el memleketlerınde nasıl gecinırsun der.
Dursun:Gülerek oda bi şey mi sadece yere düşen paraları toplayrum gül gibi gecinıp duruyorum der.Temelde amerikaya gitmek için heveslenir,çok zor şartlar sonucunda nihayet amerikaya gider ve havaalanında arkadaşı Dursunu beklemek üzere bir banka oturur,yanında unutulmuş içi dolar dolu çanta görür,
şöyle bir etrafa bakınır vee AMAN BE İLK GÜNDENDA İŞEMİ BAŞLANILUR:)
 
Z

ZeRRe

Ynt: Biraz da Fıkra...

temel inegini satmak için pazara gıder temel önde ınegı arkada yavas yavas gıderken taksici dursun temelın yanında durur.
_hayrola temel nereye gideyısun der
_ineğumu satmak için pazara gıdeyırum taksınle bizde atsana der.
_ula temel kafayı yedun galiba ınegı nereye koyacaguz.
temel:_orası kolay iş arabanun arkasına bagladukmu tamamdur der
olurda olmazsa tartısmaya başlarlar.
temel:_kırkyıllık arkadaşumsun bı dedıgumu yapmayısun der ve dursunu ıkna eder
ineği arabanın arkasına bağlarlar
1. vıdes
2. vides derken
temel:_ula basana gaza der
dursun:_inek ne olacak daaa
temel:_bi şey olmas sen bas gazaaa der
3.4.derken dursun aynadan ineği görür
_ula temel habu inek ölüyo galiba dili dişarda kalmış
temel:_bak bakayım dılı sagdamıdur soldamıdur
dursun:_soldadur der
temel:_ula salak ölmiyi sola sinyal verıı gececk senii
bas gazaaaaaa ;D ;D ;D
 

hamza kutluay

Dîvân Üyesi
Ynt: Biraz da Fıkra...

Hoca'nın hanımı çok gezermiş. Düğün-dernek, bayram-seyran... dolaşırmış.

Hoca'nın dostları:

— Hocam, yenge biraz çok do­ laşmıyor mu? derler.

Ne de olsa hatunu. Hiç laf söy-



letir mi Hoca...

Hiç sanmıyorum, der ve ekler:
O kadar dolaşsaydı, bazen bize de uğrardı...
 

Lamia

Divan Üyesi
Ynt: Biraz da Fıkra...

AH LEYLA!..
Sağlık Bakanı, akıl hastanesini ziyaret ediyordu. Tehlikeli hastalar salonuna girdiği zaman, saçını başını yolan bir adam gördü. Adam şöyle bağırıyordu:
“Leyla.. Leyla…”
Bunun üzerine Bakan, hastanenin müdürüne, adamın durumunu sordu. O da, dedi ki:
“Leyla adında bir kadını seviyordu. Kadın, onunla evlenmeyi kabul etmedi.. O da, çıldırdı.”
Diğer salona geçtiler. Orada başka bir adam vardı ve o da elbiselerini parçalamıştı. Dövünüyor, saçını başını yoluyor ve “Leyla, Leyla” diye bağırıyordu.
Bakan, bu durumu da garipsedi ve müdüre, aynı adın tekrar edilmesinin nedenini sordu. Hastane müdürü bu sefer şöyle dedi:
“Efendim, bu da, o kadınla evlendikten sonra çıldırdı.”
 

kardelen2006

Divan Üyesi
Ynt: Biraz da Fıkra...

Adamın biri Afrikada safariye çıkarken yanına minik köpeğini de almış. Minik köpek;bir gün ormanda dolaşıp ,kelebekleri kovalar,çiçekleri koklarken kaybolduğunu farketmiş. Ne yapacağını düşünürken bir de bakmış ki karşıdan bir leopar geliyor ve belliki günlük yiyeceğini arıyor.
"Şimdi başım dertte"
diye düşünmüş minik köpek. Etrafına bakmış yerde kemik parçalarını görmüş. Hemen arkasını leoparın geldiği yöne dönerek kemikleri yemeye başlamış,bu arada da arkadaki haraketi kestirmeye çalışıyormuş.Leopar tam saldıracakken minik köpek kendi kendine konuşmuş
"Ne kadar lezzetli bir leoparmış.Acaba etrafta bundan bir tane daha varmıdır ki?"
diye sormuş. Bunu duyan leopar bir anda donmuş kalmış ve en yakındaki ağaca tırmanarak dalların arasına saklanmış.
"Tam zamanımda kurtardım yoksa bu köpeğe yem olacaktım"
diye düşünmüş leopar. Bütün bunlar olup biterken bir başka ağacın üstündeki bir maymun olanları izliyormuş. Bildiklerini kullanarak leopardan kurtulacağını düşünmüş. Leoparın yanına giderek neler olduğunu anlatmış.Leopar köpeğin yaptıklarına çok sinirlenmiş ve maymuna
"Atla sırtıma gidip şunu yakalayalım"
demiş. Ancak minik köpek neler olduğunu ve leoparın sırtında maymunla birlikte yaklaştığını fark etmiş.
"Şimdi ne yapacağım"
diye düşünürken kaçmaya teşebbüs etmemiş. Bunun yerine arkasını leoparın geldiği yöne dönerek,kemikleri yemeye devam etmiş. Tam leopar saldıracakken yine kendi kendine konuşmuş;
"Bu aptal maymunda nerede kaldı ? Yarım saat önce bir leopar daha getirsin diye gönderdim hala haber yok".....
 

ZAMBAK

Divan Üyesi
Ynt: Biraz da Fıkra...

Çok güzel olmuş ellerinize sağlık arkadaşlar :)
 

ZAMBAK

Divan Üyesi
Ynt: Biraz da Fıkra...

BİR GÜN AKIL HASTAHANESİNDE TEMEL İLE DURSUN HAVUZ BAŞINDA GÜNEŞLENİRKEN DURSUN ANİDEN HAVUZA DÜŞER. TABİİ BİZİM DURSUN YUZME BİLMİYOR HEMEN İMDADINA TEMEL YETİŞİR VE DURSUNU ÇIKARIR. BUNU GÖREN EDOKTORLAR TEMELİN AKKILLANDIGINA KARAR VERİR VE TEMELİ ODAYA ÇAGIRIRLAR:
TEMEL SANA HEM İYİ HEM KÖTÜ HABERİMİZ VAR DERLEER. DÜN HAVUZDA DURSUNU KURTARDIGINI GÖRDÜK VE SENİNİN AKILLANDIGINI ANLADIK.ARTIK EVİNE DÖNEBİLİRSİN.BİRDE KÖTÜ HABER DURSUNU KURTARDIN AMA DURSUNU ARKA BAHÇEDE ASILI BULDUK.TEMEL HEMEN CEVAP VERİR.:BİLİYORUM UŞAM BEN ONU KURUSUN DİYE ASTIM :)
 

ZAMBAK

Divan Üyesi
Ynt: Biraz da Fıkra...

Delinin birisi bilmeden havuza düşmüş. Bunu da bir başka deli görmüş ve onu kurtarmak için havuza atlamış ve kurtarmış.
Doktorlar daha sonra kurtaranı çağırmışlar ve tebrik etmişler ve:
- Havuza düşeni çağır da, onunla konuşalım demişler.
Kutaran deli de:
- Olmaz, onu kurusun diye astım.
demiş ;) ;D
 

ZAMBAK

Divan Üyesi
Ynt: Biraz da Fıkra...

Çocuk dedesine sormuş:
-Dede ninem ile kaç yıldır evlisin?
-40 yıldır evlat
-Peki ama dede, ben sizi hiç kavga ederken görmedim bunun sırrı nedir?
-Otur evlat anlatayım... Nikahımız kıyıldı. Benim at arabasına ninenin üç-beş eşyasını attık ve bizim köyün yolunu tuttuk. Yolda atın ayağı tökezlendi. 'Bu bir' dedim. Yola devam ederken bir daha tökezlendi, ben yine 'Bu iki' dedim. Köye de epey yolumuz vardı. Bizim atın ayağı bir daha tökezleyince 'Bu üç' dedim ve çektim piştovu, atı orada vurdum. Ben atı vurunca başladı bana söylenmeye:
Biz nasıl gideceğiz. Niye durup dururken atı vurdun. Sende hiç akıl yok mu? Bu eşyaları nasıl götüreceğiz?
Ben de döndüm ninene:
"Bu biiirrr" dedim.
O gündür bu gündür, gül gibi geçinip gidiyoruz.... ;D
 
Z

ZeRRe

Ynt: Biraz da Fıkra...

Amerika'da zencinin biri, pasaportunu kaybetmiş. Aksilik bu ya, o gün de
Türkiye'ye uçacakmis. Kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı!

Hemen almış yerden,
bir bakmış ki Leanardo Di Caprio'nun pasaportu. "Ne olursa olsun," demiş ve
şansını denemeye karar vermis. Çıkarmış Leonardo'nun fotoğrafını, kendi
fotoğrafını yapıştırmış. Uçmuş Türkiye'ye. Atatürk Havalimanı'nda görevli
gümrük memuru Temel'in Karşısına
geçmiş.
Temel, almis pasaportu; adamin ismine bakmış:
"Leonardo Di Caprio"; fotoğrafa bakmış ; bir zenci adama bakmış; aynı
zenci.
Birkaç şaşkın bakıştan sonra öbür masaya seslenmiş: "Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı.
 

kardelen2006

Divan Üyesi
Ynt: Biraz da Fıkra...

Tanrı demiş ki: "Bill senin durumun hakikaten karmaşık. Seni cennete mi
cehenneme mi yollamalı bilemiyorum. Her eve bilgisayar girmesine yardımcı
olarak insanığa katkıda bulundun ama bir yandan da Windows gibi bir
rezaleti de yarattın. Ben de senin özel durumuna göre bir şey yapacağım, cenneti de cehennemi de ziyaret et, hangisine gideceğine karar ver. "Tamam" demiş Bill Gates, "Önce cehenneme bir bakayım." ve inmiş cehenneme. Bir de bakmış berrak sulu bir kumsalda bir sürü güzel kız top oynuyor eğleniyor, güneş
parlıyor hava süper. "Allaah" demiş Bill Gates, "Cehennem böyleyse Cenneti
hakkaten görmek isterim." Ve cennete çıkmış. Bir bakmış, bulutların
üzerinde bir yer, etrafta melekler uçuşuyor, insanlar lir çalıyor, güzelce bir yer
ama Cehennem kadar değil. "Tamam" demiş tanrıya Bill Gates, "Ben cehenneme gitmeye karar verdim." İki hafta sonra tanrı cehennemi ziyaret edip Bill Gates'in nasıl olduğuna bakmaya karar vermiş. Gitmiş Bill'in yanına, Bill
bir duvara zincirlenmiş, alevler içinde karanlık bir mağarada ve zebaniler
işkence ediyor.
- Nasılsın Bill?
- Korkunç! Burası iki hafta önce geldiğim cehennem değil! Kızların oynaştığı o güneşli kumsala ne oldu?
- Tanrı cevap vermiş:
- O ekran koruyucusuydu :))
 

akıncı

Divan Üyesi
Ynt: Biraz da Fıkra...

Erzurum'a bilgisayarın daha yeni gelmeye başladığı zamanlar.Bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır.
Teknik servis elemanı bilgisayarı kurup,programın kullanımını da anlatır.Aradan 1-2 saat geçer işyerinden telefon gelir : 'Kardeşim! Anlattığınız gibi yapirem,fakat program düzgün çalışmiyir?'
Teknik servis elemanı sorar : 'Nasıl yapıyorsunuz?'
-'Senin anlattığın gibi yapıyoruz'
'Hata ne?'
Yazdığım bilgiler kaydetmeme rağmen saklanmir.
Teknik servis elemanı İşlem basamaklarını teker teker anlatın diyor
tamam diyor adam başlıyor anlatmaya:
'Programi açirem.Malın adı bölümüne adını,adedi bölümüne adedini,birim fiyatı vb. yazirem.Sonra senin anlattığın gibi kayıt bölümüne basirem.Ekrana bir yazı geliyir:Kaydetmek istermisiniz ? E/H yazısı çıkir.
Bende diyirem Hee...
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Ynt: Biraz da Fıkra...

Komutan bölüğe bir bilgisayar satın aldırır ancak yazıcı almayı unutur.

Postasını çağırır ve ona 'Git bana bir lazer yazıcı getir' der.

Posta gider bölüğün içinde lise mezunu Karadenizli olup olmadığını sorar.
Sonunda bir Karadenizli bulur ve komutanın yanına getirir.

Komutan postasına şaşkın şakın bakarken,

- 'Bu kim oğlum? ' diye sorar.

Posta, kendinden gayet emin bir eda ile cevap verir:

- Bir tane "laz er yazıcı!" komutanım"
 
Ynt: Biraz da Fıkra...

ferahsan' Alıntı:
Komutan bölüğe bir bilgisayar satın aldırır ancak yazıcı almayı unutur.

Postasını çağırır ve ona 'Git bana bir lazer yazıcı getir' der.

Posta gider bölüğün içinde lise mezunu Karadenizli olup olmadığını sorar.
Sonunda bir Karadenizli bulur ve komutanın yanına getirir.

Komutan postasına şaşkın şakın bakarken,

- 'Bu kim oğlum? ' diye sorar.

Posta, kendinden gayet emin bir eda ile cevap verir:

- Bir tane "laz er yazıcı!" komutanım"

:D :D :D Ah şu fıkraları sesimin çıkabileceği yerlerde okusam ne olur ya!! İçime gidiyo tüm kahkahalar.

Sana bi soru ferahsan: Posta da karadenizli miymiş?
 

sufi

Divan Üyesi
Ynt: Biraz da Fıkra...

Nasreddin hocanın eşi ölünce çevredekiler hocaya bir eş bulmuşlar, daha sonra hocaya sormuşlar “hoca evlenmek istermisin” diye.Hoca kabul etmiş.

Düğün günü gelmiş hoca odaya girince ne görsün ? 3 tane kadın;
biri genç, biri orta yaşlı, biri de ihtiyarlamış.

Hoca düşünmüş ”herhalde orta yaşlı benim hanımdır” diye.
Bir zaman sonra genç olan kalkmış “bana müsade Hatce Hanım” demiş. Hoca ”tamam şimdi ihtiyarda gider” diye düşünmüş.
Biraz sonra orta yaşlı kalkmış ”hadi bana da müsade Hatce hanım” demiş.

Kadın çıkar çıkmaz hoca da ”hadi bana da müsade Hatçe Hanım” diyerek odadan çıkmış.
 

HCRTRMN

Divan Üyesi
Ynt: Biraz da Fıkra...

BABA
Birinci sınıfa başlayan çocuklara öğretmen, babalarının mesleklerini soruyordu :
-Söyle bakalım Tuna, baban ne iş yapıyor?
Tuna :
-Otobüsleri kaldırıyor efendim, dedi.
Bir sıra önde oturan bir çocuk yanındaki arkadaşına yavaşça sordu :
-Pekiyi anlayamadım, neymiş babası?
Arkadaşı büyük bir saflıkla cevap verdi :
-Vinçmiş, vinç
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Benzer konular

xen

Üst Alt