Bu Ülke / Cemil MERİÇ

uLYa

Divan Üyesi
"AYDINLAN VE AYDINLAT"

Bir insanın anne ve babasından söz etmemesi mi daha kötüdür yoksa iyi bahsetmemesi mi bilemiyorum ama Cemil Meriç'in o sevgiyi alamadığını anlamak zor olmuyor.

Yabancı dil öğrenmenin önemi öyle vurgulanıyor ki, bilmeyenlere "zavallı" diyebilecek derecesinde.Kendisi 4 biliyormuş.

Kitapta farklı ve uzak aralıklı tarihlerde yazılmış yazılar var."Anladım mı?" dediği konularla ilerleyen tarihlerle de karşılaştığını ve "Anladım mı?" nın devamını gördüm.

Yorumsuz sadece altını çizdiklerimi yazmaya devam ediyorum..

İlk şiir yazdığı dergide ki mahlası "fırsat yoksulu".

Yazdığı dergi isimlerinden biri hoşuma gitti: "Işkın". Bulabildiğim anlamı: taze,ince dal..

"Ahmet Mithat Efendi, nesillerin tecessüsünü dünya düşüncesine kanatlandıran bir yol göstericidir. Ahmet Mithat fakülte değil, üniversite. Ben onun çocuğuyum."

"Nordau hayatımın meşale kitaplarından" dediği yıllar 22-23 yaşları..

"Zola gençliğimiz tanrılarından.."

"Balzac'a aşıktım. Üstadın en güzel romanları çevirmediklerim. Dört kitap kayboldu, yani iki senem"

"Oynamadı, çocuk olmadı, içine kapandı" kendini yabancı ve göçmen çocuk diye adlandırdı.

"Hotantolar içinde büyüdüm okumak istediğim zaman kitaplarımı yırttılar"

"Ben putperest değilim, kitaba tapmıyorum; içindeki ses, içindeki ışık, içindeki sevgi, içindeki ruh, içindeki çile, içindeki gözyaşı, içindeki tecrübe, içindeki Tanrı çekiyor beni"

"vıcık vıcık ızdırap"

"Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını 'yaşanmaz'laştıranlardır."

"Yığını kolayca kandırabilirsiniz, duyguları hiçbir temele dayanmaz.Yığın düşünmez, maruz kalır, nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçince her mukaddesi unutuverir; büyük bir milletin duyguları ölçülü, düzenli, devamlıdır."

"Kitaplar bileziklerin ondan biri kadar etse beyefendilerimizle hanımefendilerimiz arada bir okumak hevesine kapılırdı belki.Birçokları kitabı ucuz olduğu için almaz."

"Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekanın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek. İçlerinde böyle bir canlılık, böyle bir hayat coşkunluğu duyanlar dünyanın biricik hakimleridir."

"Altın neden toprağın derinliklerinde?"

"Okumak, iki ruh arasında âşikane bir mülakâttır."

"Şüphelerimizi, tereddütlerimizi arzın ve zamanın bütün büyük zekaları çözemezse, dar bir coğrafyanın ve hasis tesadüflerin karşımıza çıkardığı bir insan nasıl çözebilir?"

"Sanatçının görevi, tabiatı örten çirkinlik ve manasızlık örtüsünü şöyle bir aralayıvermek. Bak ve gör demek bize, sonra kaybolmak" (proust)

"Yaşayanları yöneten ölülerdir.Demek ki öldürülmesi gereken ölülerde var."

Avrupa hakkında: "Hangi meselemize aydınlık getirdiler?"
"Büyük bir isticalle ithal edilen bu sahte ilim tek işe yaramış; nesillerin uyanmasını önlemek"

"İlim, gerçeği bölerek anlamağa çalışan, sınırlı olmaya mahkum bir tecessüs(merak)"


"Diyalektik, "değişen'e çevrilen bakış, tezatların ilmi. Diyalektik, şüphe. Daima tedirgin, daima uyanık bir şuur.Tefekkürün tarifidir diyalektik."

"İman mutlak hakikatlerin dünyası.Tefekkür, şüphenin. İbn Haldun, gerçeği, haber ve inşa diye ikiye bölmüştü.Ne kadar haklı..haber kabul edilir, inşa tahkik(araştırmak,incelemek)

Kendini tanıyan Rabbini tanır" Hadis
Hint bilgeleri: "Gökte bir tek ay var, akisleri sonsuz. Her testinin suyunda başka bir ay. O testilerden biri de sensin."

Ahimsa: Hint ahlakının ana ilkelerinden. Kötülüğe sevgi ile mukabele etmek.

"Sürünün önüne geçmek, sürüden ayrılmak mı? Aradaki mesafe uzayınca, evet!"

***

Yunanca'da dahi ile şairin kökenleri bir, ikisi de yaratıcı demek. Dahi ilahi bir cezbedir, eflatun'a göre. Kant için "sanatla kaideler sunan bir meleke", Hegel "gerçek sanat ne öğrenilir, ne aktarılır" diyor.

Kabiliyet ile dehayı şöyle ayırıyor schopenhauer: kabiliyet, belli bir hedefe başklarından daha ustaca ok atmak; deha, oklarını, başkalarının bakışlarıyla dahi ulaşamayacağı bir hedefe saplamak.

Bu cücüler asrı ne dehaya inanıyor, ne fazilete. "Deha bir sümük meselesidir" Leon Paul Fargue'a göre "sanat bir virgül meselesi"; Aragon için "dahinin özelliği, öldükten yirmi yıl sonra salaklara düşünceler ilham etmesidir."

Dahi münzevi bir yıldız; anasız doğan çocuk, anasız doğan ve zürriyetsiz ölen. Zirveden zirveye akseden şarkı.

***

Dante...ve sefalet içinde öldü. Ve elli yıl sonra bir Tanrı olarak kalktı mezarından, bir bayrak oldu; İtalyan birliğinin bayrağı.

***

kronoloji= aptalların tarihi

***

vuslat: sonluda sonsuzu bulmanın sevinci.

***

"Beni de çağırdılar hayat denen şölene.Rebâbımı alıp koştum " tagor

"Kainat sevinçten doğdu, sevince koşuyor, sevinç içinde eriyecek, acıların anahtarıyla açılır sevincin kapakları."

"Bir neye benzesin ömrün, onu nağmelerle doldur."

Tagor, "kavih" adını benimsiyordu. Şair demekti kavih, bilge demekti. Bir nevi meczub-i ilahi..

"fecirle uyanan kuş yalnız yiyecek aramaz. kanatları yorulma bilmeden göğün davetine cevap verir. ışığa neşideler terennüm eden hançeresi.
bizim de şafağa karşı ödevimiz var:
bir olan'ı, renk ve sınıf farkı tanımayan'ı, hepimizi nimete gark eden'i anmak...."

***

"Serâbın büyüsü yok vâhada; rüyası muhteşem suyun, kendisi değil !"

"Yanıldığını kabul etmek, yeni bir hakikatin fethiyle zenginleşmektir. Parçadan bütüne, karanlıktan aydınlığa geçiş."


"Kabusa, geceye, uçuruma koşan kafileler. Bu cihanşümûl hâileyi ibret aynasından seyredemezsin.Devran, çoktan parçaladı aynanı. Sen de kafilenin içindesin: kafanla, etinle, çocuklarınla. Dostlarını çağıracağın arz-ı mevud nerede?"

"Havaya fırlatılan taş konuşabilseydi, kendi arzusu ile yola çıktığını söylerdi." spinoza

***

"Geçen'i, değişen'i, yazıya veya sese kalbetmek, yalanlaştırmak değil mi? Dudaklarımdan çıkarken öyle düşünüyordum.Gülümsediniz.

"Bana hakikati değil, kendini ver. Kendini, yan, rüyanı. Olmak istediğin gibi görün, olduğun gibi değil. Zaten nasıl olduğunu, ne olduğunu biliyormusun?

Her yalan bir yaratış.

Hakikat, kaderin imzasız mektubı."

***

"Mezar taşlarına şiir okumak, güzel; taşlar ayakta dinler sizi. Çölde vaaz etmek mutluluk! Kumlar prestişle ürperir."

"Kim maziyi değiştirmeden anlatabilir ki? "

"Altınlarını cam karşılığı dağıtan Kızılderiliyi hiçbir zaman gülünç bulmadım. Cam, altından daha asil. israil peygamberlerinden beri lanetlenmiş bir maden, altın. Adı, tarihin bütün cinayetlerine karışmış. Pıhtılaşmış kan, insan kanı. Cam güzel, çünkü kirli bir mazisi yok. Cam güzel, çünkü kalbi var, kırılıverir."



not: imla kurallarına uygun yazdığım için kendimi tebrik ediyor, tdk dan ödül bekliyorum: )
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ynt: Bu Ülke / Cemil MERİÇ

çok sağol
ilk başta
''vıcık vıcık ızdırap''sözünü işlediğimiz de ne çıkıyor sizce?
yanlış bir cümle seçimi mi yoksa Bu ülke kitabın da?
 

uLYa

Divan Üyesi
Ynt: Bu Ülke / Cemil MERİÇ

sadece ızdırabı iyi anlatan bir ifade olarak dikkatimi çektiği için yazdım, önüne arkasına bakmak lazım elbette: ) hatta ben vıcıklıktan su+toprak=çamur içinde bi ızdırap düşleyip, ne kadar su içinde olursa olsun o vıcıklığın gidebilemsi için "güneş"e ihtiyaçlara kadar gidip geri döndüm çıkamayınca içinden: )
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ynt: Bu Ülke / Cemil MERİÇ

Sen bir Az –Gelişmişsin

Kıt’aları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar…

Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini,’’Ben Avrupalıyım’’demeğe başladı ,’’Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.’’

Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara ve kulağına:’’Hayır delikanlı’’,diye fısıldadılar,
’’sen bir az gelişmişsin.’’
Ve Hıristiyan Batı’nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir ‘’nişan-ı zişan’’gibi gururla benimsedi aydınlarımız.

Cemil Meriç

( Ve imdi aydınlık adına biz daha üzümden sarhoş olmaz iken karanlığa aydınlık
dediler
diyorlar
diyecekler… )
 

ykps

Divan Üyesi
Ynt: Bu Ülke / Cemil MERİÇ

Gerici, ilerici... Düşünce hürriyeti bu mülevves kelimelerin esaretinden kurtulmakla başlar, düşünce hürriyeti ve düşünce namusu.

- Ya Batılı olacağız yahut Batı kültürünün âzâd kabul etmez sömürgesi.

- Aydın olmak için önce insan olmak lâzım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur; maruz kalmaz, seçer. Aydın, kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan: ‘uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat, hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs.

- Önce kafalardaki keşmekeşi dağıtmağa, metafizik birer orospu olup çıkan kaypak, hain mefhumlara ışık tutmaya çalışalım.

- Kamûsa uzanan el namusa uzanmıştır.

-Yobazlık, Şark’ın nefis müdafaası. Yobaz, samimiyet, yobaz kendini bir nass’a hapseden idrak; bir nass’a, yani sonsuza.
Yobaza düşmanlık, tarihe düşmanlık. Yobaz biziz, en güzel taraflarımızla biz.

- Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını “yaşanmaz”laştıranlardır.

- Kulun bütün haysiyeti: mümin oluşunda. Kul, mümin olunca hukukî bir hüviyet kazanır, dilenciyi halifeye eşit kılan bir hüviyet.

- İmansız ve idealsiz nesiller türettik. Pusuda bekleyen yabancı ideolojiler setleri yıkılan ırmaklar gibi yayıldılar ülkeye.

- Bütün Kur’an’ları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalının gözünde Osmanlıyız; Osmanlı yani İslâm. Karanlık, tehlikeli, düşman bir yığın!

- Umrandan habersizdik, medeniyete de ısınamadık. İnsanlığın tekâmül vetiresini ifade için kendimize lâyık bir kelime bulduk: uygarlık. Mâzisiz, musîkisiz bir hilkat garibesi.


- Avrupa hastadır. Maddeci medeniyet önce Tanrı’yı öldürdü, sonra insanı.

- Mukaddesleri kaybeden bir insanlığın karanlıkta çırpınışı...

- Herkes tarafından anlaşılmak isteyen, hiç kimse tarafından anlaşılmaz.

CEMİL MERİÇTEN SEÇMELER
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ynt: Bu Ülke / Cemil MERİÇ

Itır gülün sesi ,ışık sonsuzun. Geceleri ölüm konuşur karanlıklarda.
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Benzer konular

xen

Üst Alt