Bugün gönlünün okuduğu şiir..

  • Konbuyu başlatan gülücüğüm
  • Başlangıç tarihi

sayih

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Kurtarılamayan




Uzuvlarımı tırmalıyor taraçamdaki harfler
Başımda şiir ağrısı
Sebebe sızlanıyorum çok vakittir
Bir gidişi kurguluyorum zihnimde
Bir kalışı peşi sıra
Kıyama duruyor alnımda damarlar
Dürtüler, yolumu kesiyor gece gece

Bir başıma duruyorum kendimin karşısında
Kimseler bilmiyor muttasıl hüznü
Uzak olan dikiliyor, yakın olan yaslanıyor çepere
Karşıma boylu boyuna sökük sabah uzanıyor
Daralttın alt tarafı bir selamlık ömrümü be hey!
Yetişemedim don vurdu çağlalara
İmsak ettim, ağlayarak

Aklımdan geçirmeliydim bunu
Bir zaman yolumu kesti mektuplar
Kurtaramadım el elinden resmimi
Hiç yürüyemedim sabaha doğru çiy değmiş ağaçlar arasından
Bilmedim dağ başlarında nasıl taşır geceyi insan
Oda dolusu yaşamak düştü ancak gövdeme
Çekemedim, kesif afyondu kara(n)lık

Elimden tutup götüren olmadı
Korktum korktum bir başıma ben
Yeleleri küflenmiş atlar da korktu
Kalmaktan da korktum oysa korktum korktum
Çeviremedim arada kalmalardan kendimi
Üstelik kekemeydi niyazım
Hislerim tozluydu

Her şeye benzettim kendimi
Benzetemedim hiç bir şeyi sana
Tedariksizdim, filikasız
Benzersizce bir uzaktın bende
Yakından kurtarılamayacak olan

Ayşe Eyyüpkoca
 

kardelen2006

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

sayih' Alıntı:
Her şeye benzettim kendimi
Benzetemedim hiç bir şeyi sana
Tedariksizdim, filikasız
Benzersizce bir uzaktın bende
Yakından kurtarılamayacak olan

burası benim olsun ;)
 

rengarenk

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

kalabalık koridorlar
kırık parkeler
çizik aynalar
kayıp ruhlar
cevapsız aramalar...

durun kovalamayın!
zihnimde yer yok
hayır yer almayın
rahat bırakın!

açılın ablalar açılın
yerde yatan biri var
ayaklar altında eziliyor
ayak izinizde ruhu var.

Ayakkabını çakartabilirsin artık!

..
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

YAZILAMAYAN ZAMAN

Herşeyi yazarım da
zamanı yazamam -
o yazar çünkü
beni.

Yazar beni
yavaş yavaş
özenli -
azalta azalta
görkemli -
sanki
dolduracakmış
olduracakmış
gibi.

Halbuki
sıyırıp düşürmüştür
tırnağımdaki çürüğü
parmağımdaki yarayı
kabuk kabuk
geçirmiştir -
geçerken, sanki
çoğalta çoğalta
yazarak
beni:
özenli
görkemli.

Oruç Aruoba
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

DERİNLİK ÇEKİMİ -2

En derini dünyanın kendi uçurumum
Başım dönüyor içimin derinliğinden
Bigün kaldırıp kendimi fırlatacağım
Kendimi kendi içime atacağım

Kartal kanatlarının da bir sınırı var gökte
Uçakların da füzelerin de
Bütün o sınırları aşacağım
Kendimi içimdeki sınırsız boşluğa bırakacağım

Durmadan çekiyor beni bu dipsiz doruksuz uçurum
Gözlerim kararıyor içime bakınca
Atıp kendimi kendime
Derinlik korkusundan büsbütün kurtulacağım

AZİZ NESİN
 

kardelen2006

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet

sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere öü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç


Ahmet Hamdi TANPINAR
 

pembe kelebek

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

ELMA
sen bana gülümsedin
ama hiç bilmedin
ki ben
nasıl ıztırapla
komşunun bahçesinden elmayı çaldım!
bahçevan beni izledi
elmayı sende gördü
sinirle bana baktı
dişlenmiş elma elinden toprağa düştü
ve...
sen gittin
ve ben hala
yavaş yavaş
dinliyorum, izliyorum
ayaklarının sesini dökülmüş yapraklar üstünde
ve ben
hala düşünüyorum...
neden büyük bahçemizde elma yoktu
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

GöLgEm

Benim bir canla sevip
bin özlemle andığım,
Bari gölgeni bırak bana
Su çiçeklerinin en güzel yanları
budur,
Giderken gölgelerini verirler suya.
Güz akşamları dal kıpırdamazken,
Suda halkalanan gözleridir
Sen de gölgeni bırak bana.
Gönlümün bin güzelliğiyle inanıp
sevdiğim,
Güzelliğini burada ince ince aratma.
Bir kıyıya, bir gün inen fırtına gibi
Birdenbire bir şeyler bırak.
Birşeyleri soğut,
birşeyleri yak,
Dağıt birşeyleri,
birşeyleri kur.
Kendini hiç yokmuşsun gibi aratma.

AFŞAR TİMUÇİN
 

seb-i yelda

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam" demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin O'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim..." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…
CAN YÜCEL
 

seb-i yelda

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Gönlümle başbaşa düşündüm demin
Artık sihirsiz bir nefes gibisin
Şimdi taa içimde bomboş kalbim
Akisleri sönen bir ses gibisin

Maziye karıştı sevda yeminim
Bir anda unuttum seni eminim
Kalbimden kalbine bile yok kinim
Bence sende artık herkes gibisin...


NAZIM HİKMET
 

PeJMüRDE

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

seb-i yelda' Alıntı:
Gönlümle başbaşa düşündüm demin
Artık sihirsiz bir nefes gibisin
Şimdi taa içimde bomboş kalbim
Akisleri sönen bir ses gibisin

Maziye karıştı sevda yeminim
Bir anda unuttum seni eminim
Kalbimden kalbine bile yok kinim
Bence sende artık herkes gibisin...


NAZIM HİKMET

İlk defa divan duvarında bir nazım hikmet şiiri gördüm.belki daha yazan olmuştur ama ben ilk defa şahid oldum...
 

PeJMüRDE

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Kakılır bir yerde,kalır oyuncak,
Kurgular biter.
Ölüm…O geldi mi ne var korkacak?
Korkular biter.

Fikir,açmaz artık beyinde kuyu;
Burgular biter.
Unuturuz hayat adlı uykuyu,
Uykular biter.

Biter,herşey biter;ses,şekil ve renk,
Kokular biter.
Kabir sualiyle kapanır kepenk,
Sorgular biter.

Üstad Necip Fazıl Kısakürek(1963)



Bugün bu şiiri okudum,okudum ve okudum...İçimden okudum önce sonra sesli okudum.Ta ki gönlüme işlesinde oradan hareketle beni düşünmeye ve nefis muhasebesi yapmaya sürüklesin diye...
 

pembe kelebek

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

GÜL

gülün tam ortasında ağlıyorum
her akşam sokak ortasında öldükçe
önümü arkamı bilmiyorum
azaldığını duyup karanlıkta
beni ayakta tutan gözlerinin

ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum
ellerin beyaz tekrar beyaz
ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum
istasyonda tren oluyor biraz
ben bazen istasyonu bulamayan bir adamım

gülü alıyorum yüzüme sürüyorum
her nasılsa sokağa düşmüş
kolumu kanadımı kırıyorum
bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı
ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene...

CEMAL SÜREYA
 

seb-i yelda

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Müslümanlık nerde, bizden geçmiş insanlık bile...

Âlem aldatmaksa maksat, aldanan yok, nâfile!

Kaç hakikî Müslüman gördümse: Hep makberdedir;

Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir!

İstemem dursun o pâyansız mefâhir bir yana...

Gösterin ecdâda az çok benzeyen bir kan bana!

İsterim sizlerde görmek ırkınızdan yâdigâr!

Çok değil ancak! Necip evlâda lâyık tek şiâr.

Varsa şayet, söyleyin bir parçacık insâfınız:

Böyle kansız mıydı – Hâşâ – kahraman eslâfınız ?

Böyle düşmüş müydü herkes ayrılık sevdâsına?

Benzeyip şîrâzesiz bir mushafın eczâsına,

Hiç görülmüş müydü olsun kayd-ı vahdet târumâr?

Böyle olmuş muydu millet can evinden rahnedar?

Böyle açlıktan boğazlar mıydı kardeş kardeşi?

Böyle adet miydi, bî-pervâ, yemek insan leşi?





Irzımızdır çiğnenen, evlâdımızdır doğranan!

Hey sıkılmaz! Ağlamazsan, bâri gülmekten utan!...

“His” denen devletliden olsaydı halkın behresi:

Pâyitahtından bugün taşmazdı sarhoş nâ’rası!

Kurt uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi,

Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi.

Lâkin aşk olsun ki, aldırmaz da otlarmış eşek,

Sanki tavşanmış gelen, yahut kılıksız köstebek!

Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı...

Hasmı, derken, çullanmışlar yutmadan son lokmayı!..





Bir hakikattir bu, şaşmaz, bildiğin üslûba sok:

Hâlimiz merkeple kurdun aynı, asla farkı yok.

Burnumuzdan tuttu düşman, biz boğaz kaydındayız!

Bir bakın: Hâlâ mı hâlâ ihtiras ardındayız!

Saygısızlık elverir... Bir parça olsun arlanın:

Vakit çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanın!

Davranın haykırmadan nâkûs-ı izmihlâliniz...

Öyle bir buhrâna sapmıştır ki, zirâ haliniz:

Zevke dalmak şöyle dursun, vaktiniz yok mâteme!

Davranın, zîra gülünç olduk bütün bir âleme,

Bekleşirken gökte yüz binlerce ervâh, intikam;

Yerde kalmış, naşa benzer kavm için durmak haram!

Kahraman ecdâdımızdan sizde bir kan yok mudur?

Yoksa: İstikbâlinizden korkulur, pek korkulur!

mehmet akif




PeJMüRDE' Alıntı:
İlk defa divan duvarında bir nazım hikmet şiiri gördüm.belki daha yazan olmuştur ama ben ilk defa şahid oldum...

bilmem vardır belki de..nazımın sevdiğim şiirlerinden birisi .isimden ziyade hissettiğim önemli.şiirde. aslına da huu nesline de huuu...
 

PeJMüRDE

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Sizin tercihiniz tabi...her telden çalabilirsiniz...Bundan bize ne
 

pembe kelebek

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

AYRILIK VAKTİ

Akşamı getiren sesleri dinle
Dinle de gönlümü alıver gitsin
Saçlarımdan tutup kor gözlerinle
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin

Güneşle köye in, beni bırak da
Küçüle, küçüle kaybol ırakta
Şu yolu dönerken arkana bak da
Köşede bir lahza kalıver gitsin

Ümidim yılların seline düştü
Saçının en titrek teline düştü
Kuru yaprak gibi eline düştü
İstersen rüzgara salıver gitsin

NECİP FAZIL KISAKÜREK
 

pembe kelebek

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;

Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;

Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.

Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa

Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan

Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu

loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum...


muhteşem bir şiir...
 

Türkistan

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Azatlıq Hesreti


Sen deme azatlıq aymış güneşmiş,
O aya, o güne hesret qalmışam.
Heyat sesli küylü, bir keşmekeşmiş,
Doğma sese üne hesret qalmışam.

Menim o yerlerde ayaq izim var.
Seadet aynası beş denizim var.
Vefa xezinesi Firengizim var.
Onun ağ üzüne hesret qalmışam.

Ruhum meydanlara sığmayan alay,
Üç renkli bayrağım qalk ucal haray,
Öpsün tellerini Xelil, güneş, ay,
Men senin üzüne hesret qalmışam.

Uzaq diyardayam, daş gefesteyem.
Bir veten lehine teşne xesteyem.
Mene görüş verin sefer üsteyem.
Balamın gözüne hesret qalmışam.

Çattırın o güle gülzara meni,
İtirsen o yerde gez ara meni,
Gurbette qoymayın mezara meni.
Veten gündüzüne hesret qalmışam.

Xelil sen qayasan, derde dözersen,
Sen Kürsen xan Aras, göy göl xezersen.
Yene o yerleri bir gün gezersen,
Deme sen bu güne hesret qalmışam.


Xelil Rza UluTÜRK
 

kardelen2006

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Halka dediğin dönmez ise
kendini yer bitirir;
Bir yılan ki
kuyruğunu ısırır.
Yılanın gözleri
işte bunu hatırlatır.

Öyle ise
köprü dediğin sahte
bir ayağı orada
bir ayağı burada
iki ayrı isim taşır
iki tarafında
helak eder kendini
iki başlılığını saklayabilmek için
gerim gerim gerilirken derisi
çatır çatır ederken kemikleri
birer birer dökülsün daha iyi
taştan etleri
varsın
köprü yıkılsın
ne geçmişte
ne gelecekte
hemen şuan yıkılsın
bir ismi
öteki isme
bağlamak yerine
tez elden
suya karışsın
varsın
köprü dediğin
su olsun…

Dağ, tepe
bayır, ova
su ve toprak
ateş ve hava
senin kokunla yoğrulmuş
buram buram sen kokmakta
her nefeste
her iç çekişte
ve her özlemde
seni
sade seni
soluyorum
senin karşında utanmaktan değil
seni utandırmaktan
korkuyorum
öyle bir sapa yola
soktun ki
beni
öyle bir yolda rehberlik ettin ki
hep ışığı görmemek için
görüp de
gün ortasında çırılçıplak kalmamak için
yalvardım durdum
en nihayetinde
dönüp dolaşıp vardığım yerde
senden
bir senden
uzak düştüm
ayrı düştüm
belki de ilk kez
o zaman bölündüm…

Bugün sana nazım geçmedi.
Yazık ki bu demde sana nazım geçmedi.

De bana, vuslatımıza daha çok var mı?

Hani halkanın ucunda
kavuşacaktım sana
hani bir iken ayrı düşmüştük
ve çok iken bir olacaktık sonunda
çoktan razı idim oysa
razı idim gecenin matemine
karanlığı fırsat bilene
ve korkaklığıma
ve karabasanlarıma
oyun oynar gibi yaşar giderdim
kuş avlardım
kuşları deli gibi kıskanırdım ya
bırakmadın
bırakmadın ki kendimden kaçayım
koyvermedin
koyvermedin ki sürsün bu devran

Döndü halka
döndü olanca hızıyla
toprak ki siyah bir halka idi
ve geceye saklanırdı bazen
tuttu su ile karıştı
su ki sarı bir halka idi
rengiyle dalaşırdı bazen
tuttu toprağı kucakladı
eğildim suya baktım
suda kendimi gördüm
kendimi sen sandım
sarılmak için atıldım
köprüye hıncım yalan imiş
onu yıkarken suya karıştım
ben oldum

Balçıktan çıktım ben
balçıktan yoğurdum kendimi
içerdeki dışa taştı
dıştaki içe çekildi
görünen görünmeyene sataştı
görünmeyen görünene diş biledi
siyah halka
sarı halka ile yer değiştirdi
çekildim bir köşeye
sessiz sedasız
baktım olan bitene
seni gördüm kaderimde
ebrunun halkalarını saydım
tastamam dört etti
halkalardaki kıvrımları hesapladım
tastamam senin ismin etti
isminin yanına beni de kazı dedim
boyalar isyan etti

Bir de baktım ki
ben ben değilim artık
suretim başka bir suret
ismim bir başkasının ismi
gönlüm ne yöne arar
ben ne yöne
verdiğin emaneti yitirdim yollarda
hata ettim
kusur ettim
affola…

İsimler ki büyülüdür
sade büyülü mü
isimler hem de büyücüdür
sanmam ki çıkmış olsun hatırından
ismini “fasl-ı hazan” koyalım
söndüğü yerde aradığını bulasın
lakin fasl-ı hazan demek
fasl-ı hüzün demek
söndüğü yerde
sana kavuşmam gerek
onun söndüğü yerde
benim tutuşmam gerek…

Elif Şafak / Pinhan (sayfa 214-216)​
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Beyaz

İz!
Beyaz bir ülkeden çıkıp gelen ikiz!
Lacivert çarşaflara buzdan siluetini çizen sonsuzluk
ve giz, Yaklaş!
Beden nerede parçalandıysa kartallar oradadır. Uykunun
beyaz kum tanecikleri gibi dağıldığı bir gün şeffaf
kanatlar seni yerden kaldıracaklar.
Tuz! Buzu çözen formül, kanallardan akan kar ve pus
Beden nerede parçalandıysa kanatlar oradadır.
Dev kanatların yalayıp geçtiği tuz çölleri,
kızgın havanın ve tuzun örttüğü, örterek çizdiği figürler,
prizmatik kuşlar, bale, beyaz değme noktaları....
Kim yaşamını kurtarmaya çalıştıysa kaybedecek. Kim
kaybettiyse bulacak onu yeniden. Fezanın
lacivert bir serap gibi insanları sardığı bir gün
dağınık hafif bir uykudan kalkar gibi
teyelleyeceksin kendini.
Yırtık neredeyse beyaz uyum noktaları oradadır sevgilim.
Uz! Yırtık bir göğün altında yaşıyor muyuz?
İşyerlerini saran beyaz yası
Unla kaplanan hasta yataklarını
Çocukluğun kırık kollu eğitimini düşündüğümde
Bana değdiğinde
O bilinmez elektrikte
Seni düştüğün yerden birisi kaldırdığında
Mutsuz bilincin beyaz kelebekleri savrulduğunda
savrulduğunda
Şok
Elektroşok
Kim rezerve ranzada yattıysa bilir.
Parçalar neredeyse kanatlar oradadır.
Seninle geçirdiğim bütün beyaz anların toplamı bu sevgilim
kendimi bütünlemeyi beklerken diktiğim.

İz!
İkiz bir ülkeden çıkıp gelen ikiz!
Lacivert çarşaflara buzdan siluetini çizen makas
ve sis, Yaklaşma!

Tuz! Tuz ve buz! Kendinden ayrılarak akan kar ve pus!
o beyaz ülkeden çıkıp giden ikizindi
ardından gelen yağmuru dinle şimdi

İkizinle geçirdiğim bütün beyaz anların toplamı bu sevgilim
kendini bütünlemeyi beklerken diktiğim.

Lale Müldür

Hamiş : Aslında bu şiirden ne anladığınızı merak ettim.
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Benzer konular

xen

Üst Alt