Bugün gönlünün okuduğu şiir..

  • Konbuyu başlatan gülücüğüm
  • Başlangıç tarihi
G

gülücüğüm

Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

SANAT

Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek,
Bizim diyarımızda bin bir baharı saklar!
Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek
İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar

Sen kubbesinde ince bir mozaik ararda
Gezersin kırk asırlık mabedin içini
Bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda,
Bize heyecan verir bir parça yeşil çini

Sen raksına dalarken için titrer derinden
Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin
Bizimde kalbimizi kımıldatır derinden
Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin

Fırtınayı andıran orkestra sesleri
Bir ürperiş getirir senin sinirlerine,
Istırap çekenlerin acıklı nefesleri
Bizde geçer en yanık bir musiki yerine

Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun
Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini,
Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun
Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini...

Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken
Yazılmamış bir destan gibi Anadolumuz
Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken
Sana uğurlar olsun... ayrılıyor yolumuz

Faruk Nafiz Çamlıbel
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

BERABERLİK

Sonra Almitra tekrar konuştu: "Peki ya beraberlik?"

Ve o cevap verdi:
"Siz beraber doğdunuz ve hep öyle kalacaksınız.
Ölümün beyaz kanatları, sizin günlerinizi
dağıttığında da beraber olacaksınız.

Siz Tanrı'nın sessiz belleğinde bile beraber olacaksınız.
Fakat birlikteliğinizde belli boşluklar bırakın.
Ve izin verin, cennetlerin rüzgarları aranızda dans edebilsin...
Birbirinizi sevin; ama sevgi bir bağ olmasın,
Daha ziyade, ruhlarınızın sahilleri arasında
hareket eden bir deniz gibi olsun.


Birbirlerinizin bardaklarını doldurun;
ancak aynı bardaktan içmeyin...
Ekmeklerinizi paylaşın; ama
birbirinizinkini yemeyin...
Beraberce şarkı söyleyin, dans edin, coşun;
fakat birbirinizin yalnızlığına izin verin;
Tıpkı bir lavtanın tellerinin ayrı ayrı olup,
yine de aynı müzikle titreşmeyi bilmeleri gibi...

Birbirinize kalbinizi verin; ama diğerinin saklaması için değil;
Çünkü yalnızca Hayat'ın eli, sizin kalplerinizi kavrıyabilir...
Ve yanyana ayakta durun; ama çok yakın değil,
Çünkü bir mabedin ayakları arasında mesafe olmalıdır;
Ve meşe ağacıyla, selvi ağacı,
birbirinin gölgesi altında büyüyemez."


HALİL CİBRAN ERMİŞ​
 

füzun

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Yüzümde hüzünden gölgeler varsa,
O hüzün yüzündendir olsa olsa.
Bilmiyorum, bu yaşamın çoğu yaşanmamışsa,
Yaşanmadığı okunur, şimdi, daldımsa.
Özledikçe yalnız durup-susup baktımsa,
Sorulacakken nedeni nasıl sormadımsa.
Geldiğini umudumla umudla umdumsa,
Geleceğini görüyor-biliyordum, anlattımsa.
O geçip-gitti ora' sına, ben göremedim, baktıysa.
Derim ki şimdi, bir daha gelse de, sorsa.
Sözümle, yüzümle, gözümle dedim, duysa.
Bense buramda onu bekledim oysa.
Yüzümde hüzünden gölgeler kaldıysa,
İçimde örülen duvardan düşmüştür, çatladıysa.
Ö.ASAF
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

EKSİK BİR TANITLAMA

Düşüncemde yanan mum yüreğime vuran ışık
Bildik sevgilerin uzağında büyüyen
Yepyeni bir dünyada açan ilk menekşe
İğreti sevinçlerin hiç mi hiç yaşamadığı
Geleceği bağrında yaratan güçlü toprak
Deli ırmak dik yamaçlardan süzülen su
Çiğ düşen bembeyaz akşamın vurgunu
Bir varlığı bütünüyle anlatan koca kitap
Lambanın çevresinde dönüp duran pervane
Uslu bir yanardağ bağda bir salkım üzüm
Varılmaz doğrusu yetkinliğin sonsuzun
Anılarımı dolduran karasevda yaşadığım
Her duygu ve ben herzaman vazgeçilmez
Bir kesinlik adıyla güzellediğim sevinç
Anlayışım sezişim mantığım gücüm bilgim
Denizlere koşan ırmak yağmura duran bulut
Taze ekmeğim suyum arkadaşım sevgilim

AFŞAR TİMUÇİN
 

kardelen2006

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Yağmur da var
Çok sevdiğim rüzgar da
Bugün Pazar
Daha uyanmadı komşular
Damların üzerinde kuşlar
Daha rahatlar
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru
Yağmur da var
Çok sevdiğim rüzgar da
Daha uyanmadı komşular
Bugün Pazar
Ve ben seni çok özledim

Dışan çıkmak istiyor canım
Tek başına haytalık etmek
Islanmak Pazar sabahında yağmurda
Boş caddelerde dolaşmak
Vitrinlerine bakmak mağazaların
Sinemaların afişlerine
Sokakların isimlerine
Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara
Bir merhaba demek sessizce
Sahilde martılara simit atmak
Otobüslerin ilk seferlerine binmek
Gitmek istiyor canım
Hayatın gittiği yere...

Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine
Fırından taze ekmek alıp
Buğusunu çekmek içine
Ve ben seni çok özledim

Tam böyle bir şey
Çiçeğe su yürümesi
Bebeğin ağlaması
Toprağın uyanması
Yağmurun yağması
Ateşin sıcağı
Bu Pazar sabahı
Tam böyle bir şey
Bir sabahçı kahvesine uğramak
Bir bardak çay
Taze dem kokusu
Hayatın atardamarlarında dolaşmak
Bölmeden şehrin uykusunu
Bir siir yazmak
Pazar bulmacasının boş karelerine
Şiirde tam da bunu anlatmak delice
Tam böyle bir şey
Hesapsız gölgesiz bedelsiz kimsesiz
Bir şiir yazmak
Bir bardak çay içmek
Sokaklarda gezmek
Yağmurda ıslanmak
Ve ben seni çok özledim!.


İbrahim SADRİ
 

füzun

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

I

Düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı bir asker miyim neyim
ekleyip duruyorum sabahları akşamlara
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.

Sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.


II

Kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah, unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.

Sorma,
üstü açık araba
dünya dediğin.


III

Kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe, benim için dua et:
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr şükrü öncüoğlu’ndan üç ayda bir reçete.

Sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.


IV

Acıyan bir şeyim ben buradan çok uzaklarda,
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

Sorma,
siliniyor her şey, hatta uçurtma
takılıp kalıyor göğe.


V

Yakar top oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler, dağları biçen
yolundaydı her şey ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.

Sorma,
kaldım altında
devirince kitabı.


VI

Şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçük odadan
acımı duy, sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.

Sorma
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.

İbrahim Tenekeci
 

füzun

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

ey aşk, yaptığını beğendin mi:
yetimler gibiyim ziyafetten aç dönen
ters yakılan sigara, hemencecik söndürülen-
yoksulluk ile vakit geçer mi…

uyanmış kalmışım, nasıl bir şey bu
toprağa baktım, yerinde yoktu;
şiirden aşağıya attım kendimi
düşerken düşündüm, ölmesem mi.

anlatıyorum, hiç konuşmadan,
buğdayın içini dökmesi gibi…

II...
bugün dalgınım, dün de dalgındım
aç bile değildim aynaya bakmasaydım
dünden kalmış yemekleri yerken ki gönülsüzlük
gibi burdayım…

burayı sevmiyorum, bahsetmişimdir.
unufak olmak iyidir olmamaktan
hiç böyle demedim, yarabbim bilir
bu bozuk güzellik, kalbimi yoran…

bir sandalye çektim zor günlerin altına
ah ama,

kimse yüz vermiyor bana, sandalye bile
beni çağırıyor, yarım kalan ne varsa
bana düşüyor, her yağmur tanesini
suya götürmek, o serin ırmaklara

öyle ya

bir almanı herkes tanır, miğferi varsa
moskofu da tanırlar, yatıp uyumamışsa
bunları şunun için anıyorum burada
kim tanır beni, şaşkınlığım olmasa

bağırıp duruyorum denizin ortasında,
su buradan ne kadar uzakta…
 

Hikmet

0 rh+
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

VEDA

Silahlara veda
Geceye rüyaya ve sana
Yalnızlığın geyik gözlü köşesinden
Düzenlerin çıkmazına

Çizdiğim resmin
Saat kulesi ağlıyor
Ağzım o çeşit yok
Şişe bu çeşit var

Sen bir gece gelsen
Güneş doğmasa
Gitmeden yine gelsen
Bu yeni geleni
Bu bize bakanı
Sana bir anlatsam
Güneş doğmasa
Sandıkların içini göstersem sana
Çizdiğim resmin
Yalnızlığın geyik gözlü köşesinde
Bir rafa koyabilsen
Olup biteni ve onları
Sabaha kadar konuşsak
O ürkek ürkek bakanı sana bir anlatsam
Ateşi karı tüfeği çeksem
Ocağa pencereye kapıya

Kemana veda

Yağmurda şeytan ve şapkası
Silahın ölümünü kutluyorum

Tren kaçırmış gibiyim

Sana veda

Sezai Karakoç
 

Hikmet

0 rh+
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

USTA

Ellerinden değil ayaklarından öpüyorum
Sebebim ustam koca babam
Sana yazıyorum ey gidi ihtiyar
Ellerinden değil ayaklarından öpüyorum

Köylüydün belki ama onurlu mamur
Bilirdin bir çok şeyi bir çok bilenden
Sıcaklar altında orak sallayan
Güneşten kavrulan teni bilirdin
Kendini bilirdin kendini

Onaltı yaşındaydım
Bir gün türkiye tanıyacak diyordum beni
Rençperiydim vahşi ve çılgın saflıkların
Gülerdim benden ileri ve geri olanlara
Dengesiydim her ikisinin
Çocuksu, saf, masum gülerdim
Birazda erkekçe
Onaltı yaşındaydım

Kırıldım belki defalarca bil ki eğilmedim
Utanmadım ruhuma çizilen resmin yırtılışından
Bir gül dalıydım koparılan
Çelik bir kol
Her fırsatta kasırgalaşan yellerinde
Yerlerinde yeller eser diyebilecek kadar büyümüştüm
Kırıldım belki defalarca bil ki eğilmedim.

Bu ezan hangi selaya çıkar baba
Nefesim acıyor.
Sözlerim gözde kaldı artık
Kaşlarım sual.
Duymasın güzellerin gülü can birazdan gideceğimi
Birikmesin gözlerinde intihar yüklü bulutlar
Ben de yolculuk telaşı var.
Bu ezan hangi selaya çıkar baba.

Vurgun yedim baba vurgun
Oltu taşı tesbihim , tütün tabakam ve siyah çakmağım şahit
Bir de yüreğime çizdiğin resmin vardı yanımda
Üç damla kan düştü geceye
Üç damla baldıran zehri
Vurgun yedim baba vurgun

Ben böyle düşünmüyordum ölmeyi baba
Altından azgın suların geçtiği demir köprüde olacaktım
Rakipte olacaktı
İkimizin elinde iki 14'lü ve gece
Birbirimize sıkarak koşacaktık birbirimize
Yıldızlar yağacaktı üzerime
Beni sabaha götüren.
Ben böyle düşünmüyordum ölmeyi baba.

Bir gece düşüme giren ihtiyar adam
"murad olsun söyleyim oğul" dedi
Zafer nerde gizlidir dedim
Ömrüne ömür can güzelin yüreğinde
Peki güneş nerede saklanır dedim
"yavuzun atının ak yelesindeki sırdır oğul" dedi
Bir gece düşüme giren ihtiyar adam.

Burda insanların yalnız ağzı var
Siyah beyaz bir fotoğrafın içindeyim muzdarip
Düşüncelerim kurşuna dizildi sabaha karşı
Esselatu hayrun minen nevm derken ezanlar
Açıldı sonsuza giden yol
Burda insanların yalnız ağzı var.

Ne açtı yüreğini güzellerin gülü can
Ne de beyaz atın yelesindeki sır'a erdim
Ve buyur eyledi ötelerden o ihtiyar adam
Hoş geldin oğlum osman hoş geldin
Ne açtı yüreğini güzellerin gülü can
Ne de beyaz atın yelesindeki sır'a erdim

Osman ÖZTUNÇ
 

Hikmet

0 rh+
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Sûretler Dükkânı

Evet, geçen gün ordaydım.
Sûretler dükkânında
Vitrinde bana sırıtan tasasız gülümsemeyi
Satın aldım umudumun karşılığında.
Artık kimseye asık suratımın hesabını
Vermek zorunda değilim
Acımı rahat rahat çekebilirim
.

Beyza Nur Kurt
 

Hikmet

0 rh+
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

EY HAYAT!

Yaşam bir ıstaka;
gelir vurur ömrünün coşkusuna.
Hani tutulur dilin,
konuşamazsın…


Tırmandıkça yücelir dağlar.
Sen mağlupsun sen ıssız
ve kalbinde kuşların gömütlüğü;
tutunamazsın!

Eloğlu sevdalardan dem tutar,
aşk büyütür yıldızlardan;
senin ise düşlerin yasak,
dokunamazsın.


Birini sevmişsindir geçen yıllarda.
Açık bir yara gibidir hâlâ.
Hâlâ ne çok özlersin onu,
ağlayamazsın…


Yolunda köprüler çürür.
Sesin, sessizlik sanki bir uğultuda.
Savurur hayat kül eyler seni,
doğrulamazsın…


Yapayalnız bir ünlemsin
dünyayı ıslatan şu yağmurlarda.
Her şey çeker ve iter,
anlatamazsın...

Yaşam bir ıstaka,
gelir vurur işte ömrünün coşkusuna.
Sesinde çığlıklar boğulur ama,
bağıramazsın…


Sonra vakt erişir, toprak gülümser sana;
upuzun bir ömrün ortasında
ne hayata ne ölüme
yakışamazsın…


Yazdırmalısın mezar taşına:
Ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın.
Aslında hiç olmadım ben bu oyunda.
Ömrüm beni yok saysın...


Yılmaz ODABAŞI
 

Hikmet

0 rh+
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

İnkılap ümmetinin şânı yakıp yıkmaktır
Size çılgın demeyen varsa kuzum, ahmaktır!
Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir?
Onu en çolpa herifler de becerir.

Bunlar var mı sizin listede hiç benzeri: yok!
Ya ne var? Bir kuru dil, siz buyrun karnım tok!!
Ötmeyin nafile baykuş gibi karşımda, susun.
Mürtecisin be imam? Mürteciyim hamdolsun!..

Mehmet Akif!
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
ANNESİ YOK AKŞAMIN 1.


Kararsız bir yağmurun sıkıntısı desem değil,
bir başka şey bu, ama ne. Tanımlamak gerekirse,
ezberini unutmuş bir çocuğun
alnından öpen
hüzün.

Aşka dair onca hikâyeden sonra adı hakikat konulan
sevgili.
Kalbimin ayazında üşüyen
yıpranmış bir hatıra olsan da şimdi
bak bu yağmurdan bir sicime dizilen kolye,
gözyaşlarımdan yapıldı.

Kendimle konuştukça ikiye bölünen ben, ben bensem,
bendeki öteki kim.
Kendine saklamak sırları, örtmek yaraları,
ah! silahlı dolaşmak arasında dostların.

Annesiz çocuk kedileri kapıma bırakıp kaçan sokak,
girip otursan,
yaslansam dizlerine
konuşsak.

akşamın geceye değen teninde bir ürperti. Akşam ki
gökyüzüne yazdığı bir şiirdir kanatlarıyla kuşların

annesi yok akşamın.
“OYA UYSAL” KİMSELERİN AKŞAMI
 

sokak lambası

Dîvân Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

sen yalnız geceleri yanarsın ey mum,

bense yanarım gündüz gece.

sen yaş dökerek anlatırsın macerayı,

bende herşey bir bilmece.

sen sırrı faş edersin yazık,başın her kesilişte,

ser veririm ben sır vermem,farkımız budur işte. "


iskender pala - leyla ile mecnun
 

nahide

Uzak dur benden lain dünya!
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..


Bitme, bak, içtim, yürüdüm, kederlendim
Denize girdim, üşüdüm, sana geldim.

Düş bitmeden sen bitme.
Bitmeden sevgi gitme…

Bitme! Bak, koştum, savruldum, hep örselendim.
Cıgara ziftlendim, ille de seni sevdim.
Uzaklarda öyle çok kederlendim.

Günler bitmeden bitme.
Bitmeden hasret gitme…

Bu yangın geceler, bu intihar.
Gidersen pa...ramparça yüreğimde ağıtlar!
Bu dolunay gecenin göğsünü yarar.
Benim göğsümde de sana geniş bir yer var.

Düş bitmeden sen bitme.
Bitmeden sevgi gitme.Bitme -
Yılmaz Odabaşı
 

pembe kelebek

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

kaldırımlar
sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında
yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
yolumun karanlığa karışan noktasında
sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum

kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık
evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
bu gece yarısında iki kişi uyanık
biri benim, biri de uzayan kaldırtımlar

içimde damla damla bir korku birikiyor
sanıyorum her sokak başını kesmiş devler
simsiyah camlarını üzerime dikiyor
gözleri çıkarılmış bir aamaa gibi evler

kaldırımlar ıztırap çekenlerin annesi
kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır
kaldırımlar, duyulur sükün içinde sesi
kaldırımlar, içimde uzayan bir insandır

bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta
ben bu kaldırımların istediği çocuğum
aman sabah olmasın bu karanlık sokakta
bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum

ben gideyim yol gitsin
iki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler
tak tak ayak sesimi aç köpekler işitsin
yolumda bir taak olsun zulmetten taş kemerler

ne ışıkta gezeyim ne göze görüneyim
gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
ıslak bir yorgan gibi iyice bürüneyim
örtün üstüme, örtün serin karanlıkları

uzanıverse gövdem taşlara boydan boya
asla bu soğuk taşlar alnımdaki ateşi.
dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya
ölse kaldırımların karasevdalı eşi...

NECİP FAZIL KISAKÜREK​
 

MonoqRan

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Sen benim 17 yaşımsın​
Sen benim onyedi yaşımsın,
Deli çağımsın...
Sen benim ayakkabılarımın arkasına ilk basışımsın .
İlk cigaram, ilk ıslığım, ilk kızgınlığım, ilk aldanışımsın.
Sen benim ilk ütülü beyaz gömleğim ,
İlk şiirim, ilk kavgam ,
Yaşamı ilk farkedişimsin .
Sen benim onyedi yaşımsın...

Yazlık sinemanın kapısında saçları taralı bir oğlan.
Cebinde iki gazoz parası
Gönlüne tarifsiz rüzgarlar dolan .
İki film bu akşam,
Birinde Yılmaz Güney oynuyor, birinde Fikret Hakan.
Bak Suat Sayın söylüyor cızırtılı plaktan:
'...Rüyadır gördüğün bütün düşler ,
Gözlerin aklımı perişan eyler ,
Aşk masalından şarkılar söyler ,
Beni hülyalara salan gözlerin ...'
Yazlık sinemanın kapısında saçları taralı bir oğlan ,
Bir külah çekirdeği, mangal gibi yüreği var, bilesin...

Sen benim onyedi yaşımsın,
Deli çağımsın...
Aynaya ilk bakışım ,
Babamla ilk kavgam,
Evden ilk kaçışımsın.
Serçeleri sevdimse senden,
Minibüslerde muavinlik ettiysem.
'Bir Teselli Ver'i dinlediysem Orhan Gencebay'dan,
Emirgan'da çay içtiysem,
Tophane'de sabahçı kahvelerini öğrendiysem ,
Nerden bildiysem şiirlerini Ümit Yaşar'ın,
Pazar sabahları kapının önünden geçtiysem,
İçimdeki kıpır kıpır bu soluk nereden ...


Sen benim onyedi yaşımsın,
Deli çağımsın...
Okulu ilk asışım,
İlk kez birine gümüş kolye alışımsın.
Sen benim ilk sakarlığım, ilk tuhaflığım, ilk yakalanışımsın.
Sen benim onyedi yaşımsın...


Mahallenin delikanlısı,
Elleri ceplerinde, dudağında ıslığı,
Başında kavak yelleri.
Şarkılar mırıldanıyor.
'Zalimin zulmü varsa sevenin Allahı var' yeni çalıyor 45lik plaklardan.
Hayri Şahin ortalığı kavuruyor.
Mahallenin delikanlısı,
Cebinde iki gazoz parası.
Yüreğinde garip bir pıtırtı
Alışmaya çalışıyor sana alışmaya.
Akşamları işportaya çıkıyor,
Bir defter, bir kalem, bir de çakı alana aynayı bedava veriyor.
Yani günler geçiyor onyedi yaşının bütün tadıyla ...


Sen benim onyedi yaşımsın,
Deli çağımsın...
İlk maça gidişim, Cemil Turan'ı ilk seyredişim, ilk sevincimsin.
Ben anamın muskasını nasıl astıysam göğsüme öyle güvendiğimsin.


Sabahları eskici geçiyor kapıdan
Karşı komşu Nafile Teyze bakkaldan ekmek istiyor
Çocuklar top kovalıyor mahallenin arsasında
Bir bakıyorum cama da iki güvercin konuyor iyi mi,
Herşey güzel oluyor.
Bu hengame nasıl yakışıyorsa İstanbul'a bana da aşk öyle yakışıyor.
Anam koş kapa diyor muslukları,üç gündür akmayan sular geliyor.
Ben onyedi yaşındayım, hayat benden yana duruyor ...



Sen benim onyedi yaşımsın,
Deli çağımsın...
Sen benim ayakkabılarımın arkasına ilk basışımsın.
İlk cigaram, ilk ıslığım, ilk kızgınlığım, ilk aldanışımsın.
Sen benim ilk ütülü beyaz gömleğim,
İlk şiirim, ilk kavgam, yaşamı ilk farkedişimsin...


Sen benim onyedi yaşımsın,
Sen benim, sen benim, sen benimsin.
Sen benim herşeyimsin.
Hiçbirşeyimsin, hiçbirşeyimsin..


İbrahim Sadri
 

Hikmet

0 rh+
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

Ayrılıklar...

Karadenizde gemilerin mi battı,
Ağzını bıçaklar açmaz,
Üzüntüdesin gayet.
Sen sızlanmışın çok mu,
Bize edebiyat öğretmeni anlattı:
Neyler bile etmiş şikayet.

Baktın ki olacak gibi değil,
Unuttu diyelim nihayet;
Yine de bulunur tesellisi:
Dünyada başka kız yok mu,
Elini sallasan ellisi -
Mesele bundan ibaret.


Behcet Necatigil
 

pembe kelebek

Divan Üyesi
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

aşıkan aşk hakikatta tarikat yoludur
zahida her elifi sinede vahdet yoludur

nola yerden goğe ah eylesem ol mahı görüp
görünen ah değil mihro muhabbet yoludur

başımız kuhı elem oldu görünen iki kaş
birisi rah_ı fena o biri gurbet yoludur

aşk derbendi imiş didei aşık bu gönül
kurban_ı gam u enduh u meşakket yoludur

gafil olma yol eri yolda gerek ey Yahya
aşk yolunda ölüm aşıka vuslat yoludur

TAŞLICALI YAHYA​
 

Hikmet

0 rh+
Ynt: Bugün gönlünün okuduğu şiir..

HEP BÖYLE

Anlaşıldı kara günler için doğmuşuz,
İçli dışlı olmuşuz acılarla.
Aydınlığın dar kapılarından
Geçemeyiz güle oynaya
Bayram kaçağıyız.

Topladığımız gönül çiçekleri
Kucağımızda sararıp solar
Utanır da veremeyiz
Sunamayız dilimiz dolaşır
Oysa neler düşlemişizdir geceden.

"Hepimiz…" diyor sevgili kızım
Yeni yıl için çektiği telde,
"Esenlikler dolu günler dileriz!"
Benim de en içten dileğim bu…
Daha çoğuna yetmiyor ki, gücümüz.

Hep böyle sevgili kızım,
Yıl boyu,
İçiçe olacağız düşlerimizle…
Biz dileklerle doğar,
Yaşar gideriz, hep dileklerde.
Mutluluklar esenlikler ne varsa
Hep veresiyesinde yeni yılların,
Günebakanız, ayçiçeğiyiz!


Rıfat Ilgaz
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Benzer konular

xen

Üst Alt