Bugün gönlünün okuduğu şiir..

  • Konbuyu başlatan gülücüğüm
  • Başlangıç tarihi

EnesBey

Dîvân Üyesi
Dilhun naz makamindadir ona caizdir bi aralar bende oralardaydim cok eakiden tabi
 

Mina

Eskici...
KARA HABER


Ellerin yurdunda çiçek açarken
Bizim ile kar geliyor kardeşim.
Bu hududu kimler çizmiş gönlüme?
Dar geliyor, dar geliyor gardaşım.



Güzel olmuş sıra sıra söğütler,
Dağ ardında unutulmuş şehitler.
Hürriyete seymen giden yiğitler,
İki gidip bir geliyor gardaşım.



Üç aylık bebekler tutuldu taşa,
Düşmanlar geriden eyler temaşa.
Yaratan böylesin vermesin başa,
Zor geliyor, zor geliyor gardaşım...


Abdurrahim Karakoç
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
ER MEKTUBU

O elinde tuttuğun zarf
Bir ihanet anında örülmüştür
Ve zarfın içindeki kağıt
ER mektubudur görülmüştür
Doğum günüm bu gün 3 Aralık
Ve şafak karanlık
Bu mektubu sana yazıyorum anne
Dün sevdiğimle ayrıldık
Son mektubuymuş bana yazdığı
Bir daha yazmayacakmış
Demek sevda ayrılığa bir ay dayanırmış
Ve asker ocağında terkedilmek de varmış

Bu mektubu sana yazıyorum anne
Bu gün doğum günüm 3 Aralık
Ve şafak karanlık

3-5 nöbetindeydim dün gece
Bir şarjörün boşluğunda içtim son sigaramı
Ve yorgan gibi üstümü örttü kar siperde
Sabaha karşı biraz içim geçmiş
Hayalin gözümün önüne geldi anne
Kızkardeşimi de verdiğinden beri sevdiğine
Bir ben bir de sen kaldın geriye

Üzülme anne üşümüyorum
Bekliyorum elim tetikte
Bekliyorum memleketi ve seni
Ve artık beklemiyorum beni beklemeyen sevdiğimi
Beklemiyorum yüreğimi ve aşkımı
Soğuk siperde yalnız bırakan sevgiyi
Ve bekliyorum anne elim tetikte
Eğer girerse menzile vurup öldüreceğim
Hem aşkı hem sevgiyi

Geçen gece karakolu bastılar
Kurşunlar yağmur gibi yağdı üzerimize
Garip gelecek belki sana ama
Ortalık bayram yeri gibi oldu anne
Biliyormusun o an hiç korkmuyorsun
Herkes kendini bir sipere atıyor
Ve gecenin karanlığında kurşun yerine
Işıl ışıl yıldızlar yağıyor sanki üzerimize
Ve ölüm aklımıza bile gelmiyor anne
Yıldızlar yagıyor üzerimize
Ve kurşundan yagmurlar
Ama sadece şehitler ıslanıyor anne
Canlar canlar gidiyor
Canlarkimbilir ne zaman bahar

Doğum günüm 3 aralık
Hiç saymadım kaç günüm kaldı ana
Daha şafak karanlık
Yeni yeni bitmeye başladı dede torun muhabbetleri
Ve yeni yeni öğrendim tokat yememeyi
Biliyormusun anne zamanla herşeye alışıyor insan
Akşam postalları boyayıp yatmaya
Sabah iştimaya kalkmaya
Barut kokusuna,tüfege,havai fişege,nohuta ve kara şimşeğe
İnsan herşeye alışıyor anne
Hele birde olmasa şu çarşı izni
Doyasıya yemek yemek ve eşe dosta telefon etmek bir deolmasa
Herşeye alıştımda bir
Alışamadım sevdiğimin başkasına gitmesine
Benden saklama anne
Sende biliyorsun 1 haftaya kadar
Nikah masasına oturacağını
Kızma ama anne
Bu terk ediliş ya firara gebe yada bir daha hiç dönmemeye
Sitemimm sana deil anne
Ama bu terk ediliş ya firara gebe yada bir daha hiçdönmemeye
Geçen gece gene karakolu bastılar
Kurşunlar yine yagmur gibi yagdı üzerimize
Belki garip gelecek sana ama
Ortalık bayram yeri gibi oldu anne
Biliyorumusun o an hiç korkmuyosun
Herkes kendini bir ispere atıyor
Ve gecenin karanlığında
Kurşun yerine ışıl ışıl yıldızlar yapıyor sanki üzerimize
Ve ölüm aklına bile gelmiyor anne
Yıldızlar yağıyor üzerimize
Ve kurşundan yağmurlar
Ama sadece şehitler ıslanıyor anne
Canlar canlar ne zaman bahar
Canlar canlar ne zaman bahar
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Ölenler
döğüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!

-Nâzım Hikmet- umudu lazım şimdi hepimize.
 

Dilhun

Dîvân Üyesi
Ey, benim iyimser hâllerim,
çabuk aldanışlarım, hep inanışlarım,
alttan alışlarım, hatayı hep kendimde buluşlarım,
değmeyecekleri kafama takışlarım,
yoktan yere, akıp giden gözyaşlarım, herkesi, insan yerine koyuşlarım,
hepinize elveda…
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
BİLEMİYORUM
Bilemiyorum yıllardır neredeyim?
Her gün yediğim ekmek, susayıp içtiğim su,
Kolundan tutup gitmek istediğim kadın,
Yaşamak kaygısı, gök hasreti, ölüm korkusu,
Ve Rabbim senin adın!
Yıllar var ki içindeyim hayatın.
Anıyorum gençliğimi, özlüyorum
çocukluğumu,
Fakat bilemiyorum yarını.
Bilemiyorum Rabbim, maksadını, kararını.
Hepimiz işte dünyadayız,
Yataktaki hastamız, topraktaki ölümüz;
Neyiz, ne olacağız?
Bir şey bilmiyorum...
Nefes almaktayım yalnız.
Rabbim! beni yaratmışsın,
İnsan şeklinde görünürüm,
Terlerim yazın, üşürüm kışın,
Düşünürüm, düşünürüm...

Ziya Osman Saba, Geçen Zaman / Nefes Almak, Varlık Yayınları, 1991 İstanbul, s. 16. Şiir: 1940.
 
Son düzenleme:

Dilhun

Dîvân Üyesi
Geldim bu garîb yurda, medhûş
Feryâdımı yok mu eyleyen gûş

Yâ Râb, bu nasıl cihân-ı hâmûş
Bir "yok" diyecek sadâ da yokmuş
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Seni düşünmek güzel şey
Ümitli şey
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
Fakat artık ümit yetmiyor bana
Ben artık şarkı dinlemek değil
Şarkı söylemek istiyorum

Nâzım Hikmet
 

Simurg

sabır & edeple
Sanma şâhım / herkesi sen / sâdıkâne / yâr olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyâr olur
Sâdıkâne / belki ol / bu âlemde / dildâr olur
Yâr olur / ağyâr olur / dildâr olur / serdâr olur

Yavuz Sultan Selim Han
 

Simurg

sabır & edeple
nil'de bir sandal

asya'ya vurgunum doktor, elimde değil
afrika'ya da içim gidiyor
buram buram buhara kokuyor düşlerim
ve çöl
ve madagaskar
vesaire

anlıyorum doktor, avrupa bizim kaderimiz
külahım heyecanla dinliyor seni
nil'de bir sandal olmak geçiyor içimden
ve çöl
ve madagaskar
vesaire ..

Hakan ALBAYRAK
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Yüzümüz Hep Okyanus

Hep böyle yalnızlığı rüya gibi uyutup
Tozdan ve yalnızlıktan bir dünya kuruyorsun
Yıllar yılları bekler, hesaplar yarım kalır.
Salınır da bir sancak alnımızda savrulur
Anısı yok bu hüznün zafer nârâsı medet
Savaş bu unutmayın şimdi burçlarda hilal

İçimde çatırdayan bir ruhu duyuyorum
Ne güzelmiş beklemek bir kale kapısında
Ben böyle bir direnişi nerede olsa tanırım
Boşlukları doluyor bitmemiş savaşların
Kahır gelip de birden kıyıya yanaşıyor
Yelkenler şimdi fora açık deniz kalbimiz


Mevsimler gözlerime binbir otağ kuruyor
Sürgün bir yaralıya şifa oluyor yollar
Dağlardan ve yollardan geçiyoruz ansızın
Gök devriliyor sanki kıldan ince bir sesle
Bir yamaçtan aşağı şehrin yüzü çok mavi
Meydanlar gümbürdüyor bu ne güzel bir sefer

Sana, bana, dünyaya bir tutam direnç gerek
Belki dağılır bulut, yüzümüz hep okyanus.

MUSTAFA UÇURUM
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Özlediğin Gidip Göremediğindir
Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin

Özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen

Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin

Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen
O.Aruoba
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Özlediğin Gidip Göremediğindir
Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin

Özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen

Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin

Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen
O.Aruoba
Ne kadar da beni anlatan bir şiir olmuş. Üzerime alınıyorum. ;)
 

Benzer konular

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt