Bugün gönlünün okuduğu şiir..

  • Konbuyu başlatan gülücüğüm
  • Başlangıç tarihi

ferahsan

Dîvân Üyesi
İbnülemin Mahmud Kemal İnal'ın Son Hattatlar eserinden sizin için bir sayfa açtım:

Etti eser aşk cânıma
Var bir sözüm sultânıma
Mahfice gelsin yanıma
Var bir sözüm sultânıma

Ben kiminle gönül eğleyim
Sensiz cihanı neyleyim
Makbûl olursa söyleyim
Var bir sözüm sultânıma

Ağyâre etme rağbeti
Lütfen unutma İzzeti
Korkma uzatmam sohbeti
Var bir sözüm sultânıma

Hâfız Ahmed İzzet Efendi
 

adlena

Dîvân Üyesi
Geçsin günler, haftalar,
Aylar, mevsimler, yıllar…
Zaman sanki bir rüzgâr
Ve bir su gibi aksın…
Sen gözlerimde bir renk
Kulaklarımda bir ses
Ve içimde bir nefes
Olarak kalacaksın…

Enis Behiç& Hatıra
 

adlena

Dîvân Üyesi
Ne çıkar ben bir kapıyı açsam…
Açmasam ne çıkar ?
Çarpıp gitsem ?
Ardındaki odalar çoktan yitmiş,
Kapılar yansa, ne çıkar…

Reşat Nuri Güntekin
kulkpıynk.jpg
 

adlena

Dîvân Üyesi
Nedir sevgi
İlahi bir iş olduğunu işittik...
İnandık buna öylece
Duyduk ki, bir kutsal yıldızmış
Kapalı kapılar önünde

Her akşam onu bekledik

Nizar Kabbani

KPLRULKS1000010.jpg
 
Son düzenleme:

adlena

Dîvân Üyesi
"yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı
aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe,
alışkanlıkların sınırlarını aşmadıkça zaman zaman,
yaşamak nasıl yenilik olur tükenmek değil de?"
"seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar katından?"
"kim kimi ne kadar anlayabilir ömür hanım?"
"kim kimin derinliğini görebilir, hem hangi gözle?"
"kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki?"
"sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın ömür hanım?"
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
"Seni marifetli sanacaklardı
karşısında uçurumlar çağıldamayan herkes
seni marifetli sanacaklardı
kalbini
rehnedebilseydin eğer."
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Varlığın cinayettir memleketimde işlenen
Akıtır kanını asil pehlivanların
Yokluğun sükûnettir kuşatır evrenimi
Varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın
Şimdi yıldızlardan bakamıyorsun
Göklerinde bir Belkıs otururdu Rüveyda
Binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
Güneş bir anne gibi dururdu başucunda
Artık dokunamıyor kâkülün bulutlara
Karalara bürünmüş saçlarında dolunay
Ben bu kadar zulme lâyık mıyım Rüveyda
-Nurullah Genç-
 

adlena

Dîvân Üyesi
Kimi seçse öbürünü kaybeden çocuklar
Oyuna girmeden sobelenip çıkarlar
Dişlemeden bir elmayı, mahzunca
Yok yere cennetten kovulurlar

E.Akyüz
 
Son düzenleme:

adlena

Dîvân Üyesi
Bahçemizin halinden
Baharımı kıyasla.
Zambaklar verem olmuş,
Kırmızı güller yasta.
Eller yüzler simalar
Resimler aynı değil.
Baharlar bile değişmiş,
Artık her şey bir başka

Ömer Hayyam
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Annemin bana öğrettiği ilk kelime
Allah, şah damarımdan yakın bana benim içimde

Annem bana gülü şöyle öğretti
Gül, Onun, o sonsuz iyilik güneşinin teriydi

Annem gizli gizli ağlardı dilinde Yunus
Ağaçlar ağlardı, gök koyulaşırdı, güneş ve ay mahpus

Babamın uzun kış geceleri hazırladığı cenklerde
Binmiş gelirdi Ali bir kır ata

Ali ve at, gelip kurtarırdı bizi darağacından
Asyada, Afrikada, geçmişte gelecekte

Biz o atın tozuna kapanır ağlardık
Güneş kaçardı, ay düşerdi, yıldızlar büyürdü

Çocuklarla oynarken paylaşamazdık Ali rolünü
Ali güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar kahraman

Ali olmak bir hedef her çocukta

Babam lambanın ışığında okurdu
Kaleler kuşatırdık, bir mümin ölse ağlardık
Fetihlerde bayram yapardık
İslam bir sevinçti kaplardı içimizi

Peygamberin günümüzde küçük sahabileri biz çocuklardık
Bediri, Hayberi, Mekkeyi özlerdik, sabaha kadar uyumazdık

Mekkenin derin kuyulardan iniltisi gelirdi

Kediler mangalın altında uyurdu
Biz küllenmiş ekmekler yerdik razı
İnanmış adamların övüncüyle
Sabırla beklerdik geceleri

Şimdi hiçbirinden eser yok
Gitti o geceler o cenk kitapları
Dağıldı kalelerin önündeki askerler
Çocukluk güzün dökülen yapraklar gibi

Sezai Karakoç
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Geceler
Kimi zaman hiç uyanmamış
geceler ertesinde ,
Pazartesiler Cuma
oluyor, cUmalar pazar .
Aylar geçiyor , değişiyor
mevsimler; hiç yaşanmamış gibi
Oysa ne çok sene birikti ardımda.
Bilmiyorum ki birikecek
mi bir bu kadar daha?

*****

Ardıma dönüp bakıyorum da ,
Dallarımı kıran rüzgarları Bile
affetmişim ama bir kendime uzanmamış
ellerim.
Yastıklarım kuş tüyüymüş de
,ağır gelmiş düşüncelerim.
Biriktirdiğim keşkeler, ardımdan biLe
SöyLENmEYE yetermiş.
İşte bütün heveslerim ,genellemelerin
için de yitip gitmiş.

*****

Oysa ne çok cümlelerim vardı benim .
Her şeye inat , yüreğimi
ısıtan ne çok hayalim .
Biliyorum , bu kadar kırılgan
olmayı kaldırmıyor hayat .
Her TöKezleyişte
kendi içine saklanınca
,sıvazlamıyor sırtını.
Pencere önü çiçekleri
değiliz ki, anlayışlı bir el
alıversin bir çırpıda içeri.
Hadi aldın diyelim , gün ışı
olmadan nekadar yaşana bilir ki ?

Ahmet Haşim
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
“Beri gel güle katran damlatan aşk kirinden
Uzak dur ihtirasın o mağrur şiirinden
Çemenzârı inciten her belâdan uzak dur
İçindeki bin yüzlü Kerbelâ’dan uzak dur”
 

Bir Şûh-i Sitemkâr

Dîvân Üyesi
"yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı
aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe,
alışkanlıkların sınırlarını aşmadıkça zaman zaman,
yaşamak nasıl yenilik olur tükenmek değil de?"
"seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar katından?"
"kim kimi ne kadar anlayabilir ömür hanım?"
"kim kimin derinliğini görebilir, hem hangi gözle?"
"kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki?"
"sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın ömür hanım?"
Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim..
 

Bir Şûh-i Sitemkâr

Dîvân Üyesi
Bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü,
Alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim.
Değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü,
Kimlerin rüyasına girdiğini bilirim.
F.N.Ç
 

Bir Şûh-i Sitemkâr

Dîvân Üyesi
Biz mi
Yaşıyoruz işte...
Hepimizi alçaltan bir dünyayı
Sevmeyi öğrendik sonunda
İyi insan olduğumuz zamanlardan
Sessiz bir yara derinimizde
Zorbamızın merhametinden
Bir gelecek umudu
Bir utanma duygusu
Konuştukça kalbimizde soğuyan
Ruhumuzda taşa dönmüş
Bir ana rahmi yalnızlığı
Her sözümüzde bir ölüm ıslığı
Saçaklı bir korku
Ne rüyalarımızda başka bir hayat
Ne evlerimizde bir sevgi hatırası
Ne yıldızların şarkısı başımızın üstünde...
Ölüm ne ki
Yaşıyoruz .

Ş.E.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Senden sonra 23 şehir gezdim.

3 kilo aldım.

Saçlarımı 6 kez boyadım.

Dünya bilmem kaç 365 günde bilmem kaç dönümünü tamamladı.

Darbe oldu.

İhtilal oldu.

Barış gelmedi.

Savaş bitmedi.

Seni özledim.

Iltica edecek tek yer bulamadım.

Gittiğim her yerde senden bir nefes bıraktım.

Belki yürürsün aynı sokakta.

Ayak izime denk düşer ayak izin.

Belki saçına değer nefes.

Belki sen de bir gün özlersin diye, seni uzakta bıraktım.

Seni uğurladım.

Sana kavuştum.

Seni terk ettim.

Bilmem kaç kilometre yol gittim.

Evren kaydı.

Sen göğüs kafesimden milim kaymadın.

Ezel Rose Manaz
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Benzer konular

xen

Üst Alt